Sağlık Ansiklopedisi

Hastalık ve Sağlık Bilgileri

Beyin Hastalıkları

Hastalık kategorisine
31 Ocak 2012
eklenmiştir.

Beyin Hastalıkları

Beyin hastalıklarıyla ilgili herşeyi, beyin hastalıklarını, beyin hastalıklarının neler olduğunu, beyin hastalıkları belirtileri ve tedavisini sitemizden öğrenebilirsiniz.

Beyin hastalıklarında genlerin rolünün kesin olarak bilinmediğini söyleyen Florance Nightingale Hastanesi doktorlarından, beyin hastalıkları cerrahı Prof. Dr. Orhan Barlas, hastalığın türüne göre tedavi olanaklarının çeşitli olduğunu da açıklıyor.

Beyin hastalıkları’nın çeşitlerine gelince,

Kalıtsal (gelişimsel)
Tümöral
Vasküler (damar)
Enfeksiyon
Travma
Dejeneratif
Metabolik
Psikiyatrik
olmak üzere 8 bölümde toplanıyor.

Türkiye’de en çok görüleni ise damar hastalıkları. Kalıtsal hastalıklar içinde en sık rastlananlar arasında kafadaki şekil bozuklukları var. Örneğin, çocuğun kafası enlemesine ya da boylamasına normal ölçülerden farklılık gösteriyor. Üstelik şekil olarak da bariz bir biçimde anormallik oluyor.

Tümöral hastalıklar ise, 100 bin kişiden 25’inde görülüyor. Tümörler ya beyin hücrelerinden (nöron) ya da beyin kılıfından çıkıyor. İyi huylu olduğu takdirde sorun yok. Ancak kötü huylu ise cerrahi müdahale gerekiyor. Peki tümör hangi belirtilerle ortaya çıkıyor?

Özellikle sabahları uyanıldığında şiddetli başağrıları ve mide bulantısı ile kusma oluyor. Dolayısıyla bu tip durumlarda hemen bir doktora gitmek gerekiyor. Ayrıca beyin tümörleri vücutta oluşan diğer tümörlere benzemiyor. Çünkü beyin içinde büyüyen tümör, kafa sert olduğu için içerde sıkıştırma yapıyor. Sıkışan bölge işe yaramaz hale geliyor. Daha sonra da beyin içindeki bölgeler yavaş yavaş zedeleniyor ve hareket, konuşma yetisi gibi fonksiyonları etkileyen merkezler sakatlanıyor.

Bir süre sonra ise kişi elini, ayağını oynatamıyor, felç oluyor. Bu durumda yani beyin fıtıklanmalarında solunum merkezi sıkışıyor ve hasta ölüyor. Kısacası kötü huylu tümörler için cerrahi müdahale şart oluyor. Ama bu müdahaleden sonra da tümör tekrarlayabiliyor.

Damar hastalıkları, tıkanma ve kanama şeklinde meydana geliyor. Örneğin, birdenbire beyin damarlarında tıkanma olabiliyor. Ya boyunda şah damarı ya da küçük damarlar tıkanıyor ve kişi felç oluyor. Damar hastalıkları, daha çok ileri yaştaki kişilerde görülüyor. Tabii kolesterol, sigara gibi faktörler de damar tıkanıklığına yol açıyor.

Beyin içi kanamaya gelince, bir nedeni yüksek tansiyon. Bir de anevrizma denilen rahatsızlık var. Damarların kenarında küçük baloncukların oluşmasıyla meydana geliyor. Anevrizma, doğumsal bir rahatsızlık yani çocuğun doğumu esnasında gelişen olaylardan kaynaklanıyor. Kısacası anevrizma, damar yapısındaki bozukluktan kaynaklanıyor. Öldürücü olabiliyor.

Beyin apseleri, menenjit ve ensefalit ise enfeksiyon hastalıkları arasında en sık görülenler. Menenjit, beyin kılıflarının, ensefalit ise beyin dokusunun iltihaplanmasından oluşuyor.

Beyin travmaları, herhangi bir kazada beynin yaralanmasından kaynaklanıyor. Beyin yaralanınca, kanama beynin çalışmasını engelliyor. Hasta bitkisel hayata giriyor.

Tabii tüm bunların arasında bir de Sara (Epilepsi) hastalığı var ki, bir grup beyin hücresinin kontrolsüz anormal deşarjları sonucunda ortaya çıkıyor. Çocuklarda olduğunda, beyin hücrelerinin iyi çalışmadığı anlaşılıyor. İlaç tedavisi yapılıyor. Genelde ya doğum sırasında ya da doğum sonrasındaki durumlarda çocuk saraya yakalanabiliyor.

