Bugün
sağlık, ağız sağlığı, diş sağlığı, kadın sağlığı, hastalıklar, beslenme, zayıflama, diyet, sağlık bilgileri, şifalı bitkiler, besinler

Kan Sayımı Düşüklüğü Belirtileri

Pazartesi, 19 Mart 2012
Kan Sayımı Düşüklüğü Belirtileri

Kan Sayımı Düşüklüğü Belirtileri

Kan sayımı düşüklüğü belirtileri nelerdir, nedenleri ve tedavisi nedir, aradığınız herşeyi sitemizden bulabilirsiniz.

Anemi ya da halk arasındaki deyimiyle kansızlık, ülkemizde süt çocuklarında, genç kızlarda ve hamilelerde sık görülen bir sorun.

12 şubat ntv nin “sağlık raporu” programına konuk olan cerrahpaşa tıp fakültesi hematoloji bilim dalı öğretim üyesi prof. dr. burhan ferhanoğlu, yaşam kalitesini azaltan pekçok sağlık sorununa da zemin oluşturan kansızlık problemi ve tedavisi hakkında bilgiler verdi.

anemi ya da halk arasındaki deyimiyle kansızlık, ülkemizde süt çocuklarında, genç kızlarda ve hamilelerde sık görülen bir sorun. yaşam kalitesini azaltan pekçok sağlık sorununa da zemin oluşturan kansızlık sorunu ile ilgili cerrahpaşa tıp fakültesi hematoloji bilim dalı öğretim üyesi profesör hekim burhan ferhanoğlu bizlere şu bilgileri verdi:

prof. dr. ferhanoğlu, sağlıklı bir insanda normal kan değerlerinin nasıl olmalısı gerektiğini şu şekilde açıkladı: “sağlıklı insanda normal değerlerden söz ederken yaşı, ırkı ve cinsiyeti gözönüne alarak bilgi vermek gerekmektedir. bu anlamda türkiye de edirne ve izmir de yapılmış iki çalışmanın neticelerini ben burada vermek istiyorum. edirne de muzaffer demir ve izmir den de yeşim aydınoğlu çalışmalarında… örneğin edirne bölgesinde 0-14 yaş grubunun ortalama hemoglobin değeri 11. 8 artı eksi 1 gibi, 15-44 yaş grubunda bu 12 grama ve 45 yaş üstü grupta da 12. 5 grama çıkmakta kadınlar için. erkekler için ise 0-14 yaş grubunda 11,9 gram gibi bir ortalama değer, 15-44 yaş grubunda 13,9 gibi bir ortalama değer ve 45 yaş üzerinde de 13,45 gibi bir ortalama değer elde ediyoruz. izmir bölgesinin ortalama hemoglobin değerleri kadınlar için 13,8 artı eksi 0,8 gibi, erkekler için de 14,8 artı eksi 0,8… bunu yorumlayacak olursak, izmir bölgesi genel avrupa normlarına uyuyor. edirne bölgesinde ise bilhassa kadınlarda 0,5 gramlık bir düşük değer dikkatimizi çekiyor. türkiye ortalaması açısından bence dikkate alınması gereken bir değer. ”

prof. dr. ferhanoğlu, avrupa değerlerini ise şu şekilde tanımladı: “erkek için 13,5-16 gram hemoglobin değerleri, kadın için 11,5-14,5 gram hemoglobin değerleri normal olarak kabul edilebilir. ”

türkiye’de görülme sıklığı

iki bölgeyi, izmir ve edirne yi kıyaslayan prof. dr. ferhanoğlu, türkiye geneli için bir değerlendirme yaparak, bu değerlerin altında görülme sıklığını şu şekilde açıkladı: “ortalama bir değer vermek gerekirse, türkiye nin en sık karşılaşılan problemlerinden biri. yüzde 40 gibi bir ortalama değer vermek gerekli. çeşitli çalışmalarda yüzde 5 ile yüzde 60 arasında orana rastlamak gerekli. cerrah paşa tıp fakültesi nde sağlıklı hemşirelik öğrencilerinin yüzünü taradığınızda bunlarda kansızlık oranı yüzde 40 olarak dikkatimizi çekmiştir. hakikaten üstünde durulması gereken bir husus. ve bu anlamda da genel topluma verilmesi gereken çok önemli mesajlar var. ”

