Sağlık Ansiklopedisi

Hastalık ve Sağlık Bilgileri

Madensel Gıdaların Faydaları

Beslenme kategorisine
17 Ocak 2012
eklenmiştir.

Madensel Gıdaların Faydaları

Vücudun normal olarak büyümesi ve yaşamını sağlıklı sürdürmesi için madenlere gereksinim vardır. Çoğunluğu, hücresel düzeyde enzimlerin yapısında görev alırlar.
Hayvansal ve bitkisel dokuların yapısında, değişik oranlarda madensel Öğeler bulunur. Bir dokunun kuru olarak fınnlanmasiyle, su ve organik maddelerden arınması sağlanır. Geriye beyaz bir “Kül” kalır. Mineraller burada kalırlar. Çeşitli dokuların ve besinlerin kül miktarı değişik olmaktadır.
Madenlerin büyük bir bölümü, besinlerin içindeki organik üyelere bağlı olarak bulunurlar. İnorganik tuzlar olarak almanlar da vardır. Şeker, yağ, nişasta gibi arıtılmış besinlerde mineraller bulunmazlar.Yenidoğan’m vücut ağırlığının %3 kadan küldür. Erişkinlerde bu oran %4,35 kadar olup, bunun %83 kadan iskelette ve ı%10 bölümü kaslardadır. Kazanüan her bir gram proteinle 0,3 gr madensel maddenin depo edüdiği hesaplanmaktadır.
Her bir iyonun vücutta çeşith ve önemli görevleri vardır. Bütün biyolojik sıvıların molariteleri 0.3 m Mol/L kadardır. Hücreleri çevreleyen sıvının molaritesinin değişmesiyle vücut hücreleri ya şişer ya da büzüşerek canlılıklarını kaybederler. Genelde iyonların hiç biri, indirgeme ve yük-seltgeme dışında vücut içi bir değişikliğe uğramazlar. Demir, iod ve kobalt, organik kompleksler oluştururlar. Önemli katyonlar: Ca, Mg, K, Na, Önemli anyonlar: P, S, Cl olarak görünmektedir. Eser elementler olarak: Fe, Cu, Zn, Cr, Mn başlıca minerallerdir. Ayrıca, vücut dokularında ve besinlerde bulundukları halde, görevleri kesin açıklık kazanamayan elementler de vardır. Se, Si, Ni, Br, Al, As, Mo, St ve diğerleri.
tyonlarm büyük bir kesimi günlük besinlerle sağlanabilmektedir. Çeşitli besinler alınırken, çeşitli minerallerde alınmış olmaktadır. Çeşitli meyve sularının verilmesinin ve sebze çorbalarına çeşitli sebzelerin konulmasının bir nedeni de buradadır. Bu mineralerin en az vitaminler kadar vücut için gerekliliği kabul edilmektedir, özellikle PEM li çocuklarda, olduğu gibi, minerallerden birisinin eksikliği, bir çoğunun eksikliğini de birlikte getirmektedir.
SODYUM-Na
insan erişkin döneminde 200 gr kadar sodyumu vücudunda bulundurur. Hücre dışı sıvınan en önemli katyonu Na+ olup %90 oranındadır ve NaCl (Tuz) olarak bulunur. Hücre içi sıvılarda 375 mEq ve kemiklerde 900 mEq kadardır. Kemiklerde bulunan sodyumun %25 kadarı değişebilir.
Biyolojik sıvılarda elektrolitler, litrede mili ekivalan (mJBq/Ij) olarak söylenirler. Bir ekivalan, bir maddenin, gram olarak molekül ağırlığına kendi değerinin bölünmesiyle elde edilir. Bunun binde biri mEq dır. I Eq Na+ — 23 gr, I Eîq Ca+ + = 40/2 = 20 gr. I m Eq Ca+ + = 20 mg. gibi. I gr NaCi – 17 mEq Na, 6 gr NaCl = 100 mEq Na. Serumdaki miktar 142 mKq/L dir. I litre fizyolojik serumda 140 mBq Na vardır.
Bebeklik ve küçük çocukluk çağında tuz gereksinimi erişkinlerden çoktur.
Doğa) Kaynaklar : Anne sütü bebekler için önemli bir kaynaktır. İnek sütü, beyaz peynir başta olmak üzere süt türevlerinde, et, yumurta ve taze balıkta yüksek oranda bulunur. Unlar, sebzeler ve kök sebzelerde daha azdır. En önemli tuz kaynağı, yemeklere eklenen tuzdur.
Sodyum Eksikliği: Tuzun alınmasının azlığı ya da kayıpların çoğalması, bazen de her iki olasdığın birden oluşması gibi nedenlerle ortaya çıkabilir. Sodyum, bütün ince barsak boyunca, ve kolonların proksimal kısmından aktif olarak emilir. Jejunumdaki emilim, glukoz varlığında artar. Bu ÖRT solüsyonları hazırlanmasında önemli bir konudur. Vücuttan atılışı, büyük ölçüde böbreklerle olur. Glomerülden süzülen Na, aldesteron etkisiyle tübülüslerden geri emilir. Böbreklerden atılan sodyumun besinlerle alman sodyumla yakın ilişkisi vardır. Terleme ile yitirilen sodyum çok azdır. Aşnı terlemeler bunun dışındadır. Çocuklarda aşırı kayıplar nedeniyle eksiklikler ortaya çıkmaktadır.

