Sağlık Ansiklopedisi

Hastalık ve Sağlık Bilgileri

Diş Çürümesinin Nedenleri

Ağız Diş kategorisine
30 Eylül 2011
eklenmiştir.

Diş Çürümesinin Nedenleri

Dişlerde görülen sayı, şekil, boyut ve dizilim bozuklukları ile renk değişiklikleri ve erken çürümelerin başlıca nedenleri;

* Genetik özellikler,

* İçme suyundaki flor miktarının eksik ya da fazla olması,

* Annenin gebelik ve emzirme döneminde gereksiz ilaç kullanması,

* Annenin, gebeliğinde ateşli hastalık geçirmesi, sigara içmesi,

* Gerekli aşıları zamanında yaptırılmayan çocuklarda yüksek ateşle ağır bir şekilde geçirilen boğmaca, kızamık gibi hastalıklar,

* Çocuğa, hatalı, yanlış, gereksiz ilaçlar verilmesi şeklinde sıralanabilir.

Bebeklik ve çocuklukta gereksiz olarak kullanılan tetrasiklin türü antibiyotikler, dişler üzerine çökelerek dişlerin boyanmasına, gri-kahverengi, morumtrak renk almasına neden olur.

Normal duruş olarak ağız kapatıldığında çenelerin, üst dişler önde, alt dişler arkada olacak şekilde durması gerekir. Alt dişler, üst dişlerin önünde duruyorsa kapanma bozukluğu vardır. Dişlerde görülen kapanma bozuklukları, olabildiğince erken yaşlarda diş hekimine başvurarak düzelttirilmelidir.

Parmak, dudak, dil, yanak emmek; uzun süre yalancı emzik kullanmak; kalem, silgi vb. maddeler ısırmak; dili devamlı dişler arasına sokmak gibi kötü alışkanlıklar, dişlerdeki gelişim bozukluklarının önemli nedenlerindendir. Sürekli ağızdan soluk alma, diş ve diş eti bozukluklarına neden olur. Bu durumlarda hekime başvurmak gerekir.

Genellikle, uygarlık has­talığıdır ve “”uygar” yiyecekler —fazla şekerli ve fazla yumuşak— yemek so­nucu, oluşur. Bu gibi besin maddeleri, bakterilerin çoğalmasını, bunların mine tabakasını bozup, dentin tabakasına ve hattâ dişözüne girmelerini ve buraları yıkmalarını sağlar. Bu durumun belirti­lerinden biri, diş ağrısıdır ve enfeksiyon ilerleyip, diş ya da dişeti absesine yol açabilir. Diş ağrısmı gidermek için alı­nacak ilk önlem, ağzı bikarbonat dö sud gibi bir alkali ile çalkalamak, aspirin vermek ve dişte boşluk varsa, bunu, yon­ca yaprağı yağma batırılmış pamukla tı­kamaktır. Dişlerin bakımsızlığı sonucu jinjivit denen dişeti iltihaplanması görü­lür; burada akut devrede, dişetleri kıza­rık, şiştir ve fırçalamayla çok çabuk ka­nar. Bundan ötürü yumuşak bir diş fır­çası kullanılması ve dişetlerine her gün masaj yapılmalıdır. Antiseptik bir ağız gargarası da yardımcı olabilir. Alvoeller piyore ya da paradontal hastalığın jinji-vitten farkı, burada, dişlerin dişetleriyle birleştiği yerde bir cerahat keseciğinin oluşmasıdır. Fakat, her iki hastalıkta da dişler yuvalarında gevşer, dişetleri çeki­lir ve dişlerin boyun kısımları meydana çıkar. Jinjivit ve piyore’nin esas teda­visi dişçiye aittir.
Dişler, her sabah ve gece ve mümkün­se her yemekten sonra fırçalanmalı ve ağız sağlığına dikkat edenler, fazla tatlı, karbonhidratlı yemekler yemekten ve tat­lı içkilerden sakınmalıdır. Diş sağlığının genel sağlık durumuna olan etkisi tar­tışma konusudur. Muhakkak ki, ileri pi­yore vakalarında, diş çevresi cerahatini yutmak pek iyi değildir. Fakat günü­müzde, pek az doktor, diş çürümelerinin genel sağlık durumunu bozacağına ina­nır. 30 yıl kadar önce, “fokal enfeksi-yon”un, romatoid artritten, akıl hastalı­ğına kadar, çeşitli illete yol açabileceğine inanılmaktaydı ve bundan ötürü, bu has­talıkları tedavi amacıyla, bu gibi hasta­ların dişleri çekilmekteydi. Günümüzde bu inanç artık rağbet görmemektedir. Mide hastalıklarında bile, nedeni dişlere bağlamak yersizdir, çünkü bilinen bir husus, özel bazı bünyelerin ülsere eği­limli olduklarıdır. Bugün yaygın inanç, diş hastalığının yalnız ağzı ilgilendirdiği, fakat bu durumun hoş olmadığı, ağrılı olduğu ve hattâ estetik olmadığı ve bun­dan ötürü zamanında tedaviyi gerektir­diğidir. İçme suyuna flüor katkısıyla diş çürümelerini önlemek konusu “Fluor” başlığı altında tartışılmıştır.

