<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sagligin.Net Hastalık ve Sağlık bilgileri &#187; Göz</title>
	<atom:link href="http://www.sagligin.net/category/goz-sagligi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sagligin.net</link>
	<description>sağlık, ağız sağlığı, diş sağlığı, kadın sağlığı, hastalıklar, beslenme, zayıflama, diyet, sağlık bilgileri, şifalı bitkiler, besinler</description>
	<lastBuildDate>Fri, 18 May 2012 08:53:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Göz kaşıntısı nedenleri</title>
		<link>http://www.sagligin.net/goz-kasintisi-nedenleri.html</link>
		<comments>http://www.sagligin.net/goz-kasintisi-nedenleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 May 2012 08:30:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HisSeT</dc:creator>
				<category><![CDATA[Göz]]></category>
		<category><![CDATA[Göz kaşıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[Göz kaşıntısı neden olur]]></category>
		<category><![CDATA[Göz kaşıntısı tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Göz kaşıntısı ve kızarma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagligin.net/?p=2200</guid>
		<description><![CDATA[Göz Kaşıntısı , Kızarıklığının Nedenleri Bakteriyel konjonktivit. Gözleriniz kaşınıyor, kızardı, şişti ve beyaz ya da sarımtrak bir akıntı var. Konjonktivitte göz akını kaplayan zar ve göz kapaklarının iç yüzeyi iltihaplanır. Buradaki konjonktivit tipi ise bir bakteriyel enfeksiyonun sonucudur. Kornea ülserine yol açma ihtimali olduğu için ciddiye alınmalıdır. Antibiyotikli göz damlasıyla tedavi edilmelidir. Tedavi edilmezse, görme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sagligin.net/wp-content/uploads/2012/04/Göz-kaşıntısı.jpg"><img src="http://www.sagligin.net/wp-content/uploads/2012/04/Göz-kaşıntısı.jpg" alt="Göz kaşıntısı Göz kaşıntısı nedenleri" title="Göz kaşıntısı" width="447" height="291" class="alignnone size-full wp-image-2201" /></a></p>
<p>Göz Kaşıntısı , Kızarıklığının Nedenleri</p>
<p>Bakteriyel konjonktivit. Gözleriniz kaşınıyor, kızardı, şişti ve beyaz ya da sarımtrak bir akıntı var. Konjonktivitte göz akını kaplayan zar ve göz kapaklarının iç yüzeyi iltihaplanır. Buradaki konjonktivit tipi ise bir bakteriyel enfeksiyonun sonucudur. Kornea ülserine yol açma ihtimali olduğu için ciddiye alınmalıdır. Antibiyotikli göz damlasıyla tedavi edilmelidir. Tedavi edilmezse, görme yeteneğine zarar verir. Çok bulaşıcıdır ve genellikle makyaj malzemesinin paylaşılması nedeniyle meydana gelir.</p>
<p>Viral konjonktivit. Gözleriniz kaşınıyor, kırmızı ve şiş; berrak ve sulu bir akıntı var. Viral konjonktivitin belirtileri bakteriyel konjonktivite göre daha önemsiz ve az şiddetlidir. Viral konjonktivit soğuk algınlığı  veya gribin bir komplikasyonudur ve geçmesi birkaç gün alır. Neden virüs olduğu için antibiyotiğin yararı olmaz.</p>
<p>Kornea iltihabı. Gözleriniz iltihaplandı ve ağrıyor, ama başka belirti yok. Lenslerinizi tavsiye edilenden daha uzun süre takıyorsunuzdur veya güneş ışığına maruz kalmışsınızdır. Korneanız yaralanmıştır.</p>
<p>Göz kapağı iltihabı. Gözleriniz kırmızı ve kaşınıyor. Göz kapağının kenarları iltihaplı ve çapaklı. Bu durum çoğu kez kepekle birlikte görülür. Kendi kendine tedavi yöntemleri işe yaramaz ve belirtiler devam ederse, sağlık uzmanına ya da doktora danışın. Gözünüze bir merhem sürmeniz ve tuzlu su banyosu yapmanız gerekebilir.</p>
<p>Göz kuruluğu. Gözleriniz kırmızı ve kuru; gözyaşı az veya hiç yok. Göz akınız kızarmış ve şiş, gözünüz yanıyor ve batıyor. Göz kuruluğu bazen romatizma! artritle birlikte görülür. Kadınlarda erkeklere göredaha sık meydana gelir ve menopoz döneminin sık karşılaşılan bir şikâyetidir.</p>
<p>Kendiniz Ne Yapabilirsiniz?<br />
•	Konjonktivit söz konusuysa, s. 11 l&#8217;e bakın.<br />
•	Kornea iltihabı için reçetesiz satılan ağrı kesicileri alın, lens kullanmayın ve doktora gidinceye kadar gözünüzü kapatın.<br />
•	Göz kapağı iltihabı için çapakları günde iki kere ılık su veya bebe şampuanıyla yıkayın.<br />
•	Göz kuruluğunun sıkıntısını reçetesiz satılan suni gözyaşıyla giderebilirsiniz.<br />
•	Göz akınızda aniden ağrı yapmayan bir kırmızı leke oluşursa kendi haline bırakın. Genellikle zararsızdır ve kendi kendine yok olur.<br />
•	Kızarıklığı gidermek için temiz bir bezle soğuk pansuman yapın.</p>
<p>Önleme<br />
•	Konjonktivitin yayılmasını önlemek için elinizi sık sık yıkayın, elbezi ve havlu paylaşmayın ve bunları sık sık kaynatın. Makyaj malzemesini hiçbir zaman başkasıyla paylaşmayın.<br />
•	Ultraviyole ışınlardan koruyucu bir güneş gözlüğü kullanın.<br />
•	Parfümlü bezler, makyaj malzemesi ve deterjanlar dahil, alerji yaratması mümkün maddeleri kullanmayın.</p>
