Sağlık Ansiklopedisi

Hastalık ve Sağlık Bilgileri

Doğru Beslenme

Beslenme kategorisine
3 Aralık 2011
eklenmiştir.

Doğru Beslenme

Sağlıklı bir cilt, sağlıklı bedenin yansımasıdır. Vücut vitamin, mineral ve önemli elementleri cilt altında depolar, iç organlar ihtiyaçlarını buradan karşılar. Hava kirliliği, mevsimsel ve hormonal değişiklikler, aşırı stres, yaşam tarzı (bilgisayarlı ortamlar, televizyon, elektrikli aletler) gibi faktörler nedeniyle vücut belli bir stres ortamına girer.

Vücut bu stresi minimum zararla telafi etmek için ana rezervi olan ciltten tüm ihtiyacını karşılar. Buna bağlı olarak rezerv azalır ve cilt savunmasız kalır. Yaş ilerledikçe bu kayıplar cildi kurutmaya başlar. Sağlıklı ve güzel bir cilt için yedikleriniz, sürdüklerinizden daha büyük önem taşır.

Akneler nasıl giderilir?

Dengeli beslenme cilt hücrelerini güçlü ve nemli tutar. Omega 3 ve Omega 6, elzem yağlar cilt hücrelerini saran zarı güçlendirir. Cildin daha genç görünmesini sağlar, kırışıklıkları önler. Cilt üzerindeki yaraların enfeksiyon kapmasını engeller, çabuk iyileşmesine yardımcı olur. Elzem yağların eksikliği, cildin kurumasına ve çabuk yaşlanmasına neden olur.

Ayrıca, Omega yağlarının ideal dengesiyle gelen düzenli kan dolaşımı sayesinde cilde daha fazla oksijen taşınır.

Omega 3 ve Omega 6 yağlarının ideal dengesi, akne, siyah nokta gibi cilt sorunlarının giderilmesinde de etkilidir. Bu gibi cilt problemleri, A, D ve E vitaminleri eksikliğinin yanı sıra elzem Omega yağlarının eksikliğinden de kaynaklanır.

Sıkı bir cildin sırrı

Cilt sağlığı, kırışıklıkların giderilmesi veya oluşumunun engellenmesinde C vitamini, selenyum, dengeli beslenme, spor ve su çok önemli rol oynar.

Kollajen sentezi için gereken sinyali C vitamininin oluşturduğu düşünülmektedir. Sıklıkla yediğimiz taze sebze ve meyveler C vitamini için çok iyi birer kaynaktır.

Süt, yumurta, domates, greyfurt, badem, marul ve karnabaharda bulunan biotin de sağlıklı, parlak bir cilt ve saçlar için gereklidir.

Koenzim Q 10, enerji üretiminde ve antioksidant olarak görev almaktadır. Antioksidant özelliğiyle yaşlanmanın etkilerini azaltıcı rol üstlenir. Koenzim Q 10 un cilt ve saç sağlığı üzerinde de olumlu etkileri vardır.

Yağsız ve az yağlı kırmızı et, mayalı, kepekli ekmekler ve tahıl ürünlerini belli porsiyonlarda tüketerek alabileceğiniz lipoik asit ise, cilt hücrelerinin yenilenmesini sağlayarak daha dinç, canlı ve genç görünmenizi sağlar.

Beslenmenin, açlık duygusunu bastırmak veya istenilen yiyeceklerin yenmesi değil, vücudun büyümesi ve yenilenmesi için gerek duyduğu bütün besin öğelerini uygun miktarda alıp tüketmek olduğu bildirildi.