Vitaminler ve madensel öğeler kalori vermeseler de organizmanın gelişmesi­ni, bakımını ve iyi işleyişini sağlayan mekanizmayı düzenlerler. Madensel öğelerden kalsiyum dişleri ve kemikleri sertleştirir; fosfor sinir hücrelerini ve kemikleri kuvvetlendirir; demir kan ve kaslar için vazgeçilmez bir maddedir. Bütün bu öğelerle manganez, potasyum klor, çinko, bakır, iyod, flüor gibi ek öğeler doğa tarafından yeterli miktarda sağlanmaktadır. İnsan vücudunun yete­ri kadar demir ve kalsiyum alması gerekir. Dişlerin gelişmesinde büyük bir payı olan flüor da çocukluk yaşlarından başlayarak alrnrnalıdıı Vitaminlerin özellikleri deneysel olarak bulunmuş­tur. Orta çağda, bazı meraklılar ve bilginler bazı besinlerin hastalara uygu­lanan tedavi yöntemlerinden aaha ya­rarlı olduklarını farketmişlerdir. Hasta­lar bu besinleri içgüdüsel bir davranışla yiyorlardı. Gerçekten de insanda bazen kendisine en uygun olan şeyi seçme yeteneği vardır. Bununla beraber o sıralarda çok yaygın olan iskorbüt hastalığını C vitamini kaynağı portakal­la iyileştirmek; A ve D vitamini bakı­mından zengin olan peynir ve dana ciğeri yiyerek görme duyusunu kuvvet­lendirmek; nekahet devrini C vitamini alarak, yani yeşil sebze yiyerek kısalt­mak, zamanın hekimlerinin bu olaylar­dan bilimsel sonuçlar çıkarmalarına olanak vermeyecek kadar basit sonuç­lardı. Organizmaya gerekli olan bu mikroorganizmaların bilimsel olarak keşfedilmesi için XX. yüzyılın başını beklemek gerekti. Bu mikroorganizma­lar iyi bir beslenmenin bol gıda almak anlamına gelmediğini, miktar fazlalığı­nın besinlerin çeşit azlığını ve yetersiz­liğini karşılamayacağını açıklıkla ispat­lamıştır. Günümüzde insanoğlu vita­minleri üretip depolayabilmektedir. Vi­taminlerin belli başlıları günümüzde bilinmektedir; daha başkalarının keşfe­dilmesi de mümkündür. Çok vitamin almak hiç bir işe yaramaz; çünkü organizma yalnız kendine gerekli olan miktarı alır. Bu çok nazik madde­lerin baş düşmanı oksitlenmedir. Vita­minlerin oksitlenerek bozulmaması için dikkat edilmesi gerekir. Sıkılmış bir portakal suyu havayla bir çeyrek saat temas ederse tüm özelliklerini kaybe-der. Çiğ bir sebze koruyucu zarına rağmen biraz daha yavaş olmakla birlikte benzeri bir bozulmanın etkisin­de kalır. Bir besinin gerektiğinden fazla kaynatılması veya pişirilmesi, içinde bulunan vitamin miktarının genellikle azalmasına neden olur.

Şimdi bildiğiniz gibi madenler vücut için hayati öneme sahiptir. Bünyemizin büyük bölümü sudan oluştuğu için suyun tam fonkisyonlu görevini yerine getirebilmesi için başta tuz olmak üzere bir çok madene ihtiyaç vardır. Şu şekilde örnek vereyim 1 litre suyun sallıyorum 10 gram madene ihtiyacı vardır.

