Sağlık Ansiklopedisi

Hastalık ve Sağlık Bilgileri

Madensel Yağlar

Beslenme kategorisine
19 Ocak 2012
eklenmiştir.

Madensel Yağlar

Enerji Verici Besinler
Başlıca enerji verici besinler karbon hidratlar, yağlar ve proteinlerdir.
Karbon hidratlar: Şeker ve şekerli yiyeceklerle patates, tahıl ve unlu gıdalarda bulunan nişasta, karbon hidratlar grubuna giren besinlerdir.
Yağlar: Tereyağı, içyağı, kuyruk yağı gibi hayvansal yağlarla; zeytin, ayçiçeği, fındık ve susam gibi bitkilerde bulunan yağlardır. Hücreler enerji elde ederken, önce karbon hidratları kullanır. Bittiğinde yağları kullanır.
Proteinler: Daha çok etin yapısında, süt ve yumurta ile baklagillerde, bir miktar da diğer besinlerde bulunur. Hücrelerde karbon hidrat ve yağ olmadığında yakılarak enerji elde edilir.

Yapıcı Onarıcı Besinler
Bir binanın tuğla ve harç gibi maddeleri ne ise vücudumuz için de yapıcı onarıcı maddeler aynıdır. Yapıcı onarıcı maddeler; proteinler, yağlar, madensel tuzlar ve sudur.
Proteinler: Esas görevleri yapıcı ve onarıcılıktır. Hayvansal besinler, bitkisel besinlere göre daha fazla protein içerir.
Madensel Tuzlar: Madensel tuzlar en çok kemiklerin ve dişlerin yapısında bulunur. Madensel tuzlar; bitkisel ve hayvansal besinlerin yenmesiyle, bir miktarı da suyla vücuda alınır.
Su: Açlığa 7-8 gün, susuzluğa 3-4 gün dayanabiliriz. Ağırlığımızın %65-70’i sudur. Vücudumuzdaki suyun %10’u eksilirse yaşamımız tehlikeye girer, %20’sinin kaybı ise ölüme neden olur.
Suyun en önemli özelliği; içerisinde tuz, şeker gibi bazı maddeleri çözebilmesidir. Bir günlük su ihtiyacımız 1,5 – 2,5 litre kadardır. Bu miktar, iklime ve yediğimiz besinlere göre değişebilir. Alınan suyun çoğu, ter ve solunum yoluyla dışarı atılır.

Düzenleyici Besinler
Vücudumuz canlılığını devam ettirdiği sürece, çeşitli yaşamsal olayların düzenli bir şekilde devam etmesi gerekir. Düzenleyici besinler vücudumuzdaki yaşamsal olayları düzenlemekten sorumludur. Düzenleyici maddeler su, madensel tuzlar ve vitaminlerdir. Yapı maddesi olarak görev yapan su, vücudumuzda düzenleyici olarak da görev yapar.

Vitaminler

Sağlıklı yaşamamız, yediğimiz besinlerin içinde yeterince vitamin bulunmasına bağlıdır. Vitamin eksikliği, insanda önemli hastalıklara neden olur. Vitaminler hemen hemen her türlü besinde bir miktar bulunur. Vitaminlerin miktarı taze besinlerde daha fazladır. Çünkü bekleyen besinlerde vitaminlerin bir kısmı parçalanıp bozulur. Vitaminler enerji verici besin maddelerinin yakılması sırasında tutuşturmayı kolaylaştırıcı etki yapar.
A Vitamini: Büyüme ve gelişmeyi düzenler, zayıf ışıkta görebilmeyi sağlar. Yeşil sebzelerde, havuçta, balık etinde, karaciğerde, yumurta ve sütte bulunur.
B Vitamini: Kalp ve sinirlerin düzenli görev yapmasından sorumludur. Buğday, pirinç gibi tahıllarla karaciğerde bulunur.
C Vitamini: Diş etlerinin sağlıklı olmasına yardım eder. Vücudun hastalıklara karşı dirençli olmasını sağlar. Yeşil sebzelerde, portakal ve limonda bulunur.
D Vitamini: Kemik gelişimini düzenler, dişlerin sağlam ve kuvvetli olmasına yardım eder. Balık yağında, yumurta sarısında ve karaciğerde bulunur.
Yukarıdaki vitaminlerden başka E ve K vitaminleri de vardır.

