Bugün
sağlık, ağız sağlığı, diş sağlığı, kadın sağlığı, hastalıklar, beslenme, zayıflama, diyet, sağlık bilgileri, şifalı bitkiler, besinler

Kangren

Cuma, 23 Mart 2012
Kangren

Kangren

Kangren nedir, belirtileri ve tedavi yöntemleri nelerdir bütün sorularınızın cevaplarını makalemizden bulabilirsiniz.

Kangren (Fr. gangrène, İng. gangrene), dokuların kendilerini besleyen atardamarların herhangi bir sebeple, yetersiz hale gelmesi veya tıkanması sonucunda hayati fonksiyonlarını kaybetmesi durumudur.

Kangren, şu üç grupta incelenebilir; Kuru Kangren, Yaş Kangren, Gazlı Kangren.

Kuru kangrende simsiyah bir renk alan kangren bölgesi, kupkuru bir halde olup, bir mumyayı andırır. Bu tip kangren, atardamar tıkanması sonucu olur. Kangrenli bölge, canlı bölgeden çok belirgin bir çizgi ile ayrılır. Buna demarkasyon hattı veya atılma çizgisi denir.

Yaş kangren ise beslenmesi aşırı derecede bozulmuş dokuların sıyrık yoluyla mikrop kapması veya kuru kangrenin enfeksiyona maruz kalması sonucunda meydana gelir. Yaş kangren, en çok şeker hastalığının yaptığı damar bozuklukları sonucu meydana gelen kangrenlerde görülür. Çünkü şeker hastalığında enfeksiyonlara karşı bir eğilim vardır. Enfeksiyon süratle ilerlediğinden, kangrenli uzvun sağlamca görülen kısımları da şişer, kızarır ve bu kısımda su dolu kesecikler meydana gelir. Zararlı maddelerin kana geçmesi sonucu hastanın durumu hızla kötüye gider.

Kangren, hemen birçok organ ve dokuda görülebilir ve en çok kollar, bacaklar, apandisit, ve ince barsaklarda görülür. Nadiren safra kesesi, testisler ve erkek cinsel organında da ortaya çıkabilir.

Kangrenin bir çeşidi de, gazlı kangrendir. Bol kas harabiyeti olan yaralara, oksijensiz yerlerde yaşayan bakterilerin girmesiyle meydana gelen ve zamanında müdahale edilmezse ölümle sonuçlanan bir durumdur. En çok, savaş yaralarında, kirli ve bakımsız yaralarda görülür. Çoğalan bakteriler gaz meydana getirirler. Bu bakteriler içinde en önemlisi Clostridium perfringens`tir. Dokular gazla gerildiği için ilk belirti olarak, hasta pansumanları veya sargı alçısının sıkmasından şikayet eder. Daha sonra fasiaların (kaslar üzerini örten zarlar), altında toplanan fazla gerilme sonucu çok şiddetli ağrılar olur. Bir pensle derinin üzerine vurulunca davul sesi alınır. Durum daha da ilerleyince besleyici damarlar çok sıkıştığından deride mavimsi lekeler meydana gelir. Buna paralel olarak ağır bir septik (iltihabi) şok tablosu, ruhi bozukluklar ve akut böbrek yetmezliği ortaya çıkar.

