Sağlık Ansiklopedisi

Hastalık ve Sağlık Bilgileri

Çocuklarda İdrar Kaçırma (Enürezis)

Çocuk kategorisine
29 Ocak 2012
eklenmiştir.

Çocuklarda İdrar Kaçırma (Enürezis)

Çocuklarda en az 5 yaşından sonra gündüz veya gece istemsiz idrar kaçırma başlayabilmektedir. Enürezis yani idrar kaçırma psikiyatrsi veya üroloji doktoru taraından teşhis ve tedavisi yapılmakyadır.

Çocuklarımızda idrar kontrolünün yani kuruluğun sağlanamaması ya da tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları gibi ürolojik sorunlar hem anne-babalar hem de biz hekimler için bazen karmaşık ve çözümü zor bir hal alabiliyor. Bu hastalıkların bazen böbrek yetmezliğine kadar gidebilen ciddi tablolar yol açabildiğini biliyoruz. İdrar kaçırmalarla ilgili yazı dizimizin sonuncusunda çocuklarda işeme bozukları ve idrar kaçırma dediğimiz zaman ne anladığımızı, çocuklarda idrar kaçırma ve işeme bozukluklarının nedenlerinden ve tedavi yöntemlerinden söz edeceğiz…. Ebeveynlerin hangi durumlarda vakit kaybetmeden bir uzman hekime başvurmaları gerektiğini vurgulamaya çalışacağız…

Çocuklarda idrar kaçırma deyince akla ilk olarak gece yatak ıslatmaları geliyor. Ancak çocuklarda idrar kaçırmalar aslında çok geniş yelpaze içinde ve hafiften ağıra değişen çok değişik nedenlerle kaynaklanabilmektedir. En basit ve anne babaların anlayabileceği bir sınıflama yapmaya çalışırsak çocuklarda idrar kaçırma ve işeme bozukluklarını ikiye ayırabiliriz:

1 ) Bilinen nörolojik ya da anatomik bir hastalığa bağlı olarak ortaya çıkan idrar kaçırma ve işeme sorunları: Nörolojik hastalıklarının en sık nedenleri arasında çocukta omurga ve omuriliğin gelişim sorunları nedeniyle ortaya çıkan hastalıklar. Örneğin ; halk arasında spina bifida olarak belirtilen ama tıbbi doğru tarifiyle bizim miyelodisplazi olarak adlandırdığımız hastalıklar. Anatomik nedenlere örnek olarak da dış idrar yolunun ( üretra ) doğumsal anomalileri (örneğin posterior üretral valv ) sayılabilir.

2 ) Herhangi bir nörolojik hastalığa ya da anatomik bozukluğa bağlı olmadan meydana gelen ve genellikle mesanenin yanlış kullanılmasından ortaya çıkan idrar kaçırmalar ve işeme bozuklukları.

Bu iki grubun içinde ikincisi, yani ve alta yatan bilinen nörolojik ya da anatomik bir nedene bağlı olmadan ortaya çıkanlar çok daha sık görülmektedir. Nedeni ne olursa olsun tüm bu hastalıkların tanı ve tedavilerindeki gecikmeler çocuklarımızda kalıcı böbrek hasarı ve böbrek yetmezliği gelişimine neden olabilirler. Hangi işeme sorununun ciddi olduğunu ayırmak bazen bu konudaki uzman hekimler tarafından dahi güçlükle yapılabildiğinden ailelerden bu ayırımı yapabilmelerini bekleyemeyiz. Elbette, idrar kaçırma ve işeme bozuklarının sınıflaması bu konudaki uzman hekimlerin işidir Ancak ailelere hangi durumlarda bir uzman hekime başvurmaları gerektiğinin ipuçlarını şöyle verebiliriz:

1 ) 5 yaşından gün alan çocukta gece yatak ıslatmalarının devam etmesi
2 ) Çocuğun çişini uzun süre tutması (örneğin çişini günde 1 ya da 2 kez yapması)
3 ) Ani sıkışma hissi ile tuvalete hep koşarak gitmesi veya yetiştiremeyerek idrar kaçırması
4 ) Yaşı ne olursa olsun devamlı damlatma tarzında devamlı idrar yapması veya alt bezinin devamlı ıslak olması
5 ) Yine yaşı ne olursa olsun kabızlık çekmesi
6 ) Çocuğun idrar yolu enfeksiyonu geçirmesi, özellikle bu enfeksiyonun ateşle seyretmesi ve tekrarlaması

Bazı masum gibi görünen işeme problemlerinin altından yukarıda birinci grupta sözünü ettiğimiz ciddi hastalıklar çıkabiliyor ve bunların zamanında tanı ve tedavisi için yukarıda verdiğimiz ipuçlarına dikkat etmek gerekiyor. Daha masum olan ikinci grupta yer alan ve çoğunlukla davranışsal olan işeme bozukları dahi böbrek yetmeliği gibi ciddi ve kalıcı sorunlara yol açabiliyor.