NEDENLERİ
Kimyasal kuram olarak bilinen bir gö­rüşe göre çürükler ağızda biriken besin artıklarından kaynaklanır. Bu artıklar ayrışırken açığa çıkan asitler diş doku­sunun mineral bileşimim parçalar. Bak­teri kuramına göre ise minenin organik bölümünün parçalanmasından bazı bak­teriler sorumludur. Bunu izleyen ikinci aşamada mineral bölüm parçalanır. Bu iki ayn yaklaşımı birleştiren daha yeni bir kurama göre yiyecek artıklarında üreyen bakteriler asit üreterek, dişin mi­neral desteğini parçalamaktadır. Ağız boşluğundaki tükürük salgısının orta­mın asitliğini düzenleyici bir etkisi var­dır. Ama bu etki bakterilerin oluşturdu­ğu diş plakları karşısında yetersiz kalır. Plaklar ortamı asitleştirir ve çürüklerin oluşmasına yol açar.
Diş çüremesine ilişkin olarak öne sürülen bu görüşler ağız temizliği konusunda bilimsel çalışmaların başlamasını sağladı. Sonunda diş fırçalan ve diş macunlan günlük yaşama girdi. Çürü­meyi engellemek için minenin belirli bölgelerinde laktik asit birikiminden sorumlu olan plağın ortadan kaldınlması gerektiği sonucuna varıldı.
Son dönemde ise tükürük kuramı ortaya atıldı. Bu kurama göre çürük, di­şin dışındaki biyolojik sıvı olan tükürük ile içteki organik sıvılan ayıran yan ge­çirgen bir zar gibi işlev gören karmaşık bir sürecin ürünüdür. Bu nedenle doku yıkımına yol açan hastalıklar, vitamin yetmezlikleri, enfeksiyonlar ve zehir­lenmeler organizmanın dolaşımdaki sı­vılarını değişikliğe uğratırken etkilerini dişte de gösterirler. Çürüklerin yerel nedenleri, kalıtsal ya da edinilmiş yat­kınlığa bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bu yaklaşıma göre aşağıda belirtilen etken­ler çürüklerin önlenmesinde büyük önem taşır: Minerallerce zengin beslen­me, vitaminler, gebelik ve ilk çocukluk döneminde bol protein alınması, kar­bonhidrat ve şeker alımının sınırlandı­rılması ve ağız bakımına özen gösterilmesi. Ağız balamı özellikle plak gelişi­mini Önlemeye yönelik olmalıdır. Plaklann, tükürük ve dişetlerindeki iltihaplı doku sızıntısından kaynaklanan bir çe­şit jelatinsi zar üzerinde yaşayan küçük bakteri kolonilerinden oluştuğu bilin­mektedir. Dişetlerinin de diş hastalıkla­rının ortaya çıkmasında büyük önemi vardır. Çürüğe ve diş çevresindeki has­talıklara neden olan bakteriler, plağa yapışmadıkça zararlı bir etki göstere­mezler. Bu nedenle plağın ortadan kal-dınlması çok önemlidir.
YERLEŞİM
Diş çürümesi tam olarak bilinmeyen, hâlâ belirsizlikler taşıyan bir süreçdir. Hızlı gelişen ve geniş doku yıkımına yol açan çürüklerin çok bakımsız ve hastalıklı ağızlarda görüldüğü bilin­mektedir. Bu nedenle çürüğe yatkın ya da dirençli ağızlardan söz edilebilir. Ama çürüğe karşı gösterilen direncin ağız genelindeki savunma mekanizmalarına mı, yoksa dişin kendi direncine mi bağlı olduğu bilinmemektedir.
Alt birinci büyük azıdişleri, gençlik döneminden başlayarak çürümenin en çok görüldüğü dişlerdir. Çürüme daha sonra giderek azalan oranda üst birinci büyük azılar ile ikinci büyük azılarda, en az olarak da alt kesicidişlerde görü­lür. Çürük en çok dişin taç çıkıntıları ansmdaki derin oluklarda ve dişler ara­sında kalan bölgede gelişir. Dişin bo­yun kısmındaki çürüklere de oldukça sık rastlanır. Bunlar genellikle vücudun zayıf düşmesine yol açan organik hastalıklarla ilişkilidir. Bazen çok sert bir fır­çanın kullanılmasına da bağlı olabilir­ler. Mekanik etki diş minesini yıprata­bileceği gibi, dişetini de yaralayarak çe­kilmesine yol açabilir. Böylece çürüğe direncin daha az olduğu mine-sement sınırı ortaya çıkar.
Çürüğün dişe geniş biçimde yayıl­ması seyrek olarak, yalnızca dişin aşın ölçüde mineral yitirdiği organik hasta­lıklarda görülür. Bu hastalıklar dişin sa­vunma mekanizmalannı zayıflatarak bakterilerin yerleşmesini kolaylaştırır.
ÇÜRÜK TİPLERİ
Çürüme mine katmanında küçük bir lezyonla başlar ve mine katmanım aşa­rak dentine ulaşır. Bu dokuda daha hızlı ve kitlesel olarak yayılır. Sement ve mi­neye uzanan dentin kanalcıklan çürü­ğün sızmasını kolaylaştınrken mine ka­dar sert olmayan dentinin mineral tuzla­rını içeren organik yapısı çok daha hızlı biçimde yıkıma uğrar. Sonuçta minedeki küçük bir yangın altında yumuşamış bir doku bölgesi oluşur. Bu bölgenin koyu rengi minenin saydamlığı nede­niyle kolayca görülebilir. Sert bir besi­nin çiğnenmesi ya da çürümüş dentin bölgesinin çok genişlemesi, üstteki mi­ne katmanının parçalanmasına neden olur ve çürüme yeri bir yarıkla açığa çı­kar. İçten oyulan bu çürük tipinde, çü­rük bölgesi büyük ölçüde mine katmam bozulmadan genişler. Gelişme hızlıdır. Çünkü yiyeceklerin çiğnenmesi, tükü­rük salgısı ve diş bakımının sağladığı temizlikten uzak kalan bu çürüme odağı serbestçe gelişme fırsatı bulur. Dişin boyun bölgesi çürükleri gibi bazı yü­zeysel çürükler ise olduğu gibi kalmış izlenimi verecek Ölçüde yavaş ilerler.
Genel olarak çürükler, çürüme süre­cinin dişözü ya da diş sinirinden uzaklı­ğını belirtmek için yüzeysel, orta derin­likte ve derin çürükler olarak sınıflandı­rılır.
Başlangıç evresinde yüzeysel çürük­ler yalnızca dentin katmanının en üst bölümünü ve mineyi etkiler. Orta dü­zeyde çürüklerde ise dentin önemli öl­çüde etkilenir. Dentin boyunca yayılmış olan derin çürüklerde ise dişözü (pulpa) mikrop kapar ve tedaviye başlanmazsa buradaki doku ölümüyle birlikte enfek­siyonun daha derinlere inme yolu açılır.
Yüzeysel çürüklerde ağrılı belirtiler genellikle görülmezken, orta derinlikteki çürükler ısı değişimlerine (sıcak, soğuk) ya da bazı yiyeceklere (tatlı, asitli vb) karşı duyarlı olabilir. Bu uyaranların do­ğurduğu ağn, uyaranın ortadan kalkma­sıyla yok olur. Derin çürüklerde dişözü-ne bakteriler bulaştığından ağn kendili­ğinden ya da uyanlardan sonra ortaya çıkabilir. Ağn şiddetlidir ve birden başlar! Hasta ağnyan dişini belirlemekte güçlük çeker. Enfeksiyonun dişözüne yeterince yayılmadığı durumlarda, ağn giderek azalıp yok olur. Ağrı genellikle gece sa­atlerinde vücut yatay konumdayken or­taya çıkar. Çünkü bu konumda başa da­ha çok kan gider. Enfeksiyon dişözüne iyice yayılıp irinleşmişse, çok şiddetli olan ve çevreye de yayılan zonklayıcı ve sürekli bir ağn görülür.
Ağnnın özelliklerini dişin anatomik yapısı belirler. Bağdoku, çeşitli tipte hücreler,-damar ve sinir liflerinden olu­şan dişözü bir boşlukla sınırlanmıştır. Dişözü odacığı denen bu boşluğun du­varları sert ve esneklikten yoksundur. Dişin taç bölümünde genişleyen dişözü odacığı köke doğru incelip ipliksi bir uzantıya dönüşür ve bu bölümü kök ka­nalı adıyla tanınır.
İltihaplanma sırasında dişözü damarlan daha fazla kan akımıyla geniş­ler ve sinir liflerine baskı yaparak ağn-ya neden olur. İltihaplanmanın belirli bir düzeyi aşmasından sonra dişözünde artan ödem Özgün bir ağn duyumuna yol açar. Artık doku yıkımı onanlamaz durumdadır. Ağn yalnız dişözünün Ölü­müyle kesilir, Bu doku ölümü ya enfek­siyon sürecine bağlıdır ya da tıbbi giri­şimle sağlanır. Özetlemek gerekirse mikropların üremesi dişözünde bir ap­senin oluşmasına neden olur ve bu du­rum dişözünde doku ölümüyle sona erer. Dişözü hastaiıklan diş çürüğünden bağımsız olarak da gelişebilir. Ağır en­feksiyon hastalıklarında ya da âdet gör­me döneminde dişözü iltihaplan ortaya çıkabilir.
Yaralanmalar ya da kimyasal maddeler gibi iltihaplanmaya yol açmayan ağır diş çevresi dokusu hastaiıklan (pe-riodontoz) ve dişeti cebindeki enfeksi­yonlara bağlı hastalıklar dişözünde en­feksiyon oluşturabilir.
Dişözünde doku ölümü öncesinde bütün belirtiler aynı anda ortaya çıkma­yabilir. Darbe gören bir dişte yıllar son­ra ağır zararların ortaya çıktığı da bilin­mektedir.