Kangren Sebepleri

Damar sertliği zemininde bir atardamarın iç yüzeyinde bir pıhtı oluşursa, o damarın beslediği organda gangren meydan gelir. Örneğin bacakta oluşursa; önce şiddetli ağrı, karıncalanma, solukluk veya morarma, bacağı hareket ettirememe, bacağın altındaki damarlarda nabzın alınamaması ve soğukluk ortaya çıkar. Daha sonra kuru ve yaş kangren gelişir.
Bazen bacaktaki büyük toplardamarlardan birisinin tıkanması sonucu bacakta kan dolaşımı güçleşir, bacak şişer ve sonunda o bacağı besleyen atardamardaki kan ilerleyemez olur. Kangren gelişir ki buna da venöz kangren denir.
Kan dolaşımına hasta bir kalpten, bir pıhtı atılabilir. Bu pıhtı tamamen normal olan bir atardamarı tıkar ki buna emboli denir ve sonuçta o damarın beslediği dokuda kangren ortaya çıkar.
Şeker hastalığı da atardamarları bozarak tıkanmalarına ve kangrene neden olur. Bu daha çok ayak parmaklarında görülür.
Raynaud hastalığı denilen sempatik sinir sisteminin bir rahatsızlığında da özellikle elleri besleyen atardamarda uzun süreli spazmlar (kasılmalar) olur. Bunlar sık sık tekrarlarsa, el parmaklarında simetrik olarak küçük kangren odakları meydana gelmesine sebep olur.
Ergot kangreni: Çavdar ekmeği yiyenlerde görülebilir. Çavdar mahmuzunda bulunan ve ergot alkaloidleri denilen maddeler, özellikle vücudun uç kısımlarını besleyen atardamarları spazma uğratarak kangrene yol açabilirler (parmaklar, burun, erkek cinsel organı gibi). Buna daha çok Akdeniz kıyılarında ve Rus steplerinde rastlanmaktadır.
Darbe ve kemik kırıkları sonucunda da o organı besleyen damar sıkışarak kangren meydana gelebilir.
Burger hastalığı denen bir atardamar hastalığında da kangrenlere çok rastlanır. Bu hastalık, sigara ile sıkı sıkıya ilgilidir.
Barsak düğümlenmeleri, fıtık içeriğinin fıtık boynu tarafından sıkıştırılması da kangrene sebep olur. Akut apandisit sonucunda da apandisitte kangren gelişebilir.
Soğukların yol açtığı donuklar da kangren sebebidir. Soğuk, damar çeperindeki hücrelerin zedelenmesine, dokuya sıvı sızmasına ve kan dolaşımına engel olan bir ödeme yol açar. Hasta aşırı bir yanma hissi duyar. Etkilenen bu kısımda bir süre sonra ağrı diner ve doku balmumunu andıran bir görüntü kazanır.
İatrojenik kangrenler de vardır (yani sağlık personelinin yanlışlıkla yol açtığı). Örneğin kırık bir kolun kötü bir pozisyonda sıkıca alçıya alınması veya parmaklara adrenalin içeren lokal anesteziklerin enjekte edilmesi kangrene yol açabilir.
Kangrenin Tedavisi

Komşu dokulardaki dolaşımın durumuna, kangrenin sebebine ve yerine göre değişiklik gösterir. Örneğin; barsak düğümlenmeleri, sonucu ortaya çıkan kangrenler, akut apandisit acil cerrahi müdahale gerektirir. Uzuvlarda ortaya çıkan bir kuru kangren durumunda, kangrenli dokunun kendiliğinden düşmesi beklenebilir. Fakat yaş kangren durumunda, acilen uzvun çıkarılması gerekebilir. Şeker hastalığına bağlı kangrenleri önlemek için öncelikle şeker hastalığı kontrol altına alınmalıdır. Kısacası tedavi nedene yönelik olmalıdır.

Damar sertliğine neden olan faktörler ve sonuçları nelerdir?

Özellikle sigara kullanımı, kolesterolden zengin beslenme, şeker hastalığı ve hipertansiyon gibi risk faktörleriyle birlikte damarlar esnekliğini kaybeder, tıkanır ya da darlık oluşur. Yani damar sertliği ortaya çıkar. Kalp damar cerrahlarının en büyük belası damar sertliğidir; çünkü kalp, şah ve bacak damarlarının tıkanmasının temel nedeni hep damar sertliğidir. Kalp damarlarının tıkanması kalp kriziyle, ayak damarlarının tıkanması kangrenle ve hatta ayakların kesilmesiyle, şah damarlarının tıkanıklığı ise felçle sonuçlanabiliyor.

Bir insan damar hastası olduğunu nasıl anlar, tipik belirtileri nelerdir?

Burada darlık derecesi önemlidir. Damar ne kadar daralırsa ya da tıkanırsa beslediği bölgede ona göre şikayetlere yol açabilir. Örneğin bu bölge şah damarı ise beyinde geçici görme kaybı, geçici şuur kaybı, ya da baş dönmesi gibi belirtiler ortaya çıkar. Özellikle 50–60 yaşından sonraki hasta grubu böyle. Eğer tıkanıklık bacakta ise farklı belirtiler gösterir. Bacaklardaki damar sertliğine bağlı damar tıkanıkları da genellikle 50 yaşından sonra gözlemlenir. Yürüme mesafesi kısalır önce. Hasta topallar yürüyemez. Daha sonra istirahat ağrıları ortaya çıkar. Yani yatakta yatarken bile ağrısı olur.

Bacak damarlarındaki tıkanıklık ya da kangren ne gibi sonuçlar doğuruyor?

Bu hastalar darlık derecesi çok ciddiyse ya da bir pıhtıyla kılcal damarlar tıkandıysa şiddetli ağrıyla gelir. Hatta bu hastaların morfin bile ağrılarını kesmez, o derece ciddi sıkıntıları vardır. Ayakları mosmor ya da simsiyahtır, eğer diyabetliyse kapanmayan yaraları vardır, yürüyemezler, ağrıdan duramazlar. Sonuç ne yazık ki, damarlardaki tıkanma kangrene dönmüşse ayak ya da parmak kesilmesine kadar gidebilir.

Ayaklardaki damar tıkanıklıkları çözümsüz hale gelmeden önlemenin yolu var mı?