risk faktörleri

prof. dr. ferhanoğlu, zemin hazırlayan başlıca etkenler konusunda ise şu bilgileri verdi: “bir kere cinsiyet… kadın bu konuda daha şansız. kansızlığın kadında görülme sıklığı 5-10 kat daha fazla. bunun nedenlerini hep birlikte düşünebiliyoruz. bir; kadında demir depolarının az olması. iki; aylık kayıplar.. üç; doğumla, bir kere bebeğine demirinden bir kısmını vermesi gebelik döneminde, artı doğumla olan kayıpları da dikkate alırsak kadınlarda kansızlığın niye bu kadar yüksek oranlara vardığını izah etmek olası olacak. ”

kadınların, yüzde 20-30 kadar demir depoları açısından şansız olduğunu gösteren prof. dr. ferhanoğlu, “artı buna aylık kayıplar ve gebelik dönemindeki kayıpları da ekleyecek olursak, bu da 5-10 kat daha fazla kansızlık görülme durumunu ortaya koyuyor” dedi..

çocuklar

yapılan araştırmalarda, türkiye de anne sütüyle beslenme başlangıçta yüksek ama tertipli beslenme, altı ay süreyle besleme oranı çok düşük. prof. dr. ferhanoğlu, kansızlığı çocuklar açısından değerlendirdi: “beslenme bir faktör. anne sütü ve inek sütü demir oranı esasında eşit. ancak anne sütündeki demir çok daha iyi.. bu anne sütüyle emilenlerdeki kansızlık oranının daha düşük olmasına yol açıyor. artı bu beslenmeye vakti geldiğinde demir içeren gıdaların da yani etli gıdaların da altıncı aydan sonra eklenmesi çok önemli. yahut gerekiyorsa demir takviyesinin yapılması çok önemli. bilhassa erken düşük doğum tartılı bebekler ve erken doğan bebekler çok hızlı bir büyüme seyri gösterecekleri için, o büyümeye kan tablosu yahut demir içeriği yeterli olmayacaktır. onlarda kansızlığın olma ihtimali çok daha yüksek ve onlara kesinlikle belirli ölçüde demir desteği yapmak gerekmektedir. ”

“kansızlık bir sonuç”

kansızlığın, hangi hastalıkların habercisi olacağına dair prof. dr. ferhanoğlu, şunları söyledi: “organizma öylesine dengeli çalışmakta ki, organizmadaki gelişi güzel bir sorun esasında bir ölçüde kansızlığa yolaçabilmekte. yani kansızlık bir netice esasında. bir hormonal bozukluk kan tablosunu etkileyebilmekte. böbrek bozukluğu kan tablosunu etkileyebilmekte, karaciğer hastalığı kan tablosunu etkileyebilmekte, bir tüberküloz kan tablosunu etkileyebilmekte. vücutta mevcut gizli bir kanser kansızlık biçiminde karşımıza çıkabilmekte. yani aşağı yukarı şu söylenebilir; kansızlığın altında basit veya komplike çok çeşitli nedenler olabilir. ”

belirtileri

doğumsal olarak insanın erişkinlik yaşına kadar gelebilen bir sorun olan kansızlığın belirtileri konusunda ise prof. dr. ferhanoğlu, şu bilgileri verdi: “şimdi belirtilerinden söz ederken kansızlık çok kısa sürede ortaya çıkmışsa bunun belirtileri çok daha abartılı olacaktır. doğumdan beridir kansızlıkla karşılaşan birinin bunu kompanse etmesi çok daha kolay ve çok daha az şikayetle karşımıza çıkacaktır. yani ciddi bir kansızlığı olmasına karşın çok belirgin bir şikayeti olmayabilecektir. bunun dışında yaş çok önemli bir faktör. genç yaşlar daha iyi tolare edecektir, ileri yaşlar daha zor tolare edecektir kansızlığı. kansızlığın taklit etmeyeceği bir bulgu yoktur diye düşünüyorum. örneğin huzursuzluk, sinirlilik, gerginlik, baş ağrısı, yorgunluk, çarpıntı, nefes darlığı, göğüs ağrıları ileri yaş grubunda.. yürürken yürümeyi engelleyen ağrılar, bacak ağrıları… yani çok çeşitli problemlerle karşımıza çıkacak. zaten mantığına da baktığımızda, oksijenin vücudun belirli bölgelerine yeterince ulaşamaması diye tanımlayacak olursak kansızlığın yarattığı problemi, çok çeşitli organlara ilişkin şikayetlerle karşımıza hastanın gelebileceğini kabul etmek gerekmektedir. ” prof. dr. ferhanoğlu, baş ağrısı, sinirlilik, isteksizlik biçiminde şikayetlerle de psikiyatriye gidilebildiğini belirtti.

