Sağlık Ansiklopedisi

Hastalık ve Sağlık Bilgileri

Madensel Yiyecekler

Beslenme kategorisine
19 Ocak 2012
eklenmiştir.

Madensel Yiyecekler

Vücudumuzda besinlerle aldığımız minerallerin etkinliklerini kısaca bilirsek bu madenleri almamızın gerekliliğini daha rahat anlayabiliriz.

Vücudumuzdaki su devamlı değişim halindedir. 70 kiloluk bir yetişkinde 14-16 litre hücre dışı sıvı olduğunu kabul edersek ve günlük 2 litre sıvı alıp çıkardığımızı göz önüne alırsak % 15′lik bir değişimin söz konusu olduğunu görebiliriz. 7 kiloluk bir bebekte ise hücre dışı sıvı miktarı 1.5 litregünlük alınan ve çıkarılan sıvı miktarı da 700 ml’dir. Günlük değişim oranı %40′dır. Bir yetişkine göre bu değişim 3 kat fazladır. Bu nedenle besinlerde sıvı alımı veya su içme özellikle bebeklerde ve hastalıklar durumlarında çok önemlidir.

Vücudumuz su içinde yüzen birçok moleküllerin ve madenlerin belirli bir etkileşim içinde olması ile işlevlerini görmektedir. Unutulmamalıdır ki bu madenler besinlerimizle alınmaktadırlar. Besinlerle alınan bu madenlerin atılımı da başlıca idrarla olmaktadır.

Bu açıdan besinlerimizle alınan madenler; az veya çok olmamalı dengeli ve yeterince alınmalıdır. Her bir maddenin alım ve kullanımı farklı olduğu için ayrı ayrı ele alınacaktır. Sodyum (Na) potasyum (K)kalsiyum (Ca) Magnezyum klor fosfat sülfat gibi madenler besinlerimizle oldukça bol oranda bulunurlar. Ayrıca bunlara olan gereksinimlerimiz de daha fazladır. Yukarıdaki madenler dışında çok az miktarda alınması gereken ve bu nedenle iz veya eser elementler denilen madenler vardır. Bunlar; Bakırçinko flor gibi madenlerdir.

İnsan vücudunun % 4′ü madensel öğelerdir. Minerallerin çoğunluğunu kalsiyum ve fosfor oluştururlar. Madenler ve madenlerin vücutta bulundukları yerler

Mineral Çeşitleri Mineral Simgeleri (Elementleri)

Ca (Kalsiyum Simgesi): İskelette sıvılarda iyon olarak
P (Fosforun Elementi): İskelette dokularda hücre içi ve dışı sıvıda
K (Potasyum Element): Özellikle hücre içi sıvıda iyon olarak
S (Kükürt Simge): Özellikle hücre dışı sıvıda ve proteinlerin sülfür bağlarında
Cl (Klor Simge): İskelette hücre içi ve dışı sıvıda
Na (Sodyum Simge): İskelette hücre içi sıvıda hücre dışı sıvıda
Mg (Magnezyum Simge): İskelette vücut sıvılarında
Fe (Demir Simge): Hemoglobinde ve enzimlerle birlikte dokularda
Cu (Bakır Simge): Enzimlerin yapısında
I (İyot Elementi): Tiroid bezinde ve kanda bulunur.

BESİN UNSURLARI
Besin maddelerinin hiç biri, yalnız başına vücudun ihtiyaçlarına cevap vermemekle birlikte, hemen bütün besin maddelerinin bileşimlerinde değişik oranlarda ortak besin unsurları, yani proteinler, karbonhidratlar, yağlar, vitaminler, madensel maddeler ve su bulunmaktadır.

