Sağlık Ansiklopedisi

Hastalık ve Sağlık Bilgileri

İlk Yardım Gerektiren Durumlar

ilk yardım kategorisine
29 Şubat 2012
eklenmiştir.

İlk Yardım Gerektiren Durumlar

İlk yardım gerektiren durumlar ve hastalıkların neler olduğunu öğrenmek için makalemizi okuyup sitemizi takip edebilirsiniz.

1. Bayılma
2. Diyabetes Mellitus (şeker hastalığı)
3. Epilepsi (sara)
4. Kalp Krizi
5. Felç

BAYILMA

Aniden ortaya çıkan dolaşım yetmezliğine bağlı olarak, beynin kısa süreli kansız kalması sonucu görülen geçici bilinç kaybıdır. Nedeni; açlık, kan basıncının düşmesi, beklenmedik bir olay veya herhangi bir şeyle karşılaşma, aşırı sevinç ya da üzüntü, uzun süre havasız ve kapalı ortamda bulunma vb, olabilir.

İlkyardım:

* Kişi, hemen sırt üstü yatırılarak ayakları yükseğe kaldırılır (şok pozisyonu verilir ),
* Sıkı giysiler gevşetilir, kapalı ortamdaysa açık havaya çıkarılır,
* Yüzüne su serpilebilir, bu uyarı sonucunda kişi daha çabuk kendine gelir,
* Uyarıcı olarak hoş olan (kolonya) veya hoş olmayan (soğan kokusu vb ) kokular
koklatılabilir,
*Kişi kendine geldiğinde hemen ayağa kaldırılırsa yine bayılacağı için önce oturtulur.
İçecek bir şeyler verilir (açlıktan bayılmışsa şekerli içecekler, tansiyon düşüklüğü
veya aşırı sıcak ve terleme söz konusu ise tuzlu ayran tercih edilmelidir).
*Eğer 5 dakikaya kadar kişi halen kendine gelmemişse mutlaka hastaneye götürülmelidir.

DİYABETES MELLİTUS (şeker hastalığı)

Halk arasında kısaca şeker hastalığı olarak bilinen diyabetes mellitusta , kandaki şeker düzeyinin düşmesi veya yükselmesi sonucu ilk ve acil yardım gerektiren sorunlar görülebilir.

Bu sorunlar:
kandaki şeker oranının yükselmesi sonucu ortaya çıkan hiperglisemi ile kandaki şeker oranının düşmesi sonucu ortaya çıkan hipoglisemi dir. Hipoglisemi, hiperglisemiden çok daha tehlikeli olup kısa sürede(10 dakika 2 saat gibi ) hastanın kaybedilmesine neden olabilir.

Çünkü, beynin düzenli ve belirli miktarda şekere (glukoza) gereksinimi vardır. Şeker azaldığında beyin enerjisiz kalacağından beyin hücrelerinde harabiyet başlar (solunum durduğunda beynin oksijensizliğe ancak 4-6 dakika dayanabildiği gibi şekersizliğe de uzun süre dayanamaz.).

Kişide açlık belirtileri normal bir insandakinden daha hızlı ortaya çıkabilir. Kişi kısa sürede kendini kaybedebilir (bilinç düzeyinde değişiklik: sinirlilik, bilinç bulanıklığı, bilincin giderek kapanması gibi).

Bunun için hemen tablodaki hipoglisemi bulgularından biri veya birkaçı bir arada görülmeye başlanmışsa, kişi içebilecek durumdaysa şekerli sıvılar içirilir ya da ağzına şeker verilir. Bilinci kapanmışsa, dişleri ile yanak arasına kolay eriyen cinsten şeker yerleştirilerek hemen hastaneye götürülmelidir.

Hiperglisemide kandaki şeker uzun saatler (6-12 saat) içinde yükselirken tablodaki belirtiler görülebilir. Bilinci kapalı değilse, herhangi bir ilkyardıma gerek yoktur, kişi en kısa zamanda hastaneye götürülmelidir.

