Sağlık Ansiklopedisi

Hastalık ve Sağlık Bilgileri

Gebelik Zehirlenmesi Nedir

Kadın kategorisine
27 Ekim 2011
eklenmiştir.

Gebelik Zehirlenmesi Nedir

Gebelikte en büyük sorunlardan biri Gebelik Zehirlenmesidir. Gebelik zehirlenmesi anneyide ciddi derece tehdit eden hatta ölümle sonuçlanabilecek önemli bir olumsuzluktur.

görülür. Annenin ve bebeğin hayatını tehlikeye so­kan bir hastalıktır. Daha ziyade ikinci, üçüncü gebeliklerde görülenler, kronik nefrit gibi bazı böbrek hastalıklarından kaynaklanır. Preeklampsi denilen hastalık gebeliğin 24. haftasından sonra kan basıncının yüksel­mesi (hipertansiyon), ayaklarda ve vücut­ta fazla su toplanması (ödem) ve idrarda clbümin bulunması (proteinüri) gibi üç ana belirti ile başlar. Gebeliklerin % 5′inde gö­rülen bir komplikasyondur. Aslında damar­larda ve böbreklerde meydana gelen bir bozuklak sonucu ortaya çıkar. Gebeliğin 2. yarısında tansiyon yükselmesi 140 mm Hg.’nin üstüne çıktığında preeklampsi bakımından diğer incelemeler yapılmalı, idrarda albümin aranmalıaır. Gebelerin ay­lık kontrollerde 2 kilodan fazla artmış ol­maları, ödemin başladığının bir işareti gi­bi sayılmalıdır. Ancak sıcak havalarda ve uzun süre ayakta kalmak nedeniyle ayak­larda görülen şişmeler normal kabul edile­bilir. İdrar muayenelerinde 24 saatlik id­rarda % 0,5 gr.’dan fâzla albümin bulun­ması hastalığın bir belirtisidir. Ağır gebelik zehirlenmelerinde hafif bulanık görmeden körlüğe kadar varan görme bozuklukları vardır. Precklampsi her za­man eklampsiye dönüşmez. Erken teşhis ve tedavi ile hastalık önlenebilir. Eklampside yani havale hastalığında bir­birini izleyen üç dönem vardır. İlk devre­de hasta sakindir, beş ağrısından ve göz önünde sinek uçuşmasından şikâyet eder. Bakışları donuklaşır, yüz gerilir ve birden bilinç bulanır. İkinci dönemde çene kilitle­nir, solunum durur, tüm vücut kasılır. Daha sonra kesik, sıçrayıcı, klonik denilen kasılmalar ve hırıltılı bir solunum başlar. Bu devrede gebenin çenesini açık tutacak kaşık gibi bir cismin ağza sokul­ması, dilin yaralanmasını önlemek ve so­lunumu ferahlatmak bakımından faydalıdır. Eklampsi nöbetinin en sonunda, koma de­diğimiz hastanın uyuduğu dönem başlar. Gebenin her zaman komaya girmesi şart değildir. Bilinç bir sure sonra açılır ve ge­nellikle hasta, olanları hatırlayamaz; am­nezi dediğimiz durum meydana gelmiştir. Eklampsi krizleri doğum olana kadar bazen birkaç defa tekrarlayabilir. Doğumdan scnra ise eklampsi nöbeti daha seyrek görülür. Eklampsi hem anns, hem de çocuk için ölüm nedeni olabilecek bir hastalıktır. Ağır şekillerinde anne için ölüm oranı % 8-24 arasında, çocuk için ise % 30-50 arasında değişir.Korunmak için doğum öncesi kontrollerin­de doktorların uyarılarına dikkat edilmeli­dir. Az tuzlu, düşük kalorili, proteinden zengin, karbonhidrat ve yağdan fakir bir beslenme şeklinde özetlenebilecek bir re­jim uygulanmalıdır. Preeklampsi tedavisinde tansiyon ve diüretik ilaçlar kullanılabilir. Gebe yakından ve sık sık kontrol edilir. Ağır hastalar, kliniğe yatırılmalıdır. Magnezyum sülfat, barbituratlar, sedatifler, tansiyon düşürücü ilaç­lar kullanılır. Eskiden çok kullanılan mor­fin, kloral hidrat, paraldehit gibi ilaçlar ar­tık pek kullanılmamaktadır.

Anne ile bebek arasındaki damarlarda 20. haftadan sonra olması gereken geniş­leme gerçekleşmez; bebeğe giden kan akımı kısıtlanırsa, bebekte gelişme geriliği oluşur. Preeklamptik gebelerde, plasentanın erken ayrılması sık görülür ve ciddi kanamalar meydana getirir. Annede ise yüksek tansiyona bağlı çeşitli organ hasarları ortaya çıkar.

Karaciğer, böbrek ve beyin, bu durumdan değişik derecelerde etkilenir. Tansiyonun çok yükseldiği ağır vakalarda eklampsi kri­zi denen sara krizi benzeri, gebenin ve bebeğin hayatı ile ilgili tehlike oluşturan krizler ortaya çıkar. Daha ağır vakalarda körlük oluşabilir.Tedaviye cevap ver­meyen vakalarda, bu durum, bebeğin veya annenin ölümü ile sonuçlanabilir.Preeklampsinin sebebi bilinememektedir. Fakat bazı durumlarda, görülme riskinin arttığı bilinmektedir.

Bu riskli durumlar şunlardır:
1) Annenin yaşının 20′den küçük veya 40′dan büyük olması
2) Annede lupus, diabet, kronik hipertaniyon, böbrek hastalığı
3) Daha önce doğum yapmamış olmak
4) Ailede, preeklampsi geçiren akrabaların olması, vb.

Gebelik zehirlenmeleri, hafif, orta ve ağır vakalar olarak sınıflandırılıp bu vakalar çok sıkı takibe alınır. Gebeler ve etrafında­kiler tarafından, doktor tavsiyeleri çok iyi uygulanmalıdır. Özellikle tansiyon takip­leri düzenli yapılmalı, tansiyon 140/90 ve üzerine çıkmışsa, hemen doktora haber verilmelidir.

Gebeler, özellikle stres ve yorgunluktan uzak tutulmalı, ani üzücü haberler gebeden saklanmalıdır. Çünkü bazı psikolojik stresler, ufak münakaşalar bile bu gebeler­de ani krizlere yol açar. Bu gebelerde tansiyon yüksekliği düzeltilemezse ge­belik erkenden sonlandırılabilir.

gebelik, hamilelik, gebelik zehirlenmesi, gebelik zehirlenmesi nedir, hamilelikte zehirlenme,