Olay böyle olunca fazla su içmek akıl karı değil. Televizyon da görüyorum yok şu kadar su için bu kadar su için diye bunlar sallamasyon dur arkadaşlar. Ne kadar ihtiyacınız varsa o kadar su için. Tabi hiç içmemezlikte yapmayın en az 1 litre suyunuzu için. Neden fazla su içmeyin diyorum onuda anlatayım. Her idrar çıkışında vücut mecbur olarak dışarıya mineral atar. Her atılan mineral ve vücuda giren yeni su oranın bozulmasına yol açar. Yani sallıyorum 100 de 1 bulunması gerekirken mineraller gereksiz yere atıldığı için oran 200 de 1 e düşer.

Mineral su oranının düşmesi ise beklenmedik rahatsızlıklar ortaya çıkarabilir. Onun için ihtiyacınız kadar su için ve her gün meyve tüketmeye çalışın. Bakın meyve bile oranında tüketilmelidir 2 meyveden sonrası sadece bağırsaklarınızı yoracaktır vücut onları kabul etmeyecektir.

Karpuz : A ve C vitamininden zengindir. içerdiği yararlı maddeler vücudu kansere karşı korur, toksik maddelerden arındırır.
Kiraz : Bol miktarda flavon denen yaralı bir madde ihtiva eder. Kanser oluşumunu ve kanserin ilerlemesini engeller. Özellikle meme, cilt, akciğer ye karaciğer gibi kanser tiplerinde etkili.
Nar : Son çalışmalar, narın kanserojen madde verilen farelerin genlerinde yüzde 30 civarında düzelme sağladığını gösteriyor. İçerdiği bazı maddeler sayesinde kolestrol ve şekeri dengeleyen nar, kalp sağlığını da koruyor. Bu nedenle günde 1 bardak taze sıkılmış nar suyu için ya da 2-3 tane nar yiyin,
Yaban mersini : Vücudu kanserden koruyan enzimleri aktif hale getirerek kansere yakalanma riskini azaltıyor. Ayrıca kandaki kolesterol oranını düşürerek kalp krizinden de koruyor.
Ananas : Ananasın içindeki ‘bromelain’ maddesi tümör hücre gelişimini doğrudan durduruyor. Özellikle de akciğer, bağırsak, yumurtalık ve cilt kanserlerinde tümörlü hücrelerin büyümesini engelliyor.
Böğürtlen : İçeriğindeki eliagic asit kanserli hücrelerin ölmesini sağlıyor. Böğürtlen yaprakları da çok faydalı, çay şeklinde tüketilebilir.
Elma : Bol miktarda kuarsetin içerir. Kanser tedavisinde, kanserden korunmada, alerji ve kalp damar hastalıklarında yararlıdır. Günde en az 2 elma tüketin. Ancak elmayı kabuklarıyla yiyin.
Kara üzüm : Son 10 yıl içindeki çalışmalar kara üzümün kanser önleyici rolüne işaret ediyor. Ayrıca kalp damar hastalıklarından da koruyor. Çekirdeği ve kabuğuyla birlikte yenmesi gerekiyor. Günde; 1-2 Bardak kadar tüketilebilir.
Bu Sebzeleri Mutlaka Tüketin
Arnavut biberi : Kanserden korunmada, kansere bağlı ağrılarda, mide-bağırsak gazında, kemoterapiradyoterapinin neden olduğu ağız-boğaz yara ve ağrılarında kullanılır. Günde 5 tane taze olarak tüketin.
Brokoli : C vitamini, beta karoten, lif ve kalsiyum açısından çok zengindir.
Kansere karşı koruyucu maddeler içerir. Özellikle bağırsak, mesane, meme kanserlerinden korur. Çiğ yenebildiği gibi haşlanmış ya da buharda pişirilmiş olarak da tüketilir. Brokoli çoğu içerik maddesini ancak çiğ yendiğinde barındırır. Pişirme brokolinin yararını azaltabilir. Ancak haftada 2′den fazla çiğ brokoli tüketmeyin çünkü tiroid yetmezliği oluşabilir.
Kırmızı biber : Zengin bir C vitamini deposudur. C vitamini kanser hücrelerinin büyümesini engeller ve bağışıklık sistemini zararlı maddelerden korur,
Domates : Özellikle hafif pişmiş tüketilmesi prostat problemlerinden yüzde 40 oranından korur. Domatesin içindeki likopen akciğer, kolon, meme kanserini de engeller.
