Sağlık Ansiklopedisi

Hastalık ve Sağlık Bilgileri

Protein Düşüklüğü

Beslenme kategorisine
23 Mart 2012
eklenmiştir.

Protein Düşüklüğü

Protein düşüklüğü, ne gibi hastalıklara davetiye çıkarır ve sonuçları nelerdir makalemizden öğrenebilirsiniz.

Aminoasit eksikliği protein eksikliğine neden olup protein enerji malnütrisyonunda (PEM) kawashiokora neden olur.

Hastalarda Protein eksikliği, diğer adıyla kawashiorkor sendromu, protein yetmezliği hastalığıdır. Bu, beslenme bozukluğu sonucu düşük kalori ve protein eksikliğine bağlı olarak meydana gelen aşırı zayıflıktır.

Yalnız kalori veren yiyeceklerle (nişasta, un, patates, şekerli gıdalar, ekmek gibi) beslenen çocuklarda görülen beslenme bozukluğudur. Büyüme ve gelişme için gerekli olan, protein, karbonhidrat, vitamin ve minerallerin yeterince alınmamasından kaynaklanır. Genellikle anne sütü bırakıldıktan sonra 18 ay-3 yaş arası çocuklarda görülür. Protein eksikliği büyüme ve gelişmeyi önler. Çocuğun boyunun kısa kalmasına ve yaşına göre kilosunun az olmasına sebep olur.

Belirtileri:

Çocuk iştahsızdır. Yemek yemek istemez.
İştahsızlığına bağlı kilo kaybı görülür.
Duyumsamazlık ve uyuşukluk halleri vardır.
Genellikle boy yaşa göre normaldir.
Deri renginde değişmeler olabilir. Deride pullanma, çatlak ve yaralar görülebilir, rengi koyulaşabilir.
Çocuğun derisinde ve ağız kenarında yanığa benzeyen yaralar vardır.
El, ayak, karın ve suratta şişlik(ödem) vardır.
Yüz soluk ve şiştir.
Saç dökülmesi vardır. Ayrıca saçlar ince, kuru ve kırmızımsı renktedir.
Protein Eksikliği Nasıl Önlenir?

Anne sütü ilk 4-6 ay tek başına verilmeli.
Büyüme izlenmeli ve doğru ek besinler verilmeli.
Çocuğun temizliğine dikkat edilmeli.
Çocuk hastalıklardan korunmalı ve aşıları düzenli yapılmalı.
Tedavisi:

Protein eksikliği, hastane tedavisi gerektirir. Çocuk doktorun önerilerine göre beslenmelidir. İlkyardım tedavisi, protein verilmesidir ve vakaların çoğu yağı alın¬mış sütle hemen düzelme işaretleri gösterir. Bu gıdaya, muz, un ve tereyağı, vitaminler eklenmelidir.

Aminoasit eksikliği protein eksikliğine neden olup protein enerji malnütrisyonunda (PEM) kawashiokora neden olur.

Hastalarda Protein eksikliği, diğer adıyla kawashiorkor sendromu, protein yetmezliği hastalığıdır. Bu, beslenme bozukluğu sonucu düşük kalori ve protein eksikliğine bağlı olarak meydana gelen aşırı zayıflıktır.

Yalnız kalori veren yiyeceklerle (nişasta, un, patates, şekerli gıdalar, ekmek gibi) beslenen çocuklarda görülen beslenme bozukluğudur. Büyüme ve gelişme için gerekli olan, protein, karbonhidrat, vitamin ve minerallerin yeterince alınmamasından kaynaklanır. Genellikle anne sütü bırakıldıktan sonra 18 ay-3 yaş arası çocuklarda görülür. Protein eksikliği büyüme ve gelişmeyi önler. Çocuğun boyunun kısa kalmasına ve yaşına göre kilosunun az olmasına sebep olur.

Belirtileri:

Çocuk iştahsızdır. Yemek yemek istemez.
İştahsızlığına bağlı kilo kaybı görülür.
Duyumsamazlık ve uyuşukluk halleri vardır.
Genellikle boy yaşa göre normaldir.
Deri renginde değişmeler olabilir. Deride pullanma, çatlak ve yaralar görülebilir, rengi koyulaşabilir.
Çocuğun derisinde ve ağız kenarında yanığa benzeyen yaralar vardır.
El, ayak, karın ve suratta şişlik(ödem) vardır.
Yüz soluk ve şiştir.
Saç dökülmesi vardır. Ayrıca saçlar ince, kuru ve kırmızımsı renktedir.
Protein Eksikliği Nasıl Önlenir?

Anne sütü ilk 4-6 ay tek başına verilmeli.
Büyüme izlenmeli ve doğru ek besinler verilmeli.
Çocuğun temizliğine dikkat edilmeli.
Çocuk hastalıklardan korunmalı ve aşıları düzenli yapılmalı.
Tedavisi:

Protein eksikliği, hastane tedavisi gerektirir. Çocuk doktorun önerilerine göre beslenmelidir. İlkyardım tedavisi, protein verilmesidir ve vakaların çoğu yağı alın¬mış sütle hemen düzelme işaretleri gösterir. Bu gıdaya, muz, un ve tereyağı, vitaminler eklenmelidir.

