Sağlık Ansiklopedisi

Hastalık ve Sağlık Bilgileri

Beslenme Ve Sağlık

Beslenme kategorisine
13 Aralık 2011
eklenmiştir.

Beslenme Ve Sağlık

Beslenme, açlık duygusunu bastırmak ya da canın çektiği şeyleri yemek, içmek sadece karın doyurmak demek değildir. Beslenme, insanın büyüme, gelişme, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan besin öğeleri alıp vücudunda kullanmasıdır. Bugüne değin yapılan araştırmalarda insanın yaşamı için 50yi aşkın türde besin öğesine gereksinimi olduğu ortaya konulmuştur. Ayrıca, bilimsel araştırmalarla, insanın sağlıklı büyüme ve gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için bu öğelerin her birinden günlük ne kadar alması gerektiği de belirtilmiştir. Bu besin ögeleri en son belirli başlıklar altında toplanarak çeşitleri 6 ya düşürülmüştür. Bu ögeler aşagıda anlatılacaktır.
Yeterli ve Dengeli Beslenme
Vücudun büyümesi, yenilenmesi ,sağlığlın korunması ve çalışması için gerekli olan bu besin öğelerinin her birinin yeterli miktarda alınması ve vücutta uygun şekilde kullanılması durumu “yeterli ve dengeli beslenme” deyimi ile açıklanır.
Yetersiz Beslenme
Bu besin öğeleri vücudun gereksinmesindeen az alınması durumunda vücut ihtiyacı olan yeterli enerjiyi oluşturamaz ve sonuç ta vücut dokuları yenilenemediğinden “yetersiz beslenme” durumu oluşur. yetersiz beslenme sonucu bazı hastalıklar meydana gelir.Bunların en önemlileri Protein Enerji Malnütrisyonu(marasmus,kwashıorkor,marasmik kwashıorkor), Anemiler, Raşitizm, Avitaminozlar ve Endemik Guatr olarak sıralanabilir.
Dengesiz Beslenme
gereksinimin çok fazlası tüketildiği zamanlarda , besin öğelerini gereğinden çok alınmış olur.Çok fazla alınan bu besin öğeleri vücutta yağ olarak biriktiğinden sağlık için zararlıdır ve yağ depolarının artmasına yol açar.. Bu durum “dengesiz beslenmedir”. En sık karşılaştığımız tablo “şişmanlıktır”. Şişmanlık, yağ dokularının vücut ağırlığını en az %10 oranında arttırdığı zaman tedavi gerektirir. Tedavi edilmediği takdirde Diabetus mellitus, Aterosklerotik Kalp Hastalıkları, Hipertansiyon, damar içi bozukluklar, kolesterol gibi kronik hastalıklara zemin hazırlamakta ve prevalanslarını arttırmaktadır.
Besin öğeleri
İnsanların gereksinimi olan besin öğelerini 6 grupta toplayabiliriz ;
1.proteinler
2.yağlar
3.karbonhidratlar
4.mineraller
5.vitaminler
6.su
İlk beş grubun herbirinde ayrı özellikte ve vücut çalışmasında ayrı işlevi olan değişik türde besin öğeleri vardır. Bu besin öğelerinden herhangi biri veya birkaçı sağlanamayınca vücut çalışmasındaki aksamalar sonucu büyüme , gelişme geriliği ve sağlık sorunları görülmektedir. Bu bozukluklar dolaylı olarak bireyin sosyal ve ekonomik hayatını da etkilemektedir. Bu bakımdan beslenmede amaç ;bireyin yaşı, cinsiyeti ve içinde bulunduğu fizyolojik duruma göre gereksinimi olan bütün besin öğelerini yeterli miktarda sağlayabilmesidir. Karbonhidratlar ,yağlar ve proteinler enerji sağlayan besin öğeleridir.1 g karbonhidrat ve protein vücuda 4 kalorilik bir enerji sağlarken 1 g yağ 9 kalorilik enerji sağlamaktadır. Ve günlük beslenme programımızda mutlaka bu 3 besin grubundan bulunması gerekmektedir. Dengeli beslenme ise enerji yanında bütün besin besin öğelerinin gereksinim kadar sağlanmasıdır. Bazı besin öğelerimiz (örneğin ,yağ, şeker, nişasta)alındıklarında enerji gereksinmesinin karşılanmasına karşın , protein , vitamin , minerallerin yetersizlikleri ile yine büyüme , gelişme ve sağlık durumunu bozabilir.
Proteinler vücuda enerji sağlamalarının yanında hücrelerin esas yapım öğesi olduklarından , büyüme , gelişme ve yıpranan hücrelerin yenilenmesi, yara iyileşmesi içinde gereklidirler.
Minerallerin bazıları vücudun yapı taşıdır , bazılarıda vitaminlerle birlikte vücutta düzenleyici olarak görev alırlar.
Su besinlerin vücuda alınmasını , sindirimin kolaylaşmasını, hücrelere taşınmasını ve hücrelerde metabolizma sonucu oluşan zararlı öğelerin dışarı atılmasını,vücut ısısının denetimini sağlar.