Nörolojik ya da anatomik nedene bağlı olmadan daha çok mesanenin yanlış kullanılması veya öğrenmede gecikme ya da işemenin yanlış öğrenilmesi ile ilgili çocuklardaki işeme bozukluklarının nedenleri tam olarak aydınlatılamamıştır. Bu hastalıkları biraz daha iyi anlayabilmek için öncelikle kısaca yenidoğan döneminden itibaren çocuktaki idrar kontrolünün gelişimini açıklamak faydalı olacaktır. Yenidoğan döneminde bebekler yaklaşık günde yirmi kez idrar yapmaktadırlar. Bu dönemde mesane ( idrar torbası ) beyinin kontrolünden bağımsız otonom olarak çalışmakta ve kendiliğinden dolup boşalmaktadır. Çocuk büyüdükçe beyinin kontrol mekanizmaları devreye girer ve mesanenin kontrolünü ele alırlar. Bu dönem çoğunlukla 2,5 – 3 yaşa denk gelmektedir. Bu dönem boyunca çocuklarda işeme sıklığı azalır işenen idrar hacimleri ise artar. Sırasıyla önce gece dışkı (gaita) kontrolü sonra gündüz dışkı kontrolü bunları takiben gündüz idrar kontrolü ve son olarak da gece idrar kontrolü sağlanır. Bu normal gelişim sonucunda 3 yaş dolduğunda çocukların % 80 ‘ ni idrar ve gaita kontrolünü gece ve gündüz sağlamış durumdadır. Ancak 5 yaşındaki çocukların ise hala % 15 ‘ i gece uykuda yataklarını ıslatmaktadır ki biz bu duruma “enürezis nokturna” adını vermekteyiz.

Gece yatak ıslatmalarının çoğunlukla böbrekler için belirgin risk teşkil etmeyen bir öğrenme gecikmesi olduğunu kabul ediyoruz. Ancak bu durumun tamamen masum sayılabilmesi için yukarıda ailelere verdiğimiz uyarıcı ipuçlarının tabloya eşlik etmemesi gerekmektedir. Örneğin gece altına ıslatan bir çocukta aynı zamanda gündüz idrar kaçırma, kabızlık veya idrar yolu enfeksiyonu varsa bu tablo artık masum bir gece altını ıslatma değil bir işeme ya da mesane bozukluğa olarak değerlendirilmelidir.

Gece altını ıslatma ek bir semptom eşlik etmediği takdirde bir öğrenme gecikmesi olarak kabul edilmekte ve ona göre tedavi edilmektedir. Hiçbir şey yapılmasa da her yıl gece altını ıslatan çocukların % 15 ‘ nin kendiliğinden düzeldiğini biliyoruz. Bunu sonucunda 5 yaşında % 15 olan gece altını ıslatma oranı 15 yaşına gelindiğinde % 1 ‘ e inmektedir. Ancak bu bilgilerden ‘ bu çocukların çoğu kendiliğinden düzeliyor, bu yüzden hiç bir şey yapmadan beklenmelidir ‘ mesajı alınmamalıdır. Çünkü gece altına ıslatma hem aile için yaşam kalitesini bozan önemli bir sorun çok daha önemlisi ise etkilenen çocuğun psiko-sosyal gelişimine ciddi zarar veren bir durumdur. Gece altını ıslatmalar çocukta suçluluk duygusu yaratmakta, özellikle yatılı kalınması gereken okul veya sosyal faaliyetlere katılımını engelleyerek sosyal yaşamını engellemektedir. Bu durumun tedavisinde karşılaştığımız en önemli güçlük özellikle ailede geçmişte aynı sorunu yaşamış olan bir amca, hala ya da teyze varsa ebeveynlerin sorunu aileden gelen ve nasıl olsa kendiliğinden düzelecek olan bir durum olarak algılamaları ve hekime başvurmamalarıdır. Tedavide ilk aşama temel bazı testler ile alta yatabilecek gizli sorunların ekarte edilmesi ve sorunun nedenleri ve doğal gidişatı hakkında aile ve çocuğun bilgilendirilmesidir.