Çürükten korunmak için ne yapmalıdır?
İlk yapılması gereken şey diş hekimine gitmek ve onun önerilerine uymak olmalıdır. Aslında çürükten korunma, bir kişisel irade konusudur ve hepimizin sağlam dişler ve sağlıklı ağzın getireceği rahatlığın bilincinde olmamız gerekir.
Diş plağı ve karbonhidratlı gıdalar neden çürük oluşturur?
Günümüzde bakteri plağı ile ilgili çok sayıda araştırma yapılmaktadır ve artık şekerle birlikte bakteri plağının, çürüğün baş etkenlerinden birisi olduğu anlaşılmıştır.
Bakteri plağı görülebilir mi? Evet görülebilir. Bunlar, dişlerin boyun kısmında ve iki diş arasında yer alan beyazımsı kirlerdir. (Fark edilmesini kolaylaştırmak için piyasada “Disclosing Tablet” veya “Disclosing solution” adıyla bilinen boyayıcı tablet ve eriyikler satılır.) Plak şöyle teşekkül eder:
Önce tükürükle protein dişe yapışır.
Bu proteindeki bol miktarda ağız ortamında bulunan şekerden kimyasal yolla dekstran yapar.
Dekstran bu protein plağına tutunur ve böylece diş plağı teşekkül eder.
Teşekkül eden plak artık yalnız ağız çalkalamakla giderilemez.

