Bugün
sağlık, ağız sağlığı, diş sağlığı, kadın sağlığı, hastalıklar, beslenme, zayıflama, diyet, sağlık bilgileri, şifalı bitkiler, besinler

Sıtma (Malarya)

Cumartesi, 26 Kasım 2011
Sıtma (Malarya)

Sıtma (Malarya)

Dişi anofel cinsi sivrisineklerde bulunan parazitlerin, insanları ısırmasıyla meydana gelen, nöbetler halinde ateş ve titremeye neden olan, yaygın bir hastalıktır. Sıtmanın bir diğer adı malaryadır. Teşhis ve tedavisi mümkündür ve kolaylıkla yapılır. Tedavi edilmediği takdirde ciddi problemlere yol açar ve hatta ölümcül olabilir.

Çok uzun zamandan beri bilinen bir hastalıktır. Dünyada 200 milyondan fazla kişinin bu hastalığa yakalandığı tahmin edilmektedir. Çoğunlukla Asya ve Afrika’da görülen bu hastalık, artık havayolu ulaşımı ile bütün dünyaya yayılmaktadır. İnsanoğlunun karşılaştığı en yaygın hastalıklardan biridir.
Ülkemizde en çok Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde görülmektedir. Adana, Mersin, Gaziantep, en çok görülen yerlerdir.

SITMANIN NEDENİ NEDİR?

Sıtmanın nedeni, plazmodium adındaki tek hücreli parazitlerdir. Bu parazitlerin tek rezervuarları insandır. Bu parazitlerin hepsi sıtmaya neden olur ve anofel tipi sivrisineğin ısırmasıyla bulaşır. Bu sivrisinek, sıcak ve nemli yerlerde yaşar. Bu parazitlerin yapmış olduğu sıtmanın şiddeti değişiktir.

P. Malarianın yapmış olduğu sıtma türünde ateş 3 günde bir yükselir. Bu pazarzit vücuda girdikten uzun süre sonra bile sıtmaya neden olabilir. Sık karşılaşılan bir sıtma türü değildir.

P. Falciparumun neden olduğu sıtma, özellikle Asya’da sık görülür. Her gün ateş yükselebilir ve uzun sürelidir. En şiddetli sıtma tipidir.

P. Ovale ve P. Vivax’da ateş 48 saatte bir yükselir. Özellikle sıcakta, ateş fazla yükselmiştir ve hararete neden olur. Ayrıca titreme görülür. Genelde Akdeniz ülkelerinde karşılaşılan bir sıtma tipidir.

SITMANIN BELİRTİLERİ

Sıtmanın belirtileri, nöbetler halinde ortaya çıkar. Enfeksiyona neden olan plazmodiumun türüne göre, belirtilerin şiddeti, nöbetler ve görülme zamanları değişir.

Nöbet başlamadan 2-3 gün önce hastada bazı belirtiler ortaya çıkar. Kişi, yorgun ve mutsuzdur. İştahı azalmıştır. Bunun dışında baş, bacak, sırt ağrıları görülebilir. Sıtma nöbetinde ilk görülen durum, titremedir. 2 saate kadar uzayabilir. Bütün vücut sarsılır. Titreme sırasında, ateş yükselir. Bu ateşin şiddeti, sıtmaya neden olan mikroba göre değişir. Deri kurumuştur ve sıcaklık hissi fazladır.

Ayrıca sıtmadan önce görülen başağrısı, nöbet boyunca da devam eder. Nabız yükselir ve hastada sinirlilik görülür. Sırt ve bacak ağrıları devam etmektedir.Sıtmanın ilerlediği durumlarda karaciğer ve dalakta büyüme görülür. Dalak yırtılırsa, iç kanama meydana gelir. Kansızlık görülebilir. Ayrıca hasta, solunum güçlüğü çekebilir.