aylık kanamalar da kansızlık nedeni

aylık kanamalar da kansızlık problemini gündeme getirdiğini gösteren prof. dr. ferhanoğlu, bayanların aylık normalde olması gereken kan kaybıyla, kansızlığa yol açabilir denilen kan kaybı arasındaki farkı şu şekilde açıkladı:

“tabii her kadın belirli bir yaştan sonra belirli bir müddet kanar. esasında direk karşı karşıya gelip kanamasının ne kadar olduğunu sorduğumuzda, çoğu kadın bunu normal olarak ifade eder. çünkü kıyaslayabileceği bir örneği yoktur. beş günü geçen adet kanamaları ve çok aşırı sızmalara yol açacak kanama, normalden fazla kanama olarak algılanmalı, bir de kesinlikle bir kadın doğum uzmanıyla görüşülüp, nedeninin bulunup tedavi edilmesi gerekmektedir. ”

prof. dr. ferhanoğlu, şu şekilde devam etti: “kansızlık tanısı konulan erkeklerde beslenme hakkında tavsiyeler sunmadan önce kansızlığın neye bağlı olduğunu öğrenmiş olmak gerek. şayet bir erkek ve demir eksikliğine bağlı bir kansızlığı varsa yine aynı şeye dönüyoruz. eksikliğin neden olduğunun tespiti gerekiyor. bilhassa erkek olduğu için altta yatan sebebin çok iyi aydınlanması ve tedavinin ona göre yönlendirilmesi, beslenme alışkanlığının da ona göre öneri edilerek düzeltilmesi gerekiyor. yani sebebi bulunmayan kansızlık henüz çözülmüş kansızlık anlamına gelmiyor. ”

erkeklerdeki nedenler

kadınlarda erkeklere oranla 5-10 kat fazla olan kansızlık problemi hakkında olarak erkeklerdeki kansızlık probleminin altında yatan nedenler ile ilgili prof. dr. ferhanoğlu, şunları söyledi: “kadınlarda çoğunlukla jinekolojik kanamalar, adet düzensizlikleri önemli bir sebep olduğu için çok rahatlıkla ve kolaylıkla düzeltilebilir bu neden. oysa erkekte de kansızlık söz konusuysa, kansızlığın demir eksikliğiyle ilişkisi, öyle bir fizyolojik olayın abartılması da söz konusu olmadığına göre, midenin, bağırsağın ülserleri, midenin bağırsağın polipleri, kanserleri dikkate alınmalı. ve kaybın sebebi her kansızlıkta olduğu gibi çok iyi belirlenmeli. diğer taraftan kansızlık tedavi edilirken, örneğin demir eksikliği varsa, demir eksikliği tedavi edilirken, diğer taraftan demir eksikliğine yol açan ana nedene ulaşılmalı ve o sebebin tedavisi yapılmalıdır. bu anlamda da örneğin kolon tümörleri, polipler, ileri yaş grupta ufak damar genişlemeleri dediğimiz olayları çok net ortaya koyup onların tedavisi söz konusu olmadıkça uzayan ve hatta geciken tedavilerle karşı karşıya kalabiliriz. ”

beslenme

kansızlık sorunu saptanmış kişilerin beslenmesinde dikkat etmesi gereken noktaları prof. dr. ferhanoğlu, şu şekilde açıklıyor: “öncelikle kansızlık probleminin neye bağlı olduğunu öğrenmiş olmak gerekli. şayet kansızlık demir eksikliğine bağlıysa, demir eksikliğini beslemenin esası hayvani gıdaların artırılmasıdır, kırmızı et ve etli gıdaların artırılmasıdır. bitkisel gıdalarda demir yok mudur ? bitkisel gıdalarda da tabiki demir vardır. ama bitkisel gıdalardaki demirin emilimi çok daha güçtür. o anlamda şayet altta yatan neden bir demir eksikliğiyse kırmızı et ve hayvani gıdaların artırılması öneri edilir. ”

türkiye nin bir numaralı ölüm nedenleri kalp hastalıkları. kolesterol nedeniyle insanların kırmızı etten giderek kaçarak, daha az tükettiğini ve buna bağlı olarak kansızlık problemini yaşayanlarada sık rastlandığını dile getiren prof. dr. ferhanoğlu, şu şekilde devam etti: “örneğin kalp hastası olduğu için yıllarca et yememiş ve zaten jinekolojik kanamalarla veyahut çeşitli kayıpları olan kadınlarda, kalp yetersizliğinin neticesi ortaya çıkmış demir eksikliğine bağlı derin kanamalar görmek bu dönemde çok olası. ”