<div id="crp_related"><ul><li><a href="http://www.sagligin.net/goz-akintisi.html" rel="bookmark" class="crp_title">Göz Akıntısı</a></li><li><a href="http://www.sagligin.net/goz-agrisinin-nedenleri.html" rel="bookmark" class="crp_title">Göz Ağrısının Nedenleri</a></li><li><a href="http://www.sagligin.net/goz-kizarmasi.html" rel="bookmark" class="crp_title">Göz Kızarması</a></li><li><a href="http://www.sagligin.net/gunes-yanigi-nasil-gecer-2.html" rel="bookmark" class="crp_title">haya kaşıntısı</a></li><li><a href="http://www.sagligin.net/sinus-agrisi.html" rel="bookmark" class="crp_title">sinüs ağrısı</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagligin.net/goz-kasintisi-nedenleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Göz Ağrısının Nedenleri</title>
		<link>http://www.sagligin.net/goz-agrisinin-nedenleri.html</link>
		<comments>http://www.sagligin.net/goz-agrisinin-nedenleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 May 2012 08:23:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HisSeT</dc:creator>
				<category><![CDATA[Göz]]></category>
		<category><![CDATA[göz ağrısı için ne yapmalı]]></category>
		<category><![CDATA[göz ağrısı nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[göz ağrısı tedavi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagligin.net/?p=2195</guid>
		<description><![CDATA[Göz Ağrısının Nedenleri Göz bozukluğu. Gözleriniz yorgun ve başınız da ağrıyor. Kısa mesafede gözünüzde bulanıklık varsa veya kısa mesafede nesnelere odaklanma yeteneğiniz azaldıysa, gözlük ya da lens takmanız gerekebilir. Yaralanma. Gözünüze bir şey çarptı; aniden gözünüzde ağrı, görme bozukluğu ve kızarıklık başladı. Göz yaralanmalarının pek çoğu spor yapılırken veya başka tehlikeli faaliyetlere katılırken alınan tedbirlerle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sagligin.net/wp-content/uploads/2012/04/Göz-Ağrısının-Nedenleri.jpg"><img src="http://www.sagligin.net/wp-content/uploads/2012/04/Göz-Ağrısının-Nedenleri.jpg" alt="Göz Ağrısının Nedenleri Göz Ağrısının Nedenleri" title="Göz Ağrısının Nedenleri" width="387" height="252" class="alignnone size-full wp-image-2197" /></a></p>
<p>Göz Ağrısının Nedenleri<br />
Göz bozukluğu. Gözleriniz yorgun ve başınız da ağrıyor. Kısa mesafede gözünüzde bulanıklık varsa veya kısa mesafede nesnelere odaklanma yeteneğiniz azaldıysa, gözlük ya da lens takmanız gerekebilir.<br />
Yaralanma. Gözünüze bir şey çarptı; aniden gözünüzde ağrı, görme bozukluğu ve kızarıklık başladı. Göz yaralanmalarının pek çoğu spor yapılırken veya başka tehlikeli faaliyetlere katılırken alınan tedbirlerle önlenebilir.<br />
Kornea ülseri ya da iltihabı. Şiddetli göz ağrınız var, görmeniz bulanık, göz yaşı fazlası, ışığa karşı hassasiyet görülüyor ve şiddetli ağrı his¬setmeden göz kapaklarını açık tutmada zorluk çekiyorsunuz.</p>
<p>Kendiniz Ne Yapabilirsiniz?<br />
•	Gözlerinizi dinlendirin.<br />
•	Gözlerinizi parlak ışıktan ve ultraviyoleden korumak için güneş gözlüğü takın.<br />
•	Günde toplam bir saat aralıklarla gözünüze (hangisi daha iyi geliyorsa) soğuk veya ılık pansuman yapın.<br />
•	Birkaç gün başınızı dik koyarak uyuyun.<br />
•	Kuruluğu ve hassasiyeti ortadan kaldırmak için suni gözyaşı kullanın.</p>
<p>•	Spor yaparken, marangozluk işlerinde veya inşaatlarda koruyucu gözlük kullanın.<br />
•	Lenslerinizi temiz tutun, gözünüzde çok uzun süre taşımayın, gözünüzün ağrıdığını hisseder hissetmez, çıkartın.<br />
Gözünüze yakın mesafede bir şey kullanırken dikkat edin. Makyaj fırçalan, tırnaklar ve spreyler korneayı bereleyebilir veya tahriş edebilir.<br />
Dövüş salonlarından uzak durun; eğer böyle bir yere gidiyorsanız, uygun göz koruyucu kullanın.</p>
<div id="crp_related"><ul><li><a href="http://www.sagligin.net/goz-kasintisi-nedenleri.html" rel="bookmark" class="crp_title">Göz kaşıntısı nedenleri</a></li><li><a href="http://www.sagligin.net/dirsek-agrisinin-nedenleri.html" rel="bookmark" class="crp_title">Dirsek Ağrısının Nedenleri</a></li><li><a href="http://www.sagligin.net/goz-akintisi.html" rel="bookmark" class="crp_title">Göz Akıntısı</a></li><li><a href="http://www.sagligin.net/boyun-agrisi-nasil-gecer.html" rel="bookmark" class="crp_title">boyun ağrısı nasıl geçer</a></li><li><a href="http://www.sagligin.net/goze-kacan-cisimler.html" rel="bookmark" class="crp_title">Göze Kaçan Cisimler</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagligin.net/goz-agrisinin-nedenleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Göz Akıntısı</title>
		<link>http://www.sagligin.net/goz-akintisi.html</link>
