Sağlık Ansiklopedisi

Hastalık ve Sağlık Bilgileri

Çocuklarda Okul Korkusu (Fobisi)

Çocuk kategorisine
27 Şubat 2012
eklenmiştir.

Çocuklarda Okul Korkusu (Fobisi)

Çocuklarda okul korkusu özellikle ilkokulda başlar. Okul fobisi ve başa çıkmanın yollarını arıyorsanız işte size birkaç öneri.

Özellikle ilkokula başlayan çocuklarda okul korkusu ve hiperaktivite bozukluğu görülebilmekte. Halk arasında bilinen şekliyle “Okul Korkusu” aslında tıbbi adıyla “Ayrılık Kaygısı” olan çocuklar anneye bağımlıdır. Bu çocukları anneden ayırarak sınıfa almak oldukça zordur. Çocuk direnir, annesine yapışır, ağlar, annesinin de yanında kalmasını ister. Böyle bir durum uzun sürerse, aileye bir uzmana başvurmalarını öneriyoruz. Tedavi geciktirilirse çocukların kaygısı artabilmekte Buna bağlı olarak da çocuk ve aile için sorunlar artmakta, uygun tutumların geliştirilmesi daha uzun zaman almaktadır. Çocuk okula başladıktan sonra, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu da yaşanabilmektedir. Bu çocukların bir çoğu, okul öncesi dönemlerde de çok hareketli ve dürtüsel olurlar, yani akıllarına ilk gelen biçimde davrandıkları aileleri tarafından fark edilmektedir. Ancak bir kısmında ise sadece dikkat eksikliği ön planda olduğu için, ancak okula başladıktan sonra derslerde dalgın oluşları, derse dikkatlerini verememeleri gibi nedenlerle öğretmenlerinin dikkatini çekerler. Bu çocuklar tedavi edilmezlerse, “başarısız, anlamıyor, dinlemiyor, yaramaz” olarak damgalanabilirler. Bu çocuklarda uygun bir tedavi uygulanmadığında, ileride davranış bozukluğu belirtileri, ilaç ve madde bağımlılığı gibi sorunların daha sık görüldüğü de biliniyor. Oysa ki uygun tanı ve tedavi ile bu çocukların sosyal, duygusal ve akademik olarak hak ettikleri seviyeye ulaşmaları mümkün olabilmekte. Okul fobisi kronikleşmemeli Okul Fobisi çok şiddetli şekilde çocuğun okula gitmek istememesi veya okulla ilgili son derece isteksiz ve ilgisiz görünmesiyle başlayan bir çocukluk hastalığıdır. Eğer çocuğun okula karşı isteksizliği ve korkusu aile ve öğretmen tarafından önemsenmezse okul fobisi kronikleşir ve yarıda kesilen bir okul hayatıyla sonuçlanabilir. Okul korkusu da diyebileceğimiz Okul Fobisi, hem psikolojik (ağlama, sinirlilik, saldırganlık gibi normal olmayan davranışlarla) hem de fiziksel (bas ağrısı, mide bulanması, iştahsızlık…) gibi bir takim sorunlarla kendini gösterir. OKUL FOBİSİNİN BELİRTİLERİ Okul fobisi en çok eylül, ekim aylarında ve okulun ikinci yarı dönemi başlamadan önce kendini göstermekte olup en çok ilköğretim öğrencilerinde görülen okul fobisinin tipik belirtileri şöyledir: Çocuk ‘okul’ kelimesini duyunca atağa geçer. Okulla ilgili son derece ilgisiz ve isteksizdir. Uyku düzeni bozulur. Genellikle aile bireyleri dışındaki kişilerle olan ilişkilerinde utangaçtır. Başarı ve takdir kaygısı taşırlar. Öğretmenden ve evinin dışındaki yapıdan korkar. Telaşlı, huzursuz ve içe dönük yaşamayı seçerler. Okula gitmemek için herhangi bir fiziksel nedene dayanmayan asılsız hastalıklar ortaya atarlar. Okul gereçlerine son derece itinasız davranırlar. Arkadaş edinmez. Okuldan korkarlar. OKUL FOBİSİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER Okul fobisi 6-11 yas arası çocuklarda daha sık görülmektedir. Okul fobisinin, kız öğrencilerde görülme oranı erkek öğrencilerde görülme oranından daha fazladır. Okul Fobisinde aile faktörü; aşırı kollamacı, telaşlı, sarmalayan ailelerin çocuklarında, okula başlayana kadar ailesi dışında bir sosyal hayati olmayan çocuklarda, boşanan ailelerin bir ebeveynine bağlı olarak yasayan çocuklarda, ailesinden birini ölüm, hastalık, taşınma gibi bir sebeple kaybeden çocuklarda daha sık görülür. Okul Fobisinde öğretmen ve okul faktörü; çok kalabalık sınıflarda, sert mizaçlı bir öğretmenin sınıfında, baskıcı, ezberci, hırpalayan ve aşırı kuralcı eğitim sistemlerinde daha sık görülmektedir. Eğer çocuğun okula karşı isteksizliği ve korkusu aile ve öğretmen tarafından önemsenmezse okul fobisi kronikleşir ve yarıda kesilen bir okul hayatıyla sonuçlanabilir. Bu sebeple okula gitmek istemeyen ve okul kelimesi duyunca telaşla atağa geçen