Sağlık Ansiklopedisi

Hastalık ve Sağlık Bilgileri

Reflü Ve Beslenme

Beslenme kategorisine
4 Aralık 2011
eklenmiştir.

Reflü Ve Beslenme

Son zamanlarda adı sıkça duyulan hastalıklardan biri de, halk arasında reflü olarak bilinen, tıbbi adı ise gastroözefagial reflü olan hastalık. Bu hastalığın ne olduğunu, oluşma sebeplerini, kimlerde daha sık ortaya çıktığını bilmek ve reflü hastalığında uygulanması gereken beslenme önerilerini ve yaşam kalitesi arttırmaya yönelik önerileri öğrenmek istiyorsanız, bu yazımız sizin için hazırlandı.
REFLÜ OLUŞMASININ NEDENLERİ NELERDİR?
Reflü, besinler tüketildikten sonra midede kalan besin içeriğinin mideden yemek borusuna doğru geri gitmesi olarak tanımlanabilir. Yemek borusunda oluşan fizyolojik bozukluklar, mide ile ilgili bazı sağlık sorunları ve midenin aşırı dolu olması gibi sebeplerle oluşur. Bunların yanı sıra hastalıklar için kullanılan bazı ilaçlarında reflüye yol açabileceği düşünülmektedir.
İnsanlarda, besin tüketiminden sonra reflü genelde görülür. Fakat yukarda belirtilen etmenler nedeni ile reflü bir hastalığa ve eğer gerekli tedbirler alınmazsa hayatınızı kâbusa çevirecek bir soruna dönüşebilir.
REFLÜNÜN BELİRTİLERİ NELERDİR?
Yemekten sonra veya yatıp kalkmakla oluşan mide ekşimeleri, boğaza besin tüketiminden sonra acı bir sıvı gelmesi ve ağızda acı bir tadın oluşması, şişkinlik hissi, tükürük salgısının artması gibi belirtileri mevcuttur. İlerleyen reflü ses kalınlaşmasına, nefes darlığına, öksürüğe ve demir eksikliği anemisine de neden olabilir.
Geç teşhis, tedavi edilmemiş ve gerekli beslenme düzeni oluşturulmamış reflüler, zamanla gastrit ve çeşitli barsak hastalıklarının oluşma riskini arttırabilir. Bazı çalışmalarda, çok uzun vadede yemek borusu kanseri riskini arttırabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
REFLÜYE KİMLERDE DAHA SIK RASTLANIR?
Mide ve yemek borusu ile ilgili hastalığı olanlarda, şişmanlarda ve gebelerde görülme riski daha fazladır.
Bazı gebelerde, bebeğin karın içinde yarattığı baskı nedeni ile özellikle doğumdan önceki birkaç ay önce görülmeye başlanır. Çoğunlukla doğumla birlikte sona erer.
REFLÜSÜ OLAN BİREYLER BESLENMELERİNDE NELERE DİKKAT ETMELİDİR?
Şişmanlık, reflü riskini arttıran etmenlerden biri olduğundan dolayı, reflüsü olan bireylerin ideal kilolarında olması önem taşır. Şişman ve reflüsü olan bireylerin, sağlıklı beslenme önerilerine uygun bir zayıflama diyeti ile ve bir beslenme ve diyet uzmanının rehberliğinde ideal kilolarına ulaşmaları önemlidir.
Sigara içilmesi ve aşırı alkol tüketiminin genel sağlığa olan zararlı etkilerinin yanı sıra, reflüyü tetikledikleri de bilinmektedir. Bu nedenle, alkol tüketiminde aşırıya kaçılmaması ve sigara içilmemesi de önemlidir.
Gece yeme sendromu da, reflüyü arttıran etmenlerden bir diğeridir. Gece gerçekleşen besin tüketimi sağlıklı bireylere de önerilmediği gibi, reflüsü olan bireyler için de uygunsuzdur. Reflüsü olan bireylerin böyle bir alışkanlıkları varsa, daha rahat bir uyku için bu alışkanlıklarından vazgeçmeleri gerekir.