5–12 yaş arası çocukların yaklaşık yüzde 15’inde görülen altını ıslatma problemi “Biofeedback” yöntemi ile artık kolayca tedavi edilebiliyor.
Çocukların okul başarısı ve sosyal hayıtını olumsuz yönde etkileyen altını ıslatma, 12 yaş öncesi çocukluk döneminde sık karşılaşılan bir problem. Normalde çocuklar gece idrar kontrolünü 4 yaşında sağlarlar, gündüz kontrolü ise daha önce sağlanır. Yapılan çalışmalarda 5 yaşındaki erkek çocukların yüzde 20’si, kızların yüzde 21’i, yaşı 12 olan erkeklerin yüzde 5’i ve kızların yüzde 4’ü hâlâ gece altlarını ıslatmaktadır. Gece-gündüz beraber idrar kaçırma oranları ise kızlarda yüzde 6, erkeklerde ise yüzde 3,8’dir.

Çocuklarda altını ıslatmanın basit bir gelişimsel problem olabileceği gibi doğuştan olan bir anatomik problemden dolayı da meydana gelebileceğini belirten Jinemed Hospital uzmanlarından Ürolog Dr. Cem Akbal, altını ıslatma ile ilgili merak ettiğiniz tüm soruları yanıtladı.

Çocuklarda gece ya da gündüz görülen altını ıslatma kendiliğinden düzelir mi?

Çocuklarda yaşla beraber altına ıslatma problemi azalsa da iyileşmesi bazı olgularda uzun bir zaman dilimi gerektirebilir. Yalnızca uykuda altını ıslatan 5–19 yaş arasında çocukların her yıl yüzde 15’i kendiliğinden iyileşebilmektedir.

İdrar kaçırma sorununun iyileşmesi aşamasında ne gibi sorunlarla karşılaşılır?

Hem düzelemeyen hem de iyileşme sürecindeki çocuklar ve ebeveynlerinde psikolojik problemler ortaya çıkar. Bu problemle yüz yüze olan aileler öncelikle bu hastalığı kendiliğinden düzeltmeye çalışmakta ve başarılı olamamaktadırlar. Büyük oranda çocuklar ıslak çamaşırlarla, psikolojik olarak etkilenmiş, hayat kalitelerinden ödün vererek hayatlarına devam etmektedirler.

Tedavi edilemeyen çocuklarda ne gibi sorunlar ortaya çıkar?

Yapılan çalışmalarda tedavi edilmeyen çocukların sosyal ortamlarda içine kapanık, derslerinde başarısız oldukları görülüyor. Tedavide idrar kaçırmanın organik nedenleri ortadan kaldırıldıktan sonra psikolojik problemlerde ve okul başarısında hızlı bir düzelme ortaya çıkmaktadır.

“Biofeedback” terapisi ile idrar kaçırma tedavisi nasıl yapılıyor?

Hastanın normalde bilmediği ve fizyolojik olan vücut aktivitelerinin bilgisayar ve benzeri aletlerle baştan öğretilmesini amaçlayan tedavi yöntemidir. Bu yöntemle hastanın yıllardır yapmış olduğu yanlış işeme davranışlarını düzeltmek ve altını ıslatmayı önlemek amaçlanır.

“Biofeedback” terapisi ile ne kadar zamanda idrar kaçırma problemi sona erer?

Çocuk yaş grubunda özellikle mesanenin idrar yapmak için kasılması ve takiben gevşemesi gereken sfinkterin gevşetilememesi durumunda 4–6 seans sonrasında tamamen normal fizyolojinin öğrenilmesini sağlar. Bu sayede mesane ve sfinkter bir uyum içinde hareket eder. Çocuk, düzelen mesane dinamiği sayesinde idrar kaçırmamaya başlar.

Biofeedback tedavisinin başarı oranı nedir?

Tedavinin başarısı işeme disfonksiyonlu çocuklarda yüzde 80 dolayındadır.

Çocuklarda idrar kaçırma problemi neden kaynaklanıyor?

Çocuklarda idrar kaçırmanın ana nedenleri çocuğun işeme eğitimini yanlış alması sonucunda ortaya çıkan disfonksiyonel işeme, mesanenin aşırı aktif ya da az aktif çalışması ve/veya mesane kapasitesinin azlığıdır.

Tuvalet eğitiminin doğru verilmemesi neden altına kaçırmaya sebep olur?