bölgesel yeme alışkanlıklarının da kansızlığa bir artı getirisi olduğuna değinen prof. dr. ferhanoğlu, şunları söyledi: “bölgesel etkenlerin kansızlıkta rol oynadığı mutlak bir biçimde söz konusu. örneğin beslenmeyi dikkate aldığımızda, çay içimi fazla olduğu bölgelerde belki bir ölçüde çayın emilimi etkilemesi nedeniyle bir kansızlıktan söz etmek olası. et tüketiminin fazla olduğu yörelerde kansızlık daha az görülecek. tam tersi bitki ve sebze üretimi ağırlıklı olan yörelerde veyahut vejeteryan alışkanlığı olan kişilerde kansızlık çok daha yüksek miktarda görülebilecektir. ”

prof. dr. ferhanoğlu, çocukluk dönemindeki farklı alışkanlıklarla ilgili olarak şu şekilde devam etti: “avrupa tıbbına türkler tarafından nerdeyse tanıtılmış bir konudur. anadolu da çeşitli kesimlerde toprak yemek, kil yemek, kireç yemek, aşırı buz yeme türünden sapmış iştah dediğimiz bir durum söz konusu olabilir ve böyle bir alışkanlık birlikte demir emilimini etkilediği için demik eksikliğinin çok sık görülmesine yol açabilir. ”

şişman insanlarda da demir eksikliği görülebildiğini gösteren prof. dr. ferhanoğlu, “kalorisi fazla gıda ile beslenme kansızlığı tamamiyle ortadan kaldırıyor anlamına gelmez, şişmanlar da aşağı yukarı eşit kademede diğer grupla kansızlıkla karşılaşma olasılığına sahip” dedi.

kalıtımsal mı ?

kalıtımsal ve kalıtımsal olmayan çok çeşitli kansızlık nedenleri olduğunu gösteren prof. dr. ferhanoğlu, husus hakkında söyle devam etti: “annesinin kansız olması o olasılığı de akla getirmektedir. bu nedenle kansızlığı yapan sebebin belirlenmesi, kalıtımsalsa ona göre bir tedavi yazılımı çizilmesi ideal olur. ”

kansızlıkla ortaya çıkan lösemi

kansızlıkla ortaya çıkan löseminin oranı hakkında olarak ise prof. dr. ferhanoğlu, şu bilgileri verdi: “kansızlıkla karşımıza gelen hasta grubunun en büyük oranını bir kere demir eksikliği gibi tedavisi gayet olası basit nedenler. ikinci grubu kanamalarla ortaya çıkan kansızlıklar. üçüncü grubu knotik bir hastalığın yarattığı kansızlıklar. dördüncü grubu kan yıkımının hızlandığı gruplar yer alıyor. bu nedenle burada lösemileri en yeni sıraya, en ufak olasılık içerisine koymak gerekmektedir. çünkü türkiye de her kansız kişide “lösemi mi oldum ?” fobisi vardır. oysa burada lösemi çok ufak bir oranı içerir. bu nedenle kansız olan böyle korku içerisinde olması gerekmiyor diye düşünüyorum. ”

cilt üstündeki yansıması

kansızlığın cilt üstündeki yansıması hakkında olarak prof. dr. ferhanoğlu, şunları söyledi: “bir kere objektif kansızlık bulgularına bakmak gerekli. yani cildin soluk olması bir araştırmaya başlamak için yeterli bir adımdır ama yeterli bir veri değildir. soluk görünür, kan değerleri tamamiyle normal sınırlarda sağlıklı insanlar vardır. bu cildin kalınlığı, damarın nereden geçtiği, cildin kanlanmasıyla ilgili bir olay diye görmek gerekli. bunun dışında ciltte ne gibi farklılıklar yapıyor ? örneğin deride bazı farklılıklar yapan kansızlıklar var. vitamin eksikliğinde düzleşmiş bir dil görüyoruz… pütürlerin kaybolduğu bir dil görüyoruz. dudak kenarlarında ufak çatlaklar demik eksiklenmesinde görülebilir. yutma güçlüğü biçiminde çok derin kansızlık da demir eksikliğinde bir bulgu ortaya çıkabilir. bunun dışında kansızlığı yapan ana neden bir başka cilt problemine yol açabilir. örneğin troid hormonları yeterince salınmayan birinde karşımıza kansızlıkla geldiğinde cildinin kuru, pullanmış olduğunu da görebiliyoruz. bu nedenle çok dikkatli bir muayene, kansızlığı yapan sebebin çok net olarak ortaya konulması ve tedavinin de bu bilgiler ışığında yönlendirilmesi gerekmektedir. ”