Diyabetik acillerde ayırt edici belirti ve bulgular:

Kan şeker düzeyi
Hipoglisemi (şeker azalmıştır)
Hiperglisemi (şeker artmıştır)
Nabız
Dolgun, hızlı
Zayıf, hızlı
Solunum

Yüzeysel
Derin, iç çekmeli
Bilinç düzeyi
Baygınlık hali ve / veyahızla gelişen bilinç kaybı
Yavaş yavaş gelişen bilinç kaybı

Nefes

Koku yoktur
Çürük elma / aseton gibi kokar

Diğer bulgular
Baş ağrısı, ürperme, konfüzyon
(şaşkınlık), saldırganlık (sinirli)davranışlar

Cilt
Soğuk, nemli, soluk
Kızarık, kuru

İlkyardım:

* Hipoglisemi gelişiyorsa, kişiye hemen bir kesme şeker verilir. Veya kişi kendisi
içebilecek durumdaysa, şekerli içecekler (varsa kola, meyve suları da olabilir)
içirilir. Kişinin durumu verilen şekere rağmen kötüleşiyorsa vakit kaybedilmeden mutlaka hastaneye götürülmelidir. Diyabetli kişiler, hipoglisemi olasılığına karşı yanlarında şeker, şekerli bisküviler bulundurmalıdır.

* Hiperglisemi, yavaş geliştiğinden hastaneye kadar yetiştirilebilir, ilkyardım gerektirmez. Hastanın bilinci kapanmak üzere veya kapalıysa, soluk yolu açıklığı sağlanarak hastaneye götürülmelidir.

EPİLEPSİ (sara)

Beyindeki elektriksel aktivitenin geçici olarak durması veya bozulması sonucu, kişinin kasılması ve bilincinin kaybolması olayına epilepsi denilmektedir. Nöbetler çeşitli şekillerde görülebilir; kişi otururken dalıp gidebileceği gibi, kasılmalar da olabilir. Nedeni kalıtımsal olabileceği gibi, kafa yaralanmaları, beyinde kanamalar, tümörler, iltihaplar sonucu da ortaya çıkabilir. Ancak nedeni saptanamayan epilepsiler de oldukça yaygındır.

İlkyardım:

* Kişinin kendini yaralamaması için tedbir alınır; yatırılır, dilini ısırmaması için çene kenetlenmemişse, dişlerinin arasına bir şey konur (mendil, kalem vs gibi). Metal zarar verecxeğinden kullanılmamalıdır

* Başını ve kollarını ritmik olarak bir yerlere vuruyorsa battaniye, ceket vb malzemelerle desteklenerek kendisini yaralaması engellenir.

YAPILMAYACAK ŞEYLER:

* Hastanın yumruk şeklindeki ellerini zorla açmaya çalışmak;

* Soğan keserek veya pamuğa kolonya damlatarak ağzına veya burnuna kapatmak, bu çok sakıncalıdır çünkü bu şekilde kişinin nefes alması önlenerek kendine gelmesi engellenmektedir.

** Epilepside uyarıya gereksinim yoktur, çünkü olay dolaşımdan ve beyindeki elektriksel aktivitenin geçici bozulmasından kaynaklanmaktadır. Bu gibi durumlarda uyarının hiçbir yararı yoktur, hatta zararlı olabilmektedir.

* Elinizi dişleri arasına kaptırmayın, sizin elinizi kolunuzu kavramasına izin vermeyin aksi halde sizde zarar görürsünüz.

KALP KRİZİ

Kalbi besleyen koroner arterlerin çeşitli nedenlerle kalbi besleyememesi sonucu ortaya çıkan tabloya kalp krizi denilmektedir. Angina pektoris veya akut myokard enfarktüsü şeklinde ortaya çıkabilir.

Arterin daralması nedeniyle, fiziksel aktivite, ruhsal stres veya aşırı soğuk sonucunda kalbin artan oksijen ihtiyacı karşılanamayacağı için kalp kasında gerekli kasılma olamayacaktır, dolayısıyla da kriz meydana gelecektir. Buluğ çağından 90 yaşına kadar kalp krizi geçirilebilirse de yaş ilerledikçe kalp krizine yatkınlık artar..

Enfarkt(üs), kan desteğinin kesilmesine bağlı doku ölümüdür.

Kalp krizi; kandaki kolesterol düzeyinin yükselmesi, sigara, alkol, stres, yüksek tansiyon, şişmanlık, hareketsizlik gibi kontrol edilebilir nedenlerle; yaş, cinsiyet, kalıtım, diabet vs gibi kontrol edilemeyen nedenler sonucu ortaya çıkabilir.

