Sağlık Ansiklopedisi

Hastalık ve Sağlık Bilgileri

Kurdeşen Tedavisi

Hastalık kategorisine
6 Mart 2012
eklenmiştir.

Kurdeşen Tedavisi

Halk arasında ürtiker olarak adlandırılan kurdeşen bir alerji çeşididir.

Toplumda sık görülen rahatsızlıklardan biri olan kurdeşen bazı durumlarda gerçekten hem hasta hem de hekim için sorun yaratan hastalıkların başında gelebilir. Tıp dilinde “ürtiker” diye anılan kurdeşen iki formda olabilir. Bunlardan ilki şikayetlerin 6 haftadan kısa sürdüğü akut ürtiker; diğeri ise şikayetlerin 6 haftayı geçtiği kronik ürtikerdir. Her iki durumda da hastalığın bulguları birbirine benzese de hastalığın oluşum nedenleri açısından belirgin farklar vardır.

Hastalığın bulguları arasında kaşıntılı, deriden kabarık, kızarık 0,5cm ila çok büyük ölçülerde deride plaklar bulunur. Bu plakların bazıları birleşme eğilimindedir. Plakların sınırlarını net olarak çizmek herzaman mümkün olmaz. Lezyonlar genellikle birkaç saat içerisinde solar, yerine başka alanlarda yenileri çıkabilir.

Ayrıca bazı ürtiker vakalarına “anjioödem” dediğimiz tablo da eşlik edebilir. Anjioödem genelde göz kapaklarında (genellikle tek taraflı), dudakta, yüzün diğer kısımlarında, kol ve bacaklarda, parmaklarda, genital bölgelerde oluşabilir. Bunlarda da özellikle şişlik ön plandadır. Her iki hastalıkta da deriden kabarık olan durumu ortaya çıkaran şey deri içinde ödem olmasıdır. Anjioödemde derinin alt tabakaları da olaya iştirak ettiği için şişlik çok ön plandadır. Şişliğe kaşıntıdan ziyade yanma hissi eşlik edebilir.

Daha önce de bahsedildiği gibi 6 haftadan kısa süreli kurdeşen akut ürtiker olarak anılır. Bu hastalıkta neden genellikle allerjidir. Bu allerji de genellikle ağız yolu ile alınan allerjenlerle oluşur. Yani gıdalar ve ilaçlar akut ürtikerdeki en önemli sebeplerdir. Bunun dışında çok nadir de olsa solunum yolu ile alınan bazı allerjenler (örneğin ev tozu akarları) de akut ürtiker yapabilir. Kronik ürtikerin altında ise allerji pek bulunmaz. Bu hastaların ancak %3-5’ inde allerji rol oynayabilirler. Bu allerjenler de genel olarak ağız yolu ile alınan allerjenlerdir (gıdalar…). Bunun dışında bu hastalığın çok değişik sebepleri olabilir. Bunlar içerisinde otoimmun hastalıklar (otoimmün tiroidit, sistemik lupus eritematozus vb.), kronik enfeksiyonlar (tuberküloz, bruselloz vb.), fokal enfeksiyonlar (sinüzit, diş ve dişeti enfeksiyonları vb.), Helikobacter pylori enfeksiyonları, bazen hepatitler, bazen bazı kanser türleri vardır. Bu nedenle bir çok araştırma yapmak gereklidir. Tüm ayrıntılı araştırmalara rağmen %60-65 vakada hiçbir neden bulunamayabilir. Bu hastalar da idiyopatik (sebebi bilinmeyen) kronik ürtiker olarak adlandırılır.

Hastalarda iyi bir hastalık öyküsü sonrası, allerji testlerini içeren araştırmalar yanında diğer bahsi geçen hastalıkların araştırmaları yapılmalıdır.

Altta yatan hastalığın tedavisi sonucunda genel olarak ürtiker kendiliğinden geçer ve tekrar etmez. Ancak sebebi bilinmeyen ürtiker hastalarında antiallerjik ilaçlardan faydalanılır. Bu hastalarda kalsik olarak sabahları sedatif olmayan antiallerjikler, akşamları sedatif antiallerjikler ve H2 reseptör blokerleri birlikte kullanılır. H2 reseptör blokerleri asıl itibari ile mide asiditesini azaltmak için kullanılan ilaçlardır. Ancak derideki histamin reseptörlerinin % 20 kadarı H2 tipinde olduğu için bu tür ilaçlar bu hastalarda faydalı olmaktadır. Bunun dışında bunlara cevap vermeyen hastalarda kortizon dahi kullanılabilir.

“Kurdeşen” bilinmeyen tehlike
İSTANBUL (İHA) – Türkiye Hastanesi’nde görevli Dermatoloji Uzmanı Dr. Gonca Gökdemir, halk arasında “Kurdeşen”adıyla bilinen cilt hastalığı ürtikerin hayati tehlike taşıdığını belirterek, “Kronik formda oluştuğu zaman kişiyi uzun süre etkiler ve yaşam kalitesini düşürür” dedi.

Kurdeşen hastalığında doğru tedavi için bir dizi testler gerektiğini ifade eden Dr. Gökdemir, çok şiddetli durumlarda iç organların yanı sıra, özellikle dudak, nefes borusu ve göz kapaklarında kabarıklıklar oluşabildiğini söyledi. Hastalığın toplumda görülme sıklığının yüzde 20-30 oranında olduğuna dikkat çeken Dr. Gonca, “Ürtikerde cilt lezyonları vücudun her yerinde olabilir ve genellikle 24 saat içinde kaybolmaktadır. İyileşen lezyonların yanında yeni kabarıklıklar oluşabilir” dedi.

