Bugün
sağlık, ağız sağlığı, diş sağlığı, kadın sağlığı, hastalıklar, beslenme, zayıflama, diyet, sağlık bilgileri, şifalı bitkiler, besinler

Göz Ödemi

Pazar, 18 Mart 2012
Göz Ödemi

Göz Ödemi

Göz ödemi belirtileri, tedavisi ve korunma şekli ile ilgili aradığınız herşeyi sitemizden bulabilirsiniz.

Ödem dokuların hücreleri arasında sıvı birikmesiyle oluşur. Beyin ödemi ve gözkapağı Ödemi gibi belirli bir bölgeyle sınırlı kalabileceği gibi yaygın olarak da ortaya çıkabilir. Yaygın ödemle birlikte akciğer ve karın zarları gibi sıvı içeren (seröz) iç-zarların boşluklarında da sıvı toplanmışsa bu duruma anazarka tipi Ödem denir.Ödem çeşitli bozukluklara bağlı olabilir. Başlıca etkenleri kılcal damarların geçirgenliğinde artış, kılcal damarlar içindeki kanın hidrostatik basıncında, kanın osmoz (geçişme) basıncında ve dokulardaki sodyum miktarında değişikliklerdir. Odemli dokular şişkin ve soluk görünür. Kesildiklerinde bol miktarda sıvı fışkırır. Deri gergin ve parlaktır. Doğal kıvrımlar kaybolmuştur. İlerlemiş durumlarda doku yıkımı da ortaya çıkabilir. Derialtı dokularının ödemi kolaylıkla fark edilebilir; Odemli bölgeye parmakla bastırıldığında bir süre kaybolmayan bir çukurluk oluşur. Bu basit uygulama hafif Ödemlerin saptanmasını ve yaygınlaşmadan tedavi edilebilmesini sağlar.Anjiyonörotik ödem, anjiyo ödem, Quincke ödemi ve dev ürti-ker adlarıyla da tanınır. Bu tür ödem bazı kişilerde, özellikle de erkeklerde birkaç dakika içinde ortaya çıkabilir. Deride yuvarlak, geniş bir şişlik belirir. Bu bölge çevresindeki sağlıklı dokudan yüksek ve biraz daha serttir. Genellikle gözkapakları, dış üreme organları, dudaklar ya da ağız içi mukozası ve dil gibi yumuşak dokularda yer alır. Hasta önce bir gerginlik ve kaşıntı hisseder. Daha sonra belirtilen bölgelerdeki deride şişkinliklerin ortaya çıktığını fark eder. Hastalık genellikle gece başlar. İlk belirtileri sıkıntı verirse de dayanılmaz boyutlara varmadığından hasta ancak sabahleyin durumu anlar. Bazen hastalığa nefes darlığıyla birlikte astım, iltihaplı burun akıntısı, bulantı ve kusma gibi mide-bağırsak bozuklukları da eşlik eder. Belirtiler birkaç saat ya da birkaç gün sonra kaybolur. Ama bir süre sonra yeniden ortaya çıkar ve bazen mevsimlere bağlı olarak yineler. Anjiyonörotik ödem bazen glottiste, yani gırtlakta ses telleri ve bunların arasındaki bölgeyi kapsayan organda ortaya çıkar. Solumayı engelleyerek ani ve tehlikeli boğulma nöbetlerine yol açar. Bu durumda tıkanarak birkaç saniyede moraran hasta ancak birkaç dakika içinde yapılacak trakeotomi (soluk borusunun delinmesi) ile kurtanlabilir.
Nedenleri ve Tedavi
Anjiyonörotik ödem kan damarlarının geçirgenliğinde ani bir değişiklikten kaynaklanır. Buna bağlı olarak yumuşak dokularda hızla sıvı birikir ve deri ödemi ortaya çıkar. Alerjik kökenli anjiyonörotik ödemin nedeni bazı besinlere ve aspirin ya da penisilin gibi bir ilaca karşı aşırı duyarlılıktır. Kalıtımsal anjiyonörotik ödem ise bağışıklık sistemindeki bir bozukluğa bağlıdır; pıhtılaşmada etkili bir madde olan kallikreini etkisiz hale getiren ve bağışıklık yanıtında rol oynayan kompleman sisteminin birinci proteinini (Cl) ketleyici bir proteinin doğuştan bulunmadığı durumda ortaya Çıkar.Tedavide ürtiker tedavisine benzer bir yöntem izlenir. Öncelikle anjiyonörotik ödeme yol açan etkenler ortadan kaldırılmaya çalışılır. Belirtileri yok etmek için kaşıntıyı gideren (antihistaminik) ve kortizonlu ilaçlar kullanılır.