Aslında bu hastalara tanı koymak hiç zor değil ama maalesef rutinde bu hastalar atlanabiliyor. Özellikle yaşlı insanlarda ya da menopoz sonrasında kadınlarda bu durum kireçlenmeyle çok karıştırılıyor. Kireçlenme sanılır ama bir bakmışlar ki bacak mosmor ve kangren olmuştur. Halbuki 50 yaşından sonra yapılacak çok basit bir muayene ve yılda bir kez düzenli olarak yapılacak check up’la tüm bu riskleri ve kötü sonuçları önleyebilmek mümkün. Çünkü damar sertliği olan hastalarda iş işten geçmeden tanı koyup önlem almak hayati önem taşıyor.

Bacaklardaki damar tıkanıklıklarında tedavi yöntemleri neler?

Bacak damarları tıkalı ayaklarda hastalara ilk aşamada medikal tedavi, diyet ve yürüyüş öneriyoruz. Her hastayı ameliyat etmiyoruz. Mesela hasta 500 metre yürüyebiliyorsa biz bu hastaya hemen ameliyat demiyoruz. Ama hastanın yürüme mesafesi kısaysa fakat buna karşılık simit satarak hayatını kazanıyorsa ve günde 10 kilometre yürümesi gerekiyorsa tabiî ki bu hastayı ameliyat etmemiz gerekiyor.

Nasıl bir ameliyat yöntemi uyguluyorsunuz?

Bizim hastalarımız genellikle yüksek riskli hasta grubu. Kalp damarları tıkalı, daha önce 2 – 3 defa by pass olmuş, kronik bronşiti olan ya da diyalize bağlı olan, ileri yaştaki hastalar… Riskli hasta grubu olduğu için onlara en uygun yöntem olan minimal invaziv cerrahi yöntemiyle ameliyat ediyoruz.

Bacaklardaki damar tıkanıklığında uyguladığınız minimal invaziv cerrahi yöntemi nedir?
Lokal anesteziyle uygulanan minimal invaziv cerrahi yöntem, hastayı ve kalbi en az yoran, çok minik kesilerle yapılan bir teknik. Riskli hasta grubunda, kangrenli ve kesilmesi gündemde olan bacaklar için en uygun yöntemdir. Bu yöntemle, karın açmadan, her türlü damar ameliyatını yapabiliriz. Sorunlu bölgeye çok küçük bir kesiyle girerek, tıkalı damarın içerisine özel bir ilaç bırakarak ve hastayla konuşarak ameliyat yapılır.

Konuşarak ameliyat etmenin avantajı nedir?

Her şeyden önce hastaya genel anestezi yerine lokal anestezi uygulanıyor. Böylece genel anestezi alamayacak özellikle yaşlı hastaları ameliyat etme şansımız oluyor. Canlı yayındaymış gibi, hastanın şuuru açık olduğu için, ameliyatın faydalı olup olmayacağını anlıyoruz. Hasta şuuru açık olduğu için damar içerisine verdiğimiz damar açıcı ilaçtan fayda görecekse ayağını çekiyor, değilse ayağını hareket ettirmiyor. Biz biliyoruz ki hasta bu ameliyattan fayda görecek. Sonra uygun kanal varsa bypass yapıyoruz. Ameliyattan sonra yoğun bakım ihtiyacı olmuyor, hastalar ertesi gün yürüyorlar, iki-üç gün içinde de taburcu oluyorlar.

Herkese uygulanabilir mi?

Herkese uygulanabilir ama her kangrenli bacağı kurtaracağız diye bir durum yok. Şu nokta çok önemli; biz bu teknikle ölmüş bacak veya kolları değil, can çekişen bacakları ve kolları kurtarıyoruz. Son beş yılda bine yakın hastayı bu yöntemle ameliyat ettik.

Bu Belirtiler Varsa Ayak Damarlarınızı Kontrol Ettirin

* Bacak damarlarındaki tıkanmanın ilk belirtisi topallamadır. Uyluk kaslarında, baldırlarda ya da diz bölgesindeki damarda bir tıkanıklık varsa bunların yaratacağı ağrı topallamaya neden olur.
* Hastalar topalladığı için giderek yürüme mesafesi kısalır ve bir süre sonra hiç yürüyemezler.
* Hasta akşamları ayağının hep soğuk olduğunu söyler ki bu durum kangrene işaret edebilir.
* Bir süre sonra istirahat ağrıları başlar. Hasta uyurken bile ayaklarında şiddetli ağrı olur, hatta morfin bile ağrılarını kesmez.
* Ayakta renk değişimi (morarma, siyahlaşma)
* Tırnaklarda beslenme bozukluğu
* Kıllarda dökülme
* Diyabetli hastalarda iyileşmeyen yaralar

Bizim en önemli hasta grubumuz özellikle şeker hastaları. Şeker hastaları genellikle ayaklarında ağrı duymazlar, çünkü aynı zamanda nöropati dediğimiz sinir tutumu olur. Hastanın ayakkabısı ayağını vurur, ayağında yara çıkar, ayağı kötüye gidince bize başvurur: çünkü durumdan habersizdir. Ayaklarında kapanmayan yaralarla, dayanılmaz ağrılarla hatta kangrenli halde bize gelirler.

