Sağlık Ansiklopedisi

Hastalık ve Sağlık Bilgileri

Gebelikte (Hamilelik) Şeker Hastalığı (Diyabet)

Kadın kategorisine
20 Ekim 2011
eklenmiştir.

Gebelikte (Hamilelik) Şeker Hastalığı (Diyabet)

Diabetes Mellitus latince’de “ballı idrar” anlamına gelen bir kelimedir. Şeker hastalığının ilk zamanlarında muhtemelen hastanın idrarının tadına bakılarak tanı konmaktaydı. Kan şekeri çok yüksek olduğunda idrara geçen glikozun idrara şeker tadı verdiğinin keşfedilmesi nedeniyle hastalığa bu isim verilmiş olabilir.

Kan şekeri normalde yaklaşık olarak 100 mililitre kanda 100 gram bulunacak şekilde sabit sınırlar içerisinde tutulur. Yemek sonrası besinlerden kana geçen glikoz (şekerin en ufak yapıtaşı) pankreas organından insülin salgılanmasını uyarır. Salgılanan insülin vücudun tüm hücrelerinin bu glikozdan faydalanmasında aracı görevi görür.

Böylece yemek sonrası oluşan kan şekeri yükselmesi glikozun hücrelerin içine girmesiyle normal sınırlarına geri döner. İnsülin kanda glikoz yükselmesine bağlı olarak salgılandığından kan şekeri normale döndüğünde salgı durur ve böylece kan şekeri seviyesinin aşırı düşmesi engellenmiş olur.

Herhangi bir nedenle (uzun süren açlık gibi) kan şekeri seviyesi düşerse bu sefer glukagon adlı bir hormon salgılanır. Bu hormon ise karaciğer depolarından kana şeker sağlanması yönünde çalışarak seviyeyi normale döndürmeye çalışır.

Diabetes Mellitus vücudun çeşitli nedenlerle kan şekeri seviyesini ayarlamada başarısız olduğu bir hastalıktır. Bunun sonucunda kan şekeri toklukta aşırı yüksek olduğu gibi açlıkta da yüksek seyreder. Kan şekeri seviyesinin yüksek seyretmesi ve yüksekliğin uzun yıllar devam etmesi kan damarları üzerinde birçok yoldan olumsuz etki yaratır. Damarlardaki bozukluk başta göz, böbrek ve kalp olmak üzere tüm organlarda hastalık süresi ile direkt ilişkili olarak çeşitli bozukluklar meydana getirir.

Eğer herhangi bir nedenle pankreastan salgılanan insülin yetersiz olursa Tip I diyabet, ya da insülin yeterli olmasına rağmen hücreler glikozu kullanamamaktaysa Tip II diyabet ortaya çıkar. Her iki durumda da ortak bulgu kan şekerinin yüksek seyretmesi ve bu durumun hastalığın süresiyle direkt ilişki içinde tüm organlara zarar vermesidir.

Cushing sendromu, akromegali, hiperprolaktinemi gibi hormonal hastalıklarda, başka bir nedenle yüksek doz kortizon tedavisi görenlerde ve diğer birçok ağır hastalığın seyri esnasında da kan şekeri kontrolden çıkabilir. Bu durumlarda hastalığın tedavi edilmesi ya da kortizon tedavisinin bitmesi durumunda kan şekeri genellikle kısa zamanda normale döner. Bu bahsedilen diyabete ikincil diyabet (başka bir nedene bağlı ortaya çıkan şeker hastalığı) adı verilir.

Hangi nedenle ortaya çıkarsa çıksın şeker hastalığı çok yemek yeme, çok su içme ve fazla idrar yapma şeklinde belirti verir. Genç yaşlarda Tip I diyabetin ilk belirtisi kanda aşırı şeker yükselmesine bağlı olarak ortaya çıkan ketoasidoz (şeker koması) olabilir. Bazen ilk belirtiler vücudun çeşitli yerlerinde yaralar çıkması, sık sık vajinal mantar enfeksiyonu oluşması ya da tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu olabilir. Nadir durumlarda ilk belirtiler bozulan organların yaptığı belirtiler (böbrek yetmezliği gibi) olabilir.