NEDENLERİ
Sıtmanın etkeni protozoonlar olarak bili­nen tekhücreliler grubundan Plasmodi­um cinsi asalaklardır. Asalağın üreme çevrimi iki ayrı konakta tamamlanır, in­san ya da başka bir omurgalı konakta eşeysiz olarak çoğalan sıtma etkeni, da­ha sonra Anopheles cinsi sivrisineklerin içinde eşeyli olarak üreyip omurgalı bir konakta yeniden hastalık yaratabilecek duruma gelir.
İnsanda hastalığa yol” açan dört Plas-modium türü vardır: Bunlardan Pîasmo-dıum vivax, nöbetleri genellikle 48 saatte bir gelen tersiyana sıtmasının; Plasmodi­um malariae, nöbetleri 72 saatte bir ge­len kuartana sıtmasının; Plasmodium falciparum, nöbetleri 36-48 saatte bir ge­len, beyin sıtması ve karasu humması denen ölümcül biçimleriyle çok ağır bir gelişme gösterebilen, kötü huylu tersiya­na sıtması ya da öbür adıyla falciparum sıtmasının; Plasmodium ovale ise nöbet­leri 48-50 satte bir gelen iyi huylu tersi­yana sıtmasının etkenidir.
Sivrisinek sokmasıyla vücuda giren asalak, karaciğere yerleşerek çoğalmaya başlar. Bu asalaklar daha sonra dolaşıma katılıp alyuvarlara girer ve çoğalmayı sürdürür. Alyuvar asalakla dolduğunda parçalanır. Kana yayılan asalaklar başka alyuvarlara girer. İnsan vücudunda ger­çekleşen bu çoğalma süreci asalağın eşeysiz üreme evresini oluşturur.
Birkaç kuşak sonra bazı asalaklar eşey hücresi (gamet) üretecek biçimde değişikliğe uğrar. Bölünerek çoğalama-yan ve alyuvarlar içinde uzun süre varlı­ğını sürdürebilen bu hücrelere gametosit denir. Sivrisinek kan emerken bu hasta­lık etkenini içeren alyuvarları da sindi­rim sistemine alır. Sivrisineğin midesin­de etkinleşen erkek ve dişi gametositler arasında döllenme sonucu zigot oluşur. Bu eşeysel üreme evresinde zigot ooki-nete dönüşür. Anofelin mide duvarını geçen ookiııetler epitel ve kas katmanla­rı arasında kapsülle sarılarak ookist adıyla tanınan birer kist biçimini ahr. Bu kistlerden daha sonra sporozoit denen binlerce asalak çıkar. Sporozoiüer sivri­sineğin tükürük bezlerine ulaşır ve ısırık yoluyla yeni bir kişiye aktarılır. Böylece asalağın eşeysiz üreme evresi başlar.
Alyuvarlarda gerçekleşen eşeysiz üreme evresinin süresi Plasmodium türüne göre değişir. Ateş nöbetleri bu üre­me çevrimiyle ilgilidir. Asalakların kana
dağılmasıyla sıtma nöbeti görülür.
ENFEKSİYON KAYNAKLARI
Kanında asalağın gametosit biçimini ta­şıyan hastalar sıtmanın enfeksiyon kay­nağım,oluşturur. İnsanlarda akut, kronik ya da belirti vermeden gizli biçimlerde görülebilen enfeksiyon, anofeller aracılı­ğıyla bulaşır.
YAYILIMI
Sıtma daha çok tropik ve ılıman bölge­lerde yaygındır. Günümüzde başarılı bir mücadele sonucu birçok ülke sıtmadan arınmıştır. Ama Orta ve Güney Ameri­ka’da, Afrika ülkelerinde, Akdeniz ülke­leri ve Ortadoğu’da, Afganistan, Pakis­tan ve Hindistan’da, Japonya dışındaki Uzakdoğu ülkelerinde sıtmaya yaygın biçimde rastlanmaktadır. Türkiye’de son yıllarda, hemen yalnız P. vivax türünün etken olduğu tersiyana sıtması görülmek­tedir. Bu, aynı zamanda bütün dünyada en çok görülen sıtma türüdür. Falcipa­rum sıtması genellikle tropik bölgelerle sınırlıdır ve en tehlikeli sıtma türünü oluşturur. Yakmdoğuda ve Balkanlar’da,bu arada Türkiye’de de görülmüştür. Ku­artana sıtması ılıman ve astropik bölge­lerde yaygındır. Ender rastlanan iyi huy­lu tersiyana sıtması ise Afrika’nın doğu­sunda ve Güney Amerika’da dar bir yayı-hm gösterir.
BELİRTİLERİ
Sıtma sivrisineğinin sokması ve ilk belir­tilerin ortaya çıkması arasında geçen ku­luçka süresi, kuartana sıtması dışında 10-14 gün dolayındadır. Kuartana sıtmasın­da ise 18 günden başlayarak çok daha uzun bir süreye yayılabilir. Sıtmanın en tipik belirtisi yol açtığı nöbetler sırasında üşüme ve ateş basma duyumunun birbiri­ni izlemesidir. Bu nöbetler ilk birkaç günden sonra, asalakların alyuvarlardan kana yayılmasıyla eşzamanlı olarak ger­çekleştiğinden düzerdi aralıklarla ortaya çıkar. Nöbetler sırasında bir-iki saat sü­ren üşüme ve titreme evresinin ardından ateş hızla 40°C-41°C’ye kadar yükselir; 3-4 saat sonra yaygın terlemeyle birlikte hızla düşer. Tersiyana sıtmasında nöbet­ler günaşırı gelir. Ama yeni asalak ku­şaklarının dönüşümlü olarak 24 saat arayla kana yayılması durumunda her gün ateş nöbeti görülür (çift tersiyana). Kuartana sıtmasında nöbetler iki gün arayla gelir. Kanda iki asalak kuşağının bulunduğu durumlarda iki gün süren ateş nöbetini ateşsiz bir gün izler (çift kuarta­na). Üreme evresini ayrı zamanlarda ta­mamlayan üç kuşağın bulunduğu durum­larda ise her gün nöbet görülür. Tedavi edilmezse kısa sürede ölüme yol açan falciparum sıtmasında ise nöbet süreleri ve araları daha düzensizdir. Hastanın ge­nel durumu hızla bozulur.
Aralarında yinelemeyen ve kompli-kasyonlara yol açmayan falciparum sıt­masının da bulunduğu bütün sıtma olgu­ları tedavi edilmeseler bile, asalağın türü­ne bağh olarak değişen bir süreden sonra geriler. Bunun başta gelen nedeni enfek­siyona karşı bağışıklığın gelişmesidir.
Sıtma bölgelerinde yaşayan kişilerde yeni enfeksiyonlar görülebilir. Bu kişi­lerde kansızlık, dalak ve karaciğer büyü­mesi, aşırı kilo kaybı ortaya çıkar (sıtma kaşeksisi). Belirli coğrafi bölgelerde sıt­ma enfeksiyonunun sürmesi yalnızca sivrisineklerin varlığıyla açıklanamaz. Hastalığın doğal kaynağı olan insanların bir bölgede yaygın biçimde bulunması, sıtmanın yerleşik hastalık biçiminde or­taya çıkmasında en az anofeller kadar belirleyicidir. *