Sebebi bilinmeden, beyinde bir bölgenin çalışmasının durması ile birlikte dejeneratif hastalıklar meydana geliyor. Örneğin parkinson ya da alzheimer hastalığı ile karşılaşılıyor. Metabolik hastalıklar ise kalıtımsal ve çoğunlukla da tedavisi mümkün olamıyor.

Yaşamımızın bağlı bulunduğu organ beyin, bazı psikiyatrik hastalıkların da nedeni olabiliyor. Şizofreni, nevroz depresyon ve lityum tuzunun eksikliğinden kaynaklanan manik-depresif bunlardan birkaçı. Çoğuna ilaç tedavisi veriliyor.

“Dyscalculia”

Bazı çocuklar, matematik ve aritmetik dersinde başarısız oluyorlar ve bu çocukların çoğu zaman zekalarından şüphe ediliyor. Ancak işin aslı hiç de böyle değil. Yani metametik ve aritmetiği algılamama gibi bir sorundan kaynaklanan “Dyscalculia” denilen rahatsızlık tedavi edilebiliyor.

0-12 aylar arasında bir bebeğin büyüme ve gelişmesi fetal (anne karnındaki) hayattaki gibi hızla devam ediyor. Bu dönemde merkezi sinir sisteminin ve beyin fonksiyonlarının tam gelişememesinden dolayı da “Dyscalculia” meydana geliyor. Okul çocuklarının yaklaşık %6-10’unda görülüyor aritmetik bozukluğu.

Bununla birlikte çocukta algılama, dikkat ve hafıza fonksiyonlarında bozukluklar, yetersizlikler ön planda. Bu sorunu taşıyan bir çocuk, sayıları ve sembolleri karıştırıyor, sağ-sol, yön ve mesafeyi şaşırıyor, önce ve sonra gibi sıralı işlerde güçlük çekiyor. Problemleri okuma, anlama ve çözmede zorlanıyor. İşlemleri soldan yapıyor, çarpım tablosunu öğrenemiyor, geometrik şekilleri isimlendiremiyor.

Beyin Damar Kökenli Hastalık Nedenleri

Halk arasında inme ya da felç olarak bi­linen apopleksi (ya da Latince adıyla ic­tus cerebrale) beyin atardamarlarının yırtılmasıyla oluşan beyin kanaması so­nucunda gelişir. Damar sertliği (arteri-yoskleroz) gelişmiş bir beyin atardama­rında oluşan bir pıhtının damarı tıkama­sı da (tromboz) başka bir inme nedeni­dir. Aynı biçimde, beyin embolisi adı verilen ve vücudun başka bir yerinden kan dolaşımına karısan pıhtı parçasının beyne ulaşarak daman tıkaması ile ortaya çıkan olay da inmeye neden olabilir. Ayrıca beyin atardamarlarının sinirsel uyarılar­la kasılması da (spazm) beyin dokusu­nun kanlanma yetersizliği sonucunda felce neden olur.

Söz edilen felç nedenleri bazen tansi­yonun yükselmesi ya da aniden düşmesi gibi kan basıncı dengesizlikleri, bazen de yemek sonrasında kanın sindirim siste­minde toplanması ya da sıcaklık değişi­minde ve alkol alındığında önemli mik­tarda kanın deride birikmesi gibi kan da­ğılım dengesizlikleri olabilir. Bu neden­ler arasında emboli oluşumunu kolaylaştıran kalp hastalıkları ile pıhtı oluşumuy­la seyreden kan hastalıkları da sayılabilir. Felç, çok sigara içilen, bol yemek yenen yoğun bir işgününden sonra, gece saatlerinde ya da sabah yataktan kalkıl­dığında, ayakkabı bağlamak ya da yüz yıkamak için eğilme durumunda ortaya çıkabilir. Belirgin iklim ve mevsim deği­şiklikleriyle hava basıncındaki önemli oynamalar da felç gelişimini kolaylaştı­rabilir. Felçten önceki günlerde hastada genellikle baş ağrısı, yüzde kanlanma ar­tışı, baş dönmesi ve sinirlilik gözlenebilir.

Beyin Damar Kökenli Hastalıklar Görülme Sıklığı

Damar kökenli beyin hastalığı 40 yaşın altında oldukça seyrektir. En sık görü­len neden pıhtı ile damar tıkanması (yüzde 80), daha az olarak da kanama­dır (yüzde 15). Dolaşım sistemi hasta­lıklarının birçok nedene bağlı olarak arttığı günümüzde, beyin atardamarları­nın hastalıkları da oldukça yaygındır. Bu yaygınlığın önemli bir nedeni yaşlı nüfusun artması ise de, lezyonların yal­nız yaşlılarda görülmediği unutulmama­lıdır. Hastaların üçte biri orta yaş üze­rinde, üretken ve çalışma yaşamı için­deki kişilerdir.