Öğünlerin düzenli olması, sağlıklı beslenme alışkanlığının önemli bir parçasıdır. Günde en az üç ana öğün tüketilmesi ve öğün saatlerinin değişmemesi de reflü sorunlarını azaltır. Bunun yanı sıra, yüksek miktarlarda besin tüketimi midenin aşırı dolmasına neden olarak reflüyü tetikleyebilir. Bu nedenle, ara öğünlerinde günlük beslenme içinde yer alması, açlığı bastırarak ana öğünlerde besin tüketimini azaltır. Reflüsü olan bireylerin öğün atlamaması gerekir. Öğünler atlandığında, diğer öğünde yoğun açlık hissi nedeni ile besin tüketimi artabilir, bunun sonucunda artan mide içeriği nedeniyle reflü sorunları görülebilir.
Reflüsü olan bireylerin, pişirme yöntemlerine de dikkat etmesi gereklidir. Kızartma ve kavurmalar reflüyü arttıran pişirme yöntemleridir. Bu yöntemler yerine, haşlama, buğulama ve fırınlama yöntemleri tercih edilmelidir. Bunların yanı sıra, aşırı sıcak ve aşırı soğuk olan besinlerin tüketiminden kaçınılmalıdır.
Koyu çay, kahve ve baharatlar da reflüyü artırabilir. Bu nedenle çay ve kahve tüketimi sınırlandırılmalı ve bu içecekler yerine asitli olmayan meyve suları ve ayran tercih edilmelidir. Yemeklerde acı baharatlara ve naneye yer verilmemelidir.
Beslenme düzeni ile ilgili dikkat edilmesi gereken son önemli nokta ise, sıvı tüketimidir. Ana öğünlerde çok fazla sıvı tüketimi reflüyü tetikleyebilir. Bu nedenle, sıvılar yani su ve içeceklerin tüketimi ana öğünler yerine, ana öğünler arasındaki zaman diliminde gerçekleştirilmelidir. Burada çarpıcı olan nokta ise, günlük ihtiyacımız olan en az sekiz su bardağı suyun azaltılmaması gerektiğidir. Günlük zaman dilimi içerisinde belirtilen miktarlarda su tüketimine dikkat etmeniz, sağlığınız için önemlidir.
REFLÜ SORUNLARININ AZALMASI İÇİN BİR KAÇ ÖNERİ…
** Beslenme, hayatımızın vazgeçilmez parçalarından biridir. Sadece yaşamımızı devam ettirmemizi sağlamakla kalmaz, aynı zamanda psikolojik bir olgudur. Sağlıklı beslenme ile daha sağlıklı, daha kaliteli ve daha uzun bir yaşama sahip olabiliriz. Sağlıklı beslenme alışkanlığını yaşam boyu sürdürmek, hem reflüsü olanlar hem de olmayanlar için en önemli yaşam kalitesini arttırıcı öneri olacaktır.
** Günlük beslenme düzenine dikkat etmek, öğün atlamamak ve öğünlerin düzenli tüketilmesi reflü sorunlarını azaltacağı gibi açlık hissinin bastırılmasında ve buna bağlı olarak kilonun korunmasında önemlidir.
** Reflüsü olan bireyler, yemeklerden hemen sonra uzanmamalı ve uyumamalıdırlar. Uzandıkları zaman, yatağın baş kısmını yastık desteği ile yaklaşık 15–20 cm yükseltmeleri, gece boyunca oluşacak reflü riskini azaltacaktır.
** Çok sıkı kıyafetler giymek, sıkı kemerler takmak ve korse kullanmakta reflü riskini arttırabileceğinden dolayı, bu tür uygulamalardan kaçınılmalıdır.
** Egzersiz, sağlık için çok önemlidir ve herkesin mutlaka yaşına uygun hareketli bir yaşam tarzı benimsemesi gerekir. Fakat reflüsü olan bireylerin, tok karına egzersiz yapmaları önerilmemektedir.

Reflüde tedavisin en önemli basamaklarından biri de diyettir. Diyette protein içeriği arttırılırken yağ içeriğinin azaltılması beklenir. Mideyi aşırı doldurup gerginlik ve basınç oluşturmamak için sık aralıklarla ancak küçük porsiyonlar tercih edilmelidir. İki saatte bir olacak şekilde diyet düzenlenmeli ve bunu sağlayabilmek için iş yerinde, arabada, çantada kolay taşınacak besinler bulundurulmalıdır. Mideyi fazla şişirmemek için ana öğünlerde sıvı alımı kısıtlanmalı ve günlük sıvı ihtiyacımızın 2-2.5 litre olması gerektiği unutulmadan ara öğünlerde sıvı alımına dikkat edilmelidir. Sıvılar çok soğuk veya çok sıcak olmamalı ve bir kere de hızlıca tüketmek yerine yudum yudum yavaşca içilmelidir.