yaşlı insanlarda kansızlık daha çok

yaşlı insanlarda kansızlığın daha çok görülmesi hakkında olarak prof. dr. ferhanoğlu, nedenleri şu şekilde açıkladı: “yaşlılarda önemli bir sorun kemik erimeleri… ve yaşlı grupta çok sıklıkla biz aspirin kullanma, romatizmal ilaç kullanımı ve onların yarattığı mide ve bağırsaktan gizli kayıpları görüyoruz. bunu ben o yaş grubunda hem mide bağırsaktan kanamalar yahut ufak damar çatlamaları nedeniyle kanamalar, bir diğer neden tabiki gizli ufak ihtimalle da olsa tümörlerin varlığı kansızlık nedenleri arasında yer almalı. bilhassa limitsiz romatizmal ilaç kullanımı kesilmeli. neden bulunmalı ve tedavi ona göre yönlendirilmeli. ”

akdeniz anemisi

prof. dr. ferhanoğlu, türkiye için önemli bir sorun olan, akdeniz anemisi ile ilgili bilgiler verdi: “türkiye de akdeniz anemisi taşıyıcılığı yüzde 2. 5-3 oranında önemli bir sorun. ancak demir eksikliğine bağlı akdeniz anemisi olmaz. ya hasta akdeniz anemisi taşıyıcısıdır, ya demir eksikliğidir, yahut nadiren çok kan kaybediyorsa ikisi birlikte kombine söz konusudur. şayet akdeniz anemisi taşıyıcısıysa ciddi bir sorun de oluşmayacaktır. burada kortizonun katkısı ne olabilir ? kortizon mide bağırsağındaki kan kaybını bir miktar artırabilir, belki onun yarattığı bir kan kaybıyla birlikte demir eksikliği ve akdeniz anemisi taşıyıcılığı söz konusu olabilir. ”

tanı

basit bir kan tahlili ile tanı konulabilen kansızlığın, tanı koyma yöntemlerini, kansızlık değerlerini prof. dr. ferhanoğlu, şu şekilde açıkladı: “bir kere basit bir kan sayımı. kansız mıyız değil miyiz, bunun netleşmesi için koşul. hemoglobin seviyesi kadın için 11. 5 gramın altındaysa kansız. erkek için 13. 5 gramın altındaysa yine kansızlık var diyebiliyoruz, bunun netleşmesi önemli. çoğu hasta kansız zannederek geliyor, değerlerine bakıyorsunuz hiçbir kansızlıkla ilgili bir sorunun olmadığı da anlaşılıyor. kansız, o halde ne tür kansız ? tabi bundan sonrası bir konunun uzmanının… öyle ip uçları var ki, o ipuçlarını dikkatlice gözden geçirmek bir anda 30-40 nedenden 3-5 nedene düşürebiliyor kansızlık nedenini. bu nedenle biz bütün nedenleri değil, o nedenlere yönelek yolumuza devam ederiz. sonra alınacak bir damla kanın yayılması 3-5 dakika içerisinde bir mikroskop altında değerlendirilmesi, belki 10-15 gün yapılacak tetkiklerden çok daha fazla bilgi verebiliyor bize. bu bilgiler ışığında ikinci basamak tetkikleri isteyip kesin sebebi ortaya çıkarmak ve tedavisini de ona göre yönlendirmek doğru olacaktır. ”

demir hapları

tedavide kullanılan demir hapları hakkında olarak prof. dr. ferhanoğlu, şu noktalara değindi: “demir eksikliği tanısı konulmuş bir hastada demir tedavisi yapılmalı. malesef yanlışlıkla hala akdeniz anemisi ni demir eksikliğiyle tedavi edilmesi söz konusu. bu nedenle anemide birinci şart, anemiyi yapan sebebin çok net ortaya konulmasıdır. ikinci basamak; şayet demir eksikliği anemisiyse hastada, bir taraftan demir tedavisine başlarken, ikinci ve çok önemli bir neden; demir eksikliğinin neden ortaya çıktığıdır. beslenme sorunuysa iyi bir şeyle beslenmenin düzeltilmesi. mide bağırsaktan kayıp söz konusuysa, bunun bulunup ortadan kaldırılması… jinekolojik kayıpsa, bir jinekoloji uzmanıyla birlikte problemin çözülmesi. iyi bir tedavi ve tekrarlamayan bir tedavi için koşul. ”