Besin ve beslenme, insanların ve toplum- ların İlk ve en eski yaşam sorunudur Bütün canlı varlıklar, büyümek, geliş- mek, güçlenmek, yasamalarını ve etkinlikle rini sürdürebilmek için besin maddelerine İh tiyaç duyarlar. Besin maddeleri, vücuda katı- larak, yaşam etkinliklerinde bulunma gücünü sağlayan, vücut dokularını geliştiren, onaran, yedek besin saklanmasına İmkân hazırlayan, yenilme, İçilme ve sindirilmeye elverişli, hay vansal, bitkisel ve madensel kaynaklardır. lasan vücudunun, küçük bir hücre biçimin- den başlayarak, gelişim süresi içinde hücre toplulukları (dokular), kan, kas ve kemikten oluşan vücut yapısı halinde bütünleşmesi, ge rekli besin maddelerinin vücuda katılması ve bunların kullanılması İle gerçekleşir- 0 halde, beslenme, geniş anlamda, yaşamı sürdürebil mek İçin, yemek ve içmek yoluyla vücudun Özelliklerine ve içinde bulunduğu şartlara gö re çeşitlenen besin maddelerini kapanması demektir.
İnsan vücudu, çatı. kas, kan. sinir, sindi rim, dolaşım v.b. gibi çeşitli doku ve sistem lerden oluşmakladır. Bu sistemlerin düzenle işlemesinin, vücudun sağlık ve etkinliğini sü rekli olarak koruyabilmesinin,-ancak, her sis tem ve dokunun İhtiyaç duyduğu besinlerin sağlanmasına bağlı olduğu ve vücut unsurları ile besin maddelerinin bileşimleri arasındaki İlişki anlaşılmıştır, insan vücudunun bileşimi ile besin maddelerinin bileşimi benzer unsur lar içermektedir.
Vücut hücrelerinin ve dokularının ana un surunu, azotlu maddeler anlamım taşıyan’ “protein” oluşturmaktadır. Ortalama bir in san vücudu %16 oranında protein içermekte dir. Vücuttaki diğer besin unsurlarının oranı ise şöyledir. % 63 oranında su, % 15 yağ ve % 6 madensel maddeler, öte yandan, genel olarak, besin maddeleri Ue. değişik oranlar da. Bu benzerlik vücudun beslenme ihtiyacı nı belirlemesi yanında, vücudun çeşitli etkin liklerini yöneten organların İhtiyaçlarına uy gun besin maddelerinden yararlanılmasında, dengeli ve uyumlu olma zorunluluğunu da vurgulamaktadır. Böylece, •’beslenme” kav ramı, vücudun ihtiyaç duyduğu miktar, çeşit ve nitelikte besin maddesi alınmasını sağlayan ilke ve yöntemlerin uygulanması olarak tanım lanmaktadır.
Beslenme, insan vücudundaki hücrelerin büyümesi, niteliklerini koruması, görevlerini gereğince yapması, daha sonra kullanmak üze re yedek besin saklaması ve besin artıklarının atılması için gerekli unsıuları ve şanların sağ lanmasında rol oynar ve sindirim, solunum, dolabım, iç salgılar ve boşaltım etkililiklerini düzenler. Böylece, insan vücudunun oluşma sı, sağlığı, gücü, enerjisi, fiziksel ve duygusal dayanıklılığı ve gelişmesi için gerekli besin maddeleri ile bunların dengeli ve yeterli biçim de sağlanması, bu besin maddelerinin bileşim leri İle vücut organlarının ihtiyaçları arasındaki İlişki göz önünde bulundurularak gerekli mik tarları, çeşitlerinin tespit edilmesi, besin mad deltıimn insan vücudu üzerindeki etkileri İle besin maddelerinin üretiminden tüketimine kadar uygulandıkları işlemleri, besin madde lerinden en fa/la nasıl yarar sağlanacağı ko nularını kapsayan, İlkelerini belirleyen, esas ve yöntemlerini öngören ve bunların gelişi mini amaçlayan BESLENME BİLİMİ büyük bir toplumsal Önem kazanmıştır.