Ödem her zaman bir kalp yetmezliği bulgusu mudur?

Hayır. Başka hastalıklarda da ortaya çıkabilir. Örneğin toplardamarla­rın pıhtı ve iltihabı ile varislerinde olduğu gibi vücudun belirli bir bö­lümünde ödem ortaya çıkabilir. Bu durumda şişlik ayak bileği düze­yindedir. Gebelikte ayakta uzun süre kalındığında bacaklarda ödem or­taya çıkabilir ya da gebelik zehirlenmesi sürecinde görülür, Ayrıca, glomerülonefrit, nefrotik sendrom ve böbrek yetmezliği gibi bazı böb­rek hastalıklarında yalnız akşam saatlerinde değil, sabah da göz çukur­ları çevresinde ödem görülebilir. İlerlemiş karaciğer hastalıklarında, örneğin karaciğer sirozunda da ödem ortaya çıkabilir.

Optik papilla ödemi

Yüksek tansiyonu ya da beyin tümörü olan kişilerde görülebilen optik papilla ödemi gözdeki optik diskin şişmesi anlamına gelir. Optik papilla ödemi ya da kısaca papil ödem (göz dibi ödemi diye de bilinir) görme algısında rol oynayan bütün sinir liflerinin bir araya gelip beyindeki görme merkezine varmak için gözden çıktıkları yer olan optik disklerdeki sıvı birikimi anlamına gelir.

Söz konusu durum bir hastalık değil bir bulgudur ve bedendeki kan damarları ile dolaşımın göstergelerinden biridir. Ödem yüksek tansiyonunun varlığını ve yüksek tansiyonun damarları ve dolaşımı etkilediğini gösterir. Alttaki neden tedaviyle ortadan kalktığında ödem de yok olur.

Nedenleri
Optik papilla ödeminin en yaygın nedeni beyindeki birincil ya da ikincil tümörlerdir (Yani beyin dokusunun tümörü ya da başka organlardan beyne yayılmış olan metastazlar). Öteki olası nedenler yüksek tansiyon beyin içindeki kanamaya bağlı kafa içi basıncı artması göz çukurundaki tümörler ve ağtabaka toplardamarında pıhtı oluşumudur. Ağtabaka toplardamarı kafadaki en büyük toplardamarlardandır.

Belirtiler
Optik papilla ödemi genellikle göz dibinin oftalmoskop (Ağtabaka ve üzerindeki yapıların görülmesini sağlar) ile muayenesi sırasında ortaya çıkar. Başlangıç döneminde şişme hafif olduğundan diskin kenarları net biçimde görülemez onun yerine hafif bulanık bir görünüm izlenir. Ayrıca kıvrılıp genişlemiş toplardamarlarkanama alanları ve şişme nedeniyle gölgeli alanlar görülebilir. Ciddi vakalarda görmede bulanıklaşma olur. Tehlikesi ödeme yol açan nedenin tedavisiz bırakılması durumunda ilerleyen görme yitimine neden olmasıdır.

Tedavi
Optik papilla ödemi tek başına bir hastalık değildir yani başka hastalıklara eşlik eden bir bulgudur. Bu nedenle optik papilla ödeminin kendisi tedavi edilmez. Ancak bu belirtiye yol açan hastalık tedavi edildiğinde ödem de geçer.