Sağlığın korunması ve geliştirilmesinde sağlıklı beslenmenin önemi büyüktür. Çocukluk, ergenlik, yetişkinlik ve yaşlılıkta vücudumuzda çeşitli olaylar gerçekleşir. Büyüme-gelişme, fiziksel ve zihinsel olgunluğa erişme, hastalıklardan korunma, hastalıklarla mücadele etme, vücut bütünlüğünü koruma gibi olayların tümünün başarıyla gerçekleşmesinde beslenmemizin kalitesi rol oynar. Doğru beslenmeyi bilen ve uygulayan bireylerin yaşam kalitesi şüphesiz artmaktadır.

Günümüzde hazır yemek sektörünün gelişmesi, gıda firmalarının ürettiği sayılamayacak kadar çok ürün ve içlerindeki katkı maddeleri, ev dışında yemek yeme alışkanlığının artması, doğal besinlerde bulunan hormon ve pestisit kalıntıları, giderek artan durağan yaşam biçimi ve kronik hastalıkların sayısı sağlıklı beslenme konusuna ekstra özen gösterme gerekliliğine neden olmaktadır.

Sağlıklı beslenme ve diyet denince akla ilk olarak ideal kiloda olmak, hayal ettiğimiz beden ölçülerine kavuşmak gelir. Bunun yanı sıra sağlıklı beslenme konusunda ihmal ettiğimiz birçok konu bulunmaktadır. İdeal kilomuzu korurken, besin öğelerini vücudumuza yeterli oranda alıp kullandığımızdan da emin olmak gerekir. Aksi halde ileriki yaşlarda kemik erimesi, yüksek kolesterol, yüksek tansiyon gibi sorunlarla karşılaşma olasılığımız artar.

Sağlıklı Beslenme Nedir?

Vücut için gerekli olan besin öğelerinin yeterli ve dengeli bir şekilde alınması sağlıklı beslenme olarak tanımlanır. Yeterli ve dengeli beslenmenin gerçekleştirilmesi için tüketilen besinlerin miktarı, kalitesi, çeşitliliği ve güvenliği önemlidir. Yeterli miktarda besin tüketen bir kişi, hep aynı yiyecekleri tercih ediyorsa dengeli beslenme sağlanamamış olur. Yeterli miktar ve çeşitlilikte besin tüketen kişinin tercih ettiği yiyecekler hijyenik açıdan güvenli değil veya besin kalitesi açısından zayıf ise yine yeterli ve dengeli beslenme sağlanamamış olur.