PROTEİN
Protein, yaşayan organizmaların en karmaşık temel unsurudur. Değeri ve önemi 19 uncu yüzyıl başlarında anlaşılmış ve “ilk yeri tutan” anlamındaki “proteios” sözcüğünden türetilmiştir. Ancak, proteinlerin yaşayan hücrelerle nasıl birleştiği, nasıl bir bütün oluşturduğu sorunu, tümüyle, çok yakın bir geçmişte, 1960 yılı ortalarında aydın-lanabilmiştir. Yetişkin bir insan vücudunun tümünde % 16 oranında protein bulunur. Kurutulmuş kanm % 90’ı derinin % 70’i, kasların °7o 80’i proteinden oluşur.
Proteinden yoksun bir hücrenin oluşmasına, büyümesine ve gelişmesine imkân yoktur. Yaşamını sürdüren hücreler de, sürekli olarak işgörmek zorundadır. Bu zorunluk, hücrelerin yıpranmasına neden olmakta ve bunun sonucu olarak, yıpranan hücrelerin yenilenmesi ve onarılması zorunluluğu duyulmaktadır. Hücrelerin onarılması ise, hücrenin ana unsuru olan proteinin tamamlanmasını, yerine konulmasını gerektirmektedir. Böylece, vücudun protein ihtiyacı açıkça belirlenmiş olmaktadır. Vücudun kendisi protein yapamadığı için, bu ihtiyacın mutlaka besin maddelerinden karşılanması zorunludur.
Vücut için gerekli ilk protein kaynağı ana sütüdür. Öte yandan, çeşitli hayvansal ve bitkisel besin maddeleri de protein sağlar. Süt, yumurta, et ve su ürünleri ve bazı tahıl türevleri zengin protein kaynaklarıdır.
Yetişkin bir insanın ortalama olarak günde 80 gr. protein alması gerekmektedir. Bu miktarın, yarı yarıya hayvansal ve bitkisel kaynaklardan edinilmesinin daha yararlı olduğu da anlaşılmıştır. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, bir günde, erkeklerin 70 gr., kadınların 60 gr., gebeliğin ikinci yarısındaki kadınların 85 gr., emzikli kadınların 100 gr. ve 16-20 yaşlan arasında bulunan kız çocukların 75 gr. ve aynı yaş gruplarında bulunan erkek çocukların 100 gr. protein almalarının uygun olacağını öfiütle-miştir. Beslenme sırasında, günlük etkinlikler sonucu vücudun kullandığı protein miktan ile besin maddeleri ile alınan protein miktarı arasında denge bulunmasına da dikkat edilmelidir.

KARBONHİDRAT
Karbonhidratlar, karbon, oksijen ve hidrojenden oluşan, çeşitli yapılarda ve çeşitli adlar altında tanınan geniş bir besin grubunu oluşturmaktadır. Karbonhidratların kimyasal bileşiminde, canlı varlıkların yaşamı için ana unsur olan karbon yanında bulunan hidrojenin oksijene oranı iki misli olduğundan, bu besleyicinin su ve karbon olduğu düşüncesi ile, bu besin grubuna “karbon-su” anlamında, karbonhidrat adı verilmiştir.
Hücrelerin bileşiminde, protein ve yağ ile birlikte bulunan ve hücrelerin etkinliklerini sağlayarak, yedek besin ihtiyacım karşılayan karbonhidratlar önemli bir besin unsurudur. Karbonhidrat, proteinin vücut enerjisi için kullanılmasını önler ve vücudun proteine olan ihtiyaç dengesini sağlar. Gözde, deride, kemik iliklerinde, akciğer ve karaciğerde bulunan karbonhidratlar, dokularda, proteine bağlanarak kanın pıhtılaşmasını önlemekte ve vücudun direncini artırıcı bir özellik taşımaktadır.
Karbonhidratlar, vücutta enerjiye dönüşen, vücudun enerji ihtiyacını karşılayan besin unsurudur. Günlük enerjinin % 60-70’i karbonhidratlardan sağlanır. Bu bakımdan, ortalama yetişkin bir insan vücudunun günde 340 gr. karbonhidrata gerek duyduğu saptanmıştır.
Hayvansal kaynaklı besin maddelerinde karbonhidrat çok az miktarda bulunur. Bunun yanında bitkisel kaynaklı besin maddeleri karbonhidrat yönünden çok zengindir. Ayrıca, bazı karbonhidrat çeşitleri ise vücut tarafından üretilirler. Karbonhidratlar, bitkilerin yaprakları ile sağladıkları su, havadan aldıkları karbondioksit ve güneş ışınlarının etkisi ile oluşmaktadır. Tahıllar, baklagiller, sebze ve meyveler, özellikle şeker, nişasta, bal ve üzüm karbonhidrat kaynağıdır.