Mide asidinin uyarılmasını önlemek için acılı baharatlar, domates, portakal, mandalina, greyfurt, limon gibi turunçgiller ve onların suları, karbonatlı içecekler (gazoz, kola vs.) ile kahve, koyu çay tüketiminden kaçınmak gerekir. Çikolata, çiğ soğan, sarmısak ve nane yine reflüye neden olabilecek gıdalardandır. Alkol, özofagus irritasyonuna neden olduğu ve mide asidini arttırdığı için mutlaka kısıtlanmalıdır. Geç saatte alkol ile birlikte yenen ağır bir yemek ve üzerine içilen kahve, sigara bir reflü hastası için en kötü kombinasyondur.

Yağda kızartmalar, yağlı etler, mayonez ve soslar, kaymak, krema gibi aşırı yağlı yiyecekler ile yağda kızartmalar, açma, poğaça, yağlı börekler reflü şikayetlerini arttırır. Bazen simitin susamları bile şikayetleri tetikleyebilir. Süt, yoğurt ve peynirin yağsız veya az yağlı olanları kullanılmalıdır. Baklava, şöbiyet gibi ağır tatlılar kısıtlanmalı yerine sütlü tatlılar veya meyve ile yapılmış tatlılar tercih edilmelidir.

Yemekleri pişirme şekli de önemlidir. Genellikle sıvı yağ tercih edilmeli ancak çok az yağ kullanılmalıdır. Yemek yaparken çok soğan, salça, domates ve baharat kullanılmamalıdır. Haşlama, ızgara veya fırınlama yöntemi tercih edilmekle birlikte en iyisi buharda pişirmektir.

Reflüyü provoke eden faktörlerden biride şişmanlıktır. Bu nedenle eğer kişinin kilo fazlalığı varsa mutlaka uygun bir diyetle zayıflaması gerekir.

Dar giysiler ve sıkı kemerler şikayetleri arttırdığı için önerilmez. Yemeklerden sonra dik oturmak veya hafif bir yürüyüş yapmak şikayetleri azaltacaktır. Yatmadan 3 saat önce yemek yenmemeli, atıştırma yapılmamalıdır. Gece uyurken yatak başı uygun bir şekilde yükseltilmelidir.

Reflünün yan etkileri nelerdir?

Reflü tedavi edilmez ise yemek borusunda darlık ve kanamalara yol açabilir. Çocukluk çağı astımının üçte birinin altında reflü yatmaktadır. Uzun süre asitli bir sıvı ile karşılaşan ösofagus mukozasında (sümüksü zarında) kanser öncesi bir takım değişiklikler görülebilir. Buna Barrett Özefagusu denir. Uzun süre reflüsü olan bir kişide yutma güçlüğü (disfaji), kanama, boğulma hissi, öksürük, ses kısıklığı ve kilo kaybı belirtiler ösefagus kanserini düşündürmelidir.

Nasıl teşhis konulur?

Hastanın şikayetleri iyi değerlendirilirse reflü teşhisi hiçbir laboratuar yöntemine başvurmadan genellikle rahat konulur. Altta yatan önemli bir anatomik neden düşünülürse aşağıdaki incelemeler yapılır.

1- Boyalı madde ile çekilen yemek borusu- mide – on iki parmak bağırsağı filimi
2- Gasroskopi: yemekborusu ve midenin fleksibl bir tüp ile doğrudan görüntülenmesi
3- Özefagus manometresi: Yemek borusu alt büzgeçinin basıncının incelenmesi
4- pH metre: Burundan çok ince fleksibl bir tüp yemek borusundan mideye gönderilerek buradaki basınçlar ve yukarı çıkan asit miktarı ölçülebilir.

Klasik reflü tedavisi

1. Mide asidini azaltan ilaçlar: Üç gruptur; anti asitler, H2 reseptör blokerleri ve proton pompa inhibitörleri

Asit azaltan ilaçlar grup olarak birçok ülkede en çok satan ilaçla arasında birinci ya da ikinci sıradadır. Her ne kadar aksini iddia edenler varsa da bu ilaçların hastalığı tedavi edici bir niteliği yoktur. Tıpta müthiş ilerlemeler olmasına, bir yığın modern mide ilaçlarının keşfine rağmen reflü şikayetlerin görüldüğü insanların sayısı azalmak bir tarafa roket hızı ile yükselmektedir!!