Buraya kadar oyunun-yani çürük oluşumunun-piyonları (yani bakteriler) hazır olmuştur… Şimdi bakteriler, mineye bir hamle yapacaklardır… Bakteriler bu hamleyi iki koldan yaparlar:
Bazı bakteriler şekerden asit yaparak, minenin inorganik örgüsünü bozarlar.

Bir kısmı da, minenin organik kısımlarını parçalayan enzimler ya parlar.

İşte diş çürüğü oyununun senaryosu kısaca böyledir. Bu oyun nasıl bozulur ve çürük nasıl önlenebilir?

Bakteri – şeker işbirliği önlenirse oyun bozulur mu? Bu nasıl olabilir? Müttefiklerden birisini; Örneğin şekeri ortadan kaldırarak… Şeker, çikolata, pasta yemeden… Olur mu? Şeker, organizma için kaçınılmaz gıdalardan birisidir ve hayvan deneyleri şekerden yoksun beslenmenin çürüğü durdurmadığını, sadece biraz azalttığını göstermiştir. Evet, şeker bir çürük etkenidir ama, ne tek başına ne de başlıca etken…

Öyleyse, çürükten korunmak için ne yapmalıdır? Asıl korunma, ikinci saldırgana yani mikroplara karşı mücadele ile olur. Bu da dişleri fırçalayarak gerçekleştirilir.

dis curumesi, dis curumesinin nedenleri, dis curukleri, dis curuklerinin nedenler, dis curumesinin sebepleri, dis curumesinin nedenleri, nelerdir, dis curumesinin sebepleri nelerdir,

Bu içerik için bazı arama önermeleri

  • diş çürümesinin nedenleri
  • üst diş prrotez yapmakiçin kendi dişin kaçtane olmalı