Saçlarımız keratin denilen kopma direnci yüksek bir proteinden oluşmaktadır. Mevsimsel geçiş dönemlerinde yaşarız daha çok saç dökülmesini peki başka ne gibi etkenler saç dökülmesini tetikler ?

Uzmanlar günde 50 ile 100 tel arası saç telinin dökülmesinin normal olduğunu söylüyor. Fakat bu orandan fazla saç kaybı ya da saçlarda gözle görülür incelme ve açıklık oluştuğu takdirde ya derhal bitkisel saç ürünleri kullanılması ya da doktora başvurulması gerektiğinin altını çiziyorlar.

Saç dökülmesinin belli başlı nedenleri bulunuyor. Şimdi onları sizler için sıralayacağız..

Ailesel Saç Kaybı; Saç kaybının en fazla görülen nedeninin genetik olduğunu belirten uzmanlar bu grup saç dökülmesi ile en çok kadınların karşılaştığını ve saçlarda azalma görüldüğünü fakat kellik oluşumu olmadığının altını çiziyor. Bu tip saç kaybı kişide 10-20-30lu yaşlarda başlayabiliyor.

Alopesi Areata; Bu şekil saç kaybında saçta geniş yuvarlak para büyüklüğünde açılmalar meydana geliyor. Herhangi bir yaş aralığı olmayan bu hastalığın sebebi bilinmiyor, saçtan ziyade vücut kıllarında da kayıplar görülebiliyor ve bazı hastalarda bi süre sonra saçlar kendiliğinden büyüyor.

Doğum Sonrası Görülen Saç Kaybı; Hamile hanımların saçlarının büyük bir bölümünde büyüme olduğunu belirten uzmanlar, gebelik sonrasında saçların dinlenme fazına geçtiklerini ve ilk 2 – 3 ay içerisinde yüksek oranda döküldüklerini söylüyor. Kimi zaman bu süreç 6 aya kadar uzayabiliyor.

Aynı şekilde yüksek ateş, soğuk algınlığı ve ağır enfeksiyon gibi yaşanan rahatsızlıklarda da saçlar dinlenme fazına giriyor ve kişide 1 aydan 3 aya kadar yoğun saç kaybı görülebiliyor.

Tiroid Hastalıkları; Eğer ki kişi tiroid rahatsızlığı yaşıyorsa bu rahatsızlığa bağlı olarak yoğun saç dökülmesi yaşayabilir. Fakat uzmanlar bu tip saç dökülmesi yaşayan kişilerin tiroid tedavisi ile yaşanan saç kaybının son bulacağının altını çiziyor.

Düşük Proteinli Beslenme; Eksik protein içerikli beslenme şekli, düzensiz beslenme alışkanlığına sahip ve düşük kalorili diyet yapan kişilerde protein düşüklüğü meydana geliyor. Bu oluşum sonrası metabolizma mevcut proteinini saklamak için saçları dinlenme evresine alıyor ve kişide saç kaybı ortaya çıkıyor. Uzmanlar, bu durumun düzenli beslenme ve metabolizma için gerekli proteinin alınması ile son bulacağını belirtiyor.

Kimileri bu durumu “kilo aldım”, “elim, ayağım şişiyor” gibi yorumlarla geçiştirirken bazen de bu durum hastalık habercisi olabilir. Memorial Etiler Tıp Merkezi Dahiliye Bölümü’nden Uz. Dr. Murat Görgülü, vücutta ödem oluşumu ve dikkat edilmesi gereken noktaları anlatıyor.

Ödem nedir?

İnsan bedeninde damar içerisinde dolaşan sıvıların damar dışına çıkması ve doku araları ile cilt altında birikmesi sonucunda ödem durumu gelişir. Alınan su ve tuz miktarı vücutta şişme ve ödem gelişiminde çok önemlidir. Gözle görülür bir ödem, yani vücutta su toplaması olduğunda 3 litre kadar fazla sıvı vücutta birikmiş demektir. Ödemin oluşumunda böbrekten su ve tuz tutulumu önem taşır.

İnsan vücudunda sıvı birikimi, bölgesel ya da tüm vücudu içerecek şekilde genel olabilir, bunların nedenleri farklıdır. Ödemin bölgesel dağılımı, nedeni hakkında önemli fikirler verir.

Ödem hangi hastalıkların habercisi olabilir?

Ödemin olduğu bölgede lenf akımının aksaması önemlidir. Tıkayıcı bir kitle, enfeksiyon ya da damar tıkanıklığı buna yol açabilir. Her iki bacak şişmesi, aşırı varisler, kalp yetersizliği, lenfatik tıkanıklık, sürekli oturma ve hareketsizliğe bağlı olabilir. Yüz, dudak ve gözde oluşan ödemlerin de en sık nedeni, alerjik reaksiyonlar ya da kanda protein düşüklüğü olabilir. Kalp ve karaciğer gibi organ yetersizliklerinde de karın zar ve akciğer zarında sıvı birikimi olur; ayrıca bazı kanserlerin yayılması sonucunda karın ve akciğer zarlarında sıvı birikimi sıkça gözlenir.