Ülkemizde 40 yaş üstü kadınlar önemli sağlık riskleri ile karşı karşıyadır. Ülkemizde kadınların karşılaştığı sağlık risklerinin başında koroner kalp hastalıkları ve meme kanseri yer almaktadır.
Yüksek tansiyon, sigara ve alkol kullanımı, şişmanlık, hareketsiz yaşam tarzı, diyabet ve bilinçsiz beslenme, özellikle 40 yaş üstü kadınlarda kalp-damar hastalıklarına yakalanma riskini artıran faktörlerin başında yer almaktadır.
Yeterli ve dengeli beslenilmelidir. Yeterli ve dengeli beslenme; dört besin grubunda bulunan besinlerin yeterli miktarda tüketilmesiyle sağlanır. Bu besinler; süt grubunda yer alan süt, peynir ve yoğurt; et grubunda yer alan et, tavuk, yumurta ve kuru baklagiller; sebze ve meyve grubu ile tahıl grubuna giren ekmek, bulgur, makarna, pirinç, mısır ve tarhanadır. Bu besinlerin önerilen tüketim miktarları kişiye özgü olarak değişmekte, bireyin yaşı, cinsiyeti ve fiziksel aktivite durumu bu oranları etkilemektedir.
Alkol ve sigaradan uzak durulmalıdır. Sigara, öldürücü zararları nedeniyle çok önemli bir halk sağlığı sorunudur. Alkol tüketimi ise sindirim enzimlerini bozup, karaciğer ve beyin üzerinde olumsuz etki yapmaktadır. Sigara akciğer, ağız boşluğu, yemek borusu, boyun, pankreas, mesane, böbrek, mide ve kan kanserine, alkol kullanımı ise karaciğer ve yemek borusu kanserine yol açmaktadır.
20 yaşın üzerindeki tüm bayanlar ayda bir kez kendi meme kontrollerini yapmalıdır. Bunun için en ideal yöntem, kadınların “kendi kendilerine elle” yapacakları muayenedir. Kadınlar kendi kendilerine elle yapacakları kontrollerde, memelerinin dokusu ve yapısı konusunda fikir sahibi olacakları için memelerinde oluşacak herhangi bir değişikliği hemen fark edeceklerdir.
Kadınlar kendi kendilerine meme muayenelerini, adet bitim tarihinde yapmalıdır. Çünkü regl (adet) döneminde meme dokusu yumuşak olur ve herhangi bir kitlenin varlığı kolayca fark edilir. Adetten doğal ya da cerrahi nedenlerle kesilme hali söz konusu ise bu muayene her ayın aynı günü tekrarlanmalıdır. Hormon tedavisi alan kadınlar ise bu muayene için en uygun günün hangisi olduğu konusunda doktorlarına danışmalıdır. Kadınlar kendi kendilerine meme muayenelerini ayna karşısında dikkatli bir gözlemle yapmalıdır. Ayna önünde yapılan kontrollerde; memede ele gelen sertlik veya kitle, meme başlarının pozisyonlarında değişiklik, kalınlaşma, kızarıklık veya yara olması, memenin rengi, dokusu veya şeklinde değişiklik, meme derisinde kalınlaşma, şişme veya renk değişikliği, meme ucundan akıntı, meme veya meme başında içeriye doğru çekilme durumu tespit edilirse derhal bir hekime başvurulmalıdır.
Kadınlarda ileri yaşın meme kanseri açısından risk faktörlerinin başında yer almaktadır. 40 yaşa gelmiş her kadının kontrol amaçlı mamografi çektirmesi gerekmektedir.
Ülkemizde şişmanlığın özellikle bayanlarda görülme sıklığı gittikçe artmaktadır. Bunun sonucunda da şişmanlığın sağlık üzerindeki etkileri ciddi boyutlara ulaşmaktadır. Şişmanlık kan basıncını ve kolesterolü yükseltmekte, kalp damar hastalıkları, felç, şeker hastalığı, bazı kanser türleri, solunum yetersizlikleri ile kemik ve eklem hastalıklarının ortaya çıkış hızını artırmaktadır.
Yağlar konusunda ölçülü olunmalı ve doymamış yağlar tercih edilmelidir. Tereyağı, diğer hayvansal yağlar ve margarinlerin çoğu doymuş yağlardır ve kolesterol düzeyini artırırlar. Ayçiçek, soya, mısırözü gibi bitkisel yağların çoğu ise doymamış yağlardır ve kolesterol içermezler. Bu nedenle yemeklerin doymamış yağlarla birlikte zeytinyağı ile pişirilmesi ve tüketimi, sağlık açısından daha yararlıdır. Günlük protein ihtiyacı hayvansal ve bitkisel kaynaklı gıdalardan dengeli olarak alınmalıdır. Besinler yoluyla alınan kolesterole dikkat edilmelidir. Kolesterol miktarı, kırmızı et, sakatat gibi hayvansal gıdalarda yüksektir. Bu besinler tüketilirken kolesterol içerikleri göz önünde bulundurulmalıdır.
Posalı besinler sıkça tüketilmelidir. Posanın kan kolesterolünü düşürücü etkisi vardır. Sebze ve meyveler posa, vitamin ve mineral içeriği zengin olan besinlerdir. Bunun yanında kuru baklagiller, yulaf, mercimek, mısır, buğday ve ekmek gibi posa yönünden zengin besinler günlük beslenmede yer almalıdır. Şekerli içecek ve tatlı tüketimi azaltılmalı, şeker içeriği az olan besinler tercih edilmelidir. Şekerler saf karbonhidrattır ve yoğun enerji kaynağıdır. Bu besinlerin fazla miktarda tüketimi, vücut ağırlığının artmasına ve besleyici değeri yüksek olan besinlerin tüketiminin de azalmasına neden olur.
Tuz tüketimine dikkat edilmelidir. Tuz tüketimi ile yüksek tansiyon arasında yakın bir ilişki vardır. Ayrıca fazla tuz tüketimi idrarla kalsiyum atılmasını artırarak kemiklerden kalsiyum kaybına neden olmaktadır. Tuz tüketimini azaltmak için; lezzetine bakılmadan yemeklere ilave tuz eklenilmemelidir. Tuz içeriği düşük besinler tüketilmelidir. Sebze ve meyve tüketimi artırılmalıdır.
Vücut ağırlığı dengede tutulmalı, fiziksel aktivite artırılmalıdır. Vücut ağırlığının normalden az ya da çok olması çeşitli sağlık sorunlarına zemin hazırlar. Bu nedenle vücut ağırlığını normal sınırlar içinde tutmak için yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterilmelidir. Hareketli bir yaşam sürdürülmeye çalışılmalı; kısa mesafelerde yürümek tercih edilmelidir. Herhangi bir sağlık problemi yok ise asansör ve yürüyen merdivenleri kullanmamaya özen gösterilmeli, her gün en az 30 – 45 dakika yürüyüş yapılmalıdır.

etiketler: saglikli beslenme nasil olur, saglikli beslenme, beslenme ve saglik, saglikta beslenmenin onemi,