Havuç : Günde 2 bardak havuç suyu içmek, prostat kanserine karşı yüzde 20 koruma sağlıyor. Havucun içinde beta karoten denen çok yararlı bir madde var. Beta karotenin ağız, yemek borusu ve mide kanserinde de koruyucu etkisi var.
Kırmızı turp : Akciğer kanseri riskini azaltır, meme kanserinden korur. Bol miktarda turp salatası tüketin.
Sarımsak : Kanserin yayılmasını durdurur. Selenyum, triptopan gibi kanser hücreleriyle savaşan maddeler içerir. Hem kansere yakalanmaktan korur hem de kanser tedavisi sırasında kullanılır. Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalara göre sarımsak mide, meme, bağırsak, yemek borusu, prostat ve cilt kanserlerinde tümörlerin oluşmasını ve ilerlemesini engelliyor. Her gün 2-3 diş çiğ sarımsak tüketin.
Hergün 1-2 Avuç Kuru yemiş
Ceviz : Omega 3 yağ asitleri içerdiği için kanserden korur. Ayrıca kalp damar hastalıklarına da iyi gelir. Günde 1 avuç ceviz yiyin.
Ay çekirdeği : Çinko ve selenyumdan zengindir. Çinko vücutta C vitamininin emilmesini sağlar ve şifalı etkisini hızlandırır.
Kabak çekirdeği : E vitamininden zengindir. Kanser hücrelerinin engeller ve bağışıklık sistemini zararlı maddelerden korur.
Omega 3′ten Zengin Balıkları Seçin
Haftada 2 kez somon, uskumru, sardalya ve mezgit gibi omega 3 yağ asitlerinden zengin balıkları tüketmek kanserden korur. Balık meme kanserinde yayılmayı önler, bağırsak, pankreas ve prostat kanserlerinin büyümesine engel olur. Ayrıca kalp krizine karşı da koruyucudur.
Haftada 2 Kez Kuru Baklagil Şart
Mercimek, nohut, kuru fasulye iyi protein ve lif kaynaklarıdır. Kanserin yayılmasını önleyen anti kanser maddeler içerirler. Vücuda zarar veren maddelerle savaşır, kan dolaşımına yardımcı olurlar.
Her Gün Yarım Kilo Yoğurt
Evde yapılan pfobiyotik yoğurdun içindeki bakteriler vücudun en büyük dostu, kanserin en büyük düşmanıdır. Ayrıca yoğurt uzun yaşamın sırrıdır. Yoğurt özellikle kolon, mide, akciğer ve meme kanserlerine karşı koruyucudur. Kadınlarda meme fibrokistlerini de azaltıyor. Bu nedenle herkesin günde yarım kilo yoğurt tüketmesi gerekir.
Şifalı Baharatları Unutmayın
Kimyon : Kimyon, dereotu tohumu ve turunçgillerin kabuğu çok; faydalıdır, L limonen denen kanser savaşçısı bir madde ihtiva eder.
Zerdeçal : Köriye karakteristik koyu sarı rengini ve lezzetini verir. Kanser destek ürünleri içinde en güçlüsüdür. Akciğer, kolon, karaciğer, mide, meme, yumurtalık, beyin, lösemi gibi pek çok kanserde tümörlü hücrelerin büyümesini engellediği gösterilmiş. Kanserin danıarlanmasmı engeller, kanser hücrelerini ölmeye zorlar.
Çörek otu : Bağışıklık siteminizi güçlendirmek için günde 1 çorba kaşığı 1 çörek otu yiyin. Çörek otu vücutta mikrop veya tümörle mücadele eden Naturel Killer (NK) hücrelerinin sayılarının artmasını sağlar. Yararlı etkilerini gösterebilmesi için çörek otunu öğütüp toz şeklinde tüketin.
Keten tohumu : Bağışıklık sistemini güçlendirerek kanserden korur. Özellikle bağırsak kanserine karşı koruma sağlar, keten tohumu da öğütüldükten sonra tüketilmeli.
Her Gün Yeşil Çay İçin
Günde iki fincan yeşil çay tüketiminden sonra kana geçen kanser savaşçısı maddeler, kılcal damarlarla vücudun her hücresine taşınarak tümörlü hücrelerin büvumesini engeller.

etiketler: madensel gıdaların yararları, madensel gıdalar nelerdir, madensel gıdalar, madensel gıdaların faydaları,