Sağlık Ansiklopedisi

Hastalık ve Sağlık Bilgileri

Gebelik Zehirlenmesi Belirtileri

Kadın kategorisine
27 Ekim 2011
eklenmiştir.

Gebelik Zehirlenmesi Belirtileri

Preeklampsi olarak adlandırılan ve halk arasında hamilelik zehirlenmesi olarak bilinen sorun genelde hamileliliğin 20’ci haftasından sonra ortaya çıkar. Tansiyon yükselmesi, yaygın ödemler ve idrarda protein çıkması ile özellik gösteren bir durumdur. Hamilelik zehirlenmesi bazen çok ağır bir tabloya dönüşür ve annenin bilinç kaybı ve sara nöbeti tarzında nöbetler geçirmesine neden olur. Buna eklampsi adı verilir. Eklampsi eğer tedbir alınmazsa hem bebeğin hem de annenin hayatını kaybetmesine neden olabilir.

Hamilelikte tansiyon genelde düşme eğilimindedir. Sebebi hamilelik hormonlarının damarlar üzerine genişletici etkisidir. Bu nedenle hamileliğin başından itibaren tansiyon ölçümleri yapıldığında çıkan değerler alışmış olduğumuz 12/8 değerinin hep altındadır. Tansiyonun büyük değeri 14 ve küçük değeri 9 ve üzerinde olduğu durumlarda tansiyon yükselmesi yani hipertansiyon adını vermekteyiz.

HAMİLELİĞİN AĞIRLAŞTIRDIĞI HİPERTANSİYON VE…
Hamilelikte hipertansiyon kabaca 3 gruba ayrılabilir. Birincisi sadece tansiyon yükselmesi şeklindedir. Hamileliğin başında veya en sık 5. aydan sonra görülür. Ödem ve idrarda protein yoktur. İkincisi ise ödem ve idrarda protein ile birlikte olan hipertansiyondur. Halk arasında bilinen hamilelik zehirlenmesi yani preeklampsidir. Son grup ise kronik hipertansiyondur. Tansiyon yükselmesi hamilelik öncesi vardır ve hamilelikte hipertansiyon hamilelik etkisiyle ağırlaşır. Kısaca hamileliğin ağırlaştırdığı hipertansiyon adı verilir.

Hamilelikte hipertansiyon ile birlikte olan en ağır tablo eklampsi ve HELLP sendromudur. Eklampsi sara nöbetleri tarzında nöbetler ile kendini gösterir. Hamilelikte, doğumda ve bazen doğumdan sonraki 48 saat içinde ortaya çıkabilir. Kesinlikle tedbir alınmalıdır zira ölümcül sonuçlara kadar gidebilir.

Yaklaşık hamileliklerin yüzde 5’inde hipertansiyon görülür. Bazen hafif seyreder. Bebeği ve anneyi etkilemez. Fakat bazen o kadar ağırdır ki bebeğin gelişimini engeller, plasentanın erken ayrılmasına (dekolman plasenter) ve HELLP sendromuna neden olabilir. HELLP sendromunda hipertansiyonla birlikte, trombosit adı verilen pıhtılaşmayı sağlayan kan hücreleri ileri derecede azalır. Karaciğer de iflasın eşiğine gelir. Durdurulamayan kanamalar sıklıkla annenin hayatına mal olabilir.

Hamilelikte ortaya çıkan hipertansiyonun kesin nedeni hala bilinmemektedir. Fakat doğum gerçekleştiğinde yani plasentanın çıkmasıyla hafiflemesi plasentayla ilgili faktörleri düşündürmektedir. Mol gebeliği, çoğul hamileliklerde hipertansiyonun olması ve ağır seyretmesi de bu teoriyi desteklemektedir.

NELER YAPILABİLİR?
Hamilelik öncesi hipertansiyon varsa, mutlaka bir uzman ile görüşülerek kontrol altına alınması ve hamilelikte emniyetli olan plasenta kan akımını azaltmayan bir tansiyon ilacı başlanmalıdır. Eğer ailede hipertansiyon varsa mutlaka doğum uzmanı bu konuda bilgilendirilmelidir. Hamilelikte düzenli tansiyon kontrolleri yapılmalıdır. Hamileliğin 24 – 26 haftalarında yapılan rahim damarları doppleri ile saptanan ‘notch’ gelecekte hipertansiyonun habercisi olabilir. Eğer saptanmışsa düşük doz aspirin bu konuda yardımcı olmaktadır.

Hipertansiyonu olan anne adayı ve bebeği sıkı takip gerektirmektedir. Hamilelik kontrolleri sık yapılmalı, 28 haftadan sonra takipler haftalık yapılmalıdır. NST, doppler ve ultrasonografi ile bebeğin takibi yapılır. Bebeğin iyi olduğu durumlarda takibe devam edilmelidir. Eğer bebekte gelişme geriliği, suyunda azalma başlamışsa ve yapılan testlerde sorunlar görüldüyse erken de olsa bebek yoğun bakım şartlarının iyi olduğu bir hastanede bebeğin doğumunu gerçekleştirmek hem bebek hem de anne açısından hayat kurtarıcı olmaktadır.