2. Prokinetik ilaçlar: Mide içindeki maddelerin bağırsağa daha hızlı geçmesini kolaylaştırırlar.

3. Eğer ilaç tedavisi ile hastaların şikayetleri geçmiyorsa ya da kanama, Barrett, darlık gibi komplikasyonlar varsa cerrahi yöntemlere başvurulur.

Diyet ve reflü

Şişman kişilerin çoğunda reflü ve mide şikayetleri vardır. Fazla yağlı yiyeceklerin reflüye neden olduğu ileri sürülmüştür. Fakat reflünün diyetteki yağ miktarına değil şişmanlıkla ilgisi olduğu gösterilmiştir (4).

Buna karşılık rafine (hızlı kana karışan) şekerlerin diyetteki fazlalığı ise reflüye neden olmaktadır. Yapılan bir araştırmada reflüsü olan hastaların diyetindeki glisemik endeksi yüksek gıdalar çıkartıldığında hastalık belirtilerinin bir hafta içerisinde düzeldiği gösterilmiştir (5).
Hatta bu çalışmaya katılan hastalar alkol, sigara, ve kahve gibi kötü alışkanlıklarına devam etmelerine rağmen reflü şikayetleri düzelmiştir. Bahsi geçen hastalar mide ilaçlarının tümünü kesmişlerdir.

Bizim gözlemlerimiz de aynı şekildedir. Düşük şekerli bir diyet olan “Taş devri diyeti”ni uygulayan kişilerin çok büyük bir bölümünde (neredeyse hepsinde) reflü birkaç gün içinde kendiliğinden kaybolmaktadır. Düşük şekerli diyetin reflüyü nasıl azatlığının mekanizması iyi bilinmemektedir. Benim kişisel görüşüm şu şekildedir.

Un ve şekerden zengin gıda ile beslenenlerde insülin direnci ve buna bağlı reaktif hipoglisemiler (tepkisel kan şeker düşüklüğü) olmaktadır. Hipoglisemiyi düzeltmek için vücutta sempatik sistem uyarılmaktadır. Yemek borusunun alt ucunun kapanması parasempatik sinir sistemi ile ilgilidir. Hipoglisemi sonucu sempatik sinir sistemi aşırı uyarılınca yemek borusu alt büzgeçi yutma olmamasına rağmen açılır ve mide içindekiler geriye kaçar.

Reflü hastaları için 10 öneri
Yemekleri az az, sık sık olacak şekilde tüketin, yavaş, iyi çiğneyin.
Yiyecek ve içeceklerinizin çok sıcak veya çok soğuk olmamasına dikkat edin.
Sıvıları öğün aralarında alın.
Alkol ve sigara kullanmayın.
Yürüyüş yaparak, mide ve bağırsak hareketlerini düzenleyin.
Çok dar ve belinizi sıkan kıyafetler giymeyin.
Yatmadan önce mide salgısını artıracak besin ve ilaç kullanmayın.
Stresten mümkün olduğunca kaçının.
Yemeklerden hemen sonra uzanıp yatmayın.
Kilo probleminiz varsa bir beslenme ve diyet uzmanıyla beslenme alışkanlıklarınızı değiştirmeye yönelik kilo verme programı yapın.

Bu besinleri tüketmeyin
Aşırı yağlı, kızartma ve kavurma yöntemiyle pişirilmiş besinler, sakatatlar, pastırma, sucuk, sosis vb.
Kereviz, lahana, karnabahar, mandalina, greyfurt, limon, portakal, kayısı hassasiyeti artırabilir. Bu konuda kendinizi gözlemleyin.
Kuru baklagiller (nohut, mercimek, kuru fasulye) hassasiyeti artırabilir, kontrollü tüketin.
Kahve, çay, neskafe, asitli içecekler, çikolata.
Acılı baharatlar, turşu, sirke, soğan, sarımsak, limon tuzu, et suyu içeren besinler.

etiketler: reflu nedir, reflu ve beslenme, reflu hastalari nasil beslenmeli, reflu hastalari ne yemeli,