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte temel besin ihtiyacındaki değişmelerden ziyade, vücudun Sıvı ihtiyacında bir artış ve daha az yağlı yemeklere doğru bir yöneliş olduğunu belirten uzmanlar, havaların ısınmasıyla yaza özgü verilen doğru beslenme kuralının, tüm yaşamımızda uymamız gereken şekil olduğunu belirtti. Besin öğelerinin yaş, cinsiyet ve vücudun hareketlerine göre doğru tüketilmesinin önemli olduğunu ifade eden Amerikan Hastanesi’nde görevli Diyetisyen Zuhal Güler Çelik, konuyla ilgili olarak şu önerilerde bulundu:

“Yaz ayların sıvı kaybı çok olur. Bol bol Su için. Bol miktarda sebze ve meyve tüketin. Yazın fazlaca yapılan kızartmalardan uzak durun. Az yağla yapılmış zeytinyağlı sebzeleri tercih edin. Et yemeklerinizi de ızgara veya fırında pişirme yöntemleriyle az yağlı olarak tercih edin. Dondurmayı dikkatli tüketin. Beyaz Ekmek yerine kepekli ekmek tercih edin. Tuz tüketiminize dikkat edin. İşlenmiş gıdalar yerine, yazın bolca bulunan taze sebze ve meyveleri tercih edin. Alkollü ve asitli içeceklerden yaz aylarında sakınmak gerekir. Bunun yerine soda, ayran, su tüketin. Ağır olmayan yoğurt ve sıvı gıdaların tercih edilmesi sıcakla beraber gelen rehaveti önler. Gece geç saatlerde yemek yemeyin. Akşamları metabolizma normalden daha yavaş çalıştığı için besinler zor yakılır. Günlerin uzaması avantajını kullanarak fiziksel aktivitenizi arttırın. Günlük yağ hakkınızı zeytinyağı (veya yerine fındık yağı) ile mısırözü yağı (veya yerine soya yağı) karışımı şeklinde tüketin. Fındık, fıstık, ceviz, badem gibi yağlı besinleri günlük tükettiğiniz yağ miktarını azaltarak kullanabilirsiniz. 1 tatlı kaşığı yağ yerine 8-10 adet fındık veya 3 adet ceviz tüketebilirsiniz. Besinlerde bulunan görünmez yağı göz ardı etmeyin ve en azından pişirme yönteminizi az yağlı olarak gerçekleştirin.”

İçerdikleri kolesterol miktarı açısından değerlendirildiğinde tüm hayvansal ürünlerin kolesterol içeriğinin birbirine benzediğini söyleyen Diyetisyen Zuhal Güler, “Bu nedenle kırmızı eti tek başına suçlamak doğru olmaz. Ancak balıkta bulunan yağ asitlerinin kalp sağlığımız için yararlı etkileri düşünülerek daha sık tüketilmesi uygundur. Pratik öneri olarak haftada 2 kez balık tüketilmesi omega-3 yağ asitlerinden yararlanmamızı sağlar. Ancak balığın yağsız ızgara veya fırında yağsız olarak pişirilmesi önemlidir. Kümes hayvanları (tavuk/hindi) ve kırmızı etin ise yağsız olmasına dikkat edilerek yenilmesi önemli. Haftada bir iki kez yağsız kırmızı et yenilebilir. Önemli olan pişirme şekli ve tüketilen miktardır” açıklamasını yaptı.

Meyve ve sebzelerin vitamin ve Mineral deposu olmalarının yanı sıra içerdikleri posa açısından da değerli olduğuna dikkat çeken Diyetisyen Zuhal Güler, “Yaz aylarında özellikle sıvı ihtiyacımızı karşılamada da bize yardımcı olurlar. Ayrıca posa, fazla kolesterolün oluşmadan vücuttan atılmasına yardımcı olur. Posa almanıza engel bir hastalığınız yoksa meyve, sebze ve salata tüketiminizi arttırın. Kabuklu yenebilen meyveleri kabuklu olarak tüketmeye çalışın. Beyaz ekmek yerine kepekli veya tam Buğday ekmeğini tercih edin. Haftada veya 15 Günde bir kez kuru baklagiller tüketmeye çalışın. Yaz sıcağında rehavet oluşumunu önlemek için tatlı tercihlerini daha çok sütlü ve meyveli tatlılar veya meyveden yana kullanmak faydalı olacaktır” şeklinde konuştu.