EKLAMPİ BELİRTİLERİ NELERDİR?
Eklampsi gerçekten ağır bir tablodur. Hem anne adayı, hem de yakınları belirtilerini bilmelidir. Önceleri başlayan gözlerde sinek uçuşması, şimşek çakması şeklinde görme bulguları, karaciğer nahiyesinde yani sağ kaburga altında dinmeyen ağrı önemli bulgulardır. Hastaneye başvurmak için neden olabilir. Eğer nöbet başladıysa anne adayının ağzına havlu sarılmış tahta kaşık ile nefes alması sağlanmalı ve dilini yutması engellenmelidir. Acil ambulans çağırılmalı, hipertansiyon ile birlikte nöbet hali net şekilde gelen sağlık ekibine anlatılmalıdır. Bu durumda anneye verilen Magnezyum Sülfat hem nöbetleri durdurur, hem de olası şiddetli rahim kasılmasını engeller. Eklampsi hangi hamilelik ayında olursa olsun son tedavisi doğumdur.

Kısaca önemli noktalara değinerek anlattığım hamilelikte hipertansiyon doğum hekimlerinin en zor konularından biridir. Hipertansiyon ile beraber olan hamilelikler risk grubundaki hamilelikler olup bu konuda deneyimli hekimler tarafından takip edilmelidir. Anne adayı hekimin önerilerini harfi harfiyen yerine getirmelidir. Kesinlikle stresli ortamlarda olmamalıdır. Evde sakin, sessiz ve biraz loş ışıkta zaman geçirmelidir. Televizyon, bilgisayar ekranı, yüksek ses eklampsinin ortaya çıkmasını uyarabilmektedir.

Kimler risk grubundadır?
Hastaların üçte ikisi ilk gebeliklerini yaşamaktadırlar. Daha önceden preeklampsi öyküsü olanlar, şeker hastalığı, böbrek hastalığı gibi sistemik hastalığı olanlar, çok genç ya da 35 yaşın üzerinde olanlar, çoğul gebeliği olanlar ile mol gebelik, vb gibi obstetrik problemleri olan hastalar preeklempsi açısından risk altınadır. Nedeni tam olarak bilinmediği için ileride preeklampsi gelişip gelişmeyeceğini önceden saptamak pek mümkün değildir ancak bu konuda çalışmalar devam etmektedir.

Gebelik zehirlenmesinin belirtileri nelerdir?
Böbrek süzücü sistemindeki hasra bağlı olarak idrarla protein kaybı başlar, bu da sonuç olarak ödemi beraberinde getirir. Ödem tek başına bir kriter değildir. Normal gebelerin % 30 kadarında saptanabilirken %40 kadar preeklampsili kadında ödem saptanmaz. Preeklampsili bir kadında sara nöbeti şeklinde kasılmalar ve nöbetler saptanırsa bu preeklampsinin en ağır formu olan eklempsi adını alır. Çoğu zaman hafif preeklampsi bir belirti vermez, rutin kontroler sırasında fark edilir. Ellerde ve ayaklarda şişmeler, yüzüklerin dar gelmesi en sık rastlanılan şikayetir. Özellkle sabahları uyanıldığında yüzde ve göz kapaklarında şişme ilk belirti olabilir.

Preeklamps nelere neden olur?
Yüksek tansiyon annede kasılmalara, beyin kanamasına ve körlüğe neden olabilir. Böbreklerdeki hasara bağlı olarak böbrek yetmezliği ortaya çıkabilir. Karaciğer ile onu çevreleyen zar arasında kanama meydana gelebilir, bu tablo karaciğerde yırtılmaya yol açabilir. Kalp yükündeki ani artışlar kalp yetmezliği ile sonuçlanabilir. Akciğer ödemi tabloya eşlik edebilir. Yine anne kanında pıhtılaşma bozukluğuna bağlı olarak dissemine intvavasküler koagülasyon adı verilen ölümcül tablo görülebilir.

Gebelik zehirlenmesi bebeği etkiler mi?
Bebekte ise en sık karşılaşılan sorun gelişme geriliğidir. Şidetli preeklampsisi olan kadınlardan doğan bebeklerin yaklaşık %55inde gelişme geriliği saptanır. Yine bu tür annelerde erken doğum daha sık görülür. Bebeğin eşinin zamansız ayrılması neticesinde bebek ölümleri nadir değildir.

Gebelik zehirlenmesi yani preeklamps nasıl önlenebilir?
Preeklampsinin altında yatan nedenler tam olarak aydınlığa kavuşturulamamıştır. Tüm dünyada bu durumun hem nedeni hem de önlenmesine yönelik pekçok araştırma devam etmekte ve her geçen gün yeni bilgiler elde edilmektedir.

1990 lı yıllarda bu hastaların dolaşımında serbest oksijen radikallerinin saptanması nedeni ile durumu tetikleyen nedenin oksidasyon ile ilgili olabileceği ileri sürülmüş ve E vitamini gibi anti oksidanların hastalığın ortaya çıkışını engelleyebileceği iddia edilmişti.