Şeker hastalığının tanısında değişmez bulgu açlık kan şekerinin en az iki ölçümde normalden yüksek çıkmasıdır. Bu durumda diyabet aşikardır. Latent (gizli) diyabet ise OGTT adı verilen şeker yükleme testleriyle ortaya çıkarılabilir.

Tip I diyabet genellikle erken yaşlarda belirti veren ve tedavisinde insülin kullanılması gereken bir hastalıktır. Bu yüzden tıp literatüründe “insüline bağımlı diyabet” ya da kısaca IDDM (Insulin dependent diabetes mellitus) olarak anılır. Tip II diyabet ise genellikle ileri yaşlarda ortaya çıkar. Bu hastalıkta ise kan şekerinin hücreler tarafından kullanımındaki bozukluğu gidermeye yönelik olarak tablet şeklindeki çeşitli ilaçlardan ya da ileri aşamalarda insülinden faydalanılır.

Şeker hastalığı bazen ilk kez gebelikte ortaya çıkabilir. Buna da gestasyonel (gebeliğe bağlı) diabetes mellitus adı verilir.

Daha öncesinden şeker hastalığı olan ve bu nedenle insülin kullanan gebeler ve mevcut gebeliği esnasında şeker hastalığı tanısı konan gebelerde anne adayı ve özellikle de bebek açısından tehlikeli durumlar ortaya çıkabilir.

Gebelik ve Şeker Hastalığı

Gebelikte şeker hastalığı ne demektir?

Şeker hastalığı (diyabet) kanda yüksek şeker düzeylerine neden olan bir durumdur. Bazı kadınlarda gebe kalmadan önce diyabet mevcuttur. Bazı diğer kadınlarda ise “gestasyonel diyabet” olarak adlandırılan durum şeklinde gebelikte meydana gelir. Yaklaşık %3 kadında gebelikte kan şeker düzeyi bozuklukları görülür.

Gebelik süresince hormonlar, tüm gebe kadınlarda, normal sayılan bir kan şeker düzeyi yüksekliğine neden olur. Eğer bu kan şeker düzeyi yüksekliği nedeni ile vücudunuzda problemler meydana gelirse, gebelikte diyabet hastalığı ortaya çıkabilir. Özel bir diyete başlamanız gerekebilir; hatta insülin enjeksiyonlarına ihtiyacınız olabilir.

Eğer gebe kalmadan önce diyabetiniz var ise, gebelik süresince kan şeker düzeyinizi kontrol altında tutabilmeniz öncekine nazaran daha zor bir hale gelebilir. İnsülin dozunuzu değiştirmeniz gerekebilir.

Eğer gebelik öncesinde veya süresince diyabet tedavi edilmezse şu problemler ortaya çıkabilir:

Kanınızdaki yüksek şeker düzeyleri, bebeğin çok irileşmesine neden olabilir. İri bebeklerde, doğum öncesinde ve sırasında daha çok problem ortaya çıkma riski vardır.
Bebekte, kalp, böbrek ve omurga anomalileri olabilir.
Gebelik esnasında, “pre-eklampsi” olarak adlandırılan yüksek tansiyonunuz olabilir ve bu durum sizde veya bebekte sorunlara yol açabilir.
Erken doğum eyleminiz olabilir (gebeliğin 37. haftası sonlanmadan önce) veya bebeğin erken doğurtulmasını gerektiren durumlar ortaya çıkabilir.
Bebeğin doğumunu takiben, “hipoglisemi” olarak adlandırılan kan şeker düzeyinde düşüklük olabilir.
Bebeğin doğumunu takiben, akciğerleri tam gelişemediği için solunum problemleri ortaya çıkabilir.
Eğer gebelik öncesinde ve süresince doğru bir tedavi alıyor ve düzenli kontrollerinizi yaptırıyorsanız, sağlıklı bir bebek doğurabilme şansınız yüksektir.

Şeker hastalığı (diyabet) nasıl meydana gelir?

İnsülin, pankreas tarafından salgılanan bir hormondur. Vücudunuzda, şekerin enerjiye dönüştürülmesinde rol oynar. Gebelik hormonları, insülinin çalışma şeklini değiştirebilir. Bu nedenle gebelikte pankreas normalden daha fazla insülin salgılar. Bazen pankreas, kan şekeri düzeyini kontrol edecek kadar yeterli insülini salgılayamaz ve diyabet meydana gelir. Doğumdan sonra kan şeker seviyeleri genellikle normale döner ve diyabetik durum ortadan kalkar.

Neden bazı insanlarda diyabet geliştiği ve bazı diğerlerinde gelişmediği henüz bilinememektedir; ancak bu durumun kalıtımsal olduğu tahmin edilmektedir.

Şeker hastalığı (diyabet) Belirtiler nelerdir?

Pek çok gebe kadın diyabetin belirtilerini fark etmemektedir; ancak idrar ve kan testleri ile diyabetin varlığı gösterilebilir. Diyabetin bazı belirtileri şunlardır:

Susuzluk hissi
Kilo kaybı
Çok fazla yemek yemek
Çok fazla miktarda idrar yapmak
Açıklanamayan yorgunluk

Diyabeti olan bir kadın gebe kalırsa, gebelik esnasında hastalığın kontrolünün zorlaşacağını ve daha kötüleşebileceğini bilmelidir.

Şeker hastalığı (diyabet) nasıl teşhis edilir?

Tüm gebe kadınların diyabet açısından taranmasının gerekliliği vurgulanmaktadır. Aşağıda belirtilen özellikleri taşıyan kadınlar, gebelikte diyabetin ortaya çıkması açısından risk altındadırlar ve şeker hastalığı açısından taranmaları gerekmektedir:

Ailede diyabet öyküsü
Şişmanlık, özellikle 90 kilogram üstü
Daha önce 4000 gram üstü bebek doğurmuş olmak
Daha önce ölü bebek doğurmuş olmak
Daha önce doğum anomalisi bulunan bebek doğurmuş olmak
Daha önce düşük yapmış olmak
35 yaş üzerinde olmak

Eğer diyabet geliştirme açısından risk altındaysanız, ilk gebelik muayenenizde ve sonraki takiplerinizde diyabet için tarama yapılacaktır. Eğer herhangi bir risk altında olduğunuz bilinmiyorsa, 24 ila 28. gebelik haftalarında tarama yapılacaktır. Tarama, şekerli bir sıvı içilmesini takiben, 1 saat sonra, bir kan örneği alınmasından ibarettir.

Bu ilk testin sonucu normal değil ise, doktorunuz size 3 saatlik “glikoz tolerans testi” yapacaktır. Bu test için, bir gecelik açlığı takiben bir kan örneği alınmakta; takiben şekerli bir sıvı içimi sonrasında 3 kez olmak üzere her saat başı kan alınmaktadır.

Gebelikte şeker hastalığı ne kadar sıklıkla görülür?
Aşikar diyabetli kadınlarda kontolsüz şeker düzeyleri varlığında metabolik etkiler nedeni ile gebe kalabilme ihtimalleri düşüktür. İnsülin tedavisi ile birlikte doğurganlık oranları çok düşük olan diyabetli hastalarda insülin tedavisi ile birlikte gebelik oranları normal kadın düzeylerine erişmiştir. Gestasyonel diyabetin ise sıklığı yaklaşık %3-5 oranındadır
Kimler gestasyonel diyabet açısından daha riskli ?
Şeker gelişimine genetik yatkınlık bulunması (Anne yada babasında diyabet, obezite vb. bulunması)
Aşırı kilolu olmak,
Özgeçmişinde 4000 gram üzerinde bebek öyküsü olması,
Doğumsal anomalili bebek öyküsü varlığı,
Nedeni bilinmeyen ölü doğum öyküsü olması,
35 yaş üzeri gebelikler,
Açlık kan şekeri 105mg/dl’ nin, tokluk kan şekeri 120 mg/dl ‘nin üzerinde olanlar riskli grubu oluşturur.
Yüksek kan şekeri düzeyinin gebelik sonuçları:
Burada sayılan sonuçlar kontrolsüz kan şekeri yüksekliğinin neden olduğu durumlardır. Ve gebelik diyabetinden ziyade aşikar diyabet hastalığında görülmektedir.
Düşük (Abortus): Özellikle ilk üç ayda kontrolsüz kan şekeri olan annelerde veya kronik diyabete bağlı damarsal değişiklikler oluşmuş gebeliklerde düşük sıklığı artar. Habituel abortus (üçten fazla ardışık düşük) nedenleri araştırılırken taranan nedenlerden biriside diyabettir.
İntrauterin fetal ölüm : Uzun süreli ve kontolsüz diyabeti olan ve göz, böbrek gibi organlarda diyabete bağlı damarsal hasarlaşma gelişmiş diyabetli gebelerde bu risk yüksektir.
Polihidramniyos: Bebeğin rahim birlikte bulunduğu amniyon sıvısının normalden fazla olmasıdır. Polihidroamniyos diyabetli gebelerde %20 oranında görülür. Polihidramniyos erken doğum, erken plasenta ayrılması riski artar. Polihidroamniyos saptanan gebelerde diyabet olasılığı düşünülmelidir.
Preeklampsi: Gebelikte tansiyon yüksekliği ile seyreden ciddi bir hastalıktır ve diyabetik gebelerde daha yüksek oranda görülür.
Konjenital anomaliler: Özellikle gebelik oluşumundan önce ve bunu takip eden 3-6 hafta süresince kan şekeri kontrolü iyi olmazsa kalp anomalileri, sakral agenezis (leğen kemiğinde arka orta kısımda yer alan kemiğin yokluğu), trakea-özefagial fistül (yemek ve soluk boruları arasında anormal bağlantı), kısa barsak sendromu gibi doğumsal anomalilerin sıklığının arttığı bildirilmektedir.
Annede idrar yolu infeksiyonları ,vaginal mantar enfeksiyonları gestasyonel diabetli hastalarda, azalan bağışıklık nedeni ile daha sık görülür
Anne ölümü: Çok nadirdir ve gebeliklerinde takibi ve dolayısıyla tedavisi yapılmamış gebelerde, genellikle preeklampsi , serebro-vasküler olaylar, şeker koması gibi nadir fakat ciddi olaylar nedeniyledir.
Doğum ile ilgili sorunlar:
• İri bebekten ötürü omuz takılması, normal doğum sonrası kanama ve yırtıkların daha fazla olabilir ve zor doğımun bir sonucu olarak gelişen solunum sıkıntısı ile doğan bebekler daha sıklıkla yenidoğan bakım ünitelerine gereksinim duyarlar.
• Sezaryene gidiş sıklığındaki artış izlenmektedir.
Doğum sonrasında bebekte bazımetabolik sorunlar (hipoglisemi, hipokalsemi, hiperbilirubinemi ve polisitemi) daha sık izlenir.
Gestasyonel diyabet tanısı nasıl koyulur?
İdeal olarak gebelik planlandığında mümkün olmamışsa gebelikte en kısa sürede açlık-tokluk kan şekeri bakılması gerekir. Bu tetkikler aşamasında saptanan kan şekeri yüksekliği tanı testi olarak kullanılan üç saatlik yüz gram oral glukoz tolerans testi (100 gr OGTT ) yapılmasını gerekli kılar. Genelde ülkemizde tüm gebelere tarama testi olarak gebeliğin 24-28. haftaları arasında 50 gr oral glukoz tolerans testi (50 gr OGTT)uygulanmakta, eğer, bu testte kan şekeri yüksekliği saptanırsa 100 gr OGTT’ne geçilmektedir. Eğer, anne adayı diyabet açısından riskli grupta yer alıyorsa 100 gr OGTT en baştan direkt olarak yapılmalıdır.
50 gr OGTT nedir?
Anne adayına günün herhangi bir saatinde aç ya da tok karna oral yolla 50 gr glikoz içeren sıvı verilerek bir saat sonra plazma kan şekeri ölçülür. 140mg/dl -190mg/dlarasında ise tanı testine geçilir. Ancak 190mg/dl’nin üzerinde ise tanı testi yapılmasına gerek yoktur. Hastaya gestasyonel diyabet tanısı konur. Ve tedavi planlanır.
100 gr OGTT nedir?
Gestasyonel diyabet için riskli bulunan anne adayına aç karna oral yolla yüz gram glikoz içeren sıvı verilerek hemen, birinci, ikinci ve üçüncü saatlerde dört kan şekeri ölçümü yapılır. Sonuçların değerlendirilmesi; bulunan değerlerden en az ikisi aşağıda gösterilen alt sınırların üzerinde ise gestasyonel diyabet tanısı konur.
Açlık; 95 mg/dL,
1. Saat; 185 mg/dL ,
2. Saat165 mg/dL ,
3. Saat 145 mg/dL
Gestasyonel diyabette tedavi:
Hastaların büyük çoğunluğu sadece diyet ve egzersiz ile izlenir. Tüm gestasyonel diyabetli gebelerin % 15-20 de İnsülin ile tedavi ihtiyacı olmaktadır. Diyetteki kalori ihtiyacı 35 kcal/kg olarak hesaplanır. Gebelikte az ve sık yemek prensibine paralel bir yaklaşımla total kalori gereksiniminin %25i kahvaltıda, %30u öğle yemeğinde, %30uakşam yemeğinde, %15i ara öğünlerde alınmalıdır. Bu diyet ile glikoz düzeyleri normale indirilemezse insülin ihtiyacı doğmuş demektir.
Tanı koyulduktan sonra hedef açlık kan şekerini 95 mg/dl altında, tokluk 1. saat kan şekerini 140 mg/dl altında tutmaktır. Diyet tedavisinden bir hafta sonra gün aşırı iki kez kan şekeri ölçümü yapılarak bu sonuç aranır. İstenen düzey yakalanırsa aynen takibe devam edilir.
Aksi takdirde yeniden diyet ayarlanır, yine istenen sonuç elde edilemezse insülin ihtiyacı doğmuş demektir.
Gestasyonel diyabetlilerde hangi düzeyde tedavi ile izlenirse izlensin haftada bir kez kan şekeri ölçümü yapılmalıdır. Gebelik takip sıklığı otuz ikinci haftadan itibaren haftada bire çekilmelidir.
Gestasyonel diyabetli anne bebekleri makrozomi (iri bebek) ve geç akciğer gelişimi nedeni ile son haftalarda dikkatle değerlendirilmelidir.
Gebelik şekerim var mutlaka sezeryan olmalımıyım?
Gestasyonel diyabetin iri bebek oluşumuna neden olduğu bilinmektedir. Ancak tüm hastalarda bu durum geçerli değildir. Ayrıca iri bebek olması muhakkak sezeyan yapılması anlamına gelmez. Yapılan çalışmalarda tahmini ağırlığı 4500 gram üzerindeki bebekler için sezeryan önerilmektedir. Bunun dışında sezeryan gereksinimi diğer gebelerle aynıdır.

Doğum sonrası izlem:
Gestasyonel diyabetli anneler doğumdan sonra insülinle tedavi ihtiyacı genellikle ortadan kalkar. Bu ihtiyacın sürmesi halinde emziren annelerde insülin ile tedaviye devam edilmelidir. Gestasyonel diyabetli anneler altı hafta sonra yapılan doğum sonrası kontrole geldiğinde100 gr OGTT tekrarlanarak kalıcı diyabet yönünden incelenmelidir. Sonuçlar normal bulunsa da gestasyonel diyabet bir uyarı kabul edilerek önce yıllık daha sonra üç yıllık kontroller önerilmelidir.

gebelikte seker hastaligi, gebelikte diyabet, gebelik, hamilelik, hamilelik ve diyabet, hamilelikte seker hastaligi, seker hastaligi tedavisi,