çocuklarınızı dikkate alın öğretmeninden ve bir uzmandan mutlaka yardim isteyin. Okul fobisi başarısızlığa davetiye demektir Çocuklarda okul korkusunun meydana getirdiği sorunların zamanında çözümlenememesi durumunda, bu korkunun hayat boyu başarısızlığa davetiye çıkardığı unutulmamalıdır. Bireylerin birbirlerine çok fazla bağımlı olduğu ailelerde okul fobisinin olma olasılığı daha yüksektir. Okul korkusundan eve dönen çocuk için yapılacak en iyi şey, onu en kısa sürede okula geri götürmektir. Çocuk kendi yokluğunda ailesine bir şey olmasından ya da kendisini terk edip gideceklerinden veya anne ve babasının yokluğunda kendisine bir şey olacağından korkmaktadır. Bu tür çocuklar aşırı kaygılı, uyumlu, aşırı onay bekleyen çocuklardır. Okul korkusu olan çocuğun mutlaka bir uzmana gösterilmesi ve onun önerileri doğrultusunda hareket edilmesi gerekmektedir. Bu hastalığın tedavisinde, çocuğun bireysel tedavisi yanında aile tedavisi de gerekir. Okul korkusu nedeniyle eve gelen çocuğun zaman geçirilmeden okula geri götürülmesi gerekir. Çocuğunuza okula dönmesi konusunda ısrar edin. Okul korkusunda yapılacak en iyi şey, çocuğunuzu mümkün olduğunca çabuk okula geri götürmenizdir. Okula devam etmek, çocuğunuzun okul korkusunda yaşadığı fizyolojik belirtilerin azalmasına yardımcı olur ve sonunda çocuğunuz okula gitmekten yeniden zevk almaya başlar. Bu nedenle çocuğunuzu, okula gitmeye devam ettiği sürece kendini daha iyi hissedeceği konusunda ikna edin. “OKULA GİTME ZAMANLARINDA ESKİSİNDEN DAHA KARARLI OLUN” İlk zamanlarda okul sabahları güç olabilmektedir. Bu zamanlarda çocuğunuza kendisini nasıl hissettiğini sormayın. Çünkü bu durum çocuğunuza şikayet etmek için fırsat ve cesaret verecektir. Çocuğunuzu gözleyin, eğer ev içinde dolaşabiliyor ve çok rahatsız görünmüyorsa okula da gidebilecektir. Şayet çocuğunuzun fiziksel yakınmaları varsa ve genel yakınmalarına benziyorsa, çok fazla tartışmadan onu hemen okula hazırlayın ve gönderin. Eğer çocuğunuzun sağlığı konusunda endişeliyseniz, doktor kontrolü yararlı olacaktır. Aksi halde okula gönderin ve öğretmeni durumdan haberdar edin, çocuğunuz ciddi bir şekilde hastalanırsa sizi arayıp haber vermelerini isteyin. Çocuğunuz okula geç kaldığında, servisi kaçırdığında, mutlaka onu okula göndermek için başka çözümler geliştirin ve en kısa zamanda okula gönderin. Bazen çocuğunuz kendiliğinden eve dönebilir, bu durumda da yapmanız gereken onu okula geri göndermektir. Çocuğunuzun öğretmenini konu hakkında bilgilendirmeniz, öğretmenin çocuğunuzu anlaması konusunda yardımcı olur. Öğretmenin bilgilendirilmesi, öğretmenin çocuğunuzun bazı davranışlarına daha toleranslı olmasını sağlayabilecektir. “ÇOCUĞUNUZLA OKUL KORKUSU HAKKINDA KONUŞUN” Okula gitme vakti dışında bir zamanda çocuklarla okul korkusu hakkında konuşmakta faydalı olacaktır. Okul korkusu hakkında çocuğunuzu suçlamayın ya da küçümsemeyin. Bu durumun birçok çocuk tarafından yaşanabildiğini ve zaman için kendisini mutlaka daha iyi hissedeceğini anlatın. Çocuğunuzu tam olarak neyin mutsuz ettiğini öğrenmeye çalışın. Çocuğunuza, olabilecek en kötü şeyin ne olabileceğini sorun. Eğer sizin bu konu hakkında yapabilecekleriniz varsa elinizden geleni yapacağınızı söyleyin. Eğer çocuğunuz okulda fiziksel belirtilerin çok artmasından korkuyorsa, öğretmene uygun bir yerde 10-15 dakika dinlenebileceğini söyleyin. Okul korkusu olan çocuklar, okul dışında daha çok aileleri ile zaman geçirmek, evde oynamak, odalarında yalnız olmak ya da televizyon seyretmek isterler. Bir çoğu geceleri arkadaşlarının evinde kalamaz, hemen eve dönmek ister. Böyle durumlarda çocuğunuzun akranları ile vakit geçirmesi için teşvik edin. Çeşitli aktivitelere göndermek, arkadaşlarını evinizde geceleri kalmaları için davet etmek, çocuğunuza y
ardımcı olacaktır. Okula gitmek istemeyenin ya karni ağrıyor ya da başı. Eğitim hayatıyla yeni tanışan veya okulda çeşitli sorunlar yasayan çocuklar, gerçekte var olmayan hastalıkları bahane ederek, okula gitmemenin yollarını arayabiliyor. Okul korkusunun oluşturduğu sorunlar, zamanında çözümlenememesi durumunda, hayat boyu başarısızlığa davetiye çıkarır.