Ödemin süresi yaygınlığı ve kişide ek bir rahatsızlık olup olmaması tanıda ve tedavide büyük önem taşır.

1 gram tuz 200 ml sıvı birikmesine neden olur

İnsan vücudunun büyük bir bölümünü içine alan ya da tüm vücudu kaplayan yumuşak doku şişmesine yol açan, sıvı birikimleridir. Her iki bacakta oluşan ödem uzun süre ayakta kalmaya bağlı olabilir. Bunda fazla tuz tüketimi çok önemlidir, fazladan alınan 1 gr tuz vücutta 200 ml sıvı birikmesine yol açar. Kalp yetersizliğinde de her iki ayakta şişme erken bir bulgudur. Kalp yetersizliğinde akciğerlerde de sıvı birikerek nefes darlığına yol açabilir.

Sabah kalktığımızda oluşan göz çevresi şişmesinde özellikle böbrek hastalıkları ve azalmış tuz atılımı düşünülmelidir. Böbrek rahatsızlığı dışında ileri derecede karaciğer yetersizliği de bu tip ödeme neden olabilir. Özellikle protein kaybına yol açan “nefrotik sendrom”da tüm yüz ve vücutta şişme olabilir.

Ödem yapan yiyecekler

Tüm vücutta şişmeye yol açan en önemli nedenlerden biri de alınan besinlerdeki tuz ve kimyasal madde miktarıdır. Normalde alınması gereken tuz miktarı, yaşa ve aktiviteye göre değişir ancak daha öncede söylediğimiz gibi aşırı tuzlu besinlerin tüketilmesi ile yeterli miktarda tuz böbreklerden atılamazsa vücutta sıvı birikmeye başlar. Öncelikle ayak bileği, göz çevresi gibi yumuşak doku bölgeleri şişmeye başlar.

Hazır soslar, yapay tatlandırıcılar, bazı baharatlar, alkollü içecekler, bol kafeinli içecekler vücutta ödem oluşumunu artırır. Birçok ağrı kesici ilaç ve romatizma ilacı da vücutta su ve tuz tutarak ödeme yol açar. Birçok hormon ilacı, özellikle de kortizonlu ilaçlar vücutta aşırı su ve tuz tutulumuna neden olur.

Aşırı hareketsizlik de lenf dolaşımını ve toplardamar dolaşımını azaltacağı için özellikle kollarda ve bacakta şişme yapar. Hep aynı pozisyonda kalan yaşlılarda yerçekiminin etkisi ile sıvı altta kalan bölümlerde toplanır, bu yalancı bir ödem görüntüsü verebilir.

Başlıca tedavi ödeme neden olan durumun ortadan kaldırılmasıdır. Örneğin fazla tuz alımının engellenmesi, alkol alınmaması, hazır besin ve soslardan uzak durulması, sigara ve kafeinli içeceklerin azaltılması en önemli hususlardır. Alınan ağrı kesici ve romatizma ilaçlarının dozu ayarlanmalıdır. Eğer kişide hareket eksikliği ve aşırı durağanlık var ise mobilizasyon, lenf ve kan dolaşımını artıracağı için ödemin azalmasına yardımcı olur.

Ödem nedir, neden olur? yazımızı okuyarak ödemle ilgili tüm detayları öğrenebilirsiniz.

Ödemin nedenine göre tedavi
Eğer kişide vücutta sıvı birikimine yol açan herhangi bir hastalık öncelikle bu hastalığın tespit edilmesi ve buna yönelik tedavi yapılması temel prensiptir.
Kalp yetersizliği olan hastada tansiyon ve kalp atımının düzenlenmesi ve idrar söktürücü tedavi yapılması birinci derecede önemlidir. Hastanın idrarının artması ile ödem azalmaya başlar ancak bu ilaçların yan etkileri çok dikkatli olarak takip edilmelidir, fazla idrar söktürücü kulanımı aşırı tuz ve su kaybına yol açabilir, bu da halsizlik, tansiyon düşmesi ve kalp ritm bozukluğu gibi durumlara yol açabilir.
Böbreklerden protein kaybı olan ya da böbrek yetersizliği gelişmiş olan hastalarda proteinin tamamlanması diyetin ayarlanması, alınan tuz miktarını azaltılması çok önemlidir.
Karaciğer yetersizliğine bağlı ödemlerde de eksik proteinin tamamlanması ve idrar söktürücü tedavi uygulanması temel prensiptir.
Göz çevresi, ayak bilekleri, eller ya da vücudun herhangi bir yerinde şişme ve sıvı birikimi fark edildiğinde fazla zaman yitirmeden bir doktora danışmak çok önemlidir.

Bu içerik için bazı arama önermeleri

  • protein düşüklüğü
  • TOTAL PROTEIN DUSUKLUGU
  • protein eksikliği belirtileri
  • böbrekte protein eksikliği nedir
  • total protein düşüklüğü tedavisi
  • protein azlığında
  • kanda protein eksikliği
  • protein kaybina neden olan hastaliklar
  • kanda protein azlığı
  • total protein düşüklüğü cocuklarda