Sağlık Ansiklopedisi

Hastalık ve Sağlık Bilgileri

Madensel Madeller

Beslenme kategorisine
18 Ocak 2012
eklenmiştir.

Madensel Madeller

Besin ve beslenme, insanların ve toplum- ların İlk ve en eski yaşam sorunudur Bütün canlı varlıklar, büyümek, geliş- mek, güçlenmek, yasamalarını ve etkinlikle rini sürdürebilmek için besin maddelerine İh tiyaç duyarlar. Besin maddeleri, vücuda katı- larak, yaşam etkinliklerinde bulunma gücünü sağlayan, vücut dokularını geliştiren, onaran, yedek besin saklanmasına İmkân hazırlayan, yenilme, İçilme ve sindirilmeye elverişli, hay vansal, bitkisel ve madensel kaynaklardır. lasan vücudunun, küçük bir hücre biçimin- den başlayarak, gelişim süresi içinde hücre toplulukları (dokular), kan, kas ve kemikten oluşan vücut yapısı halinde bütünleşmesi, ge rekli besin maddelerinin vücuda katılması ve bunların kullanılması İle gerçekleşir- 0 halde, beslenme, geniş anlamda, yaşamı sürdürebil mek İçin, yemek ve içmek yoluyla vücudun Özelliklerine ve içinde bulunduğu şartlara gö re çeşitlenen besin maddelerini kapanması demektir.
İnsan vücudu, çatı. kas, kan. sinir, sindi rim, dolaşım v.b. gibi çeşitli doku ve sistem lerden oluşmakladır. Bu sistemlerin düzenle işlemesinin, vücudun sağlık ve etkinliğini sü rekli olarak koruyabilmesinin,-ancak, her sis tem ve dokunun İhtiyaç duyduğu besinlerin sağlanmasına bağlı olduğu ve vücut unsurları ile besin maddelerinin bileşimleri arasındaki İlişki anlaşılmıştır, insan vücudunun bileşimi ile besin maddelerinin bileşimi benzer unsur lar içermektedir.
Vücut hücrelerinin ve dokularının ana un surunu, azotlu maddeler anlamım taşıyan’ “protein” oluşturmaktadır. Ortalama bir in san vücudu %16 oranında protein içermekte dir. Vücuttaki diğer besin unsurlarının oranı ise şöyledir. % 63 oranında su, % 15 yağ ve % 6 madensel maddeler, öte yandan, genel olarak, besin maddeleri Ue. değişik oranlar da. Bu benzerlik vücudun beslenme ihtiyacı nı belirlemesi yanında, vücudun çeşitli etkin liklerini yöneten organların İhtiyaçlarına uy gun besin maddelerinden yararlanılmasında, dengeli ve uyumlu olma zorunluluğunu da vurgulamaktadır. Böylece, •’beslenme” kav ramı, vücudun ihtiyaç duyduğu miktar, çeşit ve nitelikte besin maddesi alınmasını sağlayan ilke ve yöntemlerin uygulanması olarak tanım lanmaktadır.
Beslenme, insan vücudundaki hücrelerin büyümesi, niteliklerini koruması, görevlerini gereğince yapması, daha sonra kullanmak üze re yedek besin saklaması ve besin artıklarının atılması için gerekli unsıuları ve şanların sağ lanmasında rol oynar ve sindirim, solunum, dolabım, iç salgılar ve boşaltım etkililiklerini düzenler. Böylece, insan vücudunun oluşma sı, sağlığı, gücü, enerjisi, fiziksel ve duygusal dayanıklılığı ve gelişmesi için gerekli besin maddeleri ile bunların dengeli ve yeterli biçim de sağlanması, bu besin maddelerinin bileşim leri İle vücut organlarının ihtiyaçları arasındaki İlişki göz önünde bulundurularak gerekli mik tarları, çeşitlerinin tespit edilmesi, besin mad deltıimn insan vücudu üzerindeki etkileri İle besin maddelerinin üretiminden tüketimine kadar uygulandıkları işlemleri, besin madde lerinden en fa/la nasıl yarar sağlanacağı ko nularını kapsayan, İlkelerini belirleyen, esas ve yöntemlerini öngören ve bunların gelişi mini amaçlayan BESLENME BİLİMİ büyük bir toplumsal Önem kazanmıştır.
BESİN UNSURLARI
Besin maddelerinin hiç biri, yalnız başı na vücudun ihtiyaçlarına cevap vermemek le birlikte, hemen bütün besin maddelerinin bileşimlerinde değişik oranlarda ortak besin unsurları, yani proteinler, karbonhidratlar, yağlar, vitaminler, madensel maddeler ve su bulunmaktadır.
PROTEİN