SITMANIN TEDAVİSİ

Önceleri, Büyük İskender dahil bir çok kişinin ölümüne neden olan sıtma, günümüzde tedavisi kolay bir hale gelmiştir. Sıtmanın ilacı bulunulan coğrafi bölgeye göre değişmektedir. Çünkü sıtmaya neden olan bazı plazmodium türleri, bazı ilaçlara karşı direnç kazanmıştır. Fakat, genellikle sıtma tedavisinde kullanılan ilaç “klorokin” dir. Özellikle sıtma savaş dispanseri, sağlık ocakları, sıtma personelleri ücretsiz olarak bu hastalığı tedavi etmektedir. Sıtmanın ilaçları sadece sıtma savaş dispanserinde bulunur ve ücretsizdir. Bu ilaçlar koruyucudur ya da tedavi edicidir. Sıtmanın yaygın olduğu bir bölgeye seyahat etmeniz gerekiyorsa, bu koruyucu ilaçları almanız gerekir. Tedavi edici ilaçlar ise mikrobun çoğalmasını engelleyicidir.

Son zamanlarda bilim adamları iki ilacın bir arada olduğu yeni bir sıtma ilacı geliştirdiler. Bunun dışında hasta istirahat halinde olmalıdır ve vücudun direncini arttıracak besinlerle beslenmelidir.

SITMADAN KORUNMANIN YOLLARI

Sıtmadan korunmak için, bu hastalığa neden olan faktörün yani sivrisineklerin ortan kaldırılması ya da üremesini engelleyici tedbirlerin alınması gerekir. Bu yöntem daha önceleri uygulanmıştır.