BESİN UNSURLARI
Besin maddelerinin hiç biri, yalnız başı na vücudun ihtiyaçlarına cevap vermemek le birlikte, hemen bütün besin maddelerinin bileşimlerinde değişik oranlarda ortak besin unsurları, yani proteinler, karbonhidratlar, yağlar, vitaminler, madensel maddeler ve su bulunmaktadır.
PROTEİN
Protein, yaşayan organizmaların en kar maşık temel unsurudur. Değeri ve önemi 19 uncu yüzyıl baharında anlasılmı> ve “ilk yeri tutan” anlamındaki “proteios” sözcüğün den türetilmiştir. Ancak, proteinlerin yaşa yan hUcretcıle nasıl birleştiği, nasıl bir bü tün oluşturduğu sorunu, tümüyle, çok ya kın bir geçmişte, 1960 yılı ortalarında aydın lanabilmiştir. Yetişkin bir insan vücudunun tümünde % 16 oranında protein bulunur. Kurutulmuş kanın % 90’ı derinin %70’i, kasların % 80’i proteinden oluşur. Proteinden yoksun bir hücrenin oluşma sına, büyümesine ve gelişmesine imkân yok tur. Yaşamını sürdüren hücreler de, sürekli olarak görmek zorundadır. Bu zorunluk, hücrelerin yıpranmasına neden olmakta ve bunun sonucu olarak, yıpranan hücrelerin yenilenmesi ve onarılması zorunluluğu du yulmaktadır. Hücrelerin onarılması ise, hüc renin ana unsuru olan proteinin tamamlan masını, yerine konulmasını gerektirmektedir. Böylece, vücudun protein ihtiyacı açıkça be lirlenmiş olmaktadır. Vücudun kendisi pro tein yapamadığı için, bu ihtiyacın mutlaka besin maddelerinden karşılanması zorunlu dur.
Vücut için gerekli ilk protein kaynağı ana sütüdür. Öte yandan, çeşitli hayvansal ve bit kisel besin maddeleri de protein sağlar. Süt, yumurta, et ve su ürünleri ve bazı tahıl tü revleri zengin protein kaynaklarıdır. Yetişkin bir İnsanın ortalama olarak gün de 80 gr- protein alması gerekmektedir. Bu miktarın, yarı yarıya hayvansal ve bitkisel kaynaklardan edinilmesinin daha yararlı ol duğu da anlaşılmıştır. Birleşmiş Milletler Gı da ve Tarım Örgütü, bir günde, erkeklerin 70 gr., kadınların 60 gr.. gebeliğin ikinci ya rısındaki kadınların 83 gr., emzikli kadınla rın 100 gr, ve 16-20 yaşları arasında bulu nan kız çocukların 75 gr. ve aynı yaş grup larında bulunan erkek çocukların 100 gr. protein almalarının uygun olacağını önerilmiştir. Beslenme sırasında, günlük etkinlik ler sonucu vücudun kullandığı protein mik tan ile besin maddeleri ile alınan protein miktarı arasında denge bulunmasına da dikkat edilmelidir.
KARBONHİDRAT
Karbonhidratlar, karbon, oksijen ve hidrojenden oluşan, çeşitli yapılarda ve çeşitli adlar altında tanınan geniş bir besin grubunu oluşturmaktadır. Karbonhidratların kimyasal bileşiminde, canlı varlıkların yaşamı için ana unsur olan karbon yanında bulunan hidrojenin oksijene oranı iki misli olduğundan, bu besleyicinin su ve karbon olduğu düşüncesi ile, bu besin grubuna “karbon-su” anlamında, karbonhidrat adı verilmiştir.