Bununa beraber geçtiğimiz haftalarda sonuçları yayınlanan çok geniş kapsamlı bir çalışma durumun sanıldığı gibi olmadığını ortaya koydu. Amerika Birleşik Devletlerinde 10.000 den fazla kadının katıldığı bu çalışmanın amacı gebeliğin erken dönemlerinde alınmaya başlayan C ve E vitamini desteğinin ortalama riske sahip gebe kadınlarda gebeliğe bağlı gelişen yüksek tansiyon riskini azaltıp azaltmadığını saptamaktı.

Daha önceden bu vitamin desteğinin yararlı olabileceğini ileri süren küçük hasta sayısında sahip çalışmalrın aksine sonuçları 8 Nisan’da yayınlanan bu çalışma C ve E vitamini alınmasının gebeliğe bağlı yüksek tansiyon riskini azaltmadığını açıkça ortaya koydu. Çalışmada ilk bebeklerine hamile olan 5000 kadına günde 1000 miligram C vitamini ile 400 IU E vitamini desteği verilirken aynı özelliklere sahip 5000 kadına da içinde hiçbir etken madde içermeyen plasebo yani boş ilaç verildi.

Sonuçta her iki grup arasında yüksek tansiyon gelişme oranları açısından bir fark olmadığı ortaya kondu. Çalışmayı yapan bilim adamları bu sonuçların gebe kadınların günlük vitamin almaktan vazgeçmeleri gerektiği şeklinde yorumlanmaması gerektiğini aksine gebeleri için üretilen vitaminlerin alınmasının yararlı olabileceğini belirtmektedirler.

Gebeliğe bağlı yüksek tansiyon anne ölümlerinin oldukça önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Özellikle bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde bu tür durumların önüne geçilmesinde en etkili yöntem dengeli beslenmenin yanı sıra gebelik süresince düzenli olarak kontrollere gitmek ve doktorunuzun önerilerin mutlaka uymaktır. Takip altında olunduğu sürece preeklampsi sanıldığı kadar korkulacak bir durum değildir.

’’Anne adayları, bulantı ve kusmayı azaltan, potasyumu daha yüksek içecekler içmelidir. Limon, portakal suyu gibi içecekler bulantıyı azaltır. İlk üç ayda ne yerse yesin zaten kilo alamazlar, genellikle kilo verirler. Bizim dikkat çekmek istediğimiz konu ilk üç aydan sonra alınan kiloların fazla olmaması. Bu dönemlerde, et, süt, yoğurt, peynir, yumurta, sebze, meyve gibi gıdaları yemelerini öneriyoruz.’’

Saç boyası yasak

Anne adaylarını, kozmetik ürünler, deterjan ve saç boyaları konusunda da uyaran Özcan, özellikle saç boyalarının hamilelik süresince kesinlikle kullanılmaması gerektiğini belirtti. Yalnızca güzel görünmek amacıyla kullanılan bu malzemelerin, anne ve bebekte ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini kaydeden Özcan,’’Makyaj malzemesi, parfüm, krem gibi maddelerin gebelikte çok fazla kullanılmamasını tavsiye ediyoruz. Ancak, kortizon içeren saç boyası ve alerjen maddelerin gebelik süresince kesinlikle kullanılmamasını söylüyoruz Saç boyalarında kullanılan maddelerin bir kısmı bebeğe doğrudan zarar verir. Biz, gebeliğin ilk üç ayına çok dikkat ederiz. Rastgele, bilinmeyen, boyaların gebelikte kullanılması sakıncalıdır. Mutlaka doktora danışarak, doktor müsadesi ile kullanılabilir. Saç boyalarının içindeki maddelerin ne olduğundan emin değiliz. Gebelikte kullanılmasını kesinlikle önermiyoruz’’diyor

Deterjan da tehlikeli

Gebelikte dikkat edilmesi gereken bir başka konunun da allerjik hastalıklar olduğunu belirten Özcan, bazı deterjanlarda alerjen etkilerin görülebildiğine dikkati çekti. Bazı hamileliklerde vücudun özellikle allerjiye karşı zayıf olduğunu kaydeden Dr. Utku Özcan, ’’Alerji nedeniyle düşükler bile meydana gelebiliyor. Bu nedenle alerjiyi artıracak maddelerden kaçınmak lazım. Hatta bazı gebelere diyoruz ki, (iç çamaşırlarınızı bile deterjanla değil, sabunla yıkayın)’’ dedi. (A.A)

BUNLARDAN KAÇININ

Hamur işi, ekmek, pilav, makarna, börek gibi yiyeceklerden uzak durun.

Üçüncü aydan sonra, ayda bir kilodan fazla almamaya özen gösterin.

Saç boyası kullanmayın. Kortizon içeren boyalar anne ve çocuğu zehirler.

Kortizon içeren makyaj malzemelerini kesinlikle kullanmayın.

Deterjan kullanmaktan kaçının, iç çamaşırlarınızı sabunla yıkayın.

gebelik zehirlenmesi, gebelik zehirlenmeleri, gebelik zehirlenmesi nasil anlasilir, gebelik zehirlenmesi belirtileri nelerdir, gebelik zehirlenmesi belirtileri,