Fakat günümüzde sıtmadan korunmak için sıtma hastalarının bulunup tedavi edilmesi önem kazanmıştır. Erken tanı ve tedaviyle parazitlerin kaynağı yok edilmektedir.Ayrıca sinek ısırığından korunmak için (özellikle geceleri), sinek kovucu spreyler, sineğin ısırmasını engelleyecek kıyafetler tercih edilebilir. Amaç, sivrisineğin vücuda temasını önlemektir.

Sıtmanın görüldüğü yerlere seyahat edecek kişilerin seyahatin birkaç hafta öncesinden, seyahat sonrasındaki birkaç hafta boyunca sıtma ilacı alması gerekir. Bu şekilde sıtmadan korunmuş olur.

Sıtmanın yaygın olduğu yerler nüfüsun hızlı artış gösterdiği yerlerdir. Ayrıca kasaba ve kentlerin yavaş yavaş birleşmesi ile sıtma mikrobunu kontrol altına almak gittikçe güçleşmektedir. Bu yüzden sıtmaya olan duyarlılığın arttırılması, sıtma için gerekli ilaç ve malzemelerin yeterince bulundurulması şarttır. Bu yüzden devletin de sıtmaya yeterli bütçeyi ayırması gerekmektedir.

Hastalığın tarihçesi

Hastalığı ilk defa bildirenler Eski Mısırlılar’dır. M.Ö. 460-370 yıllarında Hipokrat da bataklık bölgelerde, tekrarlayan ateş ve dalak büyüklüğüyle seyreden bir hastalığın mevcudiyetini fark etmiş ve dört ayrı şekilde olabileceğini bildirmiştir. Torti (1753), ateşli hastalıklar için yazmış olduğu kitabında ilk defa ‘Malaria’ adını kullanarak diğer hastalıklardan ayrı olarak ele aldı. 1894’te Manson, sıtmanın sivrisineklerle bulaştığını buldu. Eski çağlarda kitleler hâlinde ölüme sebep olan sıtma, bugün de bu tehlikesini muhâfaza etmektedir.

Rusya’da I. Dünya Savaşı’ndan sonra 5 milyon sıtmalı vardı ve bunların 60.000’i öldü. 1934’te Seylan’da 3 milyon sıtmalının 100.000’i yaşamını yitirdi. Amerika’daki ilk salgın 1938’de Brezilya’da vuku buldu ve 100.000 hastanın 14.000’i öldü. Salgın, 1942’de Nil Vadisi’ne kaydı ve Mısır’da 12.000 kişiyi öldürdü. Daha sonra Etiyopya’da 15.000 ölü bıraktı. Savaşları ve tabiî âfetleri takiben Karayipler’de büyük hasar yapan salgın, 1963’te Haiti’de 75.000 kişinin ölümüne sebep oldu.

Yeryüzünde belirli bölgelerde sık bulunan hastalık 45 derece kuzey, 40 derece güney enlemleri arasında fazladır. Tropik ve subtropik bölgelerin hastalığıdır. Afrika’da ölen her yüz çocuktan onunun sebebi olan sıtma; Türkiye’de de önemli bir sağlık problemi olup, bu hastalikla yapilan mücadele devam etmektedir.

etiketler: sitma nedir, sitma hastaligi nedir, sitma belirtileri ve tedavisi, sitma nedenleri, malarya nedir,

Bu içerik için bazı arama önermeleri

  • guneydogu asyada en sik gorulen sitma etkeni
  • sitmanin artis nedenleri
  • türkiyede sıtma hastalığında son zamanlardaki artis

1. Yorumlar yazarken Türkçe kurallarına uyulması zorunludur.

2. Her üye yazdığı yorumdan kendisi sorumludur.

3. Küfür, argo ve hakaret içeren yorumlar asla yayımlanmaz.

Sıtma (Malarya) başlıklı içerik için hiç yorum yapılmamış!
İlk yorumu siz yapın.

Copyright © Sagligin.Net Hastalık ve Sağlık bilgileri - sağlık, ağız sağlığı, diş sağlığı, kadın sağlığı, hastalıklar, beslenme, zayıflama, diyet, sağlık bilgileri, şifalı bitkiler, besinler