OKÜLOPLASTİK CERRAHİ KAPAK ENFEKSİYONLARI (Kapak İltihabı)
Kapak Kenarı İltihabı (Blefarit): Göz kapaklarının sık görülen iki taraflı iltihabıdır. Kapakların kirpikleri içeren 2 mm’lik kenar kısmını tutar. Kapaklarda yanma, kaşınma ve batma hissine yol açar. Kirpik diplerinde kepeklenme, kızarıklık ve kapak kenarında kalınlaşma vardır. Ayrıca göz kapak kenarlarında ters kirpik (trikiazis) ve kirpiklerin dökülmesi (madarozis) gelişebilir. Ek olarak arpacık (hordeolum) ve şalazyon gelişimine neden olabilir. Tedavide en önemli husus göz kapağının temizliğidir. Kirpik dipleri bebek şampuanı ile yıkanmalıdır. Bir el havlusu yardımıyla kapaklar üzerine uygulanan sıcak pansuman, kepeklenme ve yağlı akıntıları gidermede oldukça faydalıdır. Bunlardan fayda alınamazsa antibakteriyel göz damlaları tedaviye eklenir.

Arpacık (Hordeolum): Kirpik diplerinin ve göz kapağında yağ salgılayan bezlerin (meibomius) küçük bir apsesidir.Belirtileri; kapak içinde veya kapak üzerinden öne doğru uzanan, hassas, kızarık, sivilceye benzeyen şişkinliktir. Çoğu vaka kendiliğinden iyileşir ya da iltihap kirpik diplerine yakın bir bölgeden dışarıya boşalır. En önemli adım sıcak pansumandır. Antibakteriyel göz damlaları tedaviye eklenebilir. Bazı vakalar ufak bir cerrahi işlemle tedavi gerektirebilir.

Kapak Bezinin Kisti (Şalazyon): Arpacıktan sonra gelişebilir veya kapak bezlerinin ağızlarının tıkanması ile yağ salgılarının bezin içinde birikmesi ile ortaya çıkar. Kapakta ağrısız, sert ve yuvarlak bir şişlik şeklinde görülür. Şişkinlik arpacıktan daha büyüktür. En sık uygulanan tedavi şekli cerrahidir. Bazı vakalarda şişliğin içine iğne ile iltihabın geçmesine yardımcı olan ilaç (steroid ) enjekte edilir.

Göz Uçuğu (Herpes Simpleks): Uçuk virüsü (Herpes Simpleks) deriyi tuttuğu gibi gözü ve göz kapaklarını da tutabilir. Genelikle tek taraflıdır. Yüzde kırmızı zemin üzerinde öbekler halinde, saydam, küçük, inci tanesi (vezikül) şeklinde gelişir. Hafif bir kapak şişkinliği olabilir. Veziküller yırtılır ve daha sonra kabuklanarak birkaç gün içinde iyileşir. Gözde ve bulunduğu deri çevresinde ağrıya sebep olur. Gözün ön tarafındaki kornea tabakasını tutabilir. Tedavide virüslere karşı etkili göz damlaları ve kremleri (asiklovir) kullanılır. Hijyen amaçlı olarak kabarcıklara temastan kaçınılmalıdır.

İmpetigo: Sıklıkla çocuklarda kötü hijyen koşulları veya travma nedeniyle ortaya çıkan kapak cildinin bakteriyel iltihabıdır. Yüzde ve kapak cildinde kızarık bir zemin üzerinde küçük kırmızı döküntü şeklinde başlar. Daha sonra döküntüler vezikül halini alır. Son aşamada bunlar patlayarak üzerileri altın sarısı kabukla örtülür. Tedavide antibiyotik içerikli merhemler kullanılır. Yaygın tutulum halinde ise ağızdan antibiyotik verilir.

Yılancık (Erizipel): Kızarıklık, ödem ve sertlik (endurasyon) ile karakterize olan cilt ve cilt altı dokusunun selülitidir. Kapağın tümünü tutabilen kızarık bir alan olarak başlar ve kısa zamanda sert ve ödemli bir görünüm kazanır. Ameliyat, travma sonrasında veya önceki enfeksiyon zemininde gelişebilir. Koyu kırmızı renkli, kabarık ve çevre dokulardan keskin sınırlarla ayrılmıştır. Ateş ve bitkinlik vardır. Tedavide ağızda penisilin verilir.