YAĞ
Yağ, hücrelerin düzenli çalışması için gerekli bir besin unsurudur. Enerji sağlayan bir besleyici olan yağın vücudun çalışmasında da çeşitli görevleri vardır. Vücudun kalori ihtiyacı, protein ve karbonhidratlardan daha fazla yağ ile karşılanır. Yağ, vücut organlarının çevresini kapatarak, dış etkilerden korur. Deri altındaki yağ tabakasının vücut ısısını koruma ödevi vardır. Dolaşım sisteminde ise, yağ, proteinle birleşerek dokulara iletilir ve hücrelerde enerjiye dönüşür. Genellikle, kadınlarda yağ miktarı, erkeklere oranla daha fazla bulunmakla birlikte, normal bir insan vücudu °7b 18 oranında yağ içermektedir.
İnsanların, bir günde ne kadar yağa ihtiyaç duyduğu, vücudun harcadığı enerji ile oranlanarak tespit edilmektedir. Bununla birlikte, yağ ihtiyacı üzerinde alışkanlıklar ve gelenekler de rol oynarlar. Genel olarak, ortalama yetişkin bir insan vücudunun yağ ihtiyacı günde 90 gr. olarak düşünülmektedir. Öte yandan, günlük kalori ihtiyacının % 20 miktarının da vücudun yağ ihtiyacını belirleyeceği de ileri sürülmektedir. Bütün hayvansal ve bitkisel canlıların hücre yapılarında çeşitli oranlarda yağ bulunmaktadır. Bu durum, hayvansal ve bitkisel kaynaklı besin maddelerinin, insanların yağ ihtiyaçları için yeterli bir nitelik taşıdığını ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, fazla miktarda yağ içeren besin maddelerinden, bazı fiziksel ve kimyasal işlemler sonucu elde edilen saf yağlardan da yararlanılır. Zeytin, mısır, fındık, ceviz, soya fasulyesi ve ay çiçeği gibi bazı bitkisel besin maddeleri zengin yağ kaynaklarıdır.

MADENSEL MADDELER
İnsan vücudunun % 4’ünü çeşitli madensel maddeler oluşturmaktadır. Vücudun düzenli çalışabilmesi, çatının ve kemiklerin normal oluşabilmesi için, kalsiyum, fosfor, sodyum, potasyum, iyot, çinko, bakır, magnezyum, flor, krom, demir v.b. madensel maddeler önemli görevler yüklenmişlerdir. Vücudun ortalama % 1,5-2’sini kalsiyum oluşturur. Ortalama 3-6 gr. demir vardır.
Kalsiyum ve fosfor yalnızca vücudun kemikler, dişler gibi sert dokuları için gerekli değil, aynı zamanda hücre yapısının ve vücut sıvılarının dengesi için de gerekli bulunmaktadır. Kalsiyum ve fosforun önemli miktarı kemiklerde ve dişlerde bulunur. Geri kalanı vücut hücre ve sıvılarının bileşimleri içindedir. Vücutta genellikle bileşik halde bulunan kalsiyum ve fosfor, proteinleri örterek sert dokuları oluşturur. Kasların ve sinirlerin düzenli çalışması için vücut sıvılarında kalsiyum ve fosforun dengeli biçimde bulunması zorunludur. Fosfor, protein, karbonhidrat ve yağların değişikliğe uğratılması, özümlenmesi ve hücrenin oluşması için ayrıca gerekli bir unsurdur. Ayrıca, iskeletin yapısında, kas dokuları ve vücut sıvılarında, kalsiyum ve fosforla birlikte magnezyum da bulunmaktadır. Magnezyum, besin maddelerinin kullanılmasında önemli bir rol oynar.
Vücut, madensel maddelere olan ihtiyacım yiyecek ve içeceklerden sağlar. En zengin kalsiyum kaynağı süt ve süt ürünleridir. Protein yönünden zengin olan yiyecekler, iyi birer fosfor kaynağıdır. Karaciğer, dalak gibi sakatat ve yumurta, kuru baklagiller, meyve kuruları, fındık, fıstık, üzümden demir sağlanır. Yeşil yapraklı sebzeler de demir yönünden zengindir. Sodyum ihtiyacı tuz ile karşılanır. Su ürünleri, özellikle ıspanak iyot içermektedir. Etler, balıklar, sakatat, kuru baklagiller, yeşil sebzeler, yumurta, fındık, susamda zengin miktarda bakır vardır.