“BESLENME KURALLARINA HER MEVSİM UYUN”
Dengeli öğün düzeninin de dengeli beslenmek isteyen herkes için önemli olduğunu ve yaz aylarında çok aşırı miktarda yemek tüketerek vücudu hem yiyeceklerin termik etkisiyle oluşan sıcağa hem de Havanın sıcağına maruz bırakmamak gerektiğini belirten Güler, “Az az ve sık sık besin tüketmek önemlidir. Sabah kahvaltısı alışkanlığının mutlaka olması, öğle ve akşam yemeklerinin düzenli yenilmesi ve buna ilave olarak yoğurt ve meyve gibi hafif besinlerden oluşan ara öğünler tüketilmesi vücudu yormadan sindirimin gerçekleşmesine yardımcı olur. Bununla beraber gündüzden akşama doğru besin tüketiminin azalması da daha rahat bir uyku düzeni sağlar” dedi.

Bebeklikte vücudun yüzde 70’i suyken, yetişkinliğe ulaşıldığında bu oranın yaklaşık yüzde 60’a düştüğünü vurgulayan Diyetisyen Zuhal Güler, “İnsan vücudu aç kaldığında vücudundaki depoları kullanarak günlerce yaşayabilir ancak susuz birkaç Günden fazla yaşayamaz. Su, yediğimiz yiyeceklerin sindirimine yardımcı olur, vücut ısımızın kontrolünü sağlar, metabolizmadaki artıkları uzaklaştırır. Tüm bu faydalı etkilerinin yanında yaz aylarında su tüketimi daha da önem kazanmaktadır. İdrarla, dışkıyla atılan suya ilave vücut ısısının artmasıyla daha çok terleme oluşur, böylece atılan Suyun miktarı artar. Su tüketiminin diğer bir faydası da kaybedilen Sıvının yerine konmasıdır. Eğer kaybedilen bu sıvı yerine konmazsa vücutta dehidratasyon denen elektrolit ve sıvı kaybı başlar. Bu durum sağlığı önemli derecede bozar. Vücutta normal koşullarda idrarla, terle, solunumla ve dışkıyla günde yaklaşık 2.5 Litre sıvı kaybı olur. Bu nedenle vücuttan atılan sıvıyı yerine koyabilmek için günde 2.5 litre yani 8-10 bardak suya veya su içeren gıdalara ihtiyacımız vardır. Bu nedenle su içmek için susama hissini beklemek yerine su tüketimini alışkanlık haline getirip Gün boyu sık sık içmek gerekir. Vücuttan sıvı atımı Sıcaklık artığında, enfeksiyon durumlarında, diüretik ilaçlar kullanıldığında artar. Bu nedenle sıvı ihtiyacı daha da artar” açıklamasında bulundu.

Çay ve kahve gibi kafeinli içecekler ve bazı Bitki çaylarının diüretik etki göstererek idrar atımını attırdığını ve bu nedenle bu içeceklerle alınan suyun neredeyse atılmış olduğunu belirten Güler, “Yani çay ve kahve tüketerek yeterli sıvıyı sağlamış olmayız. Çay, kahve yerine yaz aylarında taze meyve suları, ayran, süt gibi içecekler ve taze meyveler sıvı ihtiyacımızı karşılamada daha çok destek olur. Meyve suları tüketilirken hazır meyve suları yerine taze olanları tercih etmek hem daha az şeker (dolayısıyla daha az kalori) almamızı sağlar hem de taze meyvelerin C vitamininden yararlanmamızı yardımcı olur. Ancak taze meyvelerin Suyu sıkılırken hemen tüketilmesine dikkat etmek gerekir, yoksa vitamini azalır. Ayran ise hem kalsiyumdan zengin hem de Protein içeren bir içecek olarak yaz aylarında sıvı ihtiyacımızı karşılamada iyi bir seçenektir. Suyun zayıflama diyetlerinde en önemli etkilerinden biri açlık hissini azaltmasıdır. Bununla birlikte vücutta yağ kaybedilirken oluşan artık ürünlerin vücuttan atılması Suyla sağlanır. İhtiyacımız kadar su içmezsek vücutta su birikir ve ödem oluşur. Bunu önlemenin en iyi yolu vücutta kaybedilen suyu yerine koymaktır. Yeterli su tüketimi ayrıca vücutta kilo kaybına bağlı deri sarkmalarını da önlemede yardımcı olur. Kabızlığı önler” dedi.