Protein, yaşayan organizmaların en kar maşık temel unsurudur. Değeri ve önemi 19 uncu yüzyıl baharında anlasılmı> ve “ilk yeri tutan” anlamındaki “proteios” sözcüğün den türetilmiştir. Ancak, proteinlerin yaşa yan hUcretcıle nasıl birleştiği, nasıl bir bü tün oluşturduğu sorunu, tümüyle, çok ya kın bir geçmişte, 1960 yılı ortalarında aydın lanabilmiştir. Yetişkin bir insan vücudunun tümünde % 16 oranında protein bulunur. Kurutulmuş kanın % 90’ı derinin %70’i, kasların % 80’i proteinden oluşur. Proteinden yoksun bir hücrenin oluşma sına, büyümesine ve gelişmesine imkân yok tur. Yaşamını sürdüren hücreler de, sürekli olarak görmek zorundadır. Bu zorunluk, hücrelerin yıpranmasına neden olmakta ve bunun sonucu olarak, yıpranan hücrelerin yenilenmesi ve onarılması zorunluluğu du yulmaktadır. Hücrelerin onarılması ise, hüc renin ana unsuru olan proteinin tamamlan masını, yerine konulmasını gerektirmektedir. Böylece, vücudun protein ihtiyacı açıkça be lirlenmiş olmaktadır. Vücudun kendisi pro tein yapamadığı için, bu ihtiyacın mutlaka besin maddelerinden karşılanması zorunlu dur.
Vücut için gerekli ilk protein kaynağı ana sütüdür. Öte yandan, çeşitli hayvansal ve bit kisel besin maddeleri de protein sağlar. Süt, yumurta, et ve su ürünleri ve bazı tahıl tü revleri zengin protein kaynaklarıdır. Yetişkin bir İnsanın ortalama olarak gün de 80 gr- protein alması gerekmektedir. Bu miktarın, yarı yarıya hayvansal ve bitkisel kaynaklardan edinilmesinin daha yararlı ol duğu da anlaşılmıştır. Birleşmiş Milletler Gı da ve Tarım Örgütü, bir günde, erkeklerin 70 gr., kadınların 60 gr.. gebeliğin ikinci ya rısındaki kadınların 83 gr., emzikli kadınla rın 100 gr, ve 16-20 yaşları arasında bulu nan kız çocukların 75 gr. ve aynı yaş grup larında bulunan erkek çocukların 100 gr. protein almalarının uygun olacağını önerilmiştir. Beslenme sırasında, günlük etkinlik ler sonucu vücudun kullandığı protein mik tan ile besin maddeleri ile alınan protein miktarı arasında denge bulunmasına da dikkat edilmelidir.
KARBONHİDRAT
Karbonhidratlar, karbon, oksijen ve hidrojenden oluşan, çeşitli yapılarda ve çeşitli adlar altında tanınan geniş bir besin grubunu oluşturmaktadır. Karbonhidratların kimyasal bileşiminde, canlı varlıkların yaşamı için ana unsur olan karbon yanında bulunan hidrojenin oksijene oranı iki misli olduğundan, bu besleyicinin su ve karbon olduğu düşüncesi ile, bu besin grubuna “karbon-su” anlamında, karbonhidrat adı verilmiştir.
Hücrelerin bileşiminde, protein ve yağ ile birlikte bulunan ve hücrelerin etkinliklerini sağlayarak, yedek besin ihtiyacını karşılayan karbonhidratlar önemli bir besin unsurudur. Karbonhidrat, proteinin vücut enerjisi için kullanılmasını önler ve vücudun proteine olan ihtiyaç dengesini sağlar. Gözde, deride, kemik iliklerinde, akciğer ve karaciğerde bulunan karbonhidratlar, dokularda, proteine bağlanarak kanın pıhtılaşmasını önlemekte ve vücudun direncini artırıcı bir özellik taşımaktadır. Karbonhidratlar, vücutta enerjiye dönüşen, vücudun enerji ihtiyacını karşılayan besin unsurudur. Günlük enerjinin °/o 60-70’i karbonhidratlardan sağlanır. Bu bakımdan, ortalama yetişkin bir insan vücudunun günde 340 gr. karbonhidrata gerek duyduğu saptanmıştır.
Hayvansal kaynaklı besin maddelerinde karbonhidrat çok az miktarda bulunur. Bunun yanında bitkisel kaynaklı besin maddeleri karbonhidrat yönünden çok zengindir. Ayrıca, bazı karbonhidrat çeşitleri ise vücut tarafından üretilirler. Karbonhidratlar, bitkilerin yaprakları ile sağladıkları su, havadan aldıkları karbondioksit ve güneş ışınlarının etkisi ile oluşmaktadır. Tahıllar, baklagiller, sebze ve meyveler, özellikle şeker, nişasta, bal ve üzüm karbonhidrat kaynağıdır.
YAĞ
Yağ, hücrelerin düzenli çalışması için gerekli bir besin unsurudur. Enerji sağlayan bir besleyici olan yağın vücudun çalışmasında da çeşitli görevleri vardır. Vücudun kalori ihtiyacı, protein ve karbonhidratlardan daha fazla yağ ile karşılanır. Yağ, vücut organlarının çevresini kapatarak, dış etkilerden korur. Deri altındaki yağ tabakasının vücut ısısını koruma ödevi vardır. Dolaşım sisteminde ise, yağ, proteinle birleşerek dokulara iletilir ve hücrelerde enerjiye dönüşür. Genellikle, kadınlarda yağ miktarı, erkeklere oranla daha fazla bulunmakla birlikte, normal bir insan vücudu % 18 oranında yağ içermektedir.