Biz buna tıp dilinde disfonksiyonel işeme diyoruz. Çocuğa yanlış işeme eğitimini velimesi sonucunda mesane boşaltma fazında mesane tabanında idrar tutmaya yarayan sfinkter ve pelvik taban kaslarını kasarak idrarını yapar. Çocuklar aralıklarla işeme ve işeme sonrası mesaneyi tam boşaltamama durumuyla karşı karşıyadır. Bu süreçte pelvik taban kasları da kasıldığından kabızlık da buna eşlik eder.

Yaşamın ikinci yılının başında çocuk, daha değişik bir bireyselleşme sürecinin içerisine girer. Artık ayakta durabilir ve çevrede dolaşabilir. Yemek yemek gibi bazı işleri tek başına yapabilir. Su kovasını döker, evdeki eşyaları kırar ve genellikle yapılmaması gereken işleri yaparak dikkatleri kendi üzerine çekmeye çalışır. Bu yaşlarda çocuğun temel ilişkisi yine tek bir kişiyle, yani birincil bakıcısıyladır. Birincil bakıcı çoğunlukla annedir. Annesi nereye giderse çocuk da onu izler. Toplumun ondan ne gibi davranışlar beklediğini, annesi artık ona öğretmeye,sosyal kuralları aşılamaya başlar. Çocuk,sehpanın üzerindeki eşyalara uzandığında, annesinin çantasını karıştırdığında, mutfak eşyalarını almaya kalkıştığında “hayır” kısıtlaması ile karşılaşır. Bu yanıt, ilişkilerinde çok derin bir değişikliğe yol açar. Anne ile çocuk arasındaki değişen ilişkinin özü bu dönemi biçimlendiren tuvalet eğitimi ile yakından ilintilidir. Çocuğun artık bir oturağı vardır ve tuvaletini tutmaya ya da bırakmaya karar verebilir. Gelişimin bu noktasında çocuk artık insiyatif sahibidir; kendisini yönetebilir. Bu dönemde çocuğun temel görevi, kendisinden daha güçlü olan bir kişi ile nasıl ilişkide bulunacağını öğrenmesidir. Bu durum yeni deneyimler, doyumlar ve kaygılar getirir.Kaygı çocuğun çekingenliğinden ve başkaları tarafından beğenilmeyeceği düşüncesinden kaynaklanır. Yeni yürümeye başlayan bir çocuk, isteğini annesini iletince, annesi karşı çıkar. Örneğin, kavanozla oynamak istiyorsa oynayamaz. Kibrit, makas ve bıçak ona tümüyle yasaklanmıştır.Pantolonunu ıslatınca annesinin bezginliği ile karşılaşır.Ama anne ile istemleri uyuşunca annesi tarafında övülmektedir. Çocuk başarısından kıvanç duyar. Peki ya başaramazsa ne olur?
Antik çağlardan beri insanoğlu için bir sorun olan enürezis, çocuklarda en az beş yaşından sonra istemsiz, yineleyici, gündüz ve/ya da gece idrar kaçırma olarak tanımlanmaktadır. Enürezis eski çağlardan beri bilinen bir sorundur. İlk çağlarda sadistik yöntemlerle tedavi edilmeye çalışılan hastalık, günümüzde çocuk psikiyatrisi, pediatri ve üroloji kliniklerinin önemli konularından birisidir . Enürezi ülkemizdeki çocuk psikiyatrisi polikliniklerine başvuru nedeni olarak ilk beş hastalık içerisinde yer almaktadır . MÖ 1550’de Ebbers Papürüsünde . tanımlanan hastalığın tedavisinde 20. yüzyılın ilk yarısından itibaren önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Özellikle polisomnografik kayıtlar, davranışçı ve psikoanalitik yaklaşımlar çerçevesinde geliştirilmiş görüşme teknikleri, 1960’tan sonra ilaç tedavisinin kullanılmaya başlaması önemli gelişmelerdir . Enürezis tanısını koyabilmek için, tanımlanan durumun en az ardışık üç ay, haftada iki kez ortaya çıkan bir sıklıkla olması, klinik açıdan belirgin bir sıkıntı yaratması, hem toplum içinde, hem de diğer işlevsellik alanlarında bozulmalara yol açması öngörülmektedir.). Son yıllarda bu gelişen görüşlerin doğrultusunda sağaltım yöntemleri yeniden gözden geçirilmektedir. Enüretik bir çocukta başarılı sağaltım sürecinden sonra davranış, duygulanım ve sosyal uyum açısından olumlu gelişmeler olduğu gözlenmektedir .

Bu içerik için bazı arama önermeleri

  • dort yasinda cocuk neden cis damlatir