Çocuklarda Okul Korkusu
Çocuk Ruh Sagligi ve Hastaliklari Hekimi Dr. Nese Perdahli Fis, ilkokula baslayan çocuklarda okul korkusu ve hiperaktivite bozuklugu görülebilecegini belirterek, “Küçük yasta tedavi uygulanmayan çocuklar, ileride davranis bozuklugu belirtileri, ilaç ve madde bagimliligi gibi sorunlarla karsi karsiya kalabilir” dedi.

Dr. Nese Perdahli Fis açiklamada, halk arasinda bilinen sekliyle “Okul Korkusu” ya da tibbi adiyla “Ayrilik Kaygisi” olan çocuklarin anneye bagimli olduklarini vurgulayarak, “Bu çocuklari anneden ayirarak sinifa almak oldukça zordur. Çocuk direnir, annesine yapisir, aglar, annesinin de yaninda kalmasini ister. Böyle bir durum uzun sürerse, aileye bir hekime basvurmalarini öneriyoruz” diye konustu.

Tedavi geciktirilirse çocugun kaygisinin artabilecegine dikkat çeken Dr. Nese Perdahli Fis, “Buna bagli olarak da çocuk ve aile için sorunlar artar, uygun tutumlarin gelistirilmesi daha uzun zaman alir” dedi.

Çocugun okula basladiktan sonra, dikkat eksikligi, diger adiyla hiperaktivite bozuklugunun yasanabilecegini söyleyen Dr. Fis, “Bu çocuklarin bir çogunun, okul öncesi dönemlerde de çok hareketli ve dürtüsel olduklari, yani akillarina ilk gelen biçimde davrandiklari aileleri tarafindan fark ediliyor. Ancak bir kisminda ise sadece dikkat eksikligi ön planda oldugu için, ancak okula basladiktan sonra derslerde dalgin oluslari, derse dikkatlerini verememeleri gibi nedenlerle ögretmenlerinin dikkatini çekiyorlar. Bu çocuklar tedavi edilmezlerse, “basarisiz, anlamiyor, dinlemiyor, yaramaz” olarak damgalanabilir. Bu çocuklarda uygun bir tedavi uygulanmadiginda, ileride davranis bozuklugu belirtileri, ilaç ve madde bagimliligi gibi sorunlarin daha sik görüldügü de biliniyor. Oysa ki uygun tani ve tedavi ile bu çocuklarin sosyal, duygusal ve akademik olarak hak ettikleri seviyeye ulasmalari mümkün olabilmekte” açiklamasinda bulundu.

