Sağlık Ansiklopedisi

Hastalık ve Sağlık Bilgileri

Beyin Apsesi

Hastalık kategorisine
13 Mart 2012
eklenmiştir.

Beyin Apsesi

Beyin apsesi, beyne herhangi bir nedenden dolayı yerleşen enfeksiyon ajanının oluşturduğu bir hastalıktır. Beyin apsesi belirtileri çok açık olabileceği gibi sinside olabilmektedir. Beyin apsesi tedavisi için hemen bir hekime başvurulmalı.

Her yaşta görülebilir
Cinsiyet: Kadınlarda daha fazla görülür.
Risk faktörleri: Orta kulak iltihabı ve sinü­zit enfeksiyonları beyne yayılarak beyin ap­sesine neden olabilir. Akciğer anomalileri ve doğuştan siyanotik kalp hastalığı olan­lar, bakteriyel kalp zarı iltihabı (endokardit) ve yine delici kafa travması geçirmiş olanlarda apse gelişme olasılığı daha sıktır.
Belirti ve bulgular:
Beyin apsesinin özgün bir bulgusu yoktur. Enfeksiyon ajanının cinsine göre hastada ateş, halsizlik, baş ağ­rısı gibi enfeksiyon hastalığı belirtileri nadi­ren olabilir. Apsenin ya da çevresinde olu­şan ödemin beyin dokusunu basması sonu­cu baş ağrısı, bulantı, kusma, ellerde ve/ve­ya kollarda kuvvetsizlik, havale geçirme görülebilir.
Tanı:
Beyin apseleri sıklıkla bakteri köken­lidirler. Tanı koymak için kan tahlili yararlı olabilir. Enfeksiyona bağlı olarak beyaz kü­re sayısı normalin üzerinde olabilir. İlerle­miş abseler genellikle bilgisayarlı beyin to­mografisi ve manyetik rezonans görüntüle­me tetkiklerinde kolayca görülebilmekte­dir.
Tedavi:
Apse şüphesinde ve oluşumunun başlangıç döneminde, uygun antibiyotikle­rin kullanılması yararlı olabilir. İdeal antibi­yotik kullanımı, apsenin içinden örnek alıp enfeksiyona neden olan ajanın saptanması ve buna göre 6-8 haftalık antibiyotik tedavi­si uygulanması şeklindedir. Beyin apsesi­nin çevresindeki ödem beyni sıkıştırabilir. Bu durumu engellemek amacı ile kortizon yararlı olabilir. Ancak, kortizonun yüksek dozlarda kullanılması antibiyotiklerin etki­sini azaltmaktadır. Genellikle, apsenin bo­şaltılması ve cerrahi olarak çıkarılması ile iyi sonuçlar alınmaktadır.
Abse boşaltılma­sı; kafatasına küçük bir delik açarak özel ponksiyon iğneleri ile yapılabilir. Apsenin tam olarak çıkarılabilmesi için ise kafatası kemiğinin bir bölümü kaldırılmalı (kranyotomi) apse eksize edilmeli ve sonrasında kemik tekrar yerine konmalıdır. Apsenin cerrahi müdahaleye daha uygun hale gel­mesi için etrafında kapsül oluşmasını bek­lemek daha doğrudur. Bu süre yaklaşık 15 gündür. Yine, kortizonun yüksek dozlarda kullanılması kapsül oluşma süresini uzat­maktadır.
Seyir:
İleri etkili antibiyotiklerin kullanıma girmesi ve cerrahi tekniklerin ilerlemesi ile ölüm oranı %10′lara kadar düşmüştür. An­cak, hastaların yansı hastalıktan etkilene­rek bazı sakatlıklarla kalabilmektedirler. Tanı, zamanında konulmaz ise ölüm oranı %40-60′lara, apse beyin odacıklarına açıl­mış ise ölüm oranı %100′lere kadar yükse­lebilmektedir.

Serebral (beyin ) absesi hemen daima vücutta bir başka bölgedeki bir infeksiyon odağından kaynaklanır. Bunlar arasında birinci sırada paranazal sinüslerin ve kulak boşluklarının infeksiyonu gelir. Akciğer abseleri ve bronşektazi de önemli bir grubu oluşturur. Bir diğer büyük grup da akut bakteriyel endokardit komplikasyonlarıdır. Çok daha seyrek olarak da pelvik infeksiyonlar, osteomiyelit, diş absesi gibi fokal infeksiyonlar sorumludur. Olguların sadece % 10 kadarında travma ve intrakranyal cerrahi girişimler sorumludur. Serebral abselerin üçte biri fokal yayılma ile duranın aşılması veya serebral venöz dolaşımın invazyonu ile gerçekleşir; bu durumda abse lokalizasyonu primer infeksiyona komşuluk gösterir. Uzak bir kaynaktan hematojen yolla yayılma ise olguların üçte birinde sözkonusudur (metastatik abse). En sık serebral abse etkenleri arasında anaerob veya mikroaerofilik streptokoklar, bakteriodes gibi diğer anaeroblar, stafilokoklar, aktinomyces, nocardia yer alır. Mantarlar da abse yapabilirler.