Güler, “Suyun Sıcak olarak içilmesi midede daha uzun süre kalarak şişkinlik yapmasına neden olur. Sıcak suyun mideyi terk etmesi soğuk suya göre daha geçtir. Sıcak havalarda vücuda kaybolan sıvının yerine konabilmesi için içtiğimiz su soğuk veya oda ısısında olmalıdır. Ayrıca egzersiz yaparken içilen suyun da sıcak olmamasını sağlamak gerekir” diye konuştu.

DÜZENSİZ YEMEK YEME ALIŞKANLIĞINA SAHİP OLANLAR
Kadınların birçoğunun en büyük problemi, düzensiz yemek yeme alışkanlığıdır. Pek çok kadın bütün bir hafta boyunca ağızlarına tek lokma yiyecek koymayarak metabolizmalarını yavaşlatırlar, sonra hafta sonu gelince yiyeceklere saldırarak vücudun metabolik dengesinin bozulmasına yol açarlar. Böylece, aldıkları her bir kalori, yağ birikintisi olarak vücutlarında yer ederek kötü bir görünüme yol açar. Beslenme uzmanları dengeli bir diyetin, hiçbir şey yemeyerek zayıflamaya çalışmaktan çok farklı bir şey olduğunun öğrenilmesi gerektiğini önemle vurguluyor. Gıdaların, besin değerleri göz önüne alınarak hazırlanan diyetlerin, daha sağlıklı ve çok daha kesin sonuç verici olduğunu aklınızdan çıkartmamalısınız. Bunun yanı sıra bazı kişilerde kahvaltı ve öğle yemeği öğünlerini atlayıp akşam yemeğini tıka basa yeme alışkanlığı vardır. Eğer siz de bu gruba giriyorsanız gene çok tehlikeli bir durumda olduğunuzu söyleyebiliriz. Çünkü öğünler arasında en fazla kalori içeren ve alınan kalorilerin enerjiye çevrilip yakılmadan direkt yağa dönüştüğü başlıca öğün, akşam yemekleridir. Bunun yerine bir gün içinde düzenli ve belirli saatlerde, ölçülü miktarlarda, öğünlerinizi yemeniz çok daha doğru ve diyetle beraber uygulandığında çok daha hızlı kilo verdirici bir yöntemdir.

Unutmayın, zayıflamak veya formunuzu korumak istiyorsanız; ilk yapmanız gereken şey, sık; ama azar azar yemek yemeyi alışkanlık haline getirmek ve metabolizmanızı belli bir düzene alıştırmak olmalıdır.

Bir başka hatalı temel beslenme alışkanlığı da tek tip beslenme biçimidir. Örneğin, son derece sağlıklı bir beslenme alışkanlığı oturttunuz ve bütün öğünlerinizi zamanında ve dengeli biçimde yiyorsunuz. Ancak bununla birlikte bazı yiyeceklere sabitlenmiş ve onlar üzerinde odaklanmış olduğunuzdan öğünlerinizi hep bu tek tip besin üzerine kuruyorsanız, siz de bu gruba dahil olanlardansınız. Bu şekilde tek tip beslenme eğiliminin doğal sonucu, her zaman için vücuda alınan gıdaların besin değerlerinde rastlanacak bir düşüştür.

Tek tip besin üzerinden vücudumuz için gerekli bütün vitamin ve Mineral ihtiyacımızı karşılayabilmemiz mümkün değildir. Eğer mönünüzü geniş bir yelpaze üzerinden seçmeyi alışkanlık haline getirebilirseniz Anahtar vitamin ve mineralleri atlamanız söz konusu olmaz ve böylelikle son derece sağlıklı bir diyet yapıyor olursunuz.

etiketler: dogru beslenme nedir, dogru beslenme kurallari, nasil dogru beslenebilirim,