İnsanların, bir günde ne kadar yağa ihtiyaç duyduğu, vücudun harcadığı enerji ile oranlanarak tespit edilmektedir. Bununla birlikte, yağ ihtiyacı üzerinde alışkanlıklar ve gelenekler de rol oynarlar. Genel olarak, ortalama yetişkin bir insan vücudunun yağ ihtiyacı günde 90 gr. olarak düşünülmektedir. Öte yandan, günlük kalori ihtiyacının °Io 20 miktarının da vücudun yağ ihtiyacını belirleyeceği de ileri sürülmektedir. Bütün hayvansal ve bitkisel canlıların hücre yapılarında çeşitli oranlarda yağ bulunmaktadır. Bu durum, hayvansal ve bitkisel kaynaklı besin maddelerinin, insanların yağ ihtiyaçları için yeterli bir nitelik taşıdığını ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, fazla miktarda yağ içeren besin maddelerinden, bazı fiziksel ve kimyasal işlemler sonucu elde edilen saf yağlardan da yararlanılır. Zeytin, mısır, fındık, ceviz, soya fasulyesi ve ay çiçeği gibi bazı bitkisel besin maddeleri zengin yağ kaynaklarıdır.
MADENSEL MADDELER
İnsan vücudunun % 4’ünü çeşitli madensel maddeler oluşturmaktadır. Vücudun düzenli çalışabilmesi, çatının ve kemiklerin normal oluşabilmesi için, kalsiyum, fosfor, sodyum, potasyum, iyot, çinko, bakır, magnezyum, flor, krom, demir v.b. madensel maddeler önemli görevler yüklenmişlerdir. Vücudun ortalama °Io 1,5-2’sini kalsiyum oluşturur. Ortalama 3-6 gr. demir vardır.
Kalsiyum ve fosfor yalnızca vücudun kemikler, dişler gibi sert dokuları için gerekli değil, aynı zamanda hücre yapısının ve vücut sıvılarının dengesi için de gerekli bulunmaktadır. Kalsiyum ve fosforun önemli miktarı kemiklerde ve dişlerde bulunur. Geri kalanı vücut hücre ve sıvılarının bileşimleri içindedir. Vücutta genellikle bileşik halde bulunan kalsiyum ve fosfor, proteinleri örterek sert dokuları oluşturur. Kasların ve sinirlerin düzenli çalışması için vücut sıvılarında kalsiyum ve fosforun dengeli biçimde bulunması zorunludur. Fosfor, protein, karbonhidrat ve yağların değişikliğe uğratılması, özümlenmesi ve hücrenin oluşması için ayrıca gerekli bir unsurdur. Ayrıca, iskeletin yapısında, kas dokuları ve vücut sıvılarında, kalsiyum ve fosforla birlikte magnezyum da bulunmaktadır. Magnezyum, besin maddelerinin kullanılmasında önemli bir rol oynar. Vücut, madensel maddelere olan ihtiyacım yiyecek ve içeceklerden sağlar. En zengin kalsiyum kaynağı süt ve süt ürünleridir. Protein yönünden zengin olan yiyecekler, iyi birer fosfor kaynağıdır. Karaciğer, dalak gibi sakatat ve yumurta, kuru baklagiller, meyve kuruları, fındık, fıstık, üzümden demir sağlanır. Yeşil yapraklı sebzeler de demir yönünden zengindir. Sodyum ihtiyacı tuz ile karşılanır. Su ürünleri, özellikle ıspanak iyot içermektedir. Etler, balıklar, sakatat, kuru baklagiller, yeşil sebzeler, yumurta, fındık, susamda zengin miktarda bakır vardır.
SU
Su, bütün hayvansal ve bitkisel hücre ve dokuların ana yapıcısı ve hayvansal ve bitkisel beslenmenin temelidir.Su, yalnızca insan vücudundaki hücrelerin içinde yaşama imkânı bulduğu ortamı değil, bütün canlı varlıkların yaşamasına imkân veren ortamı hazırlayan ana unsurdur. İnsan vücudunun üçte ikisi, su içermektedir. Kanda % 85, deride % 64, kaslarda % 74, karaciğerde %71, böbreklerde %83, kemiklerde % 13-44 oranında su vardır. Besin maddelerinin vücuda yararlı duruma getirilebilmesi, kan ve diğer organların görevlerini yapabilmesi, insan vücudunda dengeli olarak bulunan suya bağlıdır.insan vücudunun su ihtiyacı, ya doğrudan doğruya su içerek, ya ana unsuru su ya da süt olan içeceklerle, meyve suları ile ya bileşimlerinde su bulunan besin maddelerinin sindirimi ile ya da vücutta bulunan organik maddelerin yakılması ile vücut tarafından elde edilerek karşılanmaktadır. Öte yandan, içilen doğal su, kimyasal olarak, yalnızca oksijen ve hidrojen bileşimi değildir. Doğal su, içinden geçtiği toprak katlarının yapısına ve toprağın bileşimine göre, değişik oranlarda kalsiyum, demir, magnezyum, sodyum, potasyum, silisyum, kükürt, klor ve iyot içermektedir. Görülüyor ki, doğal su, vücudun su ihtiyacını karşılamak yanında, vücudun madensel madde ihtiyacına da cevap vermektedir.