Okul fobisi kroniklesmemeli
Psikiyatrist Doç. Dr. Arif Verimli, ‘Okul Fobisi’nin çok siddetli sekilde çocugun okula gitmek istememesi veya okulla ilgili son derece isteksiz ve ilgisiz görünmesiyle baslayan bir çocukluk hastaligi oldugunu belirterek, “Eger çocugun okula karsi isteksizligi ve korkusu aile ve ögretmen tarafindan önemsenmezse okul fobisi kroniklesir ve yarida kesilen bir okul hayatiyla sonuçlanabilir” dedi.

Okullarin açilmasina az bir süre kala Psikiyatrist Doç. Dr. Arif Verimli, anne – babalari ve ögretmenleri ‘Okul Fobisi’ konusunda uyardi. Okul fobisinin nedenleri ve belirtileri ile ilgili bilgi veren Arif Verimli, velileri ve ögretmenleri bu konuda daha bilinçli olmaya davet etti. Doç. Dr. Verimli, “Okul fobisi çok siddetli sekilde çocugun okula gitmek istememesi veya okulla ilgili son derece isteksiz ve ilgisiz görünmesiyle baslayan bir çocukluk hastaligidir. Okul korkusu da diyebilecegimiz Okul Fobisi, hem psikolojik (aglama, sinirlilik, saldirganlik8 gibi normal olmayan davranislarla) hem de fiziksel (bas agrisi, mide bulanmasi, istahsizlik…) gibi bir takim sorunlarla kendini gösterir” dedi.

OKUL FOBISININ BELIRTILERI
Okul fobisinin en çok eylül, ekim aylarinda ve okulun ikinci yari dönemi baslamadan önce kendini gösterdigini vurgulayan Arif Verimli, en çok ilkögretim ögrencilerinde görülen okul fobisinin tipik belirtileri söyle siraladi:

“Çocuk ‘okul’ kelimesini duyunca ataga geçer. Okulla ilgili son derece ilgisiz ve isteksizdir. Uyku düzeni bozulur. Genellikle aile bireyleri disindaki kisilerle olan iliskilerinde utangaçtir. Basari ve takdir kaygisi tasirlar. Ögretmenden ve evinin disindaki yapidan korkar. Telasli, huzursuz ve içe dönük yasamayi seçerler. Okula gitmemek için herhangi bir fiziksel nedene dayanmayan asilsiz hastaliklar ortaya atarlar. Okul gereçlerine son derece itinasiz davranir. Arkadas edinmez. Okuldan korkar.”

OKUL FOBISINI ETKILEYEN FAKTÖRLER
Psikiyatrist Doç. Dr. Arif Verimli, okul fobisinin 6-11 yas arasi çocuklarda daha sik görüldügünü belirterek, “Okul fobisinin, kiz ögrencilerde görülme orani yüzde 13, erkek ögrencilerde görülme orani yüzde 9’dur.. Okul Fobisinde aile faktörü; asiri kollamaci, telasli, sarmalayan ailelerin çocuklarinda, okula baslayana kadar ailesi disinda bir sosyal hayati olmayan çocuklarda, bosanan ailelerin bir ebeveynine bagli olarak yasayan çocuklarda, ailesinden birini ölüm, hastalik, tasinma gibi bir sebeple kaybeden çocuklarda daha sik görülür. Okul Fobisinde ögretmen ve okul faktörü; çok kalabalik siniflarda, sert mizaçli bir ögretmenin sinifinda, baskici, ezberci, hirpalayan ve asiri kuralci egitim sistemlerinde daha sik görülür” dedi.

Arif Verimli, velilere ve ögretmenlere son olarak su uyarida bulundu:
“Eger çocugun okula karsi isteksizligi ve korkusu aile ve ögretmen tarafindan önemsenmezse okul fobisi kroniklesir ve yarida kesilen bir okul hayatiyla sonuçlanabilir. Bu sebeple okula gitmek istemeyen ve okul kelimesi duyunca telasla ataga geçen çocuklarinizi dikkate alin ögretmeninden ve bir uzmandan mutlaka yardim isteyin.”