ANGİNA PEKTORİS:
Kalp, bir süre gereksiniminden az oksijenle beslenmek, zorunda kalırsa, kişinin soluğunu kesecek kadar şiddetli göğüs ağrısı olur, bu ağrıya angina pektoris denir. Ağrı genellikle sternum (göğüs kemiği) arkasında hissedilir; kola (özelikle sol kola), çeneye, epigastriuma (karnın üst orta bölgesine) yayılır.

AKUT MYOKARD ENFARKTÜSÜ:
Koroner arterin, arterioskleroza(damar sertliğine) bağlı olarak daralması veya kan pıhtısı ile tıkanması sonucunda bu arterle beslenen kalp kasına giden oksijen yetersiz kalacağından, myokard kası görevini yerine getiremez; yeterince kanın vücuda pompalanamadığı bu tabloya, akut myokard enfarktüsü (AMI) denir.

Kalp krizinde ayırt edici Özellikler:

Ağrının özellikleri
ANGİNA PEKTORİS
AKUT MYOKARD ENFARKTÜSÜ

Şiddeti
Hafiften orta şiddete doğru
Dehşete düşürecek kadar yoğun

Süresi
Genelde 3-5 dakika sürer
Saatlerce sürebilir

Hazırlayıcı etkenler
Egzersiz, soğuk hava, stres
Dinlenme anında da görülebilir

Giderme yolları
Dinlenme

Dinlenme ile geçmez

Nitrogliserin (İsordil, 5mg, dilaltı)
Genellikle ağrıyı giderir
Ağrıya etkisi yoktur

Diğer belirtiler

Genelde yoktu
Dispne (nefes darlığı), bulantı, kusma, aşırı terleme, baş dönmesi, ölüm korkusu

İlkyardım:

Angina pektoriste:
* Hasta mutlaka hemen dinlen(diril) melidir; yürüyorsa durmalı, oturtulmalı veya
yatırılmalıdır. Mümkünse hareket ettirilmemelidir. Hasta sakinleştirilmelidir.

* Sıkı giysiler gevşetilir.

* Dilaltı nitrogliserin (isordil, 5 mg ) verilir.

* Gerekiyorsa (solunum ve kalp durmuşsa) CPR yapılır.

* Hastaneye götürülür ( mümkün olduğunca az hareket ettirilerek ).

Akut myokard enfarktüsünde:

* Hastanın ağrısının ve korkusunun giderilmesi önemlidir

* Hasta sırtüstü yatırılır ve hareket ettirilmez,

* Hastanın solunum sıkıntısı varsa, baş yükseltilir

* (Mümkünse oksijen verilir 2 lt/dk gidecek şekilde)

* Mutlaka hastaneye götürülür.

* Gerekiyorsa (solunum ve kalp durmuşsa) CPR yapılır

** Kalp krizi sonucu görülen kalp durmalarında, hemen kalp masajı başlatılır ve sağlık kuruluşuna kadar sürdürülürse kişinin döndürülme şansı yükselecektir.

**Endişeli hastanın sakinleştirilmesi ve hastanın hareketinin kısıtlanması kalbin yükünün azaltılması açısından önemlidir.

Felç

Genelde, beyni besleyen kan damarlarının yırtılması veya tıkanması gibi nedenlerle, beyindeki kanlanmanın bozulması sonucu ortaya çıkan bir tablodur. Özellikle yüksek tansiyonlu kişilerde görülme sıklığı yüksektir. İlkyardımda iki şekilde değerlendirebiliriz:

Hafif felç:
Beyni besleyen küçük kan damarlarının hasarı ile oluşur. Genelde, bilinç kaybı yoktur ve bulgular zarar gören bölümle ilgilidir.

Belirtileri:

– Baş ağrısı, şaşkınlık hali (konfüzyon), kulak çınlaması, baş dönmesi;

– Hasar arttıkça, konuşmada hafif güçlük, hafıza bozuklukları, kişilik değişmesi, kol veya bacakta uyuşma, ilerleyen güçsüzlük.

İlkyardım:

* Hasta kazalara ve fiziksel etkilere karşı ( düşme, çarpma, ateş, sıcak, soğuk ve kesici aletler , vb.) korunur.

* Hemen hastaneye götürülür.