SU
Su, bütün hayvansal ve bitkisel hücre ve dokuların ana yapıcısı ve hayvansal ve bitkisel beslenmenin temelidir.
Su, yalnızca insan vücudundaki hücrelerin içinde yaşama imkânı bulduğu ortamı değil, bütün canlı varlıkların yaşamasına imkân veren ortamı hazırlayan ana unsurdur. İnsan vücudunun üçte ikisi, su içermektedir. Kanda % 85, deride % 64, kaslarda % 74, karaciğerde % 71, böbreklerde %83, kemiklerde % 13-44 oranında su vardır. Besin maddelerinin vücuda yararlı duruma getirilebilmesi, kan ve diğer organların görevlerini yapabilmesi, insan vücudunda dengeli olarak bulunan suya bağlıdır.
İnsan vücudunun su ihtiyacı, ya doğrudan doğruya su içerek, ya ana unsuru su ya da süt olan içeceklerle, meyve suları ile ya bileşimlerinde su bulunan besin maddelerinin sindirimi ile ya da vücutta bulunan organik maddelerin yakılması ile vücut tarafından elde edilerek karşılanmaktadır. Öte yandan, içilen doğal su, kimyasal olarak, yalnızca oksijen ve hidrojen bileşimi değildir. Doğal su, içinden geçtiği toprak katlarının yapısına ve toprağın bileşimine göre, değişik oranlarda kalsiyum, demir, magnezyum, sodyum, potasyum, silisyum, kükürt, klor ve iyot içermektedir. Görülüyor ki, doğal su, vücudun su ihtiyacını karşılamak yanında, vücudun madensel madde ihtiyacına da cevap vermektedir.

VİTAMİNLER
Vitaminler, vücut etkinliklerinde oynadığı rol ve görevler, bu görevlerin nasıl yürütüldüğü, diğer besin öğeleri ile ilişkileri kesinlikle anlaşılmış olan besin unsurlarıdır. Vitaminler, başlıca yağda erime (A, D, E ve K vitamin grubu) ve suda erime (B grubu ve C vitaminleri) özellikleri göz önünde bulundurularak iki temel gruba ayrılmış, bu gruplar içinde bulunan her vitaminin değişik görevleri ve etkileri, ve farklı kaynaklan olmasına karşın, bu besleyicilerin tümü “VİTAMİN” adı altında ifade edilmişlerdir. İlk kez, 1912 yılında “yaşam için zorunlu aminler” grubunu deyimlendir-mek üzere kullanılan Vitalamin, sözcüğü giderek Vitamin adına dönüşmüştür.
Vitaminler, vücuttaki hemen bütün kimyasal olayların düzenleyicisidir. Vücudun aldığı besin unsurlarının kullanılmasında, sinir ve sindirim sistemlerinin çalışmasında, vücut organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasında, vücudun güç ve direncinin artırılmasında en önemli rolü vitaminlerin oynadığı bugün mutlak olarak değerlendirilmektedir. Vitaminlerden her hangi birinin eksikliği, o vitaminin yardımcı olduğu kimyasal olayların aksamasına, organların ve sistemlerin çalışmalarında bozukluklara, kısaca vücudun sağlığında düzensizliklere sebep olur.