önlemler

yüksek düzeydeyken halk sağlığını koruyacak bazı tedbirler alınıp, yüzde 40 lara ulaşan kansızlık oranın geri çekilmesinin olası olup olmadığını, türkiye nin böyle bir yolu deneyip denemediğini prof. dr. ferhanoğlu, şu şekilde açıkladı: “dünyada kansızlık miktarlarını burada çok kısa özetlemek gerekirse, örneğin israil de kadınlarda kansızlık oranı yüzde 29, erkeklerde yüzde 14, hamilelerde yüzde 47. hindistan da kadınlarda yüzde 35, erkeklerde yüzde 6, hamilelerde yüzde 56… bakın bu miktarların çok dışına çıkıyoruz. abd de kadınlarda yüzde 6, erkeklerde yüzde 2. 5, hamilelerde yüzde 25.. gördüğünüz gibi diğer ülkelerle çok belirgin bir fark söz konusu amerika da. bunun önemli bir sebebi, unun demirden zenginleştirilmesidir. tabi bu başlı başına üstünde durulması gereken bir husus. türkiye de bu yapılabilir mi ? bir taraftan yüzde 2-3 civarı bir akdeniz anemisi taşıyıcımız var ve biz onlarda demir önermiyoruz hiçbir biçimde fazla demir alımını önermiyoruz. bir taraftan da yüzde 40 lara varan bir kansızlık sorunumuz var. şayet risk taşıyıcılarımızı iyi bir biçimde belirleyip bunları bir kenara ve aynı undan almamalarını öneri etmek koşuluyla unu ideal bir biçimde, tat ve lezzetini de dikkate alarak, demirden zenginleştirecek olursak, aynı abd de, aynı isveç te yapıldığı gibi, kansızlık sorununu çok büyük bir olasılıkla yüzde 5 lere çekmemiz olası olacaktır. ”

ÜŞÜME NEDENİ OLARAK TİROİD VE KAN ŞEKERİ DÜŞÜKLÜĞÜ

Üşüme damarların kasılması nedeniyle ortaya çıkar. Üşümenin birçok nedeni vardır. Kansızlık, damar hastalıkları , romatolojik hastalıklar ve yaşlanma üşüme yapar. Ancak Tiroid bezi yetmezliği yani Hipotiroidi ve yemek sonrası kan şekeri düşüklüğü de üşüme yapan önemli hastalıklardır. Bu nedenle mutlaka bir ENDOKRİN UZMANINA başvurunuz.

ÜŞÜME YAPAN TİROİD YETMEZLİĞİ (HİPOTİROİDİ) NEDİR?

Tiroid bezinin az çalışmasına ve bu nedenle tiroid hormonlarını az üretmesine ve sonuçta kanımızda tiroid hormonlarının (T3 ve T4) düşük olması durumuna tiroid yetmezliği veya tıp dilinde hipotiroidi denir. Tiroid hormon yetersizliği sonucu vücudumuzun tüm metabolik olaylarında yaygın yavaşlama vardır ve bu nedenle vücudun dengesi alt üst olur. Vücuttaki bu bozuklukların yanı sıra ruhsal çöküntü, unutkanlık, hareketlerde yavaşlama ve uykusuzluk görülür. Hamilelik döneminde tedavi edilmeyen tiroid yetmezliği bebeklerde zeka geriliğine neden olabilmektedir.
Hipotiroidizm, toplumda % 4.6 oranında bulunur. Bunun çoğunluğunu başlangıç halindeki veya hafif derecedeki tiroid bezi yetmezliği (sadece TSH yüksek fakat T3 ve T4 normal olması) oluşturur. Tiroid yetmezliği tiroid fazla çalışmasından daha çok görülür ve nodüllerden sonra en sık görülen tiroid hastalığıdır.

Tiroid Bezi Yetmezliğinin Nedenleri Nelerdir?

Tiroid bezi yetmezliği kalıtım, mikroplar, yaşlanma, iyot eksikliği veya fazlalığı ve kullanılan bazı ilaçların yan etkisi nedeniyle oluşabilmektedir.

Tiroid bezi yetmezliğinin en sık nedeni Hashimoto Hastalığı geçirmektir. Hashimoto hastalarının hemen tamamında hipotiroidi kalıcı olarak yerleşir. Bu hastalıkta tiroid bezi, nedeni bilinmeyen bir şekilde küçülür ve hormon yapacak hücreler azalır; sonuçta tiroid hormonu az yapıldığından tiroid yetmezliği ortaya çıkar.