		<comments>http://www.sagligin.net/goz-akintisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Apr 2012 08:33:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HisSeT</dc:creator>
				<category><![CDATA[Göz]]></category>
		<category><![CDATA[Göz Akıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[Göz Akıntısı nasıl geçer]]></category>
		<category><![CDATA[Göz Akıntısı neden olur]]></category>
		<category><![CDATA[Göz Akıntısı nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Göz Akıntısı tedavi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagligin.net/?p=2203</guid>
		<description><![CDATA[Göz Akıntısının Nedenleri Alerji. Alerjiniz olan havadaki bir madde nedeniyle gözleriniz yaşla dolu, kırmızı, şiş ve kaşınıyor. Polen, toz, döküm parçası, hayvan kılı, tüyü ya da deri parçaları, klorlu su, makyaj malzemesi veya lensler göz¬lerinizde alerjik tepkiye yol açabilir. Bu reaksiyondan kaçınmanın en etkili yolu, size dokunan alerjik maddeden uzak durmaktır; bunu yapamıyorsanız, kendi kendine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sagligin.net/wp-content/uploads/2012/04/Göz-Akıntısı.jpg"><img src="http://www.sagligin.net/wp-content/uploads/2012/04/Göz-Akıntısı.jpg" alt="Göz Akıntısı Göz Akıntısı" title="Göz Akıntısı" width="469" height="279" class="alignnone size-full wp-image-2205" /></a></p>
<p><a href="http://www.sagligin.net/goz-akintisi.html">Göz Akıntısı</a>nın Nedenleri</p>
<p>Alerji. Alerjiniz olan havadaki bir madde nedeniyle gözleriniz yaşla dolu, kırmızı, şiş ve kaşınıyor. Polen, toz, döküm parçası, hayvan kılı, tüyü ya da deri parçaları, klorlu su, makyaj malzemesi veya lensler göz¬lerinizde alerjik tepkiye yol açabilir. Bu reaksiyondan kaçınmanın en etkili yolu, size dokunan alerjik maddeden uzak durmaktır; bunu yapamıyorsanız, kendi kendine tedavi yöntemlerini deneyin.</p>
<p>Bell felci. Yüzünüzün bir tarafındaki kaslar sarktı, o tarafta güçsüzlük ve salya söz konusu ve muhtemelen kulağınız ağrıyor, tat duygunuz değişti ve sese karşı duyarlılığınız arttı. Bell felci yüz sinirlerinin iltihaplanmasının sonucudur, ancak esas nedeni bilinmemektedir.</p>
<p>Arpacık. Göz kapağınızın üstünde veya altında küçük, kırmızı ve ağrı veren bir şişlik var. Gözünüzün üstünde bir şey var duygusuna kapılıyorsunuz; aşırı göz yaşı akıyor. Arpacığın nedeni kirpik bezinde bakteriyel enfeksiyondur. Şişi sıkmak enfeksiyonu yayabilir ve başka arpacıkların çıkmasına yol açabilir.</p>
<p>•   Konjonktivit için:<br />
- Uyandığınızda gözleriniz çapaklı ve zor açılıyorsa, çapakları ılık, sıkılmış elbeziyle temizleyin. Bu elbezini kaynatmadan kullanmayın.</p>
<p>-	Göz kapaklarınızı yarım tatlı çay kaşığı ılık suda eritilmiş yarım çay kaşığı tuzla temizleyin.<br />
-	Günde 3-5 kere ılık suya batırılmış elbezini kapalı gözlerinizin üzerine koyun.<br />
-	Kaşınma ve tahriş olmaya karşı reçetesiz satılan göz damlalarından kullanın.<br />
-	Enfeksiyon başladığında kullanmakta olduğunuz makyaj malzemelerini atın ve gözünüzde enfeksiyon olduğu sürece makyaj yapmayın.<br />
-	Gözünüzü bağlamayın; gözün kapatılması enfeksiyonun yayılmasına yol açabilir.<br />
-	Enfeksiyon süresince lens kullanılmamalıdır.<br />
Arpacık için:<br />
-	Gözün arpacık nedeniyle tahriş olmasını önlemek için günde 3-4 kere bölgeye 10&#8242;ar dakika ılık (temiz bir bezi akan suda ıslatarak) pansuman yapın. &#8211; Arpacığı hiçbir zaman sıkmayın; rahatla¬mak için antihistaminler ve göz damlası kullanın.</p>
<p>Önleme<br />
•	Gözünüz enfeksiyon kaptığında ellerinizi sık sık yıkayın ve başkasının havlusunu kullan¬mayın. Böylece enfeksiyonun başkalarına geçmesini önlemiş olursunuz.<br />
•	Başkalarıyla makyaj malzemesi, göz damlası veya lens paylaşmayın.<br />
•	Lenslerinizi dikkatle temizleyin ve eskiyince yenisiyle değiştirin.</p>
<div id="crp_related"><ul><li><a href="http://www.sagligin.net/goz-kasintisi-nedenleri.html" rel="bookmark" class="crp_title">Göz kaşıntısı nedenleri</a></li><li><a href="http://www.sagligin.net/goz-agrisinin-nedenleri.html" rel="bookmark" class="crp_title">Göz Ağrısının Nedenleri</a></li><li><a href="http://www.sagligin.net/cocuklarda-pisik-tedavisi.html" rel="bookmark" class="crp_title">çocuklarda pişik tedavisi</a></li><li><a href="http://www.sagligin.net/sinuzit-nedir.html" rel="bookmark" class="crp_title">Sinüzit Nedir</a></li><li><a href="http://www.sagligin.net/vajina-akintisi-nedenleri.html" rel="bookmark" class="crp_title">Vajina Akıntısı Nedenleri</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagligin.net/goz-akintisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Göz Damar Tıkanıklığı</title>
		<link>http://www.sagligin.net/goz-damar-tikanikligi.html</link>