A VİTAMİNİ, vücudun deri sağlığı, sindirim, solunum, üreme ve görme organlarım koruyan hücrelerin çalışması için gereklidir. Balıklarda, özellikle balık yağında zengin şekilde bulunur. Tereyağında ve çeşitli hayvanların karaciğerlerinde bulunur. Zira karaciğerin ödevi A Vitaminini depo etmektir. A Vitamini genellikle sebzelerde bulunmaz. Ancak, bazı meyve ve sebzelerin renkli hücrelerinde, vücutta A Vitaminine dönüşen vitaminler bulunmaktadır. Özellikle, havuç, zengin bir A Vitamini kaynağı olarak tanınır.

B VİTAMİNİ, çeşitli türleri bulunan ve suda eriyebilen vitaminlerdendir. B vitaminlerinin çeşitli rolleri ve görevleri bulunmakla birlikte, yapısında azot ve kükürt bulunan besin maddelerinin enerjiye çevrilmesi için gereklidir. Protein, yağ ve karbonhidratların sindirilmesinde, sinir sistemi düzeninde önemli görevleri vardır. B2 vitamini böbrek ve karaciğerin çalışmasına yardımcı olur. En zengin kaynakları tahıl taneleri gibi bitki tohumları, et, süt yumurta gibi hayvansal protein bulunan yiyecek maddeleridir.
C VİTAMİNİ, dokuları bir araya getiren bağ unsuru için gereklidir. Hastalıklara karşı vücudun direncinin artmasında rol oynar. En zengin bulunduğu yiyecekler, sakatat, yeşil yapraklı sebzeler, narenciye ürünleridir. C Vitamini, değeri ilk önce anlaşılan vitamin türleri arasındadır. Yetişkin bir insan günde 70 mg C Vitaminine ihtiyaç duyar. Pişirme yöntemlerinin, yiyecek maddelerinde bulunan C Vitamini üzerinde önemli ölçüde etkisi olduğu unutulmamalıdır.
D VİTAMİNİ, günlük ihtiyaç yönünden en fazla miktarda sağlanması zorunlu olan vitaminlerden birisidir. Özellikle, gelişmekte olan bir çocuğun günde 400 IU D Vitamini alması gerekir. D Vitamini, kalsiyum ve fosforun bağırsaklarda emilmesini ve kemiklerde depo edilmesini, büyümeyi, çatının normal gelişmesini sağlar. D Vitamininin ön maddesinin, güneş ışınlarıyla D Vitamini haline dönüştüğü anlışmıştır. D Vitamini çoğunlukla hayvansal kaynaklı yiyecek maddelerinde bulunur. En zengin D Vitamini kaynağı balık yağıdır.
E VİTAMİNİ, yağların sindirilmesinde, kan hücrelerinin ve kasların normal çalışmasında ve A Vitaminin görevlerini yerine getirmesinde rol oynamaktadır. Günlük yiyeceklerde bulunmakla birlikte, özellikle bitkisel yağlar, yeşil yapraklı sebzeler ve tahıl taneleri E Vitamini bakımından zengin bir kaynaktır.
K VİTAMİNİ, kanın normal özelliklerini koruyabilmesi için gerekli bir besleyicidir. Sindirim sistemi ve karaciğerin düzenli çalışması için K Vitaminine gerek olduğu da anlaşılmıştır. K Vitamini genellikle yeşil yapraklı sebzelerde bulunmakla birlikte günlük yiyecek maddelerinde de bulunur.

etiketler: madensel yiyecekler, madensel yiyecek, madensel,