Beslenme, günümüzde üzerinde önemle durulan konuların başında gelmektedir. Sağlıklı olmanın ilk şartı iyi beslenmektir. İyi beslenme, kalite ve miktar itibariyle tatmin edici, yani vücudun ihtiyacı olan miktar ve çeşitteki yiyeceklerin her gün dengeli şekilde vücuda alınmasıdır. İyi beslenen kişiler bedenen ve ruhen sıhhatli olup iyi çalışma gücüne ve düzenli çalışma yeteneğine sahiptirler. Bireyin gereksinimi yaşına, cinsiyetine, çalışma şekline ve sağlık durumuna göre farklılıklar gösterir.
Beslenme çocuğun gelişimini doğrudan etkileyen bir faktördür. Besin öğelerinden herhangi birinin vücuda yeterince sağlanamaması sağlığın bozulmasına, büyüme ve gelişme geriliklerine neden olur. Çocuğun sağlıklı büyümesinde düzenli beslenmenin rolü büyüktür.
İyi beslenen bir çocuk canlı, hareketli, neşeli ve istekli olur. Vücut yapısı sağlam ve normal görünümlüdür. Hastalıklara karşı dirençlidir. Çocuk Beslenmesi ile sağlıklı ve doğru beslenme alışkanlığı bilgileri kazanmış, bu bilgileri çocuk eğitiminde ve kendi yaşantısında kullanabilen, aynı zamanda yakın çevresindeki bireyleri de sağlıklı beslenme konusunda bilgilendirebilen bireyler olacaksınız.