		<comments>http://www.sagligin.net/goz-damar-tikanikligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Mar 2012 17:08:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>PrEnSeS</dc:creator>
				<category><![CDATA[Göz]]></category>
		<category><![CDATA[göz damar tıkanıklığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagligin.net/?p=1856</guid>
		<description><![CDATA[Göz Damar Tıkanıklığı Göz damar tıkanıklığı şeker hastalığının uzun süre artmasıyla meydana gelen damar tıkanıklığıdır. Retina ven tıkanıklıkları diyabetten sonra retinanın damar hastalıkları arasında ikinci sırada yer alır. Esas problem, retina damarlarının duvarında oluşan hasardır. Hipertansiyon, glokom (yüksek göziçi basıncı), damar sertliği, pıhtılaşma problemleri ve diyabeti olan hastalar risk altındadırlar. Sıklıkla 50-60 yaş arasında görülür. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.sagligin.net/wp-content/uploads/2012/03/göz-damar-tıkanıklığı.jpg" alt="göz damar tıkanıklığı Göz Damar Tıkanıklığı" title="göz damar tıkanıklığı" width="275" height="183" class="alignnone size-full wp-image-1857" /></p>
<p>Göz Damar Tıkanıklığı</p>
<p>Göz damar tıkanıklığı şeker hastalığının uzun süre artmasıyla meydana gelen damar tıkanıklığıdır.</p>
<p>Retina ven tıkanıklıkları diyabetten sonra retinanın damar hastalıkları arasında ikinci sırada yer alır. Esas problem, retina damarlarının duvarında oluşan hasardır. Hipertansiyon, glokom (yüksek göziçi basıncı), damar sertliği, pıhtılaşma problemleri ve diyabeti olan hastalar risk altındadırlar. Sıklıkla 50-60 yaş arasında görülür. Santral retinal ven tıkanıklığı ve ven dal tıkanıklığı diye bilinen iki tipi vardır.</p>
<p>Hastalar genelde ani ağrısız görme kaybı şikayeti ile başvururlar. Yapılan muayenede erken aşamada tıkanıklığın sonrasındaki bölgede, retina içine kanamalar, retinada sıvı toplanması (retinal ödem), madde birikimleri (yumuşak eksudalar) görülür. İleri evrede ise kanamalar geri çekilir ancak ödem devam edebilir. Yeterince beslenemeyen retinada anormal yeni damar oluşumu ve buna bağlı sorunlar olabilir.<br />
Retina arter tıkanıklıkları :<br />
Retinal arter tıkanıklığı, santral retinal arter ya da onun dallarından birinin tıkanması sonucunda oluşur. Bu tıkanmaya genellikle kan dolaşımındaki küçük bir emboli neden olur. Yüksek kollesterol, kalp hastalığı, arteriyoskleroz, sistemik hipertansiyon, diyabet ve glokom retinal arter tıkanıklığı için risk faktörleridir. Tıkanıklık sonucunda tıkanan arterin beslemesi gereken bölgede yetersiz oksijenlenme gerçekleşir ve tüm bunların sonucunda kalıcı görme kaybı oluşur. Hastalar genelde ani ağrısız görme kaybı şikayeti ile başvururlar. Görme kaybını derecesi tıkanmanın olduğu nokta ile alakalıdır. Rutin bir gözdibi muayenesinde tanı konulabilir.</p>
<p>Retina arter tıkanıklıklarında, tıkanıklığın oluştuğu ilk saatlerde tedavi acil olarak yapılırsa bazı hastalarda düzelme olabilmektedir ancak ileri dönemlerde görme kaybının geri döndürülmesi mümkün olamamaktadır. Tıkanıklığın ilk saatlerinde hiperbarik oksijen tedavisi faydalı olabilmektedir. Ayrıca göz küresine masaj uygulanarak tıkanıklığa sebep olan embolinin periferiye giderek, daha az görme hasarına yol açmasına gayret edilir.</p>
<p>Sonuç olarak, ani, ağrısız, geçmeyen görme kaybı şikayeti olan hastalara, vakit kaybetmeden, en yakın göz doktoru uzmanına başvurmaları önerilir.</p>
<p>Retina damar tıkanıklığı geçiren hastaların daha sonra gelişebilecek komplikasyonları engellemek amacıyla göz hekimleri tarafından takibi son derece önemlidir.</p>
<p>Görme sorunlarıyla doktora başvuran, yüksek tansiyonu olan kişilerde retina damarlarında tıkanıklık saptanabiliyor<br />
Kalp damarlarının tıkanması gibi gözün retina tabakasındaki damarlar da tıkanabiliyor. Yeditepe Üniversitesi Göz Hastanesi&#8217;nden Doç. Dr. Sinan Tatlıpınar, &#8216;Retinal damar tıkanıklıkları ciddi görme sorunlarına yolaçabilir. Her organın beslenmesinde olduğu gibi gözde de kanı retinaya getiren atardamarlar ve retinadan kanı uzaklaştıran toplardamarlar görev yapar. Bu iki grupta farklı seviyedeki tıkanıklıklar oluşabiliyor. Ancak daha sıklıkla toplardamar tıkanıklıklarına (retina ven tıkanıklığı) rastlanıyor. Bu tıkanıklık, ana toplardamar veya dal toplardamar seviyesinde gelişebilir. Bu hastalık diyabetik retinopatiden sonra ikinci en sık retina damar hastalığıdır. Yani oldukça sık görülen bir hastalıktır&#8217; diyor. Retina damarlarında oluşan tıkanıklıkta en büyük etken hipertansiyon. Yüksek tansiyonlu kişilerde, retinadaki atardamarlarda kalınlaşma ve sertleşme olduğu için belirli bir süre sonra atardamarlar yakındaki toplardamarlara baskı uygular ve tıkanıklık gelişebilir. </p>