Oysa ki bu hastalar çok basit damar muayenesi ve damar tahliliyle değerlendirildiğinde, erken zamanda ayaklarını kurtarabiliriz. Bu nedenle şeker hastalığında damar kontrolü ya da rutin kontrollerin yapılması hayati önem taşıyor.

Bedendeki bütün dokular, canlı kalabilmeleri için gerekli olan besin ve okjiyeni kan dolaşımından alırlar. Kan akışını azaltan ya da damarı tıkayan her şey kangrene neden olabilir.
Nedenler;
Atardamar hastalıklarının en yaygını damar sertliğidir (arterioskeroz). Genellikle damar çeperinde kolesterol birikmesiyle olur ve daha çok bacak ile kalp atardamarlarını etkiler. Şeker hastalığı, yüksek tansiyon ve sigara, damar sertliğini artırır. Bacaklarda kan dolaşımı eksikliğinin ilk belirtilerinden biri, yürürken baldır kaslarında ağrı olması ve bu ağrının dinlenince geçmesidir. Ayaklar soğur ve hastalık ilerlerse, bacaklarda dinlenirken de ağrı olur. En sonunda kan akımı öylesine azalır ki dokular canlı kalamaz. Bu, kangrenin başladığı dönemdir. Kan, parmaklara ulaşmak için daha fazla yol aştığı ve damarlar daha küçük olduğu için, kangren genellikle ayak başparmaklarından başlar.
kangren, kollarda ve bacaklarda yaralanma yada soğukta donma sonucu kan akışının kesilmesiyle de oluşabilir.
Belirtiler ve Tehlikeler;
Bacak atardamarlarında hastalık varsa kangren kendiliğinden ortaya çıkabilir, ama genellikle derideki hafif bir iltihapla ya da hasarla başlar.
kangrenin başlamasıyla deri kızarır ve parlak bir görünüm alır. Bastırıldığı zaman beyazlaşır ve yeniden pembeleşeceğine birkaç saniye beyaz kalır, sonra bölgenin rengi solar; önce koyu kırmızı, sonra mor, daha sonra da siyaha dönüşür.
Bacaklardaki ciddi damar hastalıklarında, önce iltihaplar oluşur. kangren daha sonra ortaya çıkar. Bu durumda kan akışı , dolayısıyla da iltihapla savaşacak akyuvarlar daha azdır.
Tedavi ve korunma;
kangren bir kez oluştuktan sonra, kan akışını canlandırmak ve durum tersine çevirmek olanaksızdır. Ya kangrenli alanın kuruyup düşmesi beklenir (mumyalaşma’diye bilinir) ya da ağrıyı durdurmak ve iltihabın yayılmasını önlemek için ilgili bölüm kesilir.
Sigara içenlerde ciddi atardamar hastalıkları, içmeyenlere oranla daha sık görülür. İlk belirti olan yürürken baldırların ağrıması, sigarının bırakılması için bir işarettir.
İltihaplı olmayan kangrene “kuru kangren” denir, iltihaplı olan kangrene ise “yaş kangren “ adı verilir. Yaş kangrende doku şişer ve bölgede irin olabilir. Ciddi atardamar hastalıkları olan kişiler ayak sağlığı uzmanına başvurmalı, evde pedikür yapmamalıdırlar.

Bu içerik için bazı arama önermeleri

  • kangren nasıl ilerler
  • ayak başparmaklarında ağrı karıncalanma
  • ayağı kangren olan kuş
  • kangren olan ayak duzelirmi
  • kangren kaç günde ortaya çıkar
  • kangren hastal???
  • kangren bacak kesilmezse
  • kangren ayagi moratirmi
  • kangren agrisi kaç günde ortaya çıkar
  • kangren olan ayakparmaklari düzeltilir mi

1. Yorumlar yazarken Türkçe kurallarına uyulması zorunludur.

2. Her üye yazdığı yorumdan kendisi sorumludur.

3. Küfür, argo ve hakaret içeren yorumlar asla yayımlanmaz.

Kangren başlıklı içerik için hiç yorum yapılmamış!
İlk yorumu siz yapın.

Copyright © Sagligin.Net Hastalık ve Sağlık bilgileri - sağlık, ağız sağlığı, diş sağlığı, kadın sağlığı, hastalıklar, beslenme, zayıflama, diyet, sağlık bilgileri, şifalı bitkiler, besinler