Dr. Gonca Gökdemir, ürtikeri akut ve kronik form olarak 2 gruba ayırdı. Akut formda, hastalığın 6 haftadan kısa sürede iyileştiğine dikkat çeken Gökdemir, “Ancak kronik formda: hastalık 6 haftadan uzun sürebilir ve hastanın yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebilir” diye konuştu.

Ürtikerin çok farklı nedenlere bağlı olduğunun ve bu nedenlerin başında alerjik faktörlerin geldiğinin altını çizen Dr. Gökdemir, “Özellikle ilaçlar (en sık antibiyotikler, ağrı kesiciler, epilepsi ilaçları) ve yiyecekler ( kabuklu deniz hayvanları, balık, süt, fındık, fıstık, patates, baklagiller, kereviz, maydanoz, havuç, baharatlar, pirinç, muz, elma, portakal) ürtikere neden olmaktadır. Ayrıca gıda katkı maddeleri, solunumla alınan alerjenler (çiçek tozları, ağaç polenleri), böcek sokmaları (arı) ve implantlar (diş protezi) da ürtikere neden olmaktadır” sözleriyle gıda ve ilaç tüketimine dikkat edilmesi gerektiğini konusunda uyardı.

Dr. Gökdemir, ürtikerin alerjik bünyeli kişilerde daha sık görüldüğünü; çünkü bu bireylerin normal kişilerden daha duyarlı olduklarını ve daha kolay reaksiyon gösterdiklerini vurguladı. Ürtikerin bazı ortam değişiklikleri ve vücut ısısı değişikliklerine bağlı da oluşabileceğine dikkat çeken Dr. Gökdemir, “Ürtiker bazı ortam değişiklikleri ve vücut ısısı değişikliklerine bağlı da oluşabilir. Duyarlı bireylerde dondurma gibi soğuk yiyecekler tüketildiğinde ürtiker oluşabilir. Fizik egzersizler sondası terleme ile ürtiker oluşabilir. Titreşimli cihaz kullanımına bağlı ürtiker oluşabilir. Egzersiz ile birlikte fındık, buğday ve kabuklu deniz ürünü alımına bağlı ürtiker oluşabilir” açıklamasında bulundu.

Dr. Gonca Gökdemir, ürtikerin her zaman alerjik faktörlere bağlı oluşmadığını, vücutta bulunan enfeksiyon odakları (diş iltihabı, idrar yolu iltihabı gibi), radyolojik incelemeler için alınan radyo kontrast ilaçlar, cerrahi işlemler için kullanılan anestezik ilaçlar ve stresin de ürtikere neden olabileceğini açıkladı. 6 haftadan uzun süren ürtiker hastalarının büyük çoğunluğunda ürtikere neden olan etken bulunamayabileceğini belirten Dr. Gonca Gökdemir, “Bu durum sürekli kaşınmak zorunda kalan hastaların yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir. Ürtiker şikayeti ile gelen bir hastanın çok iyi değerlendirilmesi gereklidir. Eğer hasta iyi değerlendiremezse ve şikayetler şiddetlenirse hayatı tehdit eden durumlar ortaya çıkabilir. Dudakta ve dilde oluşan ve bazen soluk borusuna yayılan şişlik hastanın nefes almasını engeller ve acil müdahale gerektirir” dedi.

Gökdemir, hafif olgularda tedavinin kolay olduğuna da dikkat çekerek, “Bu nedenle dikkatli muayene yapılmalı, hastanın günlük yaşamı, mesleği, alışkanlıkları ve başka hastalıkları çok iyi sorgulanmalıdır. Ürtikere neden olan etkeni saptamak için özel alerji testleri ve kan tetkikleri gerekebilir. Hafif olgularda tedavi kolaydır. Ancak uzun süren hastalık formunda tedavi, hem hasta hem de doktor açısından sıkıntı yaratmaktadır” açıklamasında bulundu.

Kurdeşen ve Ürtiker Tedavisi için Süpürge Otu

Tıp dilinde Ürtiker adı ile anılan kurdeşen, bir allerji çeşididir . Ciltte aniden başlayan ve bir kaç saat sürebilen dayanılmaz kaşıntılar ile kendini göstermektedir.

Ciltte görülen küçük, kırmızı kabarcıklar, bir müddet sonra şişebilir. Bu belirtiler, bazen çok kısa zamanda geçebilir, bazen de uzun süre devam etmektedir.

Sebebi, böcek ya da arı sokması, bozuk yiyecekler, bazı yiyecekler, bazı ilaçlar ya da aşırı derecede heyecanlanma olabilmektedir. Tedaviye başlamadan önce hastalığı doğuran sebebi bulmak gerekmektedir.

Kürün Uygulanışı:
Bir yemek kaşığı süpürge tohumunu (Aktarlardan temin edebilirsiniz) havanda iyice ezdikten sonra günde iki defa (sabah-akşam) aç karnına birkaç yudum su ile için. Bu kür kurdeşene karşı % 60- % 70 oranında etkilidir.

Bu içerik için bazı arama önermeleri

  • kurdeşen tedavisi