<p>GÖRMEYİ ETKİLER<br />
Retina toplardamar tıkanıklığının en sık bulgusu hastalarda meydana gelen görme azlığıdır. Tıkanıklık sonucu retinanın belirli bir kısmındaki kan boşalamayacağı için damarlardan dışarıya kan elemanları çıkarak dokuda ödem ve kanamalara neden olur. Bu kanama ve ödem görme merkezini etkilerse hastada görme azlığı gelişir. Retina tıkanıklıklarda, gözbebeklerini büyütüp gözün arkasına bakarak ve göz anjiyografisi çekerek teşhis koyduklarını söyleyen Dr. Tatlıpınar, tedavi hakkında ise şunları söylüyor: &#8216;Genellikle dal retina tıkanıklıklarında öncelikle hastayı takibe alarak bekliyoruz. Hastaların, hipertansiyonları varsa kan basıncının mutlaka kontrol altına alınmasını istiyoruz. Görmede artış olan olgularda ek bir problem gelişmezse takip yeterli olabiliyor. Artmazsa tedavinin bazı yolları var. </p>
<p>LAZER UYGULAMASI<br />
İlk ve klasik tedavi sıvı toplanan bölgelere argon lazer uygulayarak hastanın görme kalitesini artırmaktır. Diğer bir tedavi yöntemi ise özel ajanlarla tedavi. Retina damar hastalıklarında ağ tabakadan salınan bazı faktörler çoğalıyor. Özel ajanlar ile bu azaltılarak yeni damarların ortaya çıkması ve damarlardan sızıntı önleniyor. </p>
<p>Sık görülen bir hastalık</p>
<p>“Gözde oluşabilecek rahatsızlıklardan biri de retinadaki damar tıkanıklıkları. Retinada da bütün vücutta olduğu gibi iki ana damar sistemi bulunmakta. Her organın beslenmesinde olduğu gibi gözde de kanı retinaya getiren atardamarlar ve retinadan kanı uzaklaştıran toplardamarlar görev yapar. Bu iki grupta farklı seviyedeki tıkanıklıklar oluşabiliyor. Ancak daha sıklıkla toplardamar tıkanıklıklarına (retina ven tıkanıklığı) rastlanıyor. Bu tıkanıklık, ana toplardamar (santral retinal ven tıkanıklığı) veya dal toplardamar (dal retinal ven tıkanıklığı) seviyesinde gelişebilir. Bu hastalık diyabetik retinopatiden sonra ikinci en sık retina damar hastalığıdır. Yani oldukça sık görülen bir hastalıktır…</p>
<p>Yüksek tansiyon büyük etken</p>
<p>Retina damarlarında oluşan tıkanıklıkta en büyük etken yüksek tansiyondur. Yüksek tansiyonlu kişilerde, retinadaki atardamarlarda kalınlaşma ve sertleşme olduğu için belirli bir süre sonra atardamarlar yakındaki toplardamarlara baskı uygulamaya başlar ve tıkanıklık gelişebilir. Retina toplardamar tıkanıklığının en sık bulgusu hastalarda meydana gelen görme azlığıdır. Tıkanıklık sonucu retinanın belirli bir kısmındaki kan boşalamayacağı için damarlardan dışarıya kan elemanları çıkarak dokuda ödem ve kanamalara neden olur. Bu kanama ve ödem görme merkezini etkilerse hastada görme azlığı gelişir. Bunun dışında hastaya özel olarak bir ağrı vermiyor. Görme merkezini etkilemeyen tıkanıklıklarda ise hasta bize görme alanında bir bölgeyi daha bulanık gördüğünü tarif ediyor…</p>
<p>Tedavi yolları var…</p>
<p>Retina tıkanıklıklarda, gözbebeklerini büyütüp gözün arkasına bakarak ve göz anjiyografisi çekerek teşhis koyuyoruz. Genellikle dal retina tıkanıklıklarında öncelikle hastayı takibe alarak bekliyoruz. Hastaların, hipertansiyonları varsa kan basıncının mutlaka kontrol altına alınmasını istiyoruz. Görmede artış olan olgularda ek bir problem gelişmezse takip yeterli olabiliyor. Artmazsa tedavinin bazı yolları var. İlk ve klasik tedavi sıvı toplanan bölgelere argon lazer uygulayarak hastanın görme kalitesini artırmaktır. Ayrıca, yeni damar gelişimini önlemek için de gerekli hallerde argon lazer tedavisi uyguluyoruz. Diğer bir tedavi yöntemi ise son yıllarda yaygınlaşan özel ajanlarla tedavi. Retina damar hastalıklarında ağ tabakadan salınan bazı faktörler (VEGF) çoğalıyor. Özel ajanlar ile bu azaltılarak yeni damarların ortaya çıkması ve damarlardan sızıntı önleniyor. Bu ilaçları gerekli hallerde göziçi enjeksiyon yoluyla kullanıyoruz…</p>
<p>Vakit geçirmeyin…</p>
<p>Diğer grup ise retina atardamar (arter) tıkanıklıklarıdır. Yani göze kan taşıyan arterlerde ani tıkanıklık ortaya çıkmasıdır. Enfarktüs geçirince kalp damarları ve kalp kası nasıl hasar görürse, retinada da benzer şekilde hasar oluşur. Yani bir anlamda gözün kalp krizi sayılabilir. En sık neden kalp veya şahdamarlardan kaynaklanan kan pıhtılarının retinadaki arterleri tıkamasıdır. Bu durumda hasta birden görme kaybı yaşar. Retinanın yoğun bir sinir dokusu vardır ve uzun süre oksijensiz kalamaz. Belirli bir süre kan gitmediği zaman hasar oluşmaya başlar. Bu nedenle beklemeden tedavi etmek gerekir. Bu hastaların olabilecek en kısa sürede bir göz doktoruna başvurması ve en kısa sürede tedaviye başlanması gerekiyor. Genellikle ilk 24-48 saatten daha geç başvuran olgularda kalıcı görme kaybı gelişebilmektedir.”</p>