TİROİT BEZİ YETMEZLİĞİNDE OLUŞAN ŞİKAYET VE BELİRTİLER

Tiroid bezi yetmezliğine ait şikayetler hastalığın şiddetine göre değişir. Bazen hiçbir şikayet yok iken bazı hastalarda çok şiddetli belirti ve şikayetler ortaya çıkar. Bazı belirtiler özellikle yaşlı kişilerde yaşlılığa bağlanır ve hastalık akla gelmez ise atlanır. Tiroid bezi az çalışan ve tiroid hormonları kanda azalan bir kişide şu belirtiler olabilir:
Kolay yorulma, yorgunluk, bitkinlik, enerji azlığı (yaygın)
Hatırlamada zorluk, unutkanlık, yavaş düşünme, konsantre olamama
Hareketlerde yavaşlık
Sabahleyin uyanmada zorluk, daha çok uyku isteği, gün içinde uyuklama
Üşüme veya kendini soğuk hissetme
Terlemenin azalması
Kuru, soğuk, kalın ve kaşınan bir deri
Sarı veya portakal renginde bir deri
Kuru, kaba ve kolay kırılan tırnaklar
Saç dökülmesi, saçlarda azalma, kaşlarda dökülme
İştah kaybı
Kilo alma ve kiloyu verememe
Horlama başlaması
Kas krampları ve eklemlerde ağrı oluşması
Kaslarda iğne batması hissi veya karıncalanma
Kabızlık olmaya başlaması
Göz etrafının ve göz altının şişmesi
El, ayak ve eklemlerde şişlik
Karpal tünel sendromu denilen el bileğinde sinir sıkışması ve ağrı
Adet kanamalarının daha fazla miktarda olması, adetlerde kramp olması ve adet öncesi dönemin kötü geçmesi
Bazı kadınlarda adet sıklığının azalması veya adetlerin kesilmesi
Depresyon gelişmesi ve hiçbir şeyle ilgilenmeme
Sesin kalınlaşması ve ses kısıklığı
İşitmede azalma oluşması
Guatr oluşması (Hashimoto hastalarında olur)
Tiroid bezinin küçülmesi (tiroid bezi iltihaplarına veya Hashimotonun son evresine bağlı olarak)
Kalp hızının ve nabız sayısının azalması
Kan kolesterol düzeyinde artma
Gebe kalamama (kısırlık)
Libido (Cinsel istek) azlığı ve empotans
Reflekslerin yavaş olması
Kekemelik
HİPOTİROİDİ (TİROİT BEZİ YETMEZLİĞİ) NASIL TEŞHİS EDİLİR?

Hipotiroidi hastalığı kan testleriyle kolaylıkla teşhis edilir. Test olarak T3, T4, TSH, anti-TPO antikoru ölçülür ve tiroid ultrasonu yapılır. Kanda serbest T4 hormonu düşük ve TSH yüksek ise hipotiroidi tanısı konur. Serum T3 düzeyleri değişkendir ve bazen normal sınırda olabilir. Çok nadiren hipofiz bezi yetmezliğine bağlı tiroid bezi yetmezliği olabilir, o zaman TSH hormonu düşük, T4 ve T3 hormonu da düşüktür. Tiroid bezi yetmezliği teşhis edilen hastalarda tam kan sayımı, karaciğer testleri ve kolesterol, trigliserit ve LDK kolesterol tetkikleri ile kalp grafisi (EKG) tetkiki yapılır. Kalp hastalığı riskini anlamak için kanda homosistein ve hassas CRP tetkiklerine bakılması faydalıdır. Kansızlık varsa kanda ferritin, B12 vitamini ve folat düzeylerine bakılarak demir eksikliği veya vitamin eksikliği olup olmadığı araştırılır.

TEDAVİDE LEVOTİROKSİN İLACI KULLANILIR. BİR ENDOKRİN UZMANI SİZİ TEDAVİ EDER.