Beslenme ve Besin
Dünya Sağlık Örgütüne ( WHO ) göre sağlık; insanın fiziksel, zihinsel ve sosyal yönden tam bir iyilik halinde olması durumudur. İnsanın dolayısıyla toplumun sağlığını etkileyen başlıca etmenler kalıtım ve çevre koşullarıdır. Beslenme, bireyin sağlığını etkileyen en önemli çevresel etmenlerden biridir.

Besin; yenebilecek bitki ve hayvan dokularıdır. Besinler; su, organik ve inorganik öğelerden oluşmuştur. Beslenme ise yaşamın sağlıklı sürdürülmesi, büyüme ve gelişmenin sağlanması için besinlerin kullanılmasıdır. Beslenme büyüme ve gelişmeyi sağlayan, sağlık ve canlılık veren, dinçliği ve faaliyet kabiliyetini artıran, ömrü uzatan en önemli faktördür. Yaşamın devamı ve sağlığın korunması için beslenme son derece önemlidir. Beslenmenin insan için fizyolojik öneminin yanında sosyal yönü de vardır. Bireyler besin ihtiyaçlarını tabletler ile de sağlayabilirler ancak yeme içmenin insana haz veren yönü ve bunu bireyler ile paylaşma isteği beslenmenin sosyal yönünü, fizyolojik yönünün ayrılmaz bir parçası yapmıştır. Büyümenin gerçekleşmesi için beslenme zorunludur. İnsanlarınn temel ihtiyaçlarından olan beslenmenin sağlık üzerinde çok büyük etkisi vardır. Beslenme sadece karın doyurmak değil vücudumuz için gerekli olan besin öğelerinden yeterince almaktır. Vücudumuzun tüm besin maddelerine ihtiyacı vardır. Her besin öğesinin vücuda faydası farklıdır. Hiç biri tek başına sağlık ve dengeli beslenme için yeterli değildir. Alınan besinler sindirim sisteminde sindirilerek öğelerine ayrılır ve vücut içindeki gerekli yerlerde kullanılır. Canlıların en gelişmişi olan insan doğadaki diğer canlıları yiyerek yaşamın_ sürdürür. Canlılar için çok önemli olan besin kaynakları bitkisel ve hayvansal kökenlidir.
Vücudumuz için gerekli olan besin öğelerini altı grupta sınıflayabiliriz.
– Karbonhidratlar
– Yağlar
– Proteinler
– Vitaminler
– Madensel maddeler, mineraller
– Su

Vücudumuzu olu_turan hücrelerin düzenli ve dengeli çalışması için besin öğelerinden yani, yağlar, karbonhidratlar, proteinler, vitaminler, mineraller ve sudan yeterli miktarda almalıyız. Yetişkin bir insanın vücudunun ortalama %70’i su, %18’i protein, %18’i lipit(yağ), %4,3’ü mineraller, % 0,7’si karbonhidratlar, vitaminler, nükleik asitler, hormonlar ve enzimlerdir.
Besin öğelerinden herhangi birinin vücuda yeterince sağlanamaması sağlığın bozulmasına, büyüme ve gelişme geriliklerine neden olur. Yetersiz ve dengesiz beslenme durumunda vücudun büyüme, gelişme ve normal çalışmasında aksaklıklar ortaya çıkar.

Sağlıksız beslenme vücut direncini azaltarak bireyin hastalıklara yakalanma riskini daha da artıracaktır.

etiketler: madensel maddeler, madensel madde, madensel maddeler nelerdir,