<div id="crp_related"><ul><li><a href="http://www.sagligin.net/diyabetin-goze-etkileri.html" rel="bookmark" class="crp_title">Diyabetin Göze Etkileri</a></li><li><a href="http://www.sagligin.net/hipermetrop.html" rel="bookmark" class="crp_title">Hipermetrop</a></li><li><a href="http://www.sagligin.net/gozde-ucusan-siyah-noktalar.html" rel="bookmark" class="crp_title">Gözde Uçuşan Siyah Noktalar</a></li><li><a href="http://www.sagligin.net/gorme-bozukluklari.html" rel="bookmark" class="crp_title">Görme Bozuklukları</a></li><li><a href="http://www.sagligin.net/hipertansiyon.html" rel="bookmark" class="crp_title">Hipertansiyon</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagligin.net/goz-damar-tikanikligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Göz Ödemi</title>
		<link>http://www.sagligin.net/goz-odemi.html</link>
		<comments>http://www.sagligin.net/goz-odemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Mar 2012 13:37:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>PrEnSeS</dc:creator>
				<category><![CDATA[Göz]]></category>
		<category><![CDATA[göz ödemi]]></category>
		<category><![CDATA[göz ödemi belirtileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagligin.net/?p=1808</guid>
		<description><![CDATA[Göz Ödemi Göz ödemi belirtileri, tedavisi ve korunma şekli ile ilgili aradığınız herşeyi sitemizden bulabilirsiniz. Ödem dokuların hücreleri arasında sıvı birikmesiyle oluşur. Beyin ödemi ve gözkapağı Ödemi gibi belirli bir bölgeyle sınırlı kalabileceği gibi yaygın olarak da ortaya çıkabilir. Yaygın ödemle birlikte akciğer ve karın zarları gibi sıvı içeren (seröz) iç-zarların boşluklarında da sıvı toplanmışsa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.sagligin.net/wp-content/uploads/2012/03/göz-ödemi.jpg" alt="göz ödemi Göz Ödemi" title="göz ödemi" width="275" height="183" class="alignnone size-full wp-image-1809" /></p>
<p>Göz Ödemi</p>
<p>Göz ödemi belirtileri, tedavisi ve korunma şekli ile ilgili aradığınız herşeyi sitemizden bulabilirsiniz.</p>
<p>Ödem dokuların hücreleri arasında sıvı birikmesiyle oluşur. Beyin ödemi ve gözkapağı Ödemi gibi belirli bir bölgeyle sınırlı kalabileceği gibi yaygın olarak da ortaya çıkabilir. Yaygın ödemle birlikte akciğer ve karın zarları gibi sıvı içeren (seröz) iç-zarların boşluklarında da sıvı toplanmışsa bu duruma anazarka tipi Ödem denir.Ödem çeşitli bozukluklara bağlı olabilir. Başlıca etkenleri kılcal damarların geçirgenliğinde artış, kılcal damarlar içindeki kanın hidrostatik basıncında, kanın osmoz (geçişme) basıncında ve dokulardaki sodyum miktarında değişikliklerdir. Odemli dokular şişkin ve soluk görünür. Kesildiklerinde bol miktarda sıvı fışkırır. Deri gergin ve parlaktır. Doğal kıvrımlar kaybolmuştur. İlerlemiş durumlarda doku yıkımı da ortaya çıkabilir. Derialtı dokularının ödemi kolaylıkla fark edilebilir; Odemli bölgeye parmakla bastırıldığında bir süre kaybolmayan bir çukurluk oluşur. Bu basit uygulama hafif Ödemlerin saptanmasını ve yaygınlaşmadan tedavi edilebilmesini sağlar.Anjiyonörotik ödem, anjiyo ödem, Quincke ödemi ve dev ürti-ker adlarıyla da tanınır. Bu tür ödem bazı kişilerde, özellikle de erkeklerde birkaç dakika içinde ortaya çıkabilir. Deride yuvarlak, geniş bir şişlik belirir. Bu bölge çevresindeki sağlıklı dokudan yüksek ve biraz daha serttir. Genellikle gözkapakları, dış üreme organları, dudaklar ya da ağız içi mukozası ve dil gibi yumuşak dokularda yer alır. Hasta önce bir gerginlik ve kaşıntı hisseder. Daha sonra belirtilen bölgelerdeki deride şişkinliklerin ortaya çıktığını fark eder. Hastalık genellikle gece başlar. İlk belirtileri sıkıntı verirse de dayanılmaz boyutlara varmadığından hasta ancak sabahleyin durumu anlar. Bazen hastalığa nefes darlığıyla birlikte astım, iltihaplı burun akıntısı, bulantı ve kusma gibi mide-bağırsak bozuklukları da eşlik eder. Belirtiler birkaç saat ya da birkaç gün sonra kaybolur. Ama bir süre sonra yeniden ortaya çıkar ve bazen mevsimlere bağlı olarak yineler. Anjiyonörotik ödem bazen glottiste, yani gırtlakta ses telleri ve bunların arasındaki bölgeyi kapsayan organda ortaya çıkar. Solumayı engelleyerek ani ve tehlikeli boğulma nöbetlerine yol açar. Bu durumda tıkanarak birkaç saniyede moraran hasta ancak birkaç dakika içinde yapılacak trakeotomi (soluk borusunun delinmesi) ile kurtanlabilir.<br />
Nedenleri ve Tedavi<br />