2. BİR ÜŞÜME NEDENİ OLARAK ŞEKER DÜŞÜKLÜĞÜ (HİPOGLİSEMİ)
Yemek sonraları kan şekeri düşüklüğü, yaşamı çok kötü etkileyen, enerjiyi düşüren, halsizlik, yorgunluk ve baş dönmesi yapan, iş verimini düşüren ve sizi kızgın, öfkeli, sabırsız bir hale getiren bir durumdur. Çok sık olmasına rağmen üzerinde pek durulmayan önemli bir hastalıktır. Kilo veremeyen kişilerin çoğunda reaktif hipoglisemi vardır.
Gün içinde acıkma atakları oluyor ve şekerli gıdalara saldırıyorsanız; öğleden sonraları baş ağrısı varsa; uykudan birkaç saat sonra gece yarısı uyanıyor ve zor uyuyabiliyorsanız; kötü rüyalar görüyor ve devamlı bir yorgunluk varsa; öğleden sonra canınız şeker veya kahve içmeyi çok istiyorsa; baş dönmeleri varsa; yemek yiyinceye kadar halsizlik ve yemek gecikince kendinizi bitkin hissediyorsanız; halsizliğiniz yemek yiyince düzeliyorsa; yemek gecikince ellerde titreme ve çarpıntı oluyorsa; çok duygusalsanız, çabuk sinirleniyor ve kontrolünüzü kaybediyorsanız; yemek önceleri çok huzursuzsanız; yemeklerden sonra uyku basıyor ve gün boyu uyukluyorsanız, bu belirtiler kahvaltı öncesi de oluyorsa, kan şekerinizde düşüklük olabilir. Bunun başlıca nedeni de dengesiz beslenme, fazla karbonhidratlı, nişastalı gıdalar ve şeker yeme, stres ve aşırı kafein alımı (kahve, çay, kola) veya ailenizde şeker hastalığı olmasıdır.
Kilolu kişilerde hipoglisemi atakları daha fazla görülürse de, normal kilolu ancak egzersiz yapmayan ve depresyon yaşayan kişilerde de kan şekeri düşüklüğü olabilir. Bu kişilerin bir kısmı psikolog ve psikiyatrlarda depresyon tedavisi görürler. Kan şekerinde düşme, genellikle sabah saat 11.00 ve öğleden sonra saat 16.00 civarında daha sık olur. Bu hastalar bu saatlerde biraz daha yorgun olurlar, hafif baş ağrısı, depresyon ve derin bir açlık hissederler. Bu nedenle de, bu saatlerde çikolata, kek, pasta, kurabiye yer veya kola içerler. Bu gıdaları alan kişinin şikayetlerinde hafif bir düzelme olur. Sabah saat 11.00’de oluşan kan şeker düşüklüğünün nedeni sabah kahvaltıda yenen şekerli ve nişastalı gıdalardır. Öğle yemeğinde yenen tatlı ve nişastalı gıdalar da öğleden sonra, saat 16.00’da kan şekeri düşmesine neden olur. Buna karşılık sabah ve öğleyin proteinli gıda alanların kan şekerinde pek düşme olmaz. Kan şekeri düşünce yenen şekerli gıdalar 30-60 dakika süreyle bir rahatlık sağlar, ama daha sonra kan şekeri tekrar düşer. Sonunda bu kişiler gün içinde kan şekerinde yükselme ve düşmeler yaşar ve bol miktarda şeker, çikolata ve buna benzer şekerli gıdalar tüketirler. Bu kişiler sabah kalktıklarında huzursuzdurlar, kavga etmeye ve tartışmaya eğilimlidirler. Bir şeyler yedikten sonra rahatlarlar
Bazı kilolu kişiler ise diyete başladıktan sonra, baş dönmesi ve açlık atakları ortaya çıktığı için diyeti bırakırlar. Bunun nedeni kan şekerinin düşmesidir. Kan şekerinin düşmesini önlemek için, tam tahıl ürünleri (tam buğday ekmeği, çavdar gibi), sebze ve meyve yemelidir. Bu kişiler diyet yaparken üç ana öğün üç ara öğün yemek yemelidirler.

Bu içerik için bazı arama önermeleri

  • yhs-fh_lsonsw
  • KAN DÜŞÜKLÜĞÜ
  • ferritin düşüklüğü belirtileri
  • kan düşüklüğünün belirtileri nelerdir
  • kan değerleri düşüklüğü
  • kan düşüklüğü belirtileri
  • Kan dûşüklügü nasıl anlaşılır
  • kandüşüklüğü
  • ferritin dkl
  • kan düşüklüğü nelere yol açar

1. Yorumlar yazarken Türkçe kurallarına uyulması zorunludur.

2. Her üye yazdığı yorumdan kendisi sorumludur.

3. Küfür, argo ve hakaret içeren yorumlar asla yayımlanmaz.

Kan Sayımı Düşüklüğü Belirtileri başlıklı içerik için hiç yorum yapılmamış!
İlk yorumu siz yapın.

Copyright © Sagligin.Net Hastalık ve Sağlık bilgileri - sağlık, ağız sağlığı, diş sağlığı, kadın sağlığı, hastalıklar, beslenme, zayıflama, diyet, sağlık bilgileri, şifalı bitkiler, besinler