Ağır Felç:

Belirtiler:

– Bilinç kaybı

– Vücutta tek (ya da çift) taraflı paralizi (güç kaybı) veya pleji (kuvvet kaybı)

– Solunum ve yutma güçlüğü

– Mesane ve barsak kontrolünün kaybı (inkontinans)

– Konuşma güçlüğü, uyku hali

– Gözbebekleri (pupiller) büyüklüğünde farklılık (anizokori)

İlkyardım:

* ABC sürekli kontrol edilir ve devamlılığı sağlanır.

* Kusma olasılığına karşı yan yatırılarak (özellikle felç gelişen kol tarafına yatırılarak) hastaneye götürülür. Bilinçsiz hastanın yan yatırılmasına, özellikle de başın, kusmuk veya sekresyonun dışarı akabileceği şekilde yana çevrilmesi pozisyonuna KOMA POZİSYONU adı verilmektedir.

KOMA:

İnsanlar çevrelerindeki uyarıları beş duyu (görme, işitme, koklama, tatma, dokunma duyuları) ile algılayıp, olaylara uygun tepki gösterirler; örneğin, ağrılı uyaranları uzaklaştırmayı sağlayan refleksler gibi.

Çimdiklediğiniz kişi hemen tepki olarak elinizi uzaklaştırmaya çalışır. Oysa bilinci kapanmış hastalarda beş duyu ile algılama ortadan kalkar. Derin uyku halindeki, bilinci kapanmış hasta ağrılı uyaranlara bile tepki veremez. Bu nedenle bu durumdaki kişiler bir çok bakımdan tehlike altındadır. Bilinç kaybına neden olabilecek yüzlerce nedenden hangisi sebep olursa olsun, koma kişinin en çok yardıma muhtaç olduğu bir durumdur.

Bilinci kapalı kişi:

* Yardım isteyemez.

* Dikkatli değerlendirilmeyecek olursa hastanın öldüğü sanılabilir.

* Nedene yönelik tahmin hayat kurtarıcı olabilir.

* Kolayca zarar görebilir

* Solunum yolu tıkanabilir.

* Hasta kusabilir ve kusmuk soluk yolunu tıkayabilir.

*Gözünü yabancı cisimlerden korumasını sağlayan refleks mekanizması ortadan kalkmıştır.

* Öğürme refleksi ya da öksürük mekanizması çalışmayabilir.

SOLUNUMU OLMAYAN HASTALARDA KULLANILABILECEK ARAÇLAR
Bir hasta solunumu durmuş ( apneik ) olarak bulunduğunda, hemen suni solunum başlatılmalıdır. AABT ‘ne bu durumda yardımcı olabilecek araçlar aşağıda sıralanmıştır.

· Cep maske ( pocket mask) – bu maske hastanın ağzını ve burnunu kapatacak şekilde yerleştirilir. AABT, maskenin üzerinde bulunan yukarı doğru çıkıntı oluşturan delikten soluk verir. Birçok cep maskesinde, ilave oksijen vermek için bağlantı yerleri vardır. Ve suni solunum esnasında, dakikada 10 litrelik bir akış hızı ile hastaya % 50 yoğunlukta oksijen verilebilmektedir. Cep maskesi kullanım kolaylığı nedeniyle, alanda en çok tercih edilen bir maske türüdür. Hastanın yüzüne yerleştirildikten sonra, iki elle maske yerinde tutulmaya çalışılır.
· Balon maske sistemi (Bag – valve mask, ambu maske) – solunumu durmuş olan hastaya kuvvetle hava vermek için kullanılır. Bir maske ve bağlantıda olduğu balon şeklindeki torbadan oluşmaktadır. İlave oksijen vermek için bağlantı yeri vardır ve dakikada 15 litrelik bir akış hızı ile, hastaya % 90 yoğunlukta oksijen verilebilir. Maske soluk alamayan hastanın yüzüne, tepe kısmı burun kemiğine alt kısmı alt dudak ile çene çıkıntısı arasındaki girintiye gelecek şekilde yerleştirildikten sonra, bir el ile maske yüzde tutulmaya çalışılırken diğer el ile balon kısmı belirli aralıklarla sıkılarak hastaya hava verilir. Ambu maske, yaşamını sürdürebilmesi için, solunumu yetersiz olan hastalarda, solunumu desteklemek üzere kullanılabilir. UYARI: Ambu maske kullanımı kolay olmayan bir maskedir. O nedenle, alanda sorun yaşamamak için, maske ile yeterince deneme yapmalısınız. Eğer maske yüze doğru yerleştirilmezse veya balon kısmı yeterince güçlü sıkılmazsa, etkili suni solunum gerçekleşmeyecektir. Bag valve mask, iki kurtarıcı olduğunda daha etkin kullanılabilir. Eğer kurtarıcının biri etkin kullanamazsa diğerinin kullanma olasılığı yüksektir. Tek kişi olarak suni solunum yapmanız gerektiğinde, oksijen bağlanmış cep maskesinin kullanımı daha pratik olacaktır.
OTOMATIK SOLUTUCULAR ( RESÜSITATÖRLER )
Oksijenin, tüplerde basınç altında depolandığını biliyoruz. Bazı oksijen verme araçları ile, bu basınçtan yararlanılarak hastanın akciğerlerine hava ulaştırılmakta ve suni solunum yapılmaktadır. Bu resüsitörlerin bir kısmı solunumu olan hastalarda da kullanılabilirken diğer bir kısmı sadece solunumu olmayan hastaları solutmak üzere kullanılmaktadır.