Anjiyonörotik ödem kan damarlarının geçirgenliğinde ani bir değişiklikten kaynaklanır. Buna bağlı olarak yumuşak dokularda hızla sıvı birikir ve deri ödemi ortaya çıkar. Alerjik kökenli anjiyonörotik ödemin nedeni bazı besinlere ve aspirin ya da penisilin gibi bir ilaca karşı aşırı duyarlılıktır. Kalıtımsal anjiyonörotik ödem ise bağışıklık sistemindeki bir bozukluğa bağlıdır; pıhtılaşmada etkili bir madde olan kallikreini etkisiz hale getiren ve bağışıklık yanıtında rol oynayan kompleman sisteminin birinci proteinini (Cl) ketleyici bir proteinin doğuştan bulunmadığı durumda ortaya Çıkar.Tedavide ürtiker tedavisine benzer bir yöntem izlenir. Öncelikle anjiyonörotik ödeme yol açan etkenler ortadan kaldırılmaya çalışılır. Belirtileri yok etmek için kaşıntıyı gideren (antihistaminik) ve kortizonlu ilaçlar kullanılır.</p>
<p>Ödem her zaman bir kalp yetmezliği bulgusu mudur?</p>
<p>Hayır. Başka hastalıklarda da ortaya çıkabilir. Örneğin toplardamarla­rın pıhtı ve iltihabı ile varislerinde olduğu gibi vücudun belirli bir bö­lümünde ödem ortaya çıkabilir. Bu durumda şişlik ayak bileği düze­yindedir. Gebelikte ayakta uzun süre kalındığında bacaklarda ödem or­taya çıkabilir ya da gebelik zehirlenmesi sürecinde görülür, Ayrıca, glomerülonefrit, nefrotik sendrom ve böbrek yetmezliği gibi bazı böb­rek hastalıklarında yalnız akşam saatlerinde değil, sabah da göz çukur­ları çevresinde ödem görülebilir. İlerlemiş karaciğer hastalıklarında, örneğin karaciğer sirozunda da ödem ortaya çıkabilir.</p>
<p>Optik papilla ödemi</p>
<p>Yüksek tansiyonu ya da beyin tümörü olan kişilerde görülebilen optik papilla ödemi gözdeki optik diskin şişmesi anlamına gelir. Optik papilla ödemi ya da kısaca papil ödem (göz dibi ödemi diye de bilinir) görme algısında rol oynayan bütün sinir liflerinin bir araya gelip beyindeki görme merkezine varmak için gözden çıktıkları yer olan optik disklerdeki sıvı birikimi anlamına gelir. </p>
<p>Söz konusu durum bir hastalık değil bir bulgudur ve bedendeki kan damarları ile dolaşımın göstergelerinden biridir. Ödem yüksek tansiyonunun varlığını ve yüksek tansiyonun damarları ve dolaşımı etkilediğini gösterir. Alttaki neden tedaviyle ortadan kalktığında ödem de yok olur. </p>
<p>Nedenleri<br />
Optik papilla ödeminin en yaygın nedeni beyindeki birincil ya da ikincil tümörlerdir (Yani beyin dokusunun tümörü ya da başka organlardan beyne yayılmış olan metastazlar). Öteki olası nedenler yüksek tansiyon beyin içindeki kanamaya bağlı kafa içi basıncı artması göz çukurundaki tümörler ve ağtabaka toplardamarında pıhtı oluşumudur. Ağtabaka toplardamarı kafadaki en büyük toplardamarlardandır. </p>
<p>Belirtiler<br />
Optik papilla ödemi genellikle göz dibinin oftalmoskop (Ağtabaka ve üzerindeki yapıların görülmesini sağlar) ile muayenesi sırasında ortaya çıkar. Başlangıç döneminde şişme hafif olduğundan diskin kenarları net biçimde görülemez onun yerine hafif bulanık bir görünüm izlenir. Ayrıca kıvrılıp genişlemiş toplardamarlarkanama alanları ve şişme nedeniyle gölgeli alanlar görülebilir. Ciddi vakalarda görmede bulanıklaşma olur. Tehlikesi ödeme yol açan nedenin tedavisiz bırakılması durumunda ilerleyen görme yitimine neden olmasıdır. </p>
<p>Tedavi<br />
Optik papilla ödemi tek başına bir hastalık değildir yani başka hastalıklara eşlik eden bir bulgudur. Bu nedenle optik papilla ödeminin kendisi tedavi edilmez. Ancak bu belirtiye yol açan hastalık tedavi edildiğinde ödem de geçer. </p>
<p>OKÜLOPLASTİK CERRAHİ KAPAK ENFEKSİYONLARI (Kapak İltihabı)<br />
   Kapak Kenarı İltihabı (Blefarit): Göz kapaklarının sık görülen iki taraflı iltihabıdır. Kapakların kirpikleri içeren 2 mm&#8217;lik kenar kısmını tutar. Kapaklarda yanma, kaşınma ve batma hissine yol açar. Kirpik diplerinde kepeklenme, kızarıklık ve kapak kenarında kalınlaşma vardır. Ayrıca göz kapak kenarlarında ters kirpik (trikiazis) ve kirpiklerin dökülmesi (madarozis) gelişebilir. Ek olarak arpacık (hordeolum) ve şalazyon gelişimine neden olabilir. Tedavide en önemli husus göz kapağının temizliğidir. Kirpik dipleri bebek şampuanı ile yıkanmalıdır. Bir el havlusu yardımıyla kapaklar üzerine uygulanan sıcak pansuman, kepeklenme ve yağlı akıntıları gidermede oldukça faydalıdır. Bunlardan fayda alınamazsa antibakteriyel göz damlaları tedaviye eklenir. </p>
<p>   Arpacık (Hordeolum): Kirpik diplerinin ve göz kapağında yağ salgılayan bezlerin (meibomius) küçük bir apsesidir.Belirtileri; kapak içinde veya kapak üzerinden öne doğru uzanan, hassas, kızarık, sivilceye benzeyen şişkinliktir. Çoğu vaka kendiliğinden iyileşir ya da iltihap kirpik diplerine yakın bir bölgeden dışarıya boşalır. En önemli adım sıcak pansumandır. Antibakteriyel göz damlaları tedaviye eklenebilir. Bazı vakalar ufak bir cerrahi işlemle tedavi gerektirebilir. </p>