Hücrelerin bileşiminde, protein ve yağ ile birlikte bulunan ve hücrelerin etkinliklerini sağlayarak, yedek besin ihtiyacını karşılayan karbonhidratlar önemli bir besin unsurudur. Karbonhidrat, proteinin vücut enerjisi için kullanılmasını önler ve vücudun proteine olan ihtiyaç dengesini sağlar. Gözde, deride, kemik iliklerinde, akciğer ve karaciğerde bulunan karbonhidratlar, dokularda, proteine bağlanarak kanın pıhtılaşmasını önlemekte ve vücudun direncini artırıcı bir özellik taşımaktadır. Karbonhidratlar, vücutta enerjiye dönüşen, vücudun enerji ihtiyacını karşılayan besin unsurudur. Günlük enerjinin °/o 60-70’i karbonhidratlardan sağlanır. Bu bakımdan, ortalama yetişkin bir insan vücudunun günde 340 gr. karbonhidrata gerek duyduğu saptanmıştır.
Hayvansal kaynaklı besin maddelerinde karbonhidrat çok az miktarda bulunur. Bunun yanında bitkisel kaynaklı besin maddeleri karbonhidrat yönünden çok zengindir. Ayrıca, bazı karbonhidrat çeşitleri ise vücut tarafından üretilirler. Karbonhidratlar, bitkilerin yaprakları ile sağladıkları su, havadan aldıkları karbondioksit ve güneş ışınlarının etkisi ile oluşmaktadır. Tahıllar, baklagiller, sebze ve meyveler, özellikle şeker, nişasta, bal ve üzüm karbonhidrat kaynağıdır.
YAĞ
Yağ, hücrelerin düzenli çalışması için gerekli bir besin unsurudur. Enerji sağlayan bir besleyici olan yağın vücudun çalışmasında da çeşitli görevleri vardır. Vücudun kalori ihtiyacı, protein ve karbonhidratlardan daha fazla yağ ile karşılanır. Yağ, vücut organlarının çevresini kapatarak, dış etkilerden korur. Deri altındaki yağ tabakasının vücut ısısını koruma ödevi vardır. Dolaşım sisteminde ise, yağ, proteinle birleşerek dokulara iletilir ve hücrelerde enerjiye dönüşür. Genellikle, kadınlarda yağ miktarı, erkeklere oranla daha fazla bulunmakla birlikte, normal bir insan vücudu % 18 oranında yağ içermektedir.
İnsanların, bir günde ne kadar yağa ihtiyaç duyduğu, vücudun harcadığı enerji ile oranlanarak tespit edilmektedir. Bununla birlikte, yağ ihtiyacı üzerinde alışkanlıklar ve gelenekler de rol oynarlar. Genel olarak, ortalama yetişkin bir insan vücudunun yağ ihtiyacı günde 90 gr. olarak düşünülmektedir. Öte yandan, günlük kalori ihtiyacının °Io 20 miktarının da vücudun yağ ihtiyacını belirleyeceği de ileri sürülmektedir. Bütün hayvansal ve bitkisel canlıların hücre yapılarında çeşitli oranlarda yağ bulunmaktadır. Bu durum, hayvansal ve bitkisel kaynaklı besin maddelerinin, insanların yağ ihtiyaçları için yeterli bir nitelik taşıdığını ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, fazla miktarda yağ içeren besin maddelerinden, bazı fiziksel ve kimyasal işlemler sonucu elde edilen saf yağlardan da yararlanılır. Zeytin, mısır, fındık, ceviz, soya fasulyesi ve ay çiçeği gibi bazı bitkisel besin maddeleri zengin yağ kaynaklarıdır.

etiketler: madensel yağlar, madensel yağ nedir, madensel yağ,