Patoloji, klinik ve radyolojik bulgular:

Başlangıcta lokalize inflamatuvar eksuda, damarlarda septik trombozlar ve lökosit kümeleri gözlenir. Bölge hiperemiktir ve interstisyel ödem vardır. Henüz abse sınırlarının tam kesinleşmediği bu aşamaya serebrit adı da verilir. Bu aşamada başağrısı, ateş, fokal nörolojik bulgular, epileptik nöbetler görülebilir. İlk 1-3 günü içeren erken serebrit döneminde BT’de çevre dokudan hafifçe daha düşük dansitede belli belirsiz bir alan ve düzensiz kontrast tutulumu görülebilir. Sonraki hafta içinde (geç serebrit dönemi) yavaş yavaş çevresel kontrast belirmeye başlar. Daha sonra ortada nekrotik bir alan meydana gelir, çevresinde de fibroblastlar prolifere olarak kapsülü meydana getirirler; böylelikle abse sınırlanmış olur. Ama tedavi edilmezse abse genişleyebilir veya çevresinde yavru abseler oluşabilir. Bu aşamada başağrısı şiddetlenir, bulantı kusma gibi kafa içi basınç artışı bulguları eklenir, ancak ateş gerileyebilir. Nöbetler görülebilir. Zamanla absenin bulunduğu bölgeye göre değişebilen fokal nörolojik bulgular (bakınız: semiyoloji bölümü), papillödem ve uyanıklık kusuru gelişir. Bu sırada nöroradyolojik olarak abse daha iyi görülebilir hale gelmiştir: BT’de ortası hipodens, çevresi halka şeklinde kontrast tutan, onun da çevresinde yaygın ak madde ödemi bulunan bir lezyon şeklinde görülür. Eğer suppurasyon subdural veya epidural aralığa sınırlıysa, nöroradyolojik olarak kitle etkisi gösteren subdural veya epidural effüzyon şeklinde görülür.

Serebrit aşamasında lomber ponksiyon yapılırsa, basınç biraz artmış bulunabilir; birkaç yüze kadar lökosit bulunabilir; nötrofil oranları değişkendir; protein düzeyi genellikle 100 mg/dl’nin üzerindedir; şeker normal sınırlardadır. Genellikle sedimentasyon hızı artar. Abse geliştikten sonra lomber ponksiyon yapılmasının serebral veya serebellar herniasyon riski taşıdığı için kontrendike olduğu unutulmamalıdır.

Tedavi:

Yapılabilirse stereotaktik aspirasyon ve kültür ile hem tanı doğrulanabilir hem de sorumlu ajan belirlenebilir ve spesifik olarak tedavi edilebilir. Bunun mümkün olmadığı durumlarda ise ampirik tedavi uygulanır. Serebrit fazında yakalanmışsa, uygun antibiyotik tedavisi ile iyileşme şansı yüksektir. Penisilin G 20-24 milyon ünite/gün ve ek olarak 4-6 gr/gün kloramfenikol veya metranidazol (15mg/kg bolus ardından 4 x 500 mg) veya alternatif olarak üçüncü kuşak sefalosporin ile metranidazol verilebilir. Eğer kafa travması veya cerrahi girişim öyküsü varsa stafilokoklara yönelik olarak penisilinaza dirençli penisilin türevleri, penisilin alerjisi olanlarda da vankomisin verilmelidir. Eğer hasta immunkompromize ise mantar abseleri de akla gelmelidir. Ödeme ve kitle etkisine yönelik olarak intravenöz mannitol ve deksametazon verilebilir. Cerrahi girişimin gerekliliği ve uygulanma şekli tartışmaya açık bir konudur. Eğer tedavi altında klinik tablo kötüleşirse stereotaktik veya açık cerrahi girişimle abse aspirasyonu gerekebilir. Sadece soliter, yüzeyel, iyi sınırlanmış ve yabancı cisimle ilişkili abseler cerrahi eksizyon adayıdır.

Bu içerik için bazı arama önermeleri

  • beyin apsesi belirtileri