<p>   Kapak Bezinin Kisti (Şalazyon): Arpacıktan sonra gelişebilir veya kapak bezlerinin ağızlarının tıkanması ile yağ salgılarının bezin içinde birikmesi ile ortaya çıkar. Kapakta ağrısız, sert ve yuvarlak bir şişlik şeklinde görülür. Şişkinlik arpacıktan daha büyüktür. En sık uygulanan tedavi şekli cerrahidir. Bazı vakalarda şişliğin içine iğne ile iltihabın geçmesine yardımcı olan ilaç (steroid ) enjekte edilir. </p>
<p>   Göz Uçuğu (Herpes Simpleks): Uçuk virüsü (Herpes Simpleks) deriyi tuttuğu gibi gözü ve göz kapaklarını da tutabilir. Genelikle tek taraflıdır.  Yüzde kırmızı zemin üzerinde öbekler halinde, saydam, küçük, inci tanesi (vezikül) şeklinde gelişir. Hafif bir kapak şişkinliği olabilir. Veziküller yırtılır ve daha sonra kabuklanarak birkaç gün içinde iyileşir. Gözde ve bulunduğu deri çevresinde ağrıya sebep olur. Gözün ön tarafındaki kornea tabakasını tutabilir. Tedavide virüslere karşı etkili göz damlaları ve kremleri (asiklovir) kullanılır. Hijyen amaçlı olarak kabarcıklara temastan kaçınılmalıdır. </p>
<p>   İmpetigo: Sıklıkla çocuklarda kötü hijyen koşulları veya travma nedeniyle ortaya çıkan kapak cildinin bakteriyel iltihabıdır. Yüzde ve kapak cildinde kızarık bir zemin üzerinde küçük kırmızı döküntü şeklinde başlar. Daha sonra döküntüler vezikül halini alır. Son aşamada bunlar patlayarak üzerileri altın sarısı kabukla örtülür. Tedavide antibiyotik içerikli merhemler kullanılır. Yaygın tutulum halinde ise ağızdan antibiyotik verilir. </p>
<p>   Yılancık (Erizipel): Kızarıklık, ödem ve sertlik (endurasyon) ile karakterize olan cilt ve cilt altı dokusunun selülitidir. Kapağın tümünü tutabilen kızarık bir alan olarak başlar ve kısa zamanda sert ve ödemli bir görünüm kazanır. Ameliyat, travma sonrasında veya önceki enfeksiyon zemininde gelişebilir. Koyu kırmızı renkli, kabarık ve çevre dokulardan keskin sınırlarla ayrılmıştır. Ateş ve bitkinlik vardır. Tedavide ağızda penisilin verilir. </p>
<p> KAPAK DEFORMİTELERİ (ŞEKİL BOZUKLUKLARI)<br />
   Ektropion ( Kapak Kenarının Dışa Dönmesi): Senil, sikatrisyel ve paralitik tipleri mevcuttur.<br />
   Senil Ektropion: Yaşlı hastaların alt göz kapağını tutar. Alt kapakta yatay gevşeklik olduğundan yerçekimi etkisiyle alt göz kapağı dışa doğru döner. Kapak gözden uzaklaşmış olduğu için göz dış etkenlere daha kolay maruz kalır. Bu durumda göz enfeksiyonları, ağrı, ışığa aşırı duyarlılık, aşırı gözyaşı gelmesi (epifora) ve görme kaybı ortaya çıkabilir. Tedavisi cerrahidir.  </p>
<p>   Sikatrisyel Ektropion: Çeşitli travmalar, kapak enfeksiyonları ve geçirilmiş tümör cerrahisi sonucu cilt ve cilt altı dokusunda ölü, sert bir tabaka (skar) oluşur. Bu skar alt veya üst kapağın göz küresinden uzaklaşmasına neden olur. Kırmızı tenli, çillenme tarzında lezyonları olan ve cilt kanserine gelişimine yatkınlığı olan bireylerde daha sık görülür. Bu kişilerin ciltleri kuru ve gergindir. Bu kişilere koruyucu olarak güneş ışığını engelleyen losyonlar ve yağlı cilt kremleri kullanılmalıdır. Tedavi cerrahidir. </p>
<p>   Paralitik Ektropion : Yüz sinirinin (fasiyal sinir) felci ile ortaya çıkar ve tek taraflı olarak görülür. Kapakların kapanması çok güçleşir. Sık aralıklarla gözyaşı damlaları ve jelleri kullanılır. Uykuda kapaklar açık kalıyorsa bantla kapatılır. Bu olgular göz hekimi tarafından izlenmeli, kendiliğinden iyileşmiyorsa cerrahi girişim uygulanmalıdır. </p>
<p>   Entropion (Kapak Kenarının İçe Dönmesi): Kapak kenarı ve kirpikler korneaya temas ederek korneada zedelenmeye yol açar. Entropion alt ve üst kapakta görülebilir. Senil, sikatrisyel ve konjenital tipleri mevcuttur.<br />
Senil Entropion: En sık görülen tiptir ve sadece alt kapağı tutar. Yaşlılığa bağlı olarak kapak ve göz küresi arkasındaki dokuların gevşemesi sonucu ortaya çıkar. Tedavisi cerrahidir. </p>
<p>   Sikastrisyel Entropion: Hem alt hem üst kapağı tutabilir. Kimyasal yanıklar, blefarit ve çeşitli göz kapağı iltihapları sonucu ortaya çıkan ölü doku tabakasının (skar dokusu) göz kapağının iç yüzünü kısaltması ve buna bağlı olarak göz kapağını içe çekmesiyle ortaya çıkar. Tedavi cerrahi düzeltmedir. </p>
<div id="crp_related"><ul><li><a href="http://www.sagligin.net/beyinde-odem-olusmasi.html" rel="bookmark" class="crp_title">Beyinde Ödem Oluşması</a></li><li><a href="http://www.sagligin.net/kirpik-dibi-iltihabi.html" rel="bookmark" class="crp_title">Kirpik Dibi İltihabı</a></li><li><a href="http://www.sagligin.net/goz-zonasi.html" rel="bookmark" class="crp_title">Göz Zonası</a></li><li><a href="http://www.sagligin.net/gozun-optik-ozellikleri.html" rel="bookmark" class="crp_title">Gözün Optik Özellikleri</a></li><li><a href="http://www.sagligin.net/beyin-odemi.html" rel="bookmark" class="crp_title">Beyin Ödemi</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagligin.net/goz-odemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