Okul fobisi basarisizliga davetiye
Çocuklarda okul korkusunun meydana getirdigi sorunlarin zamaninda çözümlenememesi durumunda, bu korkunun hayat boyu basarisizliga davetiye çikardigi bildirildi.

Sakarya Üniversitesi Ögretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Abaci, bireylerin birbirlerine çok fazla bagimli oldugu ailelerde okul fobisinin olma olasiliginin yüksek oldugunu söyledi. Yogun kaygi nedeniyle çocugun okula gitmek istememesine ya da gitmemesine okul fobisi dendigini hatirlatan Prof. Dr. Abaci, okul korkusundan eve dönen çocuk için yapilacak en iyi seyin, onu en kisa sürede okula geri götürmek oldugunu kaydetti.

Çocuklarin bu isteksizliklerinin karin ve bas agrilari ya da mide bulantisi gibi fiziksel sikayetler ile dile getirildigini anlatan Prof. Dr. Abaci, yogun olarak yasanan okul korkusundan dolayi bu fiziksel sikayetlerin gerçek olabilecegine de dikkati çekti.

Prof. Dr. Ramazan Abaci, “Genelde bireylerin birbirlerine abartili bagimli oldugu, birbirlerine her an herhangi bir olumsuzluk olacakmis gibi davranan ailelerin çocuklarinda okul korkusu olma olasiligi yüksektir. Çocuk kendi yoklugunda ailesine bir sey olmasindan ya da kendisini terk edip gideceklerinden veya anne ve babasinin yoklugunda kendisine bir sey olacagindan korkmaktadir. Bu tür çocuklar asiri kaygili, uyumlu, asiri onay bekleyen çocuklardir” dedi.

Okul korkusu olan çocugun mutlaka bir psikologa gösterilmesi ve onun önerileri dogrultusunda hareket edilmesi gerektigine isaret eden Prof. Dr. Ramazan Abaci, bu hastaligin tedavisinde, çocugun bireysel tedavisi yaninda aile tedavisinin de gerekebildiginin altini çizdi. Okul korkusu nedeniyle eve gelen çocugun zaman geçirilmeden okula geri götürülmesi gerektigini dile getiren Prof. Dr. Abaci, “Çocugunuza okula dönmesi konusunda israr edin. Okul korkusunda yapilacak en iyi sey, çocugunuzu mümkün oldugunca çabuk okula geri götürmenizdir. Okula devam çocugunuzun okul korkusunda yasadigi fizyolojik belirtilerin azalmasina yardimci olur ve sonunda çocugunuz okula gitmekten yeniden zevk almaya baslar. Bu nedenle çocugunuzu, okula gitmeye devam ettigi sürece kendini daha iyi hissedecegi konusunda ikna edin” diye konustu.

“OKULA GITME ZAMANLARINDA ESKISINDEN DAHA KARARLI OLUN”

Ilk zamanlarda okulun sabahlari güç olabildigini ifade eden Prof. Dr. Ramazan Abaci, “Bu zamanlarda çocugunuza kendisini nasil hissettigini sormayin. Çünkü bu durum çocugunuza sikayet etmek için firsat ve cesaret verecektir. Çocugunuzu gözleyin, eger ev içinde dolasabiliyor ve çok rahatsiz görünmüyorsa okula da gidebilecektir.

Sayet çocugunuzun fiziksel yakinmalari varsa ve genel yakinmalarina benziyorsa, çok fazla tartismadan onu hemen okula hazirlayin ve gönderin. Eger çocugunuzun sagligi konusunda endiseliyseniz, doktor kontrolü yararli olacaktir. Aksi halde okula gönderin ve ögretmeni durumdan haberdar edin, çocugunuz ciddi bir sekilde hastalanirsa sizi arayip haber vermelerini isteyin.

Çocugunuz okula geç kaldiginda, servisi kaçirdiginda, mutlaka onu okula göndermek için baska çözümler gelistirin ve en kisa zamanda okula gönderin. Bazen çocugunuz kendiliginden eve dönebilir, bu durumda da yapmaniz gereken onu okula geri göndermektir. Çocugunuzun ögretmenini konu hakkinda bilgilendirmeniz, ögretmenin çocugunuzu anlamasi konusunda yardimci olur. Ögretmenin bilgilendirilmesi, ögretmenin çocugunuzun bazi davranislarina daha toleransli olmasini saglayabilecektir” seklinde konustu.