Beyin Damar Kökenli Hastalıklar Belirtileri

Az da görülse, beyin hastalığının ön belirtileri arasında baş ağrısı, baş dön­mesi, uyku eğilimi ve bilinç bulanıklı­ğından söz etmek gerekir. Beyindeki doku yıkımının yerine göre, hafif ko­nuşma, hareket ve görme bozuklukları görülür. Bilincin açık olduğu bu dö­nemde söz konusu belirtiler birkaç sa­niye ya da dakika, bazen de daha uzun sürer. Ağır olgularda ise beyindeki olay şiddetli bir tablo ile ortaya çıkabi­lir. Artık gerçek bir inme ya da ictus cerebrale tablosu oluşmuştur. Hasta yere düşer, hareketsizdir; bilinç kay­bolmuş ve yüz kanlanması artmıştır. Önceleri yüzeysel ve aralıklı iç çekme biçimindeki solunum daha sonra derin­leşir. Nabız yavaş ancak dolgundur. Felç vücudun yarısına yerleşmiştir. Özellikle beyin kanaması sonucu geli­şen felçlerde ateş, mide bulantısı, kus­ma, çırpınma nöbetleri ve koma sık gö­rülür. Genel belirtilerle birlikte, lezyonun yerine göre değişebilen sinir siste­mi belirtileri de ortaya çıkar. Doku yı­kımının fazla olmadığı olgularda felç hiçbir iz bırakmadan iyileşebilir. EEG (elektroensefalografi), psikometri (zi­hinsel ve ruhsal yeteneklerin ölçümü) vb özel yöntemlerle bile hastalık izleri ortaya çıkarılamaz. Ama olguların bü­tünü söz konusu olduğunda, genellikle kalıcı hareket ve konuşma bozuklukla­rı ortaya çıkar. Komanın birkaç gün içinde çözülmediği olgularda hastalı­ğın kötü gidişli olduğu düşünülür. Has­ta, ölümle sonuçlanabilen bronkopnömoni (bronş-akciğer iltihabı) ya da öteki enfeksiyonlara karşı büyük ölçü­de savunmasız durumdadır.

Beyin Travması
Kafatasının sarsılması veya kırılması sonucu içindeki beyin dokusunun zedelenmesine beyin travması (concussicn) denir. Ulaştırma araçlarının sayılarının ve süratlerinin gittikçe artmış olması günümüzde trafik kazalarını insanlara diğer hastalık nedenlerinden daha fazla zarar verici bir duruma yükseltmiştir.Baş kemiklerinin çatlaması veya kırılması, beyin zarlarında ve damarlarında yırtılmaya, beyin kanamasına neden olabilir. Bazı baş travmalarında kemiklerde kırılma ve damarlarda kanama olmadan da beyin dokusunda bir sarsıntı meydana gelebilir. Kafaiçi basınç değişmesi sonucu sinir hücrelerinin ani olarak elektriksel boşalmaya uğraması ile insanda bilinç kaybı meydana gelir. Bu tip beyin sarsıntılarına tıp dilinde korrosyo (comrnotio cerebri) adı verilir. Biline kaybı kısa sürer, daha sonra baş ağrısı, baş dönmesi, uykusuzluk, sinirlilik gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu arada amnezi denen bellek kayıpları görülebilir. Daha şiddetli darbeler beyin kontüzyonu denen durumu meydana getirir. Beyin kontüzyonu geçiren kimselerde konuşamama (afazi), koku olmama (anosmi), yarım görme (hemianopsi) ve felç (hemipleji) gibi belirtiler ortaya çıkar. Kafa travması geçiren bazı kimselerde daha sonraları sara nöbetleri (Jaokson epilepsisi) gelişebilir. Beyin sarsıntısı yani komosyo geçiren bir kimsenin bilinci yerine geldikten bir süre sonra uyuklama hali ile bilincinin tekrar bulanması halinde beyinde kanama sonucu bir hematom meydana geldiği düşünülmelidir. Bu arada nabız yavaşlaması, kusma, baş ağrısı ve kanama bölgesine bağlı olarak felçlerin meydana gelmesi kanamanın varlığını ispatlayan belirtilerdir. Başlangıçta belirti vermeyen hematomlar devam eden ufak kanamalarla ve beyin-omurilik sıvısından su çekme sonucu büyüyebilir ve zamanla bir beyin uru gibi kafaiçi basıncını arttırarak belirti verebilir. Kanama beyin zarları arasında olduğu zaman ense sertliği, ateş yükselmesi ve birincin kapanması gibi belirtiler görülür. Beyin-omurilik sıvısında kan bulunması ile teşhis konur

Bu içerik için bazı arama önermeleri

  • beyin hastalıkları