· Demand – valve resüsitatör – bu araç, oksijeni gereksinim doğrultusunda verir. Demand valve sistemine bağlı olan maske hastanın yüzüne kapatılır. Hasta soluk aldığında kapak açılır ve hastaya % 100 oksijen gider. Hasta nefes verirken de oksijen akışı devam eder. Kapağın açılması ve hastanın oksijen alabilmesi için, HASTANIN SOLUNUMUNUN OLMASI GEREKİR.
· Positive – pressure resüsitatör ( pozitif basınçlı solutucu ) – AABT tarafından kullanılır. AABT düğmeye bastığında, hastaya oksijen gider. Hastanın var olan akciğer basıncına ulaşılana veya basılan düğme eski halini alana kadar hava verme işlemi devam eder. Alanda kullanımı oldukça yaygındır. Nedenine gelince, iki elle maske yüzde tutulmaya çalışılırken, hava vermek için sadece bir parmakla düğmeye bastırmak yeterli. Pozitif basınçlı araçlar kullanılırken dikkatli olunmalıdır. Her ne kadar kullanımı bag valve maskeye göre daha kolay olsa da, basıncı azaltıcı kapakla kullanılmalıdır. Aksi halde aşırı basınç nedeniyle gastrik distansiyon veya akciğerlerde hasar meydana gelebilir.
· Multiple – fonksiyonlu resüsitatörler ( çok amaçlı kullanılabilen solutucular) – oksijen gücü ile çalışan bir çok solutucu, demand valve sistemi ile pozitif basınçlı resüsitatörün birleştirilmesinden oluşur. Bu resüsitatör, solunumu olan hastada demand valve maske gibi kullanılabilirken, solunumu durmuş hastada pozitif basınç vermek için kullanılır.
· Otomatik transport ventilatörü (OTV ) – bu AABT için oldukça yeni bir araçtır. Pozitif basınç veren solutucuların geliştirilmiş şeklidir. OTV , entübasyon tüpüne bağlanacak şekilde yapılmıştır ve hastayı istenen hacim, basınç ve aralıkta ventile eder. OTV, ilave olarak maske ile de kullanılabilir ve hasta solutulduğu sürece maske, iki elle yüzde tutulmalıdır. OTV kullanılırken, ne bir balonun sıkılması ne de bir düğmeye basılması gerekiyor. Üstelik gastrik distansiyon olasılığı en aza inmiştir. Otomatik transport ventilatörünün, gelecekte hastane öncesi acil bakımda, önemli rol oynayacağı düşünülüyor.

UYARI: Demand valve veya pozitif basınç resüsitatörleri BEBEKLERDE ve ÇOCUKLARDA kullanılmamalıdır. Aksi halde akciğer hasarı oluşabilir. Yine KOAH’ nda kullanılması gerekiyorsa, çok dikkatli olunmalıdır.

DİKKAT: Herhangi bir nedenle hasta solutulduğunda, orofarengeal veya nazofarengeal airway takılmalıdır.