KAPAK DEFORMİTELERİ (ŞEKİL BOZUKLUKLARI)
Ektropion ( Kapak Kenarının Dışa Dönmesi): Senil, sikatrisyel ve paralitik tipleri mevcuttur.
Senil Ektropion: Yaşlı hastaların alt göz kapağını tutar. Alt kapakta yatay gevşeklik olduğundan yerçekimi etkisiyle alt göz kapağı dışa doğru döner. Kapak gözden uzaklaşmış olduğu için göz dış etkenlere daha kolay maruz kalır. Bu durumda göz enfeksiyonları, ağrı, ışığa aşırı duyarlılık, aşırı gözyaşı gelmesi (epifora) ve görme kaybı ortaya çıkabilir. Tedavisi cerrahidir.

Sikatrisyel Ektropion: Çeşitli travmalar, kapak enfeksiyonları ve geçirilmiş tümör cerrahisi sonucu cilt ve cilt altı dokusunda ölü, sert bir tabaka (skar) oluşur. Bu skar alt veya üst kapağın göz küresinden uzaklaşmasına neden olur. Kırmızı tenli, çillenme tarzında lezyonları olan ve cilt kanserine gelişimine yatkınlığı olan bireylerde daha sık görülür. Bu kişilerin ciltleri kuru ve gergindir. Bu kişilere koruyucu olarak güneş ışığını engelleyen losyonlar ve yağlı cilt kremleri kullanılmalıdır. Tedavi cerrahidir.

Paralitik Ektropion : Yüz sinirinin (fasiyal sinir) felci ile ortaya çıkar ve tek taraflı olarak görülür. Kapakların kapanması çok güçleşir. Sık aralıklarla gözyaşı damlaları ve jelleri kullanılır. Uykuda kapaklar açık kalıyorsa bantla kapatılır. Bu olgular göz hekimi tarafından izlenmeli, kendiliğinden iyileşmiyorsa cerrahi girişim uygulanmalıdır.

Entropion (Kapak Kenarının İçe Dönmesi): Kapak kenarı ve kirpikler korneaya temas ederek korneada zedelenmeye yol açar. Entropion alt ve üst kapakta görülebilir. Senil, sikatrisyel ve konjenital tipleri mevcuttur.
Senil Entropion: En sık görülen tiptir ve sadece alt kapağı tutar. Yaşlılığa bağlı olarak kapak ve göz küresi arkasındaki dokuların gevşemesi sonucu ortaya çıkar. Tedavisi cerrahidir.

Sikastrisyel Entropion: Hem alt hem üst kapağı tutabilir. Kimyasal yanıklar, blefarit ve çeşitli göz kapağı iltihapları sonucu ortaya çıkan ölü doku tabakasının (skar dokusu) göz kapağının iç yüzünü kısaltması ve buna bağlı olarak göz kapağını içe çekmesiyle ortaya çıkar. Tedavi cerrahi düzeltmedir.

Bu içerik için bazı arama önermeleri

  • goz odemi
  • papil ödem sonrası
  • gözde ödem oluşması
  • gözde ödem belirtileri
  • gözde ödem neden oluşur
  • papil ödem tedavisi
  • Papilla ödemi geçermi
  • göz kapağında ödem oluşması
  • goz odemi gecermi
  • gözlerdeki ödem nasıl giderilir

1. Yorumlar yazarken Türkçe kurallarına uyulması zorunludur.

2. Her üye yazdığı yorumdan kendisi sorumludur.

3. Küfür, argo ve hakaret içeren yorumlar asla yayımlanmaz.

Göz Ödemi başlıklı içerik için hiç yorum yapılmamış!
İlk yorumu siz yapın.

Copyright © Sagligin.Net Hastalık ve Sağlık bilgileri - sağlık, ağız sağlığı, diş sağlığı, kadın sağlığı, hastalıklar, beslenme, zayıflama, diyet, sağlık bilgileri, şifalı bitkiler, besinler