Bugün
sağlık, ağız sağlığı, diş sağlığı, kadın sağlığı, hastalıklar, beslenme, zayıflama, diyet, sağlık bilgileri, şifalı bitkiler, besinler

Alerji Nasıl Geçer

Cumartesi, 4 Şubat 2012
Alerji Nasıl Geçer

Alerji Nasıl Geçer

Herhangi bir rahatsızlığın alerji olup olmadığını anlamak için öncelikle uzman hekimler tarafından muayene edilip alerji ve nelere karşı alerjisi olduğunu anlar. Alerji ve alerji nedenlerini, alerjinin nasıl geçecegini sitemizden öğrenebilirsiniz.

Alerji Nedir?

Alerji, çevrede bulunan zararsız maddelere karşı vücudun yanıt vermesi ile ortaya çıkan genetik olarak kalıtılan bir hastalıktır. Bu maddelere alerjen denir. Vücuttaki bağışıklık sistemi alerjenlerin varlığını saptayarak bunlara karşı koruyucu bir reaksiyon oluşturur. Bir çok hastada bu durum bir sorun yaratmaz. Ancak bazılarında bağışıklık sistemi aşırı aktiftir ve normalde zararsız olan maddeleri tehlikeli olarak anlıgılayarak aşırı reaksiyon göstererek enflamasyona neden olur. Bu enflamasyon alerjik rinit olarak adlandırılır.

Alerjinin belirtileri nelerdir?
Alerjinin an sık belirtileri burun akıntısı, tıkanıklığı ve burun kaşıntısı, gözlerde kaşınma, astım, sık tekrarlayan sinüs ve kulak enfeksiyonlarıdır.

En sık alerjenler nelerdir?
Bilinen alerjenler daima vardır. Bunlar ev tozları, ev hayvanlarının tüyler, yiyecekler, yün, evde kullanılan çeşitli kimyasallardır. Bu alerjenlere karşı gelişen belirtiler özellik evin kapalı olduğu kış aylarında daha fazladır.
Mantar sporları polenler kadar alerji problemlerine yol açarlar ve hem ev dışında hem de ev içinde büyürler. Ölü yapraklar ve çiftlik alanları ev dışında büyüyen mantarlar için önemli kaynak oluştururken evde yetiştirilen bitkiler, eski kitaplar, banyolar ve rutubetli alanlar ev içinde mantar oluşumuna kaynak oluştururlar. Ayrıca mantarlar yiyeceklerde, peynir ve fermente içeceklerde de bulunur.
Mevsimsel alerjiler ağaçlara, çimen ve yabani otlara bağlı oluşurlar. Renkli ve göze batan çiçekler nadiren alerjiye neden olur, çünkü bunların polenleri havaya yayılamayacak kadar ağırdır.

Kalıtım yoluyla alerjiye fazlasıyla istidatları olan çocuklarda alerjiler önlenebilir mi ?
Evet. Bu gibi çocuklara kaynatılmış ve koyu süt verilmelidir. Bu gi­bi sütler çiğ sütler kadar i alerjiye neden olmazlar. Çocuklara veri­lecek yeni gıda maddeleri bebeğe birer birer verilmelidir. Böylece anne, hangi gıda maddesinin çocuğa alerji yapacağını tespit et­me imkânını bulabilecektir. Yumurta ve balık gibi katı gıda mad­deleri bebeğe daha sonraları verilmelidir. Çocuğun yatak ve oyun odası mümkün olduğu kadar tozlardan arınmış olmalıdır. Kedi, kö­pek ve hatta doldurulmuş hayvan oyuncakları bile çocuklardan uzak tutulmalıdır. Çocuğa bakan doktora çocuğun ailesindeki alerji durumu bütün ayrıntılarıyla anlatılmalıdır.

Alerjiler kalıtım yolu ile geçebilir mi ?
alerji uzmanlarının büyük çoğunluğu alerjinin kendisinin değil, fakat alerjiye istidada kalıtım yoluyla geçebileceğine inanmakta­dırlar. Bu demektir ki anne veya babası alerjik olan bir çocuğun ailelerinde alerji olmayan çocuklardan çok daha yüksek bir oran­da alerjik olma ihtimali vardır.

Çocuklar anne ve babalarında olan alerjilerin aynılarına mı yakalan­maya meyillidirler ?
Kati surette değildir. Anne ve babalardan biri saman nezlesinden alerji gösteriyorsa çocukta astım, egzema veya başka alerjik du­rumlara rastlanabilinir.

Annesi ve babası da alerjik olan bir çocuk, anne ve babasından yal­nız biri alerjik olan bir çocuktan daha mı fazla alerjiye kapılabilir ?
Evet. Bunların alerjiye kapılmaları daha erken ve alerji türleri da­ha ciddî olur.

Anne ve babadan ikisi de alerjik ise bunların çocuklarının alerjik ol­ma ihtimalleri nedir ?
Bunların yüzde ellisi alerjik olacaktır. Anne ve babadan yalnız bi­ri alerjik ise çocuğun alerjik olma ihtimali yaklaşık % 25′tir.

Alerjiler kendiliklerinden yatışır ve böylece tamamen geçer mi ?
Evet, ama bu pek az görülen bir olaydır.

Alerjiler tedavi edildikten veya durdurulduktan sonra tekrarlar mı ?
Bazen evet. Bu daha çok görülebilir ve hasta yeni bir hassasiyet­ten alerjik olur.

Alerjiler öldürücü olur mu ?
Alerjiden ölenlere çok az rastlanır. Ancak alerjiler rahatsız edici­dir ve zahmetlidir. Bazen bir ilâca karşı alerji ölüme neden olabi­lir. Fakat bu çok az rastlanan bir olaydır.

Alerjiler belli mevsimlerde mi kendilerini gösterirler ?
Bazıları öyledir, bazıları da değil. Saman nezlesi vakaları genellik­le yabanî otlar ağustos ve eylül aylarında tozaklanmaya başladık­ları için kendilerini gösterir. Otlara karşı alerjik olanlar ise mayıs ve haziran aylarında alerjik olmaya başlarlar. Çünkü otlar o mev­simde daha çok tozaklanırlar. Gıda maddelerine, ilâçlara, hayvan kıllarına veya evlerdeki tozlara karşı allerj ilerin mevsimleri yok­tur.

Tozaklamalar nedir ? ,
Bunlar çiçeklerden, ağaçlardan, otlardan ve yabanî otlardan çıkan mikroskopik boyda incecik, pudra biçiminde, sarı renkte zerrecik­lerdir.

Alerjiye yakalanmakta yaş grubu var mıdır ?
Hayır. Alerji her yaşta gelebilir. Ancak alerjinin en sık ortaya çıktığı yaş çocukluk çağıdır.

Alerjiler nezleler gibi bazen bulaşıcı olur mu ?
Hayır, alerjiler insanlarda temasla bulaşmaz.

Yıllardan beri hiçbir şikâyeti olmayan bir insan nasıl oluyor da birden bire bir alerjiye yakalanabiliyor ?
Bazı olaylarda belli maddelerle uzun süreli temaslar sonucu bir alerjinin gelişebileceği bilinen bir gerçektir. Ayrıca, daha önceden hiçbir alerji belirtisi göstermemiş bir kişinin duygusal sıkıntılar­dan, aşırı yorgunluktan ve enfeksiyonlardan dolayı alerjik belir­tiler göstermesi mümkündür. Ergenlik çağma girişte, âdetlerin ke­silmesinde veya gebelik durumunda meydana gelebilecek değişik­likler alerjik dengeyi bozarak, bir alerjinin ortaya çıkmasına ne­den olacak hastalık belirtileri getirebilir.^
Bir insanın alerjik olması için, hayatı boyunca alerjiye meyilli oldu­ğu doğru mudur?
Evet. Bir sıkıntı veya karışıklıktan dolayı alerjik dengesi bozulun­ca kendisinde bir alerji gelişecektir.

Alerjiler psikosomatik midir (akıl ile beden arasındaki ilişki) ?
Üzüntü, korku, kızgınlık ve şiddetli heyecan gibi duygular alerjik bir krizi zamanından önce meydana getirebilir. Bazı alerjilerin, hasta psikiyatrik yardım görünce ortadan kaybolduğu gerçektir. Ancak, bu alerjinin fizik temelini sarsmaz. Çünkü alerjik meyil ruhî durum ne kadar düzelmiş olursa olsun, yine de kaybolmamaktadır. Alerjik çocukların anne ve babaları daima çocukların güven­lerini yenilemeli ve sükûnetlerini muhafaza etmelidirler.

Sinirlilik alerjiye neden olabilir mi ?
Hayır. Ancak ikisi arasında kesin bir ilişki vardır.

Alerji ne ölçüde yaygındır ?
Nüfusun en az % 30′unda bir tür alerji mevcuttur. Meselâ, Amerika’daki kronik hastalıklar arasında alerji üçüncü sırada yer al­maktadır. Yalnız, mafsal ve kalp damarları hastalıkları alerjinin önünde gelmektedir.

En genel alerji nedenleri hangileridir ?
Çiçek, ağaç ve ot tozları, bütün tozlar, gübre sporları, keskin koku­lar, hayvan kılları, tüyler ve çeşitli yemekler. Bunlardan başka ya­tıştırıcı ilâçlar, serumlar, antitoksinler, boyalar, parfümler, plâs­tikler, evlerde ye endüstrilerde kullanılan daha birçok kimyasal madde alerjiye neden olabilir. Böcek ve, haşerelerin ısırması veya sokması da alerjik haller meydana getirebilir.

Bir hasta alerjik olup olmadığını nasıl anlayabilir ve kendisini alerjik yapan maddeyi nasıl öğrenebilir ?
Doktoru, hayatı hakkında ayrıntılı bilgi alacak ve çalışma alanı ve evi çevresini kontrolden geçirecek, yaşama âdetlerini öğrenecek, ve boş zamanlarında nasıl vakit geçirdiğini tespit edecektir. Bütün bu faktörleri tespit ettikten sonra doktor laboratuar testlerine başvuracaktır. Birçok genel alerji yapan maddelerden (alerjen) özler alarak bunlarla hastada cilt testleri yapacaktır. Bu cilt testle­ri ile hastanın aşırı hassasiyeti tespit edilecektir. Bu gerçekten bir detektiflik işidir ve çok sabıra ihtiyaç göstermektedir.

Alerji tedavisi
Otolaryngologlar (Kulak Burun Boğaz hastalıkları uzmanları), alerjiye neden olan faktörlerin saptanmasında ve ne şekilde müdahele edileceği konusunda yardımcı olurlar. Alerjinin tedavisinde antihistaminler, dekonjestanlar ve steroidler gibi bazı ilaçlar kullanılabilir. Bunun yanı sıra alerjenlerden uzak kalmaya yönelik çevresel korunma yöntemleri de önemlidir. Ayrıntı bir öykü alınması ve fizik muayene sonrasında hangi alerjenlere karşı reaksiyon geliştiğini saptayabilmek amacıyla alerjik deri testi yapılmaktadır. Bu test ile hastaların hangi alerjenlere karşı ve ne oranda alerjisi olduğu saptanmaktadır. Solunumsal alerjiye karşı uygulanabilecek tek tedavi yöntemi spesifik alerjenlere (poleneler, mantarlar, hayvan türleri vs) karşı koruyucu antikorların enjeksiyonlarının yapılmasıdır.

Alerji nasıl oluşur?

Alerjenlere karşı oluşan koruyucu mekanizma,bazı insanlarda genetik olarak belirlenerek çok daha şiddetli olur.Öyle ki,bu maddeleri yok etmek amacı ile gösterilen aşırı reaksiyon,kişinin kendisine de zarar vermeye,hastalık şeklinde görülen belirtiler oluşturmaya başlar.Alerjen denen bu yabancı maddelere karşı vücudun gösterdiği aşırı tepkiye alerji denir.Bunun bir hastalık boyutuna ulaşması da alerjik hastalıklara yol açar.
Alerji etkilediği organa göre isim alır?
Alerjenler hangi organı etkiliyorsa,orada oluşan reaksiyonlar,o organın hastalığı şeklinde kendini gösterir.
Solunum yolunda olduğu zaman”astım”veya diğer bir söyleyişle”alerjik bronşit”,deri de olursa”egzema”,”ürtiker(kurdeşen)”,burunda olursa”alerjik nezle”,gözde olursa”alerjik göz nezlesi;bahar nezlesi”,bağırsak sisteminde olursa”besin alerjisi”, ilaçlarla olursa”ilaç alerjisi”,tüm vücudu etkileyen ani ve şiddetli reaksiyon şeklinde olursa”anafilaksi”olarak adlandırılan hastalıklara yol açar.Hava yolu ile gelen alerjenler vücudumuzu daha çok etkiliyor
Bizi en çok etkileyenler,hava yolu ile vücuda giren alerjenlerdir.Bunlar;
Bitkilerin üreme tozları olan polenler.küf ve mantar sporları.hayvan tüy ve deri döküntüleri ile salyaları.ev tozu akarı denen ve bizimle içi içe yaşayan çok küçük canlıların bizzat kendileri veya vücut artıkları olabilir.5-60 mikron boyutundaki protein yapısındaki maddeler,en çok alerji oluşturan maddelerdir.Bu kadar küçük parçacıklar,havada rahatça uçabilir.Polenler,bu yolla havada yükselir,rüzgarın etkisi ile çok uzak mesafelere kadar savrulabilir.Bazen 100 km. uzaklılara bile ulaşır.Salındığı yerden çok uzaktaki insanlarda alerjiye neden olabilir.
Bitkilerin alerjenik özellikleri,polen yapısına bağlıdır.Çiçekli bitkilerin polenleri,genellikle daha büyük,yapışkan özelliktedir.Ağır olan bu polenler havada çok uzun duramaz,uzaklara savrulamaz,yere düşer.Bu bitkilerin üremesi için arı,sinek gibi böceklere ihtiyacı vardır.Ancak onların ayağına yapışan polenler başka bitkilere ulaşarak üremeyi sağlar.Bu nedenle de çiçekli bitkiler,ancak iyice yanına yaklaşıp çiçeği koklandığı zaman poleni ile karşılaşılıp alerjiye yol açabilir.Oysa ot,ağaç,tarla bitkilerinin polenleri,havaya savrularak uzaklara uçabilir.
Hayvanların tüy ve deri döküntüleri de aynı şekilde etkiler.Mutlaka hayvanla yakın temas gerekmez.Kediler,devamlı yalanarak temizlenir.Yalanma sırasında tüylerine yapışan salya parçacıkları,hayvan hareket ettiğinde havaya karışır,solunum yolu ile buruna,akciğerlere,direkt temas ile gözlere ulaşır,oralarda alerjik reaksiyonları başlatır.Kuş,kafesinde çırpındıkça tüy ve deri döküntüleri havaya savrulur;yanına yaklaşmayan veya diğer odada bulunan insanlara hava yolu ile ulaşır.Köpeklerin devamlı akıttıkları salyaları,hareket ettikçe dökülen tüy ve kepek şeklindeki deri parçacıkları da bu yolla dağılır.
Küf ve mantar sporları da alerjendir Karanlık,sıcak ve rutubetli ortamlarda ürerler,iyi yalıtım yapılmamış tavan veya duvarda,kışın yeşil siyah renkte küf oluşur.Oda havası ısındığında , buradan havaya karışır,nefesle vücuda girer,Odanın havalanması yetersizse,pencere ve duvarlarda nemlenme olarak küf üremesine yol açabilir.Banyo duvarlarında küf üreyebilir.Bunların hepsi alerji kaynağı olabilir.Mide bağırsak sistemi ile alerji oluşturan maddelerde durum biraz daha farklıdır.Burada,yenilen veya içilen maddenin protein yapısı,büyüklüğü,farklı etki eder.En sık karşılaşılan gıda alerjisi bebeklerde inek sütü alerjisidir.Burada alerjiye yol açan inek sütünün protein yapısıdır.Bu yapı,bağırsaklardaki hücreler tarafından yabancı ve zararlı olarak algılanır,yok edilmeye çalışılır.Alerjik bünyeli insanlarda vücut sadece bu zararlı maddeyi yok etmekle kalmaz,aşırı tepki ile kendisine de zarar verir.Salgılanan maddeler bağırsakta kanama,solunum yolunda astım bulguları,ciltte kaşıntı ve döküntüler gibi farklı şekillerde kendini gösterebilir.Burada alerjiye yol açan protein yapı,sadece inek sütü ile değil,bunu baz alan mamalarla da oluşabilir.Hatta bazen annenin içtiği süt ve süt ürünlerinin protein parçacıkları bile anne sütüyle taşınarak bebekte alerjiye yol açabilir.Burada çok önemli bir ayrıntıya dikkat çekmek gerekir.
ANNE SÜTÜ ASLA ALLERJİ YAPMAZ.
Anne sütü,alerji nedeniyle asla kesilmemelidir:Tam tersine annenin diyetini düzenleyerek,bu bebeklere mümkün olan en uzun süre anne sütü verilir.Besin alerjisinin en önemli özelliklerinden birisi de zamanla tolerans gelişerek düzelme şansının çok yüksek olmasıdır.
Alerji genetik yatkınlığı olanlarda hastalığa dönüşür
Bir alerjenle karşılaşınca ona karşı tepkiler,her insanda olur.Ancak bu tepkiler,kontrol altındadır.Yabancı maddeyi yok edecek kadar olur,orada durur.Bunu kontrol eden kapsamlı mekanizmalar devamlı faaliyettedir.Bazı insanlarda bu kontrol bozulmuştur,işte bu insanlarda alerji hastalığa yol açar.Bunu belirleyen,ilk sırada kalıtsal özelliklerdir.Bazı insanların kromozom yapılarında farklılıklar vardır.Bu farklılıklar,alerjiye yatkınlığı artırır.Anne veya babadan,çocuğa bu özellik aktarılabilir,Bu nedenle anne veya babasında alerjik hastalık olan çocuklar,daha fazla risk altındadır.Hele anne ve babanın ikisinde birden alerji varsa,o zaman risk daha da büyür.Birbiri ile genetik özellikleri hemen hemen aynı olan tek yumurta ikizlerinden birinde alerji varsa,diğerinde olma riski yüzde yüze yakındır.
Alerjik hastalıkların oluşmasında tek etken genetik özellik değildir.Alerjenlerle karşılaşıldığında,buna tepki oluşur.Ancak sık sık veya yoğun karşılaşılmazsa,bu tepki zamanla hafifler,yatışır,hastalık boyutuna ulaşmadan yok olur.Yoğun miktarda alerjenle,sık sık karşılaşma olursa,bir yerde tolerans sınırını geçer ve hastalık olarak ortaya çıkar,işte bu nedenle alerjenlerden korunma önemlidir.Zaten aşırı alerjik tepki vermeye programlanmış bir bünye alerjenlerle sık karşılaşırsa,hastalık boyutuna ulaşan tepkiler de daha erken yaşlarda ve daha şiddetli olarak ortaya çıkabilir.Yaşanılan bölgede alerjenlerin fazla olması,karşılaşma riskini,dolayısıyla da hastalık gelişme riskini artırır.Bu faktörlerin de etkisi ile alerjik hastalıklar her ülkede farklı sıklıkta görülür.Hatta her ülkenin farklı bölgelerinde,yaşam şeklinin değişikliklerine göre de değişir.Her ülke,kendi ortalamasını hesaplamaktadır.Kuzey Avrupa ülkelerinde alerjik hastalıklar çok yaygındır.Şehir merkezlerinde,kırsal kesime göre daha yaygındır.Ülkemizde de alerjik hastalıklar pek çok ülkeye benzer rakamlardadır.Ortalama % 10 civarında olup;bu rakam çok yüksek bir rakamdır.Yani yaklaşık her 10 kişiden biri alerjiktir.Her alerjik hastalık için ayrı ayrı bakılırsa;astım için % 7-8,alerjik nezle için % 12-15 gibi rakamlar görülebilir.Daha ılıman ve nemli iklime sahip,daha fazla bitki içeren bölgelerde,polen alerjisi görülme riski daha fazladır
Hastalığın ortaya çıkmasında sadece genetik yatkınlık ve çevresel alerjenlerle karşılaşma değil,başka etkenler de söz konusudur.Bunlar içinde en önemlisi,alerjenlerin vücuda girişini kolaylaştıran,vücudun direncini ve savunma mekanizmalarını bozan,aslında kendisi alerjen olmadığı halde alerjiyi destekleyen çevresel koşullar da vardır.Bunlar içinde en önemlisi sigara dumanıdır.Özellikle pasif içicilik;çocukları çok etkileyen bir faktördür.Annebaba veya çevresindeki büyüklerin keyif uğruna içerek dumanını ve zehirlerini saldığı havayı soluyan çocuk,bütün hayatını etkileyecek hastalıkların kucağına itilmektedir.Çocukların,sigara dumanının zerresine bile maruz kalmaması gerekir.Enfeksiyon hastalıkları da vücut direncini düşürerek alerjik hastalıkların gelişmesine katkıda bulunabilir.Son yıllarda bunun tersine bir tez de ileri sürülmektedir.Enfeksiyonların,alerjiden koruduğunu savunan bir görüş de vardır.Her ne olursa olsun,enfeksiyon hastalıklarından korunmak,yaşam kalitesini artırmak açısından da önemlidir.Ülkemizde ne yazık ki çok yaygın olan antibiyotik ilaç kullanımı da önemlidir.Gereksiz kullanılan antibiyotikler,karaciğer ve böbrekleri yorduğu gibi,vücudun savunmasında görev yapan faydalı mikropların da ölmesine,savunmanın zayıflamasına yol açabilir.Bu ilaçlara karşı zararlı mikroplarda direnç gelişmesi,bu mikropların daha ağır hastalıklar yapmasına yol açar.Bağışıklık sisteminde oluşacak her türlü zayıflık,alerjik hastalıkların gelişmesine katkıda bulunacak bir etkendir.
Astım (Alerjik Bronşit)Tekrarlayan hırıltı hışıltı,öksürük atakları,hele bir de nefes alıp vermede güçlük varsa;akla gelmesi gereken en önemli hastalıklardan birisidir.Bazen anne babalar,”bizim çocuğumuzun hastalığı henüz astıma dönmemiş;alerjik bronşit”derler.Oysa her iki terim de aynı hastalığı ifade etmektedir. Astım;diğer ülkelerde de olduğu gibi bizim ülkemizde de giderek artmaktadır.Bölgelere göre değişmekle birlikte ülkemizde yaklaşık her 10 çocuğun’1′i astımlıdır.Astım,genetik bir yatkınlık üzerine,karşılaşılan bazı dış etkenlerin de kolaylaştırması ile ortaya çıkan,esas olarak solunum sistemini etkileyen bir hastalıktır.Çoğu,çocukluk döneminde ortaya çıkar.
Astıma neden olan faktörler’Ailede astım veya başka bir alerjik hastalık öyküsü olması.Örneğin anne veya babada astım varsa,çocukta olma ihtimalida artar.Yine kardeşler,yakın akrabalar da bu ihtimali artırır.
*solunum sistemini olumsuz etkileyen çevresel faktörler.Bunların en önemlisi de sigara dumanıdır Çocuğun yaşadığı evin hangi odasında olursa olsun,çocuk yokken bile içilse zararlıdır,Başka odada içmek,kapıyı kapatıp pencereyi açmak,dumanı havalandırma bacasına doğru veya pencereden dışarı liflemek çözüm değildir.Yine kirli hava ortamı,mikroplarla sık karşılaşma,bulaşıcı solunum sistemi hastalıkları birer risk faktörüdür.
*Alerjenlerle sık karşılaşma.Küçük yaşta başlayan alerjen teması,o alerjene erken dönemde duyarlılık gelişmesine,astım oluşumuna neden olur.Ev tozu akarları, polenler,hayvan tüy ve deri döküntüleri,küfler,bazen de daha az oranda gıdalar alerjen olabilir.
*Sık geçirilen enfeksiyonlar zaman içinde astıma dönüşmez.Ancak her enfeksiyon,zaten var olan ama henüz ortaya çıkmamış olan astımı biraz daha belirginleştirir.Yani astımı tetikler.

Bu içerik için bazı arama önermeleri

  • ALERJİ NASIL GEÇER
  • otlara karşı alerji
  • alerji gecermi
  • vücuttaki alerji kabarcıkları nasıl geçer
  • otlara karjı alerjik olan cocuklarda zamanla gecermi
  • yüzdeki kepekli alerjiler nasil gecer
  • alerjik rinit kendiliğinden geçer mi
  • gida alerjileri cocuklarda gecermi
  • goz alerjisi kac yasinda gecer
  • gözdeki alerji nasıl geçer

1. Yorumlar yazarken Türkçe kurallarına uyulması zorunludur.

2. Her üye yazdığı yorumdan kendisi sorumludur.

3. Küfür, argo ve hakaret içeren yorumlar asla yayımlanmaz.

Alerji Nasıl Geçer başlıklı içerik için hiç yorum yapılmamış!
İlk yorumu siz yapın.

Copyright © Sagligin.Net Hastalık ve Sağlık bilgileri - sağlık, ağız sağlığı, diş sağlığı, kadın sağlığı, hastalıklar, beslenme, zayıflama, diyet, sağlık